1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun mülga 88. maddesi, iş hukukunun "kadın işçilerin korunması" ve "analık hakkının güvence altına alınması" yönündeki en hassas ve emredici sosyal koruma normlarından biridir. Madde, kanunun beşinci bölümünde yer almaktaydı. Bu düzenlemenin amacı (ratio legis), gebelik, doğum ve emzirme gibi biyolojik olarak hassas süreçlerden geçen kadın çalışanların ve bebeklerinin sağlığını çalışma hayatının fiziksel, kimyasal ve psikososyal risklerine karşı korumak; kadın istihdamını korurken annelik sorumluluklarının yerine getirilmesine yasal alt yapı sağlamaktır. Ancak bu koruyucu çerçeve, iş sağlığı ve güvenliği kurallarının bütüncül bir yaklaşımla sevk edilmesi amacıyla 20/06/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37. maddesi ile mülga edilmiştir.
Mülga 88. maddenin yerini günümüzde 6331 sayılı Kanun’un 30. maddesi uyarınca çıkarılan Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik hükümleri almıştır. Eski İş Kanunu m. 88, gebe ve emziren kadınların hangi işlerde çalıştırılmasının yasak olduğunu, oda ve yurtların (kreşlerin) nasıl kurulacağını idari bir yönetmelikle düzenleme yetkisini yürütmeye devrediyordu. Güncel İSG rejiminde de bu yetki korunmuş ve genişletilmiş; kadın çalışanların gebeliklerinin başlangıcından itibaren gece çalıştırılması yasağı, hafif işlere aktarılma hakları ve emzirme odası/kreş yükümlülükleri çok daha ayrıntılı ve yaptırım odaklı bir yapıya kavuşturulmuştur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Gebe Çalışan Koruması
Gebeliğin hekim raporuyla tespit edilip işverene yazılı olarak bildirildiği andan itibaren başlayan özel koruma statüsüdür. Bu andan itibaren kadının çalışma koşulları ve saatleri gebelik fizyolojisine uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.
2.2. Emziren Çalışan ve Süt İzni
Doğum sonrası analık izninin bitiminden itibaren başlayan ve çocuk 1 yaşına gelene kadar devam eden koruma sürecidir. Bu süreçte kadın çalışana günde 1.5 saat süt izni verilir ve bu süre çalışma süresinden sayılır.
2.3. Emzirme Odası ve Çocuk Bakım Yurdu (Kreş) Zorunluluğu
Yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 100 ila 150 kadın çalışanı olan işyerlerinde emzirme odası kurulması; 150'den fazla kadın çalışanı olan işyerlerinde ise 0-6 yaş grubundaki çocukların bırakılması için kreş (çocuk bakım yurdu) açılması veya bu hizmetin dışarıdan satın alınması zorunludur.
3. Sistematik İlişkiler
Bu mülga madde, 6331 sayılı Kanun m. 30 (ikame yetki normu), İş Kanunu m. 74 (Analık izni ve süt izni düzenlemesi), m. 24/II-f (Çalışma şartlarının uygulanmaması nedeniyle işçinin haklı fesihi), m. 5 (Eşit davranma ilkesi) ve 6098 sayılı TBK m. 417 (Gözetme borcu) ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
Ayrıca uluslararası alanda, ILO'nun 183 sayılı Annelik Koruma Sözleşmesi ve Avrupa Birliği'nin Gebe ve Emziren Kadınların Sağlık ve Güvenliğinin Korunmasına İlişkin 92/85/EEC sayılı Direktifi bu düzenlemenin uluslararası dayanaklarını oluşturur.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; işverenin mevzuatta öngörülen kreş açma yükümlülüğünü yerine getirmemesi veya işçiye kreş hizmeti sağlamaması, işçi lehine iş sözleşmesini haklı nedenle fesih (m. 24/II-f) ve kıdem tazminatı talep etme yetkisi verir. Yargıtay, kreş açma yükümlülüğünün emredici olduğunu, işverenin bütçe yetersizliği gibi gerekçelerle bu yükümlülükten kaçınamayacağını vurgular. Ayrıca, gebe kadının hekim raporuna rağmen ağır veya sağlığa zararlı işte çalıştırılmaya devam edilmesi durumunda, doğacak her türlü cismani zarardan işverenin kusursuz sorumluluğa yakın derecede sorumlu tutulacağı içtihat edilmiştir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) Tekstil Fabrikasında ütücü olarak çalışan (B), hamile olduğunu işyeri hekiminin raporuyla işverene bildirmiş ve aşırı sıcak ve ayakta çalışma ortamından başka bir ofis görevine aktarılmasını istemiştir. İşveren, "başka boş yer yok, istersen ücretsiz izne çık" diyerek (B)'yi ütü bölümünde çalıştırmaya devam etmiştir. (B), sağlığının tehlikede olduğunu belirterek iş akdini feshetmiştir.
