1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun mülga 80. maddesi, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) alanında işçi-işveren katılımını, sosyal diyalogu ve işyeri içi oto-denetimi kurumsallaştıran en temel örgütsel düzenlemedir. Madde, kanunun "İş Sağlığı ve Güvenliği" başlıklı beşinci bölümünün organizasyonel yapısını kurmaktaydı. Bu hükmün temel amacı (ratio legis), belirli bir büyüklüğe ulaşmış işyerlerinde İSG kararlarının sadece işverenin tek taraflı iradesiyle değil; teknik uzmanlar, hekimler ve işçi temsilcilerinin ortak aklı ve uzlaşısıyla (çift taraflı temsil esasıyla) alınmasını sağlamaktır. Ancak bu yapı, kamu ve özel ayrımı yapılmaksızın tüm bağımlı çalışanları kapsayacak şekilde genişletilmek amacıyla 20/06/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37. maddesi ile mülga edilmiştir.
Mülga 80. maddenin yerini günümüzde 6331 sayılı Kanun’un 22. maddesi (İş sağlığı ve güvenliği kurulu) almıştır. Her iki düzenleme de temel kriter olarak "elli ve daha fazla çalışanın istihdam edildiği ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerini" esas almıştır. Ancak yeni dönemde, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulduğu durumlarda kurulların nasıl koordine edileceği, ortak kurulların nasıl kurulacağı gibi karmaşık pratik meseleler 6331 m. 22 ile ayrıntılı şekilde çözüme kavuşturulmuştur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Elli ve Daha Fazla İşçi (Çalışan) Kriteri
Kurul kurma zorunluluğunun tetiklenmesi için işyerinde fiilen çalışan kişi sayısının en az 50 olması gerekir. Bu sayı hesaplanırken işyerindeki çırak ve stajyerler hariç, tüm bağımlı çalışanlar (mavi yaka, beyaz yaka) hesaba katılır.
2.2. Altı Aydan Fazla Süren Sürekli İşler
Mevsimlik işler veya geçici, süreksiz işler (örneğin 3 ay sürecek bir tadilat işi) işçi sayısı 50'yi aşsa bile örgütsel süreklilik sağlanamayacağı için kurul kurma zorunluluğu dışındadır.
2.3. Kurulun Çok Disiplinli Yapısı
Kurul; işveren veya vekili başkanlığında, İSG uzmanı, işyeri hekimi, insan kaynakları/idari işler yöneticisi, çalışan temsilcisi ve varsa sendika temsilcisinin katılımıyla oluşan çok disiplinli ve demokratik bir organdır.
3. Sistematik İlişkiler
Bu mülga madde, 6331 sayılı Kanun m. 22 (yeni ikame norm), İş Kanunu m. 2 (İşyeri ve alt işveren kavramları), m. 10 (Sürekli ve süreksiz işler), 6098 sayılı TBK m. 417 (Gözetme borcu) ve İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
İş hukuku doktrininde kurul kararlarının hukuki niteliği tartışmalıdır. Genel kabul gören görüşe göre, kurul kararları işyeri içi yönetsel talimat niteliğindedir ve işvereni doğrudan bağlar. İşverenin kurul kararlarına aykırı eylemleri, gözetme borcunun doğrudan ve ağır şekilde ihlali olarak kabul edilir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; yasal şartları taşıdığı halde işyerinde İSG Kurulu kurulmamış olması veya kurulmuş olmasına rağmen kurulun kağıt üzerinde kalıp düzenli toplanmaması, iş kazalarında işverenin organizasyon kusurunun kesin bir kanıtı olarak kabul edilir. Yargıtay, kurul kararlarının ve toplantı tutanaklarının işverence mahkemeye sunulmasını arar. Eğer kurul düzenli toplanıp riskleri tespit etmiş ancak işveren bu kararların gereğini yerine getirmemişse, işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluğa yaklaşan çok ağır bir ihmal derecesinde değerlendirilir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) Otomotiv Yan Sanayi Fabrikası'nda 120 işçi çalışmaktadır. İşyerinde meydana gelen iş kazasında bir işçinin parmağı kopmuştur. İşveren, kazanın işçinin dikkatsizliğinden kaynaklandığını savunur. Ancak yargılama sırasında, işyerinde 50'den fazla işçi çalışmasına rağmen hiçbir zaman İSG Kurulu oluşturulmadığı ortaya çıkmıştır.
Hukuki Analiz: Mülga m. 80 ve güncel 6331 m. 22 uyarınca kurul oluşturulması emredici bir yükümlülüktür. Kurulun kurulmaması, işverenin işyerinde iş sağlığı ve güvenliği organizasyonunu kurmadığını, gözetme borcunu yapısal olarak ihlal ettiğini gösterir. İşçinin basit dikkatsizliği işverenin bu ağır organizasyon kusurunu ortadan kaldırmaz; işveren kazadan birincil derecede sorumludur.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir inşaat şantiyesinde asıl işveren (X) ile alt işveren (Y)'nin toplam çalışan sayısı 80'dir. Meydana gelen kazada alt işverenin işçisi yaralanmıştır. Asıl işveren, kendi çalışan sayısının 35 olduğunu, dolayısıyla kurul kurma yükümlülüğü bulunmadığını ileri sürerek sorumluluktan kaçınmaya çalışmaktadır.
