1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun mülga 85. maddesi, Türk iş sağlığı ve güvenliği hukukunda uzun yıllar boyunca koruyucu mevzuatın temel ayrım çizgisini oluşturan, işlerin zorluk ve tehlike derecesine göre işçilerin kategorize edilmesini sağlayan tarihi bir normdur. Madde, kanunun beşinci bölümünde yer almaktaydı. Bu hükmün amacı (ratio legis), fiziki yapısı ve biyolojik özellikleri gereği ağır ve tehlikeli işlerin getirdiği risklere karşı daha hassas olan kadınları, çocukları ve genç işçileri korumak; ayrıca bu kapsamdaki işlerde çalışacak erkek işçilerin de sağlık durumlarının bu işlere elverişli olduğunu resmi olarak denetlemektir. Ancak bu statik ve ikili (binary) sınıflandırma sistemi, modern risk yönetimi ilkeleri doğrultusunda 20/06/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37. maddesi ile mülga edilmiştir.
Mülga 85. maddenin yerini günümüzde 6331 sayılı Kanun’un 9. maddesi (Tehlike sınıfının belirlenmesi) almıştır. Mülga İş Kanunu sisteminde işler "Ağır ve Tehlikeli İşler" ve "Diğer İşler" olarak ikiye ayrılmakta ve hangi işlerin bu kapsama gireceği statik bir yönetmelik listesiyle belirlenmekteydi. Bu hantal yapı, gelişen teknolojiyle ortaya çıkan yeni iş türlerini kapsamakta yetersiz kalıyordu. 6331 sayılı Kanun ile bu sistem terk edilerek, Avrupa Birliği normlarına uygun olarak "Az Tehlikeli", "Tehlikeli" ve "Çok Tehlikeli" olmak üzere üçlü bir dinamik sınıflandırma sistemine geçilmiştir. Bu yeni sistemde işyerlerinin tehlike sınıfları, uluslararası NACE kodları (Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması) esas alınarak belirlenmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Ağır ve Tehlikeli İş Kavramı
Gerek fiziksel güç gereksinimi gerekse işin doğasındaki riskler (toksik maddeler, yüksekte çalışma, radyasyon vb.) nedeniyle işçinin vücut bütünlüğü ve sağlığı için yüksek risk barındıran işlerdir. Günümüzde bu kavram "Tehlikeli" ve "Çok Tehlikeli" işyeri sınıfları ile ikame edilmiştir.
2.2. Kadın ve Genç İşçilerin Korunması
Mülga madde, kadınların ve 16 yaşını doldurmamış çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasını kesin olarak yasaklamıştı. Bu koruyucu felsefe bugün İş Kanunu m. 71 ve m. 72 ile 6331 sayılı Kanun'un ilgili yönetmeliklerinde aynen muhafaza edilmektedir.
2.3. NACE Koduna Dayalı Sınıflandırma
İşyerinin SGK sicil numarasında yer alan ve ana faaliyet konusunu belirleyen uluslararası kodlama sistemidir. İşyerinde uygulanacak İSG tedbirlerinin (uzman sınıfı, hekim süresi, periyodik muayene sıklığı) tamamı bu koda göre belirlenir.
3. Sistematik İlişkiler
Bu mülga madde, 6331 sayılı Kanun m. 9 (ikame norm), İş Kanunu m. 71 (Çocuk çalıştırma yasağı), m. 72 (Yer ve su altında çalıştırma yasağı), m. 74 (Gebe ve emziren kadınların korunması), 6098 sayılı TBK m. 417 (Gözetme borcu) ve İşyerlerinde Tehlike Sınıfları Tebliği ile doğrudan ilişkilidir.