Hukuki Analiz: Mülga m. 88 ve güncel 6331 mevzuatı uyarınca, gebe kadının hekim raporu doğrultusunda daha hafif bir işte çalıştırılması zorunludur. İşverenin pozisyon yokluğu veya ücretsiz izin dayatması hukuka aykırı olup gözetme borcunun (TBK m. 417) açık ihlalidir. İşçi (B), iş akdini m. 24/II-f uyarınca haklı nedenle feshetmiştir; kıdem tazminatı ödenmelidir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): 160 kadın çalışanın istihdam edildiği (C) Çağrı Merkezinde, kreş kurulmamış ve kreş yardımı da sağlanmamıştır. Kadın çalışan (D), çocuğuna bakacak kimse bulamadığı için işe devam edemeyeceğini belirterek iş akdini feshetmiş ve kıdem tazminatı talep etmiştir. İşveren, (D)'nin istifa ettiğini iddia etmektedir.
Hukuki Analiz: 150'den fazla kadın çalışanı olan işyerlerinde kreş açılması zorunludur. Bu emredici yükümlülüğün yerine getirilmemesi, kadın çalışana iş sözleşmesini İş Kanunu m. 24/II-f uyarınca haklı nedenle fesih hakkı verir. (D)'nin fesihi haklı olup kıdem tazminatı talebi kabul edilmelidir.
6. Pratik Uygulama Notları
- Gece Çalışma Yasağı: Gebe çalışanlar, gebeliğin hekim raporuyla tespitinden itibaren doğuma kadar ve doğumdan sonraki 1 yıl boyunca hiçbir şekilde gece postasında (20:00 - 06:00 arası) çalıştırılamaz.
- Günlük Çalışma Sınırı: Gebe ve emziren çalışanların günlük çalışma süresi 7.5 saati aşamaz. Fazla çalışma yapmaya zorlanamazlar.
- Kreş Sayısı Hesabı: 150 kadın çalışan sınırı hesaplanırken, işverenin aynı belediye sınırları içindeki tüm işyerlerindeki kadın çalışan sayıları toplanarak hesaplanır. Erkek çalışanların eşini kaybetmiş veya velayeti kendisinde olan çocukları da kreş hakkından yararlanır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 88'in mülga edilerek gebe ve emziren kadınların haklarının 6331 sayılı Kanun m. 30 altındaki yönetmelikle dinamik şekilde düzenlenmesi son derece olumludur. Doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal, bu kuralların kadın istihdamının niteliğini artıran hayati sosyal politika araçları olduğunu savunmaktadırlar.
