1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 1. maddesi, tüm kanunun felsefi, hukuki ve sosyal politika temellerini kuran, yasanın ruhunu ve yorum sınırlarını belirleyen "Amaç" hükmüdür. Madde, kanunun "Amaç, Kapsam ve Tanımlar" başlıklı birinci bölümünde yer almaktadır. Hükmün temel amacı (ratio legis), iş sağlığı ve güvenliğini (İSG) sadece iş kazalarını önlemeye yönelik reaktif (tepkisel) bir tedbirler bütünü olmaktan çıkarıp; işyerlerindeki mevcut sağlık ve güvenlik şartlarını sürekli olarak iyileştirmeyi hedefleyen proaktif (önleyici) ve dinamik bir sistem haline getirmektir.
Tarihsel açıdan 6331 sayılı Kanun, Türk iş hukukunda devrim niteliğinde bir milattır. Bu kanun yürürlüğe girmeden önce İSG kuralları, 4857 sayılı İş Kanunu’nun beşinci bölümünde (m. 77-89) dağınık ve sadece "işçi" statüsündekileri koruyan sınırlı bir yapıda düzenlenmişti. 6331 sayılı Kanun ile İSG, müstakil bir kanuni kimliğe kavuşmuş ve Avrupa Birliği’nin 89/391/EEC sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Çerçeve Direktifi iç hukukumuza tam uyumlu şekilde entegre edilmiştir. Artık amaç, sadece zararı tazmin etmek veya asgari koruma sağlamak değil, sürekli bir "iyileştirme ve geliştirme" döngüsü (PUKÖ döngüsü: Planla, Uygula, Kontrol Et, Önlem Al) yaratmaktır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İş Sağlığı ve Güvenliğinin Sağlanması
İşyerinde işin yürütümü sırasında çalışanların maruz kalabileceği fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal ve ergonomik tüm risklerin kontrol altına alınarak çalışanın bedensel ve ruhsal bütünlüğünün korunmasıdır.
2.2. Mevcut Şartların İyileştirilmesi (Continuous Improvement)
Yasa koyucunun en modern vizyonudur. İşverenin sadece mevcut standartlara uyması yetmez; teknik gelişmeler ışığında çalışma ortamını sürekli daha güvenli ve sağlıklı hale getirmek üzere yatırım ve araştırma yapması gerekir.
2.3. Sosyal Tarafların Görev, Yetki ve Sorumluluklarının Dengelenmesi
Yasa, İSG'yi tek taraflı bir işveren borcu olmaktan çıkarıp, çalışanların da aktif katılımını, eğitim almasını ve kurallara uymasını zorunlu kılan iki taraflı bir sorumluluk ağı olarak kurgulamıştır.
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, T.C. Anayasası'nın 17. maddesi (Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı), 56. maddesi (Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması), 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417 (İşverenin koruma ve gözetme borcu), 4857 sayılı İş Kanunu ve ILO'nun 155 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
Hukuki niteliği itibarıyla 6331 sayılı Kanun m. 1, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yasanın amacı doğrultusunda konulan kurallar emredici olup, sözleşmelerle işçi aleyhine daraltılamaz veya ortadan kaldırılamaz.
4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 21. Hukuk Dairesi'nin (güncel yetki dairesiyle birlikte) yerleşik içtihatlarına göre; İSG Kanunu'nun 1. maddesinde ifadesini bulan "sağlık ve güvenlik şartlarının sağlanması ve iyileştirilmesi" amacı doğrultusunda, işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluğa yaklaşan çok ağırlaştırılmış bir özen yükümlülüğüdür. Yargıtay, işverenin sadece mevzuatta yazılı olan asgari önlemleri almasını yeterli görmemekte; "işverenin, işyerindeki tehlikeleri sıfırlamak veya en aza indirmek için bilimin ve teknolojinin ulaştığı en son seviyedeki tüm önlemleri almakla yükümlü olduğunu" istikrarlı şekilde karar altına almaktadır. Kağıt üzerinde kalmış eğitimler veya sadece şekli olarak yapılmış risk değerlendirmeleri işvereni sorumluluktan kurtarmaz.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Bir inşaat firması, şantiyedeki işçilerine baret ve emniyet kemeri dağıtmış, ancak işçilerin bunları fiilen kullanıp kullanmadığını denetlememiştir. Emniyet kemeri takmayan işçi (A) yüksekten düşerek ağır yaralanmıştır. İşveren, 6331 sayılı Kanun kapsamında üzerine düşen araç sağlama görevini yaptığını, kazanın tamamen işçinin kendi kusurundan kaynaklandığını savunmuştur.