Sistematik açıdan, işyerinin tehlike sınıfının doğru belirlenmesi, işverenin alması gereken önlemlerin hukuki sınırlarını çizer. Tehlike sınıfı yükseldikçe, işverenin organizasyonel özen borcu ve denetim yükümlülüğü de geometrik olarak artar.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 21. Hukuk Dairesi'nin (mülga) yerleşik kararlarına göre; "Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği" yürürlükten kalkmış olsa dahi, bir iş kazası veya meslek hastalığı davasında işverenin kusur analizi yapılırken fiilen yapılan işin niteliği ve ergonomik koşulları incelenir. Yargıtay, işverenin işçiyi fiziksel kapasitesini aşan (örneğin aşırı ağır yükleri sürekli elle taşıma) işlerde çalıştırmasını, işçinin sağlık durumunu gözetmeksizin riskli konumlara vermesini genel gözetme borcunun (TBK m. 417) açık bir ihlali olarak kabul eder. İşyerinin "Az Tehlikeli" sınıfta tescil edilmiş olması, o işyerinde fiilen yapılan ağır ve tehlikeli bir işten kaynaklanan kazada işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) Lojistik Deposunda (Az Tehlikeli Sınıf) çalışan kadın işçi (B), yöneticisinin talimatıyla sürekli olarak 30 kg'lık kolileri raflara kaldırma işinde çalıştırılmış ve zamanla omurga hasarı oluşarak %20 oranında malul kalmıştır. İşveren, deponun az tehlikeli sınıfta olduğunu, ağır ve tehlikeli iş sayılmadığını savunmuştur.
Hukuki Analiz: İşyerinin NACE koduna göre az tehlikeli sınıfta olması, işverenin münferit işlerin ergonomik risklerini analiz etme yükümlülüğünü kaldırmaz. Kadın çalışanların fiziki kapasitesinin üzerindeki yükleri sürekli elle taşımasına izin vermek, mülga m. 85 ve TBK m. 417 kapsamında gözetme borcunun ihlalidir. İşverenin tazminat sorumluluğu mevcuttur.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Çok tehlikeli sınıfta yer alan bir maden şirketi, yer altında galeri açma işinde 17 yaşındaki stajyer (C)'yi çalıştırmıştır. (C), meydana gelen göçükte yaralanmıştır. İşveren, stajyerin eğitim müfredatı kapsamında çalıştığını savunmaktadır.
Hukuki Analiz: İş Kanunu m. 72 ve 6331 sayılı Kanun uyarınca, 18 yaşını doldurmamış kişilerin yer altında, su altında ve çok tehlikeli işlerde çalıştırılması mutlak olarak yasaktır. Stajyerlik veya eğitim gerekçesi bu emredici yasağı askıya alamaz. İşveren, yasağı ihlal ettiği için kazada doğrudan tam (yüzde yüz) kusurludur ve TCK m. 89 kapsamında cezai sorumluluğu doğar.
6. Pratik Uygulama Notları
- En Yüksek Tehlike Esası: İşyerinde farklı tehlike sınıflarına giren birden fazla iş yapılıyorsa, işyerinin genel tehlike sınıfı en yüksek tehlike sınıfına sahip faaliyet esas alınarak belirlenir. Örneğin, bir tekstil fabrikasının deposu az tehlikeli olsa da, boyahane bölümü tehlikeli sınıftaysa, tüm fabrika tehlikeli sınıf kurallarına tabi olur.
- NACE Kodu İtirazı: İşverenler, işyerinin fiili durumuyla uyuşmayan yanlış NACE kodlarına karşı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na itiraz ederek kod değişikliği talep edebilirler.
- Sağlık Raporu Zorunluluğu: Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıftaki işyerlerinde çalışacakların işe elverişli olduklarını gösteren sağlık raporu olmadan işe başlatılmaları durumunda işverene çalışan başına ağır idari para cezası uygulanır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 85'in mülga edilerek 6331 sayılı Kanun m. 9 kapsamında NACE koduna dayalı dinamik ve üçlü tehlike sınıflandırma sistemine geçilmesi, Türk iş hukuku doktrininde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal tarafından çok büyük bir ilerleme olarak nitelendirilmektedir. Bu sayede mevzuat, sanayi devrimi döneminin kalıplarından kurtularak modern risk odaklı bir yapıya bürünmüştür.