Ancak mevcut kreş açma yükümlülüğü düzenlemesinde çok ciddi yapısal ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği barındıran bir açık (loophole) mevcuttur. 150 çalışan sınırının sadece "kadın çalışanlar" üzerinden hesaplanması, çocuk bakım sorumluluğunu sadece kadına yükleyen geleneksel ve ataerkil zihniyetin bir yansımasıdır. Birçok işveren, kreş maliyetinden kaçınmak için kadın çalışan sayısını bilerek 149'da tutmakta, bu da kadınların işe alınmasında gizli bir ayrımcılığa yol açmaktadır. Bu çarpıklığı gidermek adına, kreş açma yükümlülüğü kriteri "kadın çalışan" sayısına göre değil, toplam çalışan (erkek + kadın) sayısına veya "çocuğu olan çalışan" sayısına göre yeniden düzenlenmeli, ebeveynlik sorumluluğunun ortak olduğu gerçeği yasallaştırılmalıdır.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
- Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m. 88 (Mülga), m. 74, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 30, Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun mülga 88. maddesi, iş hukukunun "kadın işçilerin korunması" ve "analık hakkının güvence altına alınması" yönündeki en hassas ve emredici sosyal koruma normlarından biridir. Madde, kanunun beşinci bölümünde yer almaktaydı. Bu düzenlemenin amacı (ratio legis), gebelik, doğum ve emzirme gibi biyolojik olarak hassas süreçlerden geçen kadın çalışanların ve bebeklerinin sağlığını çalışma hayatının fiziksel, kimyasal ve psikososyal risklerine karşı korumak; kadın istihdamını korurken annelik sorumluluklarının yerine getirilmesine yasal alt yapı sağlamaktır. Ancak bu koruyucu çerçeve, iş sağlığı ve güvenliği kurallarının bütüncül bir yaklaşımla sevk edilmesi amacıyla 20/06/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37. maddesi ile mülga edilmiştir.
Mülga 88. maddenin yerini günümüzde 6331 sayılı Kanun’un 30. maddesi uyarınca çıkarılan Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik hükümleri almıştır. Eski İş Kanunu m. 88, gebe ve emziren kadınların hangi işlerde çalıştırılmasının yasak olduğunu, oda ve yurtların (kreşlerin) nasıl kurulacağını idari bir yönetmelikle düzenleme yetkisini yürütmeye devrediyordu. Güncel İSG rejiminde de bu yetki korunmuş ve genişletilmiş; kadın çalışanların gebeliklerinin başlangıcından itibaren gece çalıştırılması yasağı, hafif işlere aktarılma hakları ve emzirme odası/kreş yükümlülükleri çok daha ayrıntılı ve yaptırım odaklı bir yapıya kavuşturulmuştur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Gebe Çalışan Koruması
Gebeliğin hekim raporuyla tespit edilip işverene yazılı olarak bildirildiği andan itibaren başlayan özel koruma statüsüdür. Bu andan itibaren kadının çalışma koşulları ve saatleri gebelik fizyolojisine uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.
2.2. Emziren Çalışan ve Süt İzni
Doğum sonrası analık izninin bitiminden itibaren başlayan ve çocuk 1 yaşına gelene kadar devam eden koruma sürecidir. Bu süreçte kadın çalışana günde 1.5 saat süt izni verilir ve bu süre çalışma süresinden sayılır.
2.3. Emzirme Odası ve Çocuk Bakım Yurdu (Kreş) Zorunluluğu
Yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 100 ila 150 kadın çalışanı olan işyerlerinde emzirme odası kurulması; 150'den fazla kadın çalışanı olan işyerlerinde ise 0-6 yaş grubundaki çocukların bırakılması için kreş (çocuk bakım yurdu) açılması veya bu hizmetin dışarıdan satın alınması zorunludur.