Hukuki Analiz: 6331 sayılı Kanun m. 1'in amacı "sağlığın ve güvenliğin fiilen sağlanmasıdır". İşverenin sorumluluğu sadece araç gereç sağlamakla sınırlı değildir; bu tedbirlerin fiilen uygulanmasını "izlemek ve denetlemek" de yükümlülüğünün ayrılmaz bir parçasıdır. Denetim mekanizması kurmayan ve işçinin kemer takmamasını tolere eden işveren, yasanın amacına aykırı hareket ettiği için kazadan tam derecede hukuken sorumlu olacaktır.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir tekstil fabrikasında gürültü seviyesi yasal sınır olan 85 dB'in altındadır (83 dB). İşçiler kulak koruyucu talep etmiş; ancak işveren yasal limitlerin altında olduklarını, mevcut durumun yeterli olduğunu iddia ederek talebi reddetmiştir.
Hukuki Analiz: M. 1'in amacı mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının "iyileştirilmesidir". Teknik gelişmeler ve ergonomik araştırmalar, 80 dB üzerindeki gürültünün de uzun vadede işitme kayıplarına ve psikososyal strese yol açtığını göstermektedir. İşveren, sürekli iyileştirme ilkesi gereği, imkanlar dahilinde gürültüyü daha da azaltıcı önlemler almak ve işçilerin konforlu çalışmasını sağlamakla yükümlüdür. Şekli limitlere sığınarak iyileştirmeden kaçınılamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
- Önleyici Yaklaşım: Yasanın amacı doğrultusunda, tüm işyerlerinde iş kazası veya meslek hastalığı "henüz meydana gelmeden" tehlikelerin tespit edilmesi (risk değerlendirmesi) zorunludur.
- Kamu Sektörünün Kapsama Alınması: Yasanın genel amacı gereği, devlet memurları dahil olmak üzere kamu çalışanları da ilk kez İSG koruma şemsiyesi altına alınmıştır.
- Maliyet Sorumluluğu: Alınan hiçbir İSG tedbirinin maliyeti işçiye yansıtılamaz. Örneğin işçi maaşından kişisel koruyucu donanım (KKD) kesintisi yapılamaz.
7. Eleştirel Değerlendirme
6331 sayılı Kanun’un 1. maddesi, çağdaş iş sağlığı ve güvenliği felsefesini yansıtan, doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal tarafından sosyal devlet ve işçi haklarının gelişimi yönünden son derece ileri bir adım olarak nitelendirilen vizyoner bir normdur. Yasanın İSG'yi bağımsız bir disiplin haline getirmesi takdire şayandır.
Ancak yasanın bu asil amacı ile Türkiye'deki pratik gerçekler arasında derin bir uçurum bulunmaktadır. Türkiye, iş kazalarındaki ölüm oranlarında halen Avrupa'da birinci, dünyada ise en ön sıralardadır. Bunun en büyük nedeni, kanunun emredici amacının sahada "maliyet unsuru" olarak görülmesi ve denetimlerin yetersizliğidir.