Ancak günümüz uygulamasında ciddi bir adaletsizlik göze çarpmaktadır: Sadece işyerinin genel tescil koduna (NACE) bakılması, o işyeri içindeki farklı departmanlardaki çalışanların gerçek risklerini yansıtmamaktadır. Örneğin, çok tehlikeli sınıftaki bir maden şirketinin merkez ofisinde çalışan bir muhasebeci veya yazılımcı "Çok Tehlikeli" sınıf kurallarına (sık periyodik muayene, ağır eğitim yükü vb.) tabi tutulurken; az tehlikeli sınıfta yer alan bir kargo şirketinin trafikte her an ölümle burun buruna çalışan moto-kuryeleri "Az Tehlikeli" sınıf kapsamında değerlendirilmektedir. Bu çarpıklığı gidermek adına, tehlike sınıfı belirlemesinde sadece "işyeri odaklı" değil, fiilen yapılan işi ve mesleği esas alan "görev/meslek odaklı dinamik risk sınıflandırması" modeline geçilmelidir.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
- Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m. 85 (Mülga), m. 71, m. 72, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 9, m. 15, İşyerlerinde Tehlike Sınıfları Tebliği.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun mülga 85. maddesi, Türk iş sağlığı ve güvenliği hukukunda uzun yıllar boyunca koruyucu mevzuatın temel ayrım çizgisini oluşturan, işlerin zorluk ve tehlike derecesine göre işçilerin kategorize edilmesini sağlayan tarihi bir normdur. Madde, kanunun beşinci bölümünde yer almaktaydı. Bu hükmün amacı (ratio legis), fiziki yapısı ve biyolojik özellikleri gereği ağır ve tehlikeli işlerin getirdiği risklere karşı daha hassas olan kadınları, çocukları ve genç işçileri korumak; ayrıca bu kapsamdaki işlerde çalışacak erkek işçilerin de sağlık durumlarının bu işlere elverişli olduğunu resmi olarak denetlemektir. Ancak bu statik ve ikili (binary) sınıflandırma sistemi, modern risk yönetimi ilkeleri doğrultusunda 20/06/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37. maddesi ile mülga edilmiştir.
Mülga 85. maddenin yerini günümüzde 6331 sayılı Kanun’un 9. maddesi (Tehlike sınıfının belirlenmesi) almıştır. Mülga İş Kanunu sisteminde işler "Ağır ve Tehlikeli İşler" ve "Diğer İşler" olarak ikiye ayrılmakta ve hangi işlerin bu kapsama gireceği statik bir yönetmelik listesiyle belirlenmekteydi. Bu hantal yapı, gelişen teknolojiyle ortaya çıkan yeni iş türlerini kapsamakta yetersiz kalıyordu. 6331 sayılı Kanun ile bu sistem terk edilerek, Avrupa Birliği normlarına uygun olarak "Az Tehlikeli", "Tehlikeli" ve "Çok Tehlikeli" olmak üzere üçlü bir dinamik sınıflandırma sistemine geçilmiştir. Bu yeni sistemde işyerlerinin tehlike sınıfları, uluslararası NACE kodları (Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması) esas alınarak belirlenmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Ağır ve Tehlikeli İş Kavramı
Gerek fiziksel güç gereksinimi gerekse işin doğasındaki riskler (toksik maddeler, yüksekte çalışma, radyasyon vb.) nedeniyle işçinin vücut bütünlüğü ve sağlığı için yüksek risk barındıran işlerdir. Günümüzde bu kavram "Tehlikeli" ve "Çok Tehlikeli" işyeri sınıfları ile ikame edilmiştir.
2.2. Kadın ve Genç İşçilerin Korunması
Mülga madde, kadınların ve 16 yaşını doldurmamış çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasını kesin olarak yasaklamıştı. Bu koruyucu felsefe bugün İş Kanunu m. 71 ve m. 72 ile 6331 sayılı Kanun'un ilgili yönetmeliklerinde aynen muhafaza edilmektedir.
2.3. NACE Koduna Dayalı Sınıflandırma
İşyerinin SGK sicil numarasında yer alan ve ana faaliyet konusunu belirleyen uluslararası kodlama sistemidir. İşyerinde uygulanacak İSG tedbirlerinin (uzman sınıfı, hekim süresi, periyodik muayene sıklığı) tamamı bu koda göre belirlenir.
3. Sistematik İlişkiler
Bu mülga madde, 6331 sayılı Kanun m. 9 (ikame norm), İş Kanunu m. 71 (Çocuk çalıştırma yasağı), m. 72 (Yer ve su altında çalıştırma yasağı), m. 74 (Gebe ve emziren kadınların korunması), 6098 sayılı TBK m. 417 (Gözetme borcu) ve İşyerlerinde Tehlike Sınıfları Tebliği ile doğrudan ilişkilidir.