3. Sistematik İlişkiler
Bu mülga madde, 6331 sayılı Kanun m. 30 (ikame yetki normu), İş Kanunu m. 74 (Analık izni ve süt izni düzenlemesi), m. 24/II-f (Çalışma şartlarının uygulanmaması nedeniyle işçinin haklı fesihi), m. 5 (Eşit davranma ilkesi) ve 6098 sayılı TBK m. 417 (Gözetme borcu) ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
Ayrıca uluslararası alanda, ILO'nun 183 sayılı Annelik Koruma Sözleşmesi ve Avrupa Birliği'nin Gebe ve Emziren Kadınların Sağlık ve Güvenliğinin Korunmasına İlişkin 92/85/EEC sayılı Direktifi bu düzenlemenin uluslararası dayanaklarını oluşturur.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; işverenin mevzuatta öngörülen kreş açma yükümlülüğünü yerine getirmemesi veya işçiye kreş hizmeti sağlamaması, işçi lehine iş sözleşmesini haklı nedenle fesih (m. 24/II-f) ve kıdem tazminatı talep etme yetkisi verir. Yargıtay, kreş açma yükümlülüğünün emredici olduğunu, işverenin bütçe yetersizliği gibi gerekçelerle bu yükümlülükten kaçınamayacağını vurgular. Ayrıca, gebe kadının hekim raporuna rağmen ağır veya sağlığa zararlı işte çalıştırılmaya devam edilmesi durumunda, doğacak her türlü cismani zarardan işverenin kusursuz sorumluluğa yakın derecede sorumlu tutulacağı içtihat edilmiştir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) Tekstil Fabrikasında ütücü olarak çalışan (B), hamile olduğunu işyeri hekiminin raporuyla işverene bildirmiş ve aşırı sıcak ve ayakta çalışma ortamından başka bir ofis görevine aktarılmasını istemiştir. İşveren, "başka boş yer yok, istersen ücretsiz izne çık" diyerek (B)'yi ütü bölümünde çalıştırmaya devam etmiştir. (B), sağlığının tehlikede olduğunu belirterek iş akdini feshetmiştir.
Hukuki Analiz: Mülga m. 88 ve güncel 6331 mevzuatı uyarınca, gebe kadının hekim raporu doğrultusunda daha hafif bir işte çalıştırılması zorunludur. İşverenin pozisyon yokluğu veya ücretsiz izin dayatması hukuka aykırı olup gözetme borcunun (TBK m. 417) açık ihlalidir. İşçi (B), iş akdini m. 24/II-f uyarınca haklı nedenle feshetmiştir; kıdem tazminatı ödenmelidir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): 160 kadın çalışanın istihdam edildiği (C) Çağrı Merkezinde, kreş kurulmamış ve kreş yardımı da sağlanmamıştır. Kadın çalışan (D), çocuğuna bakacak kimse bulamadığı için işe devam edemeyeceğini belirterek iş akdini feshetmiş ve kıdem tazminatı talep etmiştir. İşveren, (D)'nin istifa ettiğini iddia etmektedir.
Hukuki Analiz: 150'den fazla kadın çalışanı olan işyerlerinde kreş açılması zorunludur. Bu emredici yükümlülüğün yerine getirilmemesi, kadın çalışana iş sözleşmesini İş Kanunu m. 24/II-f uyarınca haklı nedenle fesih hakkı verir. (D)'nin fesihi haklı olup kıdem tazminatı talebi kabul edilmelidir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 88'in mülga edilerek gebe ve emziren kadınların haklarının 6331 sayılı Kanun m. 30 altındaki yönetmelikle dinamik şekilde düzenlenmesi son derece olumludur. Doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal, bu kuralların kadın istihdamının niteliğini artıran hayati sosyal politika araçları olduğunu savunmaktadırlar.
Ancak mevcut kreş açma yükümlülüğü düzenlemesinde çok ciddi yapısal ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği barındıran bir açık (loophole) mevcuttur. 150 çalışan sınırının sadece "kadın çalışanlar" üzerinden hesaplanması, çocuk bakım sorumluluğunu sadece kadına yükleyen geleneksel ve ataerkil zihniyetin bir yansımasıdır. Birçok işveren, kreş maliyetinden kaçınmak için kadın çalışan sayısını bilerek 149'da tutmakta, bu da kadınların işe alınmasında gizli bir ayrımcılığa yol açmaktadır. Bu çarpıklığı gidermek adına, kreş açma yükümlülüğü kriteri "kadın çalışan" sayısına göre değil, toplam çalışan (erkek + kadın) sayısına veya "çocuğu olan çalışan" sayısına göre yeniden düzenlenmeli, ebeveynlik sorumluluğunun ortak olduğu gerçeği yasallaştırılmalıdır.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.