Daha da önemlisi, kanunun en devrimci yönü olan "kamu kurumlarında ve az tehlikeli sınıfta yer alan 50'den az çalışanı olan işyerlerinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirme" zorunluluğunun yürürlük tarihinin yasa koyucu tarafından defalarca (en son 2026 yılına kadar) ertelenmiş olmasıdır. Amacı en geniş korumayı sağlamak olan bir kanunun, en geniş çalışan kesimini kapsayan alanlarda fiilen uygulanmasının ertelenmesi, yasanın kendi amacıyla çelişmesi anlamına gelmektedir. Erteleme politikalarına son verilmeli, yasanın amacı her sektörde tavizsiz bir biçimde derhal hayata geçirilmelidir.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
- Mevzuat: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 1, T.C. Anayasası m. 17, m. 56, 6098 sayılı TBK m. 417, 89/391/EEC sayılı AB Çerçeve Direktifi.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 1. maddesi, tüm kanunun felsefi, hukuki ve sosyal politika temellerini kuran, yasanın ruhunu ve yorum sınırlarını belirleyen "Amaç" hükmüdür. Madde, kanunun "Amaç, Kapsam ve Tanımlar" başlıklı birinci bölümünde yer almaktadır. Hükmün temel amacı (ratio legis), iş sağlığı ve güvenliğini (İSG) sadece iş kazalarını önlemeye yönelik reaktif (tepkisel) bir tedbirler bütünü olmaktan çıkarıp; işyerlerindeki mevcut sağlık ve güvenlik şartlarını sürekli olarak iyileştirmeyi hedefleyen proaktif (önleyici) ve dinamik bir sistem haline getirmektir.
Tarihsel açıdan 6331 sayılı Kanun, Türk iş hukukunda devrim niteliğinde bir milattır. Bu kanun yürürlüğe girmeden önce İSG kuralları, 4857 sayılı İş Kanunu’nun beşinci bölümünde (m. 77-89) dağınık ve sadece "işçi" statüsündekileri koruyan sınırlı bir yapıda düzenlenmişti. 6331 sayılı Kanun ile İSG, müstakil bir kanuni kimliğe kavuşmuş ve Avrupa Birliği’nin 89/391/EEC sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Çerçeve Direktifi iç hukukumuza tam uyumlu şekilde entegre edilmiştir. Artık amaç, sadece zararı tazmin etmek veya asgari koruma sağlamak değil, sürekli bir "iyileştirme ve geliştirme" döngüsü (PUKÖ döngüsü: Planla, Uygula, Kontrol Et, Önlem Al) yaratmaktır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İş Sağlığı ve Güvenliğinin Sağlanması
İşyerinde işin yürütümü sırasında çalışanların maruz kalabileceği fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal ve ergonomik tüm risklerin kontrol altına alınarak çalışanın bedensel ve ruhsal bütünlüğünün korunmasıdır.
2.2. Mevcut Şartların İyileştirilmesi (Continuous Improvement)
Yasa koyucunun en modern vizyonudur. İşverenin sadece mevcut standartlara uyması yetmez; teknik gelişmeler ışığında çalışma ortamını sürekli daha güvenli ve sağlıklı hale getirmek üzere yatırım ve araştırma yapması gerekir.
2.3. Sosyal Tarafların Görev, Yetki ve Sorumluluklarının Dengelenmesi
Yasa, İSG'yi tek taraflı bir işveren borcu olmaktan çıkarıp, çalışanların da aktif katılımını, eğitim almasını ve kurallara uymasını zorunlu kılan iki taraflı bir sorumluluk ağı olarak kurgulamıştır.
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, T.C. Anayasası'nın 17. maddesi (Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı), 56. maddesi (Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması), 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417 (İşverenin koruma ve gözetme borcu), 4857 sayılı İş Kanunu ve ILO'nun 155 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
Hukuki niteliği itibarıyla 6331 sayılı Kanun m. 1, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yasanın amacı doğrultusunda konulan kurallar emredici olup, sözleşmelerle işçi aleyhine daraltılamaz veya ortadan kaldırılamaz.
