1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun mülga 89. maddesi, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının alt normatif yapısını kuran, yürütme organına teknik ve idari alanlarda düzenleyici işlem sevk etme yetkisi veren çerçeve nitelikte bir yetki normudur. Madde, kanunun mülga beşinci bölümünün sonunda yer almaktaydı. Bu düzenlemenin amacı (ratio legis), İSG gibi bilimsel ve teknolojik gelişmelerle doğrudan bağlantılı, sürekli güncellenmesi gereken teknik bir sahada, yasama organının hantal yapısını devre dışı bırakarak yürütmenin hızlı ve esnek kurallar koyabilmesini sağlamaktır. İnşaat, kimya, madencilik gibi özel risk alanlarındaki koruyucu kuralların idari düzenlemelerle tanzim edilmesi bu madde sayesinde mümkün olmuştur. Ancak bu parça yetki yapısı, tüm İSG düzenleme yetkilerini tek bir çatı altında birleştirmek üzere 20/06/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37. maddesi ile mülga edilmiştir.
Mülga 89. maddenin yerini günümüzde 6331 sayılı Kanun’un 30. maddesi (Yönetmelikler) almıştır. Mülga İş Kanunu sisteminde düzenleme yetkisi farklı maddelere (m. 78, 85, 88, 89) serpiştirilmiş durumdaydı ve bu durum yetki çatışmalarına veya mevzuat dağınıklığına yol açıyordu. 6331 sayılı Kanun m. 30 ile tüm bu dağınık düzenleme yetkileri tek bir maddede toplanarak sistematik bütünlük sağlanmıştır. Yeni sistemde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, diğer ilgili bakanlıkların (Sağlık, Çevre vb.) görüşlerini de alarak İSG alanındaki tüm alt düzenlemeleri tek bir kanuni yetkiyle yürürlüğe koymaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Çerçeve Yetki Normu
Yasama organının, sınırlarını belirleyerek teknik ve uzmanlık gerektiren konuları yürütme organının yönetmeliklerine bırakmasıdır. İSG gibi dinamik alanlarda bu yetki devri anayasal sınırlara uyumlu ve zorunludur.
2.2. İSG Yönetmeliklerinin Normatif Karakteri
Yönetmelikler, normlar hiyerarşisinde kanunun altında yer alsa da, taşıdıkları kurallar bakımından işverenler için emredici ve doğrudan bağlayıcı hukuk kurallarıdır. Bir yönetmelik kuralının ihlali, doğrudan hukuka aykırılık sonucunu doğurur.
2.3. Avrupa Birliği Mevzuatı ile Uyum (Uyumlaştırma)
Mülga m. 89 ve güncel m. 30 kapsamında çıkarılan yönetmeliklerin büyük bir kısmı, AB’nin 89/391/EEC sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Çerçeve Direktifi ve buna bağlı özel direktiflerin ulusal hukuka aktarılması niteliğindedir.
3. Sistematik İlişkiler
Bu mülga madde, 6331 sayılı Kanun m. 30 (ikame ana norm), Anayasa m. 124 (Yönetmelikler), 2577 sayılı İYUK (İdari düzenleyici işlemlerin iptali), 6098 sayılı TBK m. 417 (Gözetme borcu) ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
İşverenin gözetme borcunun somut sınırları bu madde uyarınca çıkarılan yönetmeliklerle (örneğin Yapı İşlerinde İSG Yönetmeliği) çizilir. İdari yargı denetimi açısından ise bu yönetmeliklerin kanuna aykırı hükümleri hakkında doğrudan Danıştay nezdinde iptal davası açılması mümkündür.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 21. Hukuk Dairesi'nin (mülga) yerleşik içtihatlarına göre; bu maddelere dayanılarak yürürlüğe konulan yönetmeliklerdeki kurallar, mahkemelerce yapılacak kusur değerlendirmesinde birincil derecede bağlayıcı teknik kriterlerdir. Bilirkişiler, iş kazalarında işverenin kusurlu olup olmadığını belirlerken öncelikle ilgili yönetmelikte yer alan teknik önlemlerin (örneğin korkuluk yüksekliği, topraklama ölçümü) alınıp alınmadığını denetler. Yönetmelik kurallarına uyulmaması, işverenin gözetme borcuna doğrudan aykırılık teşkil eder ve tazminat sorumluluğunu kesinleştirir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) İnşaat firmasında çalışan kalıp ustası (B), bina dış cephesinde çalışırken güvenlik filesi ve yaşam hattı bulunmadığı için düşerek vefat etmiştir. İşveren, kazanın şiddetli rüzgar nedeniyle kaçınılmaz olduğunu, İş Kanunu metninde güvenlik filesi takılmasına dair açık bir kanun hükmü bulunmadığını ileri sürmüştür.