Hukuki Analiz: Güncel 6331 m. 22 uyarınca, asıl işveren ve alt işverenin çalışan sayılarının toplamı 50'yi aşıyorsa, asıl işveren koordinasyonunda ortak bir İSG kurulu kurulmalı veya koordinasyon sağlanmalıdır. Sadece kendi çalışan sayısına bakarak sorumluluktan kaçınma iddiası hukuken geçersizdir; asıl işveren koordinasyon borcunu ihlal ettiği için sorumludur.
6. Pratik Uygulama Notları
- Toplantı Sıklığı: Kurul, kural olarak ayda en az bir kere toplanır. Ancak tehlike sınıfı "az tehlikeli" olan işyerlerinde bu süre kurulun kararıyla 3 aya, "tehlikeli" işyerlerinde ise 2 aya kadar çıkarılabilir. "Çok tehlikeli" işyerlerinde aylık periyot zorunludur.
- Karar Yeter Sayısı: Kurul, üyelerin salt çoğunluğu ile toplanır ve katılanların salt çoğunluğu ile karar alır. Oyların eşitliği halinde başkanın (işverenin) oyu çift sayılır.
- Defter Tutma Yükümlülüğü: Kurul kararları imzalı bir karar defterine yazılmalı veya ıslak imzalı tutanaklar halinde İSG dosyasında saklanmalıdır. Bu belgeler olası teftiş ve davalarda en önemli ispat aracıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
4857 sayılı Kanun m. 80'in kaldırılarak İSG Kurulu müessesesinin 6331 sayılı Kanun m. 22 altında yeniden yapılandırılması, özellikle asıl işveren-alt işveren ilişkilerindeki koordinasyon eksikliğini gidermesi açısından son derece isabetlidir. Doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal, bu yeni yapının şantiyeler ve organize sanayi bölgelerindeki çoklu işveren yapılarında iş kazalarını önlemede anahtar rol oynadığını belirtmektedirler.
Ancak uygulamada İSG kurulları çoğunlukla formaliteyi tamamlamak amacıyla toplanan, sadece imza atılan işlevsiz kurullara dönüşmektedir. İşçilerin ve sendika temsilcilerinin kurulda yeterince aktif rol alamaması, işverenlerin kurul kararlarını ek bütçe gerektirdiği için süresiz ertelemesi bu müessesenin etkinliğini kırmaktadır. Çözüm olarak, kurul kararlarının uygulanmaması halinde kurulun bağımsız üyelerine (İSG Uzmanı ve Hekim) Çalışma Bakanlığı'na doğrudan dijital bildirim yapma yetkisi verilmeli ve bu bildirimler üzerine ivedi teftişler planlanmalıdır.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
- Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m. 80 (Mülga), 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 22, İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun mülga 80. maddesi, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) alanında işçi-işveren katılımını, sosyal diyalogu ve işyeri içi oto-denetimi kurumsallaştıran en temel örgütsel düzenlemedir. Madde, kanunun "İş Sağlığı ve Güvenliği" başlıklı beşinci bölümünün organizasyonel yapısını kurmaktaydı. Bu hükmün temel amacı (ratio legis), belirli bir büyüklüğe ulaşmış işyerlerinde İSG kararlarının sadece işverenin tek taraflı iradesiyle değil; teknik uzmanlar, hekimler ve işçi temsilcilerinin ortak aklı ve uzlaşısıyla (çift taraflı temsil esasıyla) alınmasını sağlamaktır. Ancak bu yapı, kamu ve özel ayrımı yapılmaksızın tüm bağımlı çalışanları kapsayacak şekilde genişletilmek amacıyla 20/06/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37. maddesi ile mülga edilmiştir.
Mülga 80. maddenin yerini günümüzde 6331 sayılı Kanun’un 22. maddesi (İş sağlığı ve güvenliği kurulu) almıştır. Her iki düzenleme de temel kriter olarak "elli ve daha fazla çalışanın istihdam edildiği ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerini" esas almıştır. Ancak yeni dönemde, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulduğu durumlarda kurulların nasıl koordine edileceği, ortak kurulların nasıl kurulacağı gibi karmaşık pratik meseleler 6331 m. 22 ile ayrıntılı şekilde çözüme kavuşturulmuştur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Elli ve Daha Fazla İşçi (Çalışan) Kriteri
Kurul kurma zorunluluğunun tetiklenmesi için işyerinde fiilen çalışan kişi sayısının en az 50 olması gerekir. Bu sayı hesaplanırken işyerindeki çırak ve stajyerler hariç, tüm bağımlı çalışanlar (mavi yaka, beyaz yaka) hesaba katılır.
