1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 10. maddesi, modern önleyici İSG felsefesinin en hayati operasyonel ve bilimsel aracı olan "Risk Değerlendirmesini" yasal bir zorunluluk olarak düzenleyen, işverenin bilgi edinme ve aksiyon alma borcunun temelidir. Madde, kanunun "İşveren ile Çalışanların Görev, Yetki ve Yükümlülükleri" başlıklı ikinci bölümünde yer almaktadır. Hükmün temel amacı (ratio legis), işyerlerindeki görünür veya gizli tehlikelerin bir kaza yaşanmadan önce bilimsel metotlarla saptanmasını, derecelendirilmesini ve kontrol tedbirlerinin kurumsal hiyerarşi içinde kararlaştırılmasını emrederek iş kazalarını sıfıra indirmektir.
Tarihsel açıdan m. 10, Türk iş hukukunda "tecrübe ve sezgiye dayalı İSG yönetimi" dönemini kapatmış; yerine "veri analitiğine, ölçümlere ve sürekli takibe dayalı bilimsel İSG yönetimi" dönemini açmıştır. Risk değerlendirmesi artık tek seferlik bir evrak işi değil; yeni makine alındığında, kimyasal değiştiğinde, iş kazası yaşandığında veya mevzuat yenilendiğinde derhal revize edilmesi gereken dinamik ve yaşayan bir anayasadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Risk Değerlendirmesi Yapmak veya Yaptırmak (m. 10/1)
İşverenin bizzat kendi İSG birimiyle (İSGB) yapabileceği veya dışarıdan OSGB/uzman desteğiyle gerçekleştirebileceği temel ödevdir. Sorumluluk m. 4/2 gereğince yine işverendedir.
2.2. Özel Politika Gerektiren Grupların Korunması (m. 10/1-ç)
Risk analizinde en hassas kuraldır. Genç çalışanlar, yaşlılar, engelliler, gebe veya emziren kadın çalışanların fiziksel ve hormonal sınırları, risk değerlendirmesinde özel olarak analiz edilmelidir. Örneğin, gebe bir çalışanın kimyasal gaz maruziyeti eşiği ile genel işçinin eşiği aynı tutulamaz.
2.3. İdari Yapının Her Kademesinde Uygulanabilirlik (m. 10/3)
İSG kurallarının sadece sahada en alttaki işçiye değil, genel müdürden usta başına kadar tüm idari yönetim şemasına entegre edilmesini, her yöneticinin kendi birimindeki risklerin kontrolünden doğrudan sorumlu olmasını emreder.
2.4. Kontrol, Ölçüm, İnceleme ve Araştırma (m. 10/4)
İşverenin ortam ölçümü (gürültü, toz, gaz, aydınlatma, termal konfor, titreşim vb.) yaptırma borcudur. Havadaki gazın veya gürültünün seviyesi çıplak gözle veya kulakla saptanamayacağı için, akredite laboratuvarlara bilimsel ölçüm yaptırılması emredici yasa kuralıdır.
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, 6331 sayılı Kanun m. 4 (İşverenin genel yükümlülüğü), m. 5 (Korunma ilkeleri), m. 26 (Risk değerlendirmesi yaptırmama idari para cezası), "İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği" ve 6098 sayılı TBK m. 417 ile doğrudan sistemik ilişki içindedir.
Risk değerlendirmesi, iş kazası veya meslek hastalığı sonrasında açılan tazminat davalarında mahkemelerin ve bilirkişilerin işverenin "öngörülebilirlik" ve "önlenebilirlik" sınırlarını denetlediği en önemli maddi delildir.
4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay Ceza ve Hukuk Dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre;
- Şekli / Matbu Risk Analizinin Geçersizliği: Yargıtay, internetten indirilen, kopyala-yapıştır yöntemle hazırlanan veya işyerine gelinmeden masa başında doldurulan "matbu/hazır" risk değerlendirmelerini hukuken geçersiz saymaktadır. Yaşanan kazada risk analizi var olsa dahi, kazaya yol açan somut risk (örneğin iskele ayağının kayması tehlikesi) analizde özel olarak gösterilmemiş ve tedbiri yazılmamışsa, işverene doğrudan tam kusur verilmektedir.