Hukuki Analiz: Mülga m. 89 ve güncel 6331 m. 30 uyarınca yürürlükte olan "Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği", yüksekte çalışmalarda toplu koruma önlemi olarak güvenlik filelerinin kurulmasını emreder. Kanunda her teknik detayın yazılması gerekmez; yönetmeliğe aykırılık doğrudan kanuna aykırılıktır. İşverenin savunması geçersizdir; kazadan tam olarak sorumludur.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Akü fabrikasında çalışan (C), kurşun buharlarına maruz kalarak zehirlenmiştir. Fabrikada genel havalandırma bulunmasına rağmen, bölgesel emiş sistemi kurulmamıştır. İşveren, genel havalandırmanın yeterli olduğunu iddia etmektedir.
Hukuki Analiz: "Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik" kuralları uyarınca, toksik buharların kaynağında emilmesi zorunludur. Yönetmelikteki bu spesifik teknik kuralı ihlal eden işveren, mülga m. 89 / 6331 m. 30 çerçevesinde gözetme borcunu ihlal etmiştir ve cismani zararlardan sorumludur.
6. Pratik Uygulama Notları
- Yönetmelik Hükümlerinin Çatışması: Birden fazla yönetmeliğin aynı konuda farklı kurallar öngörmesi durumunda, normlar hiyerarşisi ve işçinin korunması ilkesi gereği işçi lehine olan en katı ve koruyucu kural uygulanmalıdır.
- Teknik Standartlar (TSE/EN): Yönetmeliklerin atıf yaptığı TSE veya EN standartları da bağlayıcı norm niteliği kazanır. İşverenlerin tedarik ettiği koruyucu donanımların bu standartlara uygun (CE belgeli) olması şarttır.
- İdari Denetim: İş müfettişleri yaptıkları teftişlerde doğrudan bu yönetmelik hükümlerini esas alarak eksiklik raporu düzenler ve idari para cezası uygular.
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 89'un mülga edilerek düzenleme yetkilerinin 6331 sayılı Kanun m. 30 altında konsolide edilmesi, Türk iş hukuku doktrininde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal tarafından mevzuat dağınıklığını ve kargaşasını önleyen çok başarılı bir kodifikasyon adımı olarak değerlendirilmektedir.
Ancak günümüz uygulamasında ciddi bir "mevzuat enflasyonu ve karmaşası" mevcuttur. 6331 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan onlarca farklı yönetmelik, KOBİ'ler ve küçük esnaflar için takip edilmesi ve uygulanması imkansız derecede karmaşık ve yoğun bir kurallar bütünlüğü yaratmıştır. Birçok küçük işletme, hangi yönetmeliğe tabi olduğunu dahi bilmemektedir. Bu sorunun aşılması için; İSG mevzuatı sadeleştirilmeli, sektörel bazda tek bir birleşik yönetmelik (örneğin "İnşaat Sektörü İSG Yönetmeliği", "Metal Sektörü İSG Yönetmeliği") haline getirilmeli ve KOBİ'ler için görselleştirilmiş, kolay anlaşılır resmi "İSG Uygulama Rehberleri" yayımlanarak yasal bağlayıcılık kazandırılmalıdır.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
- Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m. 89 (Mülga), 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 30, 2709 sayılı TC Anayasası m. 124.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun mülga 89. maddesi, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının alt normatif yapısını kuran, yürütme organına teknik ve idari alanlarda düzenleyici işlem sevk etme yetkisi veren çerçeve nitelikte bir yetki normudur. Madde, kanunun mülga beşinci bölümünün sonunda yer almaktaydı. Bu düzenlemenin amacı (ratio legis), İSG gibi bilimsel ve teknolojik gelişmelerle doğrudan bağlantılı, sürekli güncellenmesi gereken teknik bir sahada, yasama organının hantal yapısını devre dışı bırakarak yürütmenin hızlı ve esnek kurallar koyabilmesini sağlamaktır. İnşaat, kimya, madencilik gibi özel risk alanlarındaki koruyucu kuralların idari düzenlemelerle tanzim edilmesi bu madde sayesinde mümkün olmuştur. Ancak bu parça yetki yapısı, tüm İSG düzenleme yetkilerini tek bir çatı altında birleştirmek üzere 20/06/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37. maddesi ile mülga edilmiştir.
Mülga 89. maddenin yerini günümüzde 6331 sayılı Kanun’un 30. maddesi (Yönetmelikler) almıştır. Mülga İş Kanunu sisteminde düzenleme yetkisi farklı maddelere (m. 78, 85, 88, 89) serpiştirilmiş durumdaydı ve bu durum yetki çatışmalarına veya mevzuat dağınıklığına yol açıyordu. 6331 sayılı Kanun m. 30 ile tüm bu dağınık düzenleme yetkileri tek bir maddede toplanarak sistematik bütünlük sağlanmıştır. Yeni sistemde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, diğer ilgili bakanlıkların (Sağlık, Çevre vb.) görüşlerini de alarak İSG alanındaki tüm alt düzenlemeleri tek bir kanuni yetkiyle yürürlüğe koymaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Çerçeve Yetki Normu
Yasama organının, sınırlarını belirleyerek teknik ve uzmanlık gerektiren konuları yürütme organının yönetmeliklerine bırakmasıdır. İSG gibi dinamik alanlarda bu yetki devri anayasal sınırlara uyumlu ve zorunludur.