2.2. Altı Aydan Fazla Süren Sürekli İşler
Mevsimlik işler veya geçici, süreksiz işler (örneğin 3 ay sürecek bir tadilat işi) işçi sayısı 50'yi aşsa bile örgütsel süreklilik sağlanamayacağı için kurul kurma zorunluluğu dışındadır.
2.3. Kurulun Çok Disiplinli Yapısı
Kurul; işveren veya vekili başkanlığında, İSG uzmanı, işyeri hekimi, insan kaynakları/idari işler yöneticisi, çalışan temsilcisi ve varsa sendika temsilcisinin katılımıyla oluşan çok disiplinli ve demokratik bir organdır.
3. Sistematik İlişkiler
Bu mülga madde, 6331 sayılı Kanun m. 22 (yeni ikame norm), İş Kanunu m. 2 (İşyeri ve alt işveren kavramları), m. 10 (Sürekli ve süreksiz işler), 6098 sayılı TBK m. 417 (Gözetme borcu) ve İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
İş hukuku doktrininde kurul kararlarının hukuki niteliği tartışmalıdır. Genel kabul gören görüşe göre, kurul kararları işyeri içi yönetsel talimat niteliğindedir ve işvereni doğrudan bağlar. İşverenin kurul kararlarına aykırı eylemleri, gözetme borcunun doğrudan ve ağır şekilde ihlali olarak kabul edilir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; yasal şartları taşıdığı halde işyerinde İSG Kurulu kurulmamış olması veya kurulmuş olmasına rağmen kurulun kağıt üzerinde kalıp düzenli toplanmaması, iş kazalarında işverenin organizasyon kusurunun kesin bir kanıtı olarak kabul edilir. Yargıtay, kurul kararlarının ve toplantı tutanaklarının işverence mahkemeye sunulmasını arar. Eğer kurul düzenli toplanıp riskleri tespit etmiş ancak işveren bu kararların gereğini yerine getirmemişse, işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluğa yaklaşan çok ağır bir ihmal derecesinde değerlendirilir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) Otomotiv Yan Sanayi Fabrikası'nda 120 işçi çalışmaktadır. İşyerinde meydana gelen iş kazasında bir işçinin parmağı kopmuştur. İşveren, kazanın işçinin dikkatsizliğinden kaynaklandığını savunur. Ancak yargılama sırasında, işyerinde 50'den fazla işçi çalışmasına rağmen hiçbir zaman İSG Kurulu oluşturulmadığı ortaya çıkmıştır.
Hukuki Analiz: Mülga m. 80 ve güncel 6331 m. 22 uyarınca kurul oluşturulması emredici bir yükümlülüktür. Kurulun kurulmaması, işverenin işyerinde iş sağlığı ve güvenliği organizasyonunu kurmadığını, gözetme borcunu yapısal olarak ihlal ettiğini gösterir. İşçinin basit dikkatsizliği işverenin bu ağır organizasyon kusurunu ortadan kaldırmaz; işveren kazadan birincil derecede sorumludur.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir inşaat şantiyesinde asıl işveren (X) ile alt işveren (Y)'nin toplam çalışan sayısı 80'dir. Meydana gelen kazada alt işverenin işçisi yaralanmıştır. Asıl işveren, kendi çalışan sayısının 35 olduğunu, dolayısıyla kurul kurma yükümlülüğü bulunmadığını ileri sürerek sorumluluktan kaçınmaya çalışmaktadır.
Hukuki Analiz: Güncel 6331 m. 22 uyarınca, asıl işveren ve alt işverenin çalışan sayılarının toplamı 50'yi aşıyorsa, asıl işveren koordinasyonunda ortak bir İSG kurulu kurulmalı veya koordinasyon sağlanmalıdır. Sadece kendi çalışan sayısına bakarak sorumluluktan kaçınma iddiası hukuken geçersizdir; asıl işveren koordinasyon borcunu ihlal ettiği için sorumludur.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
4857 sayılı Kanun m. 80'in kaldırılarak İSG Kurulu müessesesinin 6331 sayılı Kanun m. 22 altında yeniden yapılandırılması, özellikle asıl işveren-alt işveren ilişkilerindeki koordinasyon eksikliğini gidermesi açısından son derece isabetlidir. Doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal, bu yeni yapının şantiyeler ve organize sanayi bölgelerindeki çoklu işveren yapılarında iş kazalarını önlemede anahtar rol oynadığını belirtmektedirler.
Ancak uygulamada İSG kurulları çoğunlukla formaliteyi tamamlamak amacıyla toplanan, sadece imza atılan işlevsiz kurullara dönüşmektedir. İşçilerin ve sendika temsilcilerinin kurulda yeterince aktif rol alamaması, işverenlerin kurul kararlarını ek bütçe gerektirdiği için süresiz ertelemesi bu müessesenin etkinliğini kırmaktadır. Çözüm olarak, kurul kararlarının uygulanmaması halinde kurulun bağımsız üyelerine (İSG Uzmanı ve Hekim) Çalışma Bakanlığı'na doğrudan dijital bildirim yapma yetkisi verilmeli ve bu bildirimler üzerine ivedi teftişler planlanmalıdır.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.