- Ortam Ölçümü Yükümlülüğü: Meslek hastalığı (örneğin maden işçisinde pnömokonyoz/akciğer tozu hastalığı) davalarında, işverenin düzenli olarak "kişisel maruziyet toz ölçümü" yaptırmamış olması, illiyet bağının ve kusurun tespiti için tek başına yeterli bir karine kabul edilmektedir. Yargıtay, ölçüm yapmayan işvereni bilimsel denetim borcunu ihmal ettiği için doğrudan kusurlu bulmaktadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Bir akü fabrikasında çalışan gebe işçi (A), kurşun buharına maruz kalması nedeniyle düşük yapmış ve kendisinde de kurşun zehirlenmesi saptanmıştır. İşveren, fabrikadaki kurşun seviyesinin genel yasal sınırların altında olduğunu ve risk analizinin bulunduğunu savunmuştur. Ancak risk analizinde "gebe ve emziren kadın çalışanların kurşun maruziyeti" konusunda hiçbir özel çalışma yapılmadığı, (A)'nın gebeliğini bildirmesine rağmen aynı hatta çalıştırıldığı saptanmıştır.
Hukuki Analiz: M. 10/1-ç uyarınca, risk değerlendirmesinde gebe çalışanlar gibi özel politika gerektiren hassas grupların durumunun ayrıntılı analiz edilmesi ve korunmaları için özel tedbirler yazılması emredici yasa kuralıdır. Kurşun, fetüs için doğrudan teratojendir. Genel limitlerin altında kalınması gebe işçiyi korumaz. Özel risk analizi yapmayan ve (A)'yı bu hatta çalıştırmaya devam eden işveren, m. 10 ihlali nedeniyle ağır kusurlu olup, maddi ve manevi tazminattan tam sorumlu olacaktır.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir mobilya boyama atölyesinde havalandırma sistemi bozulmuş, boya solvent kokusu tüm atölyeyi sarmıştır. İşyeri temsilcisi, solvent ölçümü yaptırılmasını istemiştir. İşveren ise "burası boyahane, tabii ki solvent kokacak, ölçüme gerek yok, kapıyı pencereyi açın" diyerek talebi reddetmiştir. 3 gün sonra işçilerden biri gazdan zehirlenerek hastaneye kaldırılmıştır.
Hukuki Analiz: M. 10/4 uyarınca işveren, çalışma ortamındaki risklerin belirlenmesi için gerekli kontrol, ölçüm ve araştırmaları sağlamakla yükümlüdür. Kapı pencere açmak bilimsel bir önlem değildir. Havadaki solvent konsantrasyonu ölçülmeden güvenli çalışma ortamı sağlanamaz. Ölçüm yaptırmayan işveren, m. 10'a aykırı hareket ettiği için kazadan doğrudan hukuken ve cezai yönden sorumlu olacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
- Ekip Katılımı: Risk değerlendirmesi sadece uzman ve hekim tarafından tek başına hazırlanamaz. Yönetmelik gereği ekipte mutlaka; işveren/vekili, İSG uzmanı, işyeri hekimi, çalışan temsilcileri ve işyerindeki destek elemanları yer almalı, raporu hepsi ıslak imza ile imzalamalıdır.
- Yenilenme Süreleri: Hiçbir değişiklik olmasa dahi risk değerlendirmesi; az tehlikelide en geç 6 yılda, tehlikelide 4 yılda, çok tehlikelide ise 2 yılda bir tamamen yenilenmelidir.
- İdari Para Cezaları: Risk değerlendirmesi yaptırmayan işverene m. 26 uyarınca ilk ay için çok yüksek bir idari ceza kesilir ve eksikliğin giderilmediği her ay için bu ceza katlanarak artar.
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 10, Türk çalışma hayatını İSG yönünden bilimselleştiren, kazaları "kader veya fıtrat" olmaktan çıkarıp "engellenebilir teknik hatalar" seviyesine indiren en devrimci düzenlemelerin başında gelir. Doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal tarafından da risk değerlendirmesinin önemi, işverenin bilgi edinme ödevinin somutlaşması olarak takdir edilmektedir.