2.2. İSG Yönetmeliklerinin Normatif Karakteri
Yönetmelikler, normlar hiyerarşisinde kanunun altında yer alsa da, taşıdıkları kurallar bakımından işverenler için emredici ve doğrudan bağlayıcı hukuk kurallarıdır. Bir yönetmelik kuralının ihlali, doğrudan hukuka aykırılık sonucunu doğurur.
2.3. Avrupa Birliği Mevzuatı ile Uyum (Uyumlaştırma)
Mülga m. 89 ve güncel m. 30 kapsamında çıkarılan yönetmeliklerin büyük bir kısmı, AB’nin 89/391/EEC sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Çerçeve Direktifi ve buna bağlı özel direktiflerin ulusal hukuka aktarılması niteliğindedir.
3. Sistematik İlişkiler
Bu mülga madde, 6331 sayılı Kanun m. 30 (ikame ana norm), Anayasa m. 124 (Yönetmelikler), 2577 sayılı İYUK (İdari düzenleyici işlemlerin iptali), 6098 sayılı TBK m. 417 (Gözetme borcu) ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
İşverenin gözetme borcunun somut sınırları bu madde uyarınca çıkarılan yönetmeliklerle (örneğin Yapı İşlerinde İSG Yönetmeliği) çizilir. İdari yargı denetimi açısından ise bu yönetmeliklerin kanuna aykırı hükümleri hakkında doğrudan Danıştay nezdinde iptal davası açılması mümkündür.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 21. Hukuk Dairesi'nin (mülga) yerleşik içtihatlarına göre; bu maddelere dayanılarak yürürlüğe konulan yönetmeliklerdeki kurallar, mahkemelerce yapılacak kusur değerlendirmesinde birincil derecede bağlayıcı teknik kriterlerdir. Bilirkişiler, iş kazalarında işverenin kusurlu olup olmadığını belirlerken öncelikle ilgili yönetmelikte yer alan teknik önlemlerin (örneğin korkuluk yüksekliği, topraklama ölçümü) alınıp alınmadığını denetler. Yönetmelik kurallarına uyulmaması, işverenin gözetme borcuna doğrudan aykırılık teşkil eder ve tazminat sorumluluğunu kesinleştirir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) İnşaat firmasında çalışan kalıp ustası (B), bina dış cephesinde çalışırken güvenlik filesi ve yaşam hattı bulunmadığı için düşerek vefat etmiştir. İşveren, kazanın şiddetli rüzgar nedeniyle kaçınılmaz olduğunu, İş Kanunu metninde güvenlik filesi takılmasına dair açık bir kanun hükmü bulunmadığını ileri sürmüştür.
Hukuki Analiz: Mülga m. 89 ve güncel 6331 m. 30 uyarınca yürürlükte olan "Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği", yüksekte çalışmalarda toplu koruma önlemi olarak güvenlik filelerinin kurulmasını emreder. Kanunda her teknik detayın yazılması gerekmez; yönetmeliğe aykırılık doğrudan kanuna aykırılıktır. İşverenin savunması geçersizdir; kazadan tam olarak sorumludur.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Akü fabrikasında çalışan (C), kurşun buharlarına maruz kalarak zehirlenmiştir. Fabrikada genel havalandırma bulunmasına rağmen, bölgesel emiş sistemi kurulmamıştır. İşveren, genel havalandırmanın yeterli olduğunu iddia etmektedir.
Hukuki Analiz: "Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik" kuralları uyarınca, toksik buharların kaynağında emilmesi zorunludur. Yönetmelikteki bu spesifik teknik kuralı ihlal eden işveren, mülga m. 89 / 6331 m. 30 çerçevesinde gözetme borcunu ihlal etmiştir ve cismani zararlardan sorumludur.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 89'un mülga edilerek düzenleme yetkilerinin 6331 sayılı Kanun m. 30 altında konsolide edilmesi, Türk iş hukuku doktrininde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal tarafından mevzuat dağınıklığını ve kargaşasını önleyen çok başarılı bir kodifikasyon adımı olarak değerlendirilmektedir.
Ancak günümüz uygulamasında ciddi bir "mevzuat enflasyonu ve karmaşası" mevcuttur. 6331 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan onlarca farklı yönetmelik, KOBİ'ler ve küçük esnaflar için takip edilmesi ve uygulanması imkansız derecede karmaşık ve yoğun bir kurallar bütünlüğü yaratmıştır. Birçok küçük işletme, hangi yönetmeliğe tabi olduğunu dahi bilmemektedir. Bu sorunun aşılması için; İSG mevzuatı sadeleştirilmeli, sektörel bazda tek bir birleşik yönetmelik (örneğin "İnşaat Sektörü İSG Yönetmeliği", "Metal Sektörü İSG Yönetmeliği") haline getirilmeli ve KOBİ'ler için görselleştirilmiş, kolay anlaşılır resmi "İSG Uygulama Rehberleri" yayımlanarak yasal bağlayıcılık kazandırılmalıdır.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.