4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 21. Hukuk Dairesi'nin (güncel yetki dairesiyle birlikte) yerleşik içtihatlarına göre; İSG Kanunu'nun 1. maddesinde ifadesini bulan "sağlık ve güvenlik şartlarının sağlanması ve iyileştirilmesi" amacı doğrultusunda, işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluğa yaklaşan çok ağırlaştırılmış bir özen yükümlülüğüdür. Yargıtay, işverenin sadece mevzuatta yazılı olan asgari önlemleri almasını yeterli görmemekte; "işverenin, işyerindeki tehlikeleri sıfırlamak veya en aza indirmek için bilimin ve teknolojinin ulaştığı en son seviyedeki tüm önlemleri almakla yükümlü olduğunu" istikrarlı şekilde karar altına almaktadır. Kağıt üzerinde kalmış eğitimler veya sadece şekli olarak yapılmış risk değerlendirmeleri işvereni sorumluluktan kurtarmaz.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Bir inşaat firması, şantiyedeki işçilerine baret ve emniyet kemeri dağıtmış, ancak işçilerin bunları fiilen kullanıp kullanmadığını denetlememiştir. Emniyet kemeri takmayan işçi (A) yüksekten düşerek ağır yaralanmıştır. İşveren, 6331 sayılı Kanun kapsamında üzerine düşen araç sağlama görevini yaptığını, kazanın tamamen işçinin kendi kusurundan kaynaklandığını savunmuştur.
Hukuki Analiz: 6331 sayılı Kanun m. 1'in amacı "sağlığın ve güvenliğin fiilen sağlanmasıdır". İşverenin sorumluluğu sadece araç gereç sağlamakla sınırlı değildir; bu tedbirlerin fiilen uygulanmasını "izlemek ve denetlemek" de yükümlülüğünün ayrılmaz bir parçasıdır. Denetim mekanizması kurmayan ve işçinin kemer takmamasını tolere eden işveren, yasanın amacına aykırı hareket ettiği için kazadan tam derecede hukuken sorumlu olacaktır.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir tekstil fabrikasında gürültü seviyesi yasal sınır olan 85 dB'in altındadır (83 dB). İşçiler kulak koruyucu talep etmiş; ancak işveren yasal limitlerin altında olduklarını, mevcut durumun yeterli olduğunu iddia ederek talebi reddetmiştir.
Hukuki Analiz: M. 1'in amacı mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının "iyileştirilmesidir". Teknik gelişmeler ve ergonomik araştırmalar, 80 dB üzerindeki gürültünün de uzun vadede işitme kayıplarına ve psikososyal strese yol açtığını göstermektedir. İşveren, sürekli iyileştirme ilkesi gereği, imkanlar dahilinde gürültüyü daha da azaltıcı önlemler almak ve işçilerin konforlu çalışmasını sağlamakla yükümlüdür. Şekli limitlere sığınarak iyileştirmeden kaçınılamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
6331 sayılı Kanun’un 1. maddesi, çağdaş iş sağlığı ve güvenliği felsefesini yansıtan, doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal tarafından sosyal devlet ve işçi haklarının gelişimi yönünden son derece ileri bir adım olarak nitelendirilen vizyoner bir normdur. Yasanın İSG'yi bağımsız bir disiplin haline getirmesi takdire şayandır.
Ancak yasanın bu asil amacı ile Türkiye'deki pratik gerçekler arasında derin bir uçurum bulunmaktadır. Türkiye, iş kazalarındaki ölüm oranlarında halen Avrupa'da birinci, dünyada ise en ön sıralardadır. Bunun en büyük nedeni, kanunun emredici amacının sahada "maliyet unsuru" olarak görülmesi ve denetimlerin yetersizliğidir.
Daha da önemlisi, kanunun en devrimci yönü olan "kamu kurumlarında ve az tehlikeli sınıfta yer alan 50'den az çalışanı olan işyerlerinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirme" zorunluluğunun yürürlük tarihinin yasa koyucu tarafından defalarca (en son 2026 yılına kadar) ertelenmiş olmasıdır. Amacı en geniş korumayı sağlamak olan bir kanunun, en geniş çalışan kesimini kapsayan alanlarda fiilen uygulanmasının ertelenmesi, yasanın kendi amacıyla çelişmesi anlamına gelmektedir. Erteleme politikalarına son verilmeli, yasanın amacı her sektörde tavizsiz bir biçimde derhal hayata geçirilmelidir.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.