Ancak sahadaki en büyük pratik zaaf, risk analizinin bir "kurtarıcı evrak" (yani sadece müfettiş ceza kesmesin diye hazırlanan klasör) olarak görülmesidir. OSGB'ler, piyasada rekabet etmek adına komik fiyatlara, işyerine hiç gitmeden internetteki şablonlardan "kopyala-yapıştır" risk analizleri üretmekte; işverenler de bunları okumadan klasörleyip rafa kaldırmaktadır. Kazaların %90'ının "kâğıt üzerinde kusursuz" risk analizi olan işyerlerinde yaşanması bu acı gerçeğin kanıtıdır.
Müfettişler denetimlerde sadece risk analizinin "varlığını" değil, "içeriğinin o işyerinin fiili gerçekleriyle uyuşup uyuşmadığını" sorgulamalıdır. Ayrıca işçilerin risk değerlendirmesi süreçlerine katılımı yasal olarak daha sıkı denetlenmeli; işçinin imzası olmayan, eğitimlerde işçiye anlatılmayan risk analizleri hukuken tamamen geçersiz sayılmalıdır. Risk analizi rafta duran bir evrak değil, sahada solunan bir güvenlik kültürü olmalıdır.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
- Mevzuat: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 10, m. 26, İSG Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 10. maddesi, modern önleyici İSG felsefesinin en hayati operasyonel ve bilimsel aracı olan "Risk Değerlendirmesini" yasal bir zorunluluk olarak düzenleyen, işverenin bilgi edinme ve aksiyon alma borcunun temelidir. Madde, kanunun "İşveren ile Çalışanların Görev, Yetki ve Yükümlülükleri" başlıklı ikinci bölümünde yer almaktadır. Hükmün temel amacı (ratio legis), işyerlerindeki görünür veya gizli tehlikelerin bir kaza yaşanmadan önce bilimsel metotlarla saptanmasını, derecelendirilmesini ve kontrol tedbirlerinin kurumsal hiyerarşi içinde kararlaştırılmasını emrederek iş kazalarını sıfıra indirmektir.
Tarihsel açıdan m. 10, Türk iş hukukunda "tecrübe ve sezgiye dayalı İSG yönetimi" dönemini kapatmış; yerine "veri analitiğine, ölçümlere ve sürekli takibe dayalı bilimsel İSG yönetimi" dönemini açmıştır. Risk değerlendirmesi artık tek seferlik bir evrak işi değil; yeni makine alındığında, kimyasal değiştiğinde, iş kazası yaşandığında veya mevzuat yenilendiğinde derhal revize edilmesi gereken dinamik ve yaşayan bir anayasadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Risk Değerlendirmesi Yapmak veya Yaptırmak (m. 10/1)
İşverenin bizzat kendi İSG birimiyle (İSGB) yapabileceği veya dışarıdan OSGB/uzman desteğiyle gerçekleştirebileceği temel ödevdir. Sorumluluk m. 4/2 gereğince yine işverendedir.
2.2. Özel Politika Gerektiren Grupların Korunması (m. 10/1-ç)
Risk analizinde en hassas kuraldır. Genç çalışanlar, yaşlılar, engelliler, gebe veya emziren kadın çalışanların fiziksel ve hormonal sınırları, risk değerlendirmesinde özel olarak analiz edilmelidir. Örneğin, gebe bir çalışanın kimyasal gaz maruziyeti eşiği ile genel işçinin eşiği aynı tutulamaz.
2.3. İdari Yapının Her Kademesinde Uygulanabilirlik (m. 10/3)
İSG kurallarının sadece sahada en alttaki işçiye değil, genel müdürden usta başına kadar tüm idari yönetim şemasına entegre edilmesini, her yöneticinin kendi birimindeki risklerin kontrolünden doğrudan sorumlu olmasını emreder.
2.4. Kontrol, Ölçüm, İnceleme ve Araştırma (m. 10/4)
İşverenin ortam ölçümü (gürültü, toz, gaz, aydınlatma, termal konfor, titreşim vb.) yaptırma borcudur. Havadaki gazın veya gürültünün seviyesi çıplak gözle veya kulakla saptanamayacağı için, akredite laboratuvarlara bilimsel ölçüm yaptırılması emredici yasa kuralıdır.
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, 6331 sayılı Kanun m. 4 (İşverenin genel yükümlülüğü), m. 5 (Korunma ilkeleri), m. 26 (Risk değerlendirmesi yaptırmama idari para cezası), "İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği" ve 6098 sayılı TBK m. 417 ile doğrudan sistemik ilişki içindedir.