Sistematik açıdan, işyerinin tehlike sınıfının doğru belirlenmesi, işverenin alması gereken önlemlerin hukuki sınırlarını çizer. Tehlike sınıfı yükseldikçe, işverenin organizasyonel özen borcu ve denetim yükümlülüğü de geometrik olarak artar.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 21. Hukuk Dairesi'nin (mülga) yerleşik kararlarına göre; "Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği" yürürlükten kalkmış olsa dahi, bir iş kazası veya meslek hastalığı davasında işverenin kusur analizi yapılırken fiilen yapılan işin niteliği ve ergonomik koşulları incelenir. Yargıtay, işverenin işçiyi fiziksel kapasitesini aşan (örneğin aşırı ağır yükleri sürekli elle taşıma) işlerde çalıştırmasını, işçinin sağlık durumunu gözetmeksizin riskli konumlara vermesini genel gözetme borcunun (TBK m. 417) açık bir ihlali olarak kabul eder. İşyerinin "Az Tehlikeli" sınıfta tescil edilmiş olması, o işyerinde fiilen yapılan ağır ve tehlikeli bir işten kaynaklanan kazada işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) Lojistik Deposunda (Az Tehlikeli Sınıf) çalışan kadın işçi (B), yöneticisinin talimatıyla sürekli olarak 30 kg'lık kolileri raflara kaldırma işinde çalıştırılmış ve zamanla omurga hasarı oluşarak %20 oranında malul kalmıştır. İşveren, deponun az tehlikeli sınıfta olduğunu, ağır ve tehlikeli iş sayılmadığını savunmuştur.
Hukuki Analiz: İşyerinin NACE koduna göre az tehlikeli sınıfta olması, işverenin münferit işlerin ergonomik risklerini analiz etme yükümlülüğünü kaldırmaz. Kadın çalışanların fiziki kapasitesinin üzerindeki yükleri sürekli elle taşımasına izin vermek, mülga m. 85 ve TBK m. 417 kapsamında gözetme borcunun ihlalidir. İşverenin tazminat sorumluluğu mevcuttur.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Çok tehlikeli sınıfta yer alan bir maden şirketi, yer altında galeri açma işinde 17 yaşındaki stajyer (C)'yi çalıştırmıştır. (C), meydana gelen göçükte yaralanmıştır. İşveren, stajyerin eğitim müfredatı kapsamında çalıştığını savunmaktadır.
Hukuki Analiz: İş Kanunu m. 72 ve 6331 sayılı Kanun uyarınca, 18 yaşını doldurmamış kişilerin yer altında, su altında ve çok tehlikeli işlerde çalıştırılması mutlak olarak yasaktır. Stajyerlik veya eğitim gerekçesi bu emredici yasağı askıya alamaz. İşveren, yasağı ihlal ettiği için kazada doğrudan tam (yüzde yüz) kusurludur ve TCK m. 89 kapsamında cezai sorumluluğu doğar.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 85'in mülga edilerek 6331 sayılı Kanun m. 9 kapsamında NACE koduna dayalı dinamik ve üçlü tehlike sınıflandırma sistemine geçilmesi, Türk iş hukuku doktrininde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal tarafından çok büyük bir ilerleme olarak nitelendirilmektedir. Bu sayede mevzuat, sanayi devrimi döneminin kalıplarından kurtularak modern risk odaklı bir yapıya bürünmüştür.
Ancak günümüz uygulamasında ciddi bir adaletsizlik göze çarpmaktadır: Sadece işyerinin genel tescil koduna (NACE) bakılması, o işyeri içindeki farklı departmanlardaki çalışanların gerçek risklerini yansıtmamaktadır. Örneğin, çok tehlikeli sınıftaki bir maden şirketinin merkez ofisinde çalışan bir muhasebeci veya yazılımcı "Çok Tehlikeli" sınıf kurallarına (sık periyodik muayene, ağır eğitim yükü vb.) tabi tutulurken; az tehlikeli sınıfta yer alan bir kargo şirketinin trafikte her an ölümle burun buruna çalışan moto-kuryeleri "Az Tehlikeli" sınıf kapsamında değerlendirilmektedir. Bu çarpıklığı gidermek adına, tehlike sınıfı belirlemesinde sadece "işyeri odaklı" değil, fiilen yapılan işi ve mesleği esas alan "görev/meslek odaklı dinamik risk sınıflandırması" modeline geçilmelidir.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.