RESMİ METİN

İşyeri hekimleri


Madde 81 – (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.)

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

4857 sayılı İş Kanunu’nun mülga 81. maddesi, iş sağlığı ve güvenliği hukukunun en temel iki sacayağından birini (tıbbi ve koruyucu sağlık boyutunu) düzenleyen yapısal bir normdu. Madde, kanunun beşinci bölümünde yer almaktaydı. Bu düzenlemenin amacı (ratio legis), işyerindeki çalışma koşullarının, kullanılan hammaddelerin ve üretim süreçlerinin işçilerin biyolojik ve ruhsal sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini önceden tespit etmek, meslek hastalıklarını engellemek ve işe giriş ile periyodik muayeneler vasıtasıyla işçinin fiziki olarak işe elverişliliğini denetlemektir. Ancak bu müessese, daha geniş bir kapsama kavuşturulması amacıyla 20/06/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37. maddesi ile mülga edilmiştir.

Mülga 81. maddenin yerini günümüzde 6331 sayılı Kanun’un 6. maddesi (İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri) ve 8. maddesi (İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının hak ve yükümlülükleri) almıştır. Mülga İş Kanunu döneminde işyeri hekimi çalıştırma yükümlülüğü sadece "devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran" sanayiden sayılan işyerleri için geçerliyken; 6331 sayılı Kanun bu sınırı kaldırmış ve kamu sektörü dahil olmak üzere, çalışan sayısına bakılmaksızın tüm işyerlerini (tehlike sınıflarına göre kademeli geçiş öngörülerek) kapsam içerisine almıştır. Bu dönüşüm, işçinin sağlık hakkının anayasal ve evrensel bir hak olduğu gerçeğine uygun son derece ileri bir adımdır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İşyeri Hekimi

Bakanlıkça yetkilendirilmiş, iş sağlığı ve güvenliği alanında özel eğitim alarak sertifikalandırılmış hekimdir. Görevi sadece tedavi edici tıp değil, asıl olarak önleyici ve koruyucu tıp uygulamaları yapmaktır.

2.2. Sağlık Gözetimi (Muayeneler)

İşçinin işe başlarken, iş değişikliğinde, iş kazası veya meslek hastalığı sonrası dönüşlerde ve işin devamı süresince periyodik aralıklarla yapılan tıbbi muayeneleri kapsar.

2.3. Mesleki Bağımsızlık ve Etik

İşyeri hekiminin ücretini işverenden alıyor olması, onun tıbbi kararlarının tarafsızlığını zedelememelidir. Kanun koyucu hekimin mesleki bağımsızlığını ve etik ilkelerini korumak amacıyla hekime yasal teminatlar (örneğin hayati tehlikeyi işverene ve bakanlığa bildirme yükümlülüğü) vermiştir.

3. Sistematik İlişkiler

Bu mülga madde, 6331 sayılı Kanun m. 6, m. 8, m. 15 (Sağlık gözetimi), 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, Türk Tabipleri Birliği (TTB) mevzuatı, 6098 sayılı TBK m. 417 (Gözetme borcu) ve İş Kanunu m. 24/I-a (Sağlık nedenleriyle işçinin feshi) ile doğrudan ilişkilidir.

İşyeri hekiminin işçi hakkında vereceği "bu işi yapması sağlığı açısından tehlikelidir" yönündeki rapor, işçiye m. 24/I-a uyarınca kıdem tazminatına hak kazanarak iş sözleşmesini derhal feshetme yetkisi verir. İşverenin bu rapora rağmen işçiyi aynı konumda çalıştırmaya devam etmesi ise ağır kusur teşkil eder.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.

Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 21. Hukuk Dairesi'nin (mülga) meslek hastalıkları ve iş kazası tazminat davalarındaki yerleşik kararlarına göre; işverenin işyeri hekimi istihdam etmiş olması veya Ortak Sağlık Güvenlik Birimi'nden (OSGB) hizmet alması, işverenin gözetme borcunu üçüncü bir kişiye devrederek sorumluluktan kurtulması sonucunu doğurmaz. İşyeri hekiminin sağlık gözetimini eksik yapması, periyodik tahlilleri (örneğin kurşun veya silis tozu ölçümlerini) aksatması veya meslek hastalığı semptomlarını gözden kaçırması durumunda, işveren hekimin yardımcı kişi sıfatıyla (TBK m. 116) fiilinden doğrudan sorumludur. Hekimin kişisel malpraktis sorumluluğu ile işverenin organizasyon sorumluluğu müteselsil nitelik taşır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) Kot Taşlama Fabrikası'nda 4 yıl çalışan işçi (B)'ye silikozis (akciğer toz hastalığı) teşhisi konulmuştur. İşveren, fabrikada mevzuata uygun olarak işyeri hekimi bulundurduğunu, hekimin periyodik röntgenleri incelediğini ve kendisine hiçbir risk bildirmediğini ileri sürerek tüm sorumluluğun hekime ait olduğunu savunmaktadır.