Risk değerlendirmesi, iş kazası veya meslek hastalığı sonrasında açılan tazminat davalarında mahkemelerin ve bilirkişilerin işverenin "öngörülebilirlik" ve "önlenebilirlik" sınırlarını denetlediği en önemli maddi delildir.
4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay Ceza ve Hukuk Dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre;
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Bir akü fabrikasında çalışan gebe işçi (A), kurşun buharına maruz kalması nedeniyle düşük yapmış ve kendisinde de kurşun zehirlenmesi saptanmıştır. İşveren, fabrikadaki kurşun seviyesinin genel yasal sınırların altında olduğunu ve risk analizinin bulunduğunu savunmuştur. Ancak risk analizinde "gebe ve emziren kadın çalışanların kurşun maruziyeti" konusunda hiçbir özel çalışma yapılmadığı, (A)'nın gebeliğini bildirmesine rağmen aynı hatta çalıştırıldığı saptanmıştır.
Hukuki Analiz: M. 10/1-ç uyarınca, risk değerlendirmesinde gebe çalışanlar gibi özel politika gerektiren hassas grupların durumunun ayrıntılı analiz edilmesi ve korunmaları için özel tedbirler yazılması emredici yasa kuralıdır. Kurşun, fetüs için doğrudan teratojendir. Genel limitlerin altında kalınması gebe işçiyi korumaz. Özel risk analizi yapmayan ve (A)'yı bu hatta çalıştırmaya devam eden işveren, m. 10 ihlali nedeniyle ağır kusurlu olup, maddi ve manevi tazminattan tam sorumlu olacaktır.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir mobilya boyama atölyesinde havalandırma sistemi bozulmuş, boya solvent kokusu tüm atölyeyi sarmıştır. İşyeri temsilcisi, solvent ölçümü yaptırılmasını istemiştir. İşveren ise "burası boyahane, tabii ki solvent kokacak, ölçüme gerek yok, kapıyı pencereyi açın" diyerek talebi reddetmiştir. 3 gün sonra işçilerden biri gazdan zehirlenerek hastaneye kaldırılmıştır.
Hukuki Analiz: M. 10/4 uyarınca işveren, çalışma ortamındaki risklerin belirlenmesi için gerekli kontrol, ölçüm ve araştırmaları sağlamakla yükümlüdür. Kapı pencere açmak bilimsel bir önlem değildir. Havadaki solvent konsantrasyonu ölçülmeden güvenli çalışma ortamı sağlanamaz. Ölçüm yaptırmayan işveren, m. 10'a aykırı hareket ettiği için kazadan doğrudan hukuken ve cezai yönden sorumlu olacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 10, Türk çalışma hayatını İSG yönünden bilimselleştiren, kazaları "kader veya fıtrat" olmaktan çıkarıp "engellenebilir teknik hatalar" seviyesine indiren en devrimci düzenlemelerin başında gelir. Doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal tarafından da risk değerlendirmesinin önemi, işverenin bilgi edinme ödevinin somutlaşması olarak takdir edilmektedir.
Ancak sahadaki en büyük pratik zaaf, risk analizinin bir "kurtarıcı evrak" (yani sadece müfettiş ceza kesmesin diye hazırlanan klasör) olarak görülmesidir. OSGB'ler, piyasada rekabet etmek adına komik fiyatlara, işyerine hiç gitmeden internetteki şablonlardan "kopyala-yapıştır" risk analizleri üretmekte; işverenler de bunları okumadan klasörleyip rafa kaldırmaktadır. Kazaların %90'ının "kâğıt üzerinde kusursuz" risk analizi olan işyerlerinde yaşanması bu acı gerçeğin kanıtıdır.
Müfettişler denetimlerde sadece risk analizinin "varlığını" değil, "içeriğinin o işyerinin fiili gerçekleriyle uyuşup uyuşmadığını" sorgulamalıdır. Ayrıca işçilerin risk değerlendirmesi süreçlerine katılımı yasal olarak daha sıkı denetlenmeli; işçinin imzası olmayan, eğitimlerde işçiye anlatılmayan risk analizleri hukuken tamamen geçersiz sayılmalıdır. Risk analizi rafta duran bir evrak değil, sahada solunan bir güvenlik kültürü olmalıdır.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.