Hukuki Analiz: İşyeri hekiminin periyodik muayenelerde silikozis başlangıcını tespit edememesi ağır bir mesleki hatadır. Ancak hekim işverenin ifa yardımcısı (TBK m. 116) konumunda olduğundan, hekimin hatası doğrudan işverene yüklenir. İşverenin "haberim yoktu" savunması geçersizdir; işveren işçi (B)'nin uğradığı cismani zararlardan (maluliyet oranına göre) tam olarak sorumludur.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): İşyeri hekimi, yüksek tansiyon ve vertigo hastası olan inşaat işçisi (C) hakkında "yüksekte çalışması hayati tehlike yaratır, zemin seviyesinde çalıştırılmalıdır" raporu düzenlemiştir. Şantiye şefi (D), iş gücü eksikliği gerekçesiyle (C)'yi iskelede çalıştırmış ve (C) baş dönmesi nedeniyle düşerek vefat etmiştir.

Hukuki Analiz: İşyeri hekiminin sağlık raporu emredici nitelikte olup işvereni bağlar. Bu rapora rağmen işçiyi tehlikeli işte çalıştırmaya devam etmek, işverenin ve şantiye şefinin bilinçli taksirini, hatta olası kastını gösterir. İşveren hem hukuki tazminattan hem de Türk Ceza Kanunu m. 85 (Taksirle ölüme neden olma) kapsamında cezai sorumluluktan kurtulamaz.

6. Pratik Uygulama Notları

  • OSGB Sözleşmeleri: İşverenler İSG hizmetlerini OSGB'den alırken, sözleşmede yer alan hekimin çalışma saatlerinin işyerindeki çalışan sayısına ve tehlike sınıfına uygun olup olmadığını titizlikle denetlemelidir. Çalışan başına düşen aylık asgari hekim süresi (örneğin çok tehlikeli sınıfta kişi başı en az 15 dakika) yasal zorunluluktur.
  • İşe Giriş Sağlık Raporu: İşe giriş sağlık raporları sadece işyeri hekiminden alınmalıdır. Devlet hastaneleri veya aile hekimlerinden alınan genel raporlar, tehlikeli ve çok tehlikeli işler bakımından tek başına geçerli kabul edilmez.
  • Gizlilik Yükümlülüğü: İşyeri hekimi, çalışanların tıbbi verilerini (KVKK kapsamında) gizli tutmakla yükümlüdür. İşverene sadece işe elverişlilik durumu bildirilebilir; işçinin rızası olmaksızın detaylı tıbbi tanı ve geçmiş paylaşılamaz.

7. Eleştirel Değerlendirme

İş Kanunu m. 81'in mülga edilerek hekimlik hizmetlerinin 6331 sayılı Kanun m. 6 çatısı altında toplanması teoride devrim niteliğinde bir reformdur. Ancak doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal, bu reformun uygulamadaki en zayıf halkasının "mesleki bağımsızlık" olduğunu sıklıkla vurgularlar. İşyeri hekiminin sözleşmesinin feshinin ve ücretinin ödenmesinin doğrudan denetlediği işverenin inisiyatifinde olması, hekimlerin işyerindeki aksaklıkları Bakanlığa bildirmesini (ihbar etmesini) fiilen imkansız kılmaktadır.

Ayrıca, 50'den az çalışanı olan ve "az tehlikeli" sınıfta yer alan işyerleri için işyeri hekimi çalıştırma zorunluluğunun yasama organı tarafından sürekli ertelenmesi (en son erteleme 2026 yılına kadar uzatılmıştı), milyonlarca ofis ve perakende çalışanını temel koruyucu sağlık gözetiminden mahrum bırakmaktadır. Bu erteleme politikasına son verilmeli, hekimlerin ücretlerinin devlet veya sosyal güvenlik kurumu tarafından oluşturulacak ortak bir fondan ödenmesi sağlanarak tam mesleki bağımsızlık güvence altına alınmalıdır.


Metodolojik Not

Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan Kaynaklar:

  • Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
  • Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m. 81 (Mülga), 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 6, m. 8, m. 15, 6098 sayılı TBK m. 116, m. 417.

Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.