RESMİ METİN

Kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneği


Madde 65 – (Mülga: 15/5/2008-5763/37 md.)

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İş Kanunu’nun mülga 65. maddesi, başlangıçta 4857 sayılı İş Kanunu'nun sistematiği içinde "İşin Düzenlenmesi" başlıklı dördüncü bölüm altında "Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği" kurumunu düzenlemek üzere ihdas edilmiş, ancak daha sonra sosyal güvenlik ve istihdam politikalarının bütünlüğü gerekçesiyle 15/05/2008 tarihli ve 5763 sayılı Kanun'un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu yürürlükten kaldırma işleminin temel amacı (ratio legis), kısa çalışma ödeneğinin finansmanının ve operasyonel takibinin esasen bir iş hukuku meselesi olmaktan ziyade, sosyal güvenlik ve işsizlik sigortası fonunun bir enstrümanı olmasıdır. Kanun koyucu, bu kurumu tamamen ortadan kaldırmamış; aksine daha fonksiyonel hale getirmek amacıyla 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun Ek 2. maddesine taşımıştır. Dolayısıyla, 4857 sayılı İş Kanunu m. 65 hükmünün mülga olması, Türk hukukunda kısa çalışma müessesesinin yok olduğu anlamına gelmez; aksine bu kurumun 4447 sayılı Kanun kapsamında çok daha kurumsallaşmış ve fon destekli bir yapıya kavuştuğunu gösterir. Tarihsel kökeni, ekonomik kriz dönemlerinde istihdamı korumaya yönelik pasif işgücü piyasası politikalarına dayanmaktadır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Kısa Çalışma Kurumu (Tarihsel ve Güncel Statü)

Kısa çalışma; genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile deprem, yangın, salgın hastalık gibi zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılması veya işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen en az dört hafta süreyle durdurulması halidir.

2.2. Finansal Kaynak (İşsizlik Sigortası Fonu)

Mülga 65. maddenin 4447 sayılı Kanun'a taşınmasının en önemli pratik sonucu, kısa çalışma ödeneğinin doğrudan İşsizlik Sigortası Fonu bütçesinden karşılanmasıdır. Bu sayede, işverenin ödeme güçlüğü çektiği kriz dönemlerinde işçinin asgari geliri devlet/fon güvencesine alınmıştır.

2.3. Yürürlükten Kaldırılma Gerekçesi (Sistemik Uyum)

4857 sayılı İş Kanunu, bireysel iş ilişkisinin hak ve yükümlülüklerini düzenleyen bir özel hukuk metnidir. Kısa çalışma ödeneği gibi kamusal fonların yönetimini ve idari başvuru süreçlerini içeren kamu hukuku ağırlıklı bir konunun, İşsizlik Sigortası Kanunu'nda yer alması kanunlar sistematiği açısından çok daha isabetli kabul edilmiştir.

3. Sistematik İlişkiler

Bu mülga hüküm, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu Ek Madde 2, Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Hakkında Yönetmelik, İş Kanunu m. 24/III ve m. 25/III (Zorlayıcı sebeplerle askı ve fesih) ve m. 40 (Askı döneminde ilk bir haftalık yarım ücret yükümlülüğü) hükümleriyle doğrudan sistematik ilişki içindedir. Kısa çalışma ödeneğinin başladığı tarihte, işverenin m. 40'taki yarım ücret ödeme borcu sona erer ve yerini fon ödemesine bırakır.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.

Bununla birlikte, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 4447 sayılı Kanun Ek 2. maddesi ekseninde verdiği yerleşik kararlarda; kısa çalışmanın geçerli olabilmesi için işverenin İŞKUR'a yaptığı başvurunun uygunluk tespitinden (müfettiş denetiminden) geçerek onaylanması gerektiği vurgulanmaktadır. İŞKUR onayı olmaksızın işverenin tek taraflı kararla "kısa çalışma yapıyorum" diyerek işçilerin çalışma sürelerini ve ücretlerini düşürmesi geçersiz sayılmakta; bu durum işçiye m. 24/II-e uyarınca haklı fesih hakkı vermektedir. Ayrıca Covid-19 salgını gibi olağanüstü dönemlerde çıkarılan geçici yasalarla uygunluk tespiti aranmaksızın yapılan ödemeler de Yargıtay tarafından özel kriz dönemi uygulamaları olarak meşru kabul edilmiştir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) Tekstil Fabrikası, küresel hammadde krizi nedeniyle işlerin durması üzerine işçilerin çalışma süresini haftada 15 saate düşürmüş ve "İş Kanunu m. 65 mülga olduğu için kısa çalışma diye bir şey kalmamıştır, çalışmadığınız saatlerin parasını kesiyoruz" demiştir.

Hukuki Analiz: İş Kanunu m. 65'in mülga olması kısa çalışma hakkını ortadan kaldırmamıştır. Bu hak 4447 sayılı Kanun Ek 2. maddesi kapsamında aynen mevcuttur. İşveren İŞKUR'a başvurarak kısa çalışma ödeneği talep edebilir; onaylanırsa işçiler çalışmadıkları saatlerin ücretini (belirli sınırlar dahilinde) İŞKUR'dan "Kısa Çalışma Ödeneği" olarak alırlar. İşverenin doğrudan ücret kesmesi ve fon başvurusunu ihmal etmesi hukuka aykırıdır; işçiler haklı fesih yapabilirler.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): (B) Turizm Şirketi, bölgesel kriz nedeniyle İŞKUR'a başvurmuş ve 3 ay süreyle kısa çalışma onayını almıştır. Bu süreçte işçi (C)'nin ücretinin bir kısmı İŞKUR tarafından ödenmiştir. İş akdi feshedildiğinde işveren, İŞKUR'un ödediği bu tutarları kıdem tazminatı matrahından düşmek ister.

Hukuki Analiz: Kısa çalışma ödeneği, geçici bir gelir desteğidir. İşçinin kıdem tazminatına esas son güncel çıplak ücreti hesaplanırken, kısa çalışma öncesindeki normal tam ücreti esas alınır. İŞKUR ödemelerinin kıdem tazminatından mahsup edilmesi veya matrahı düşürmesi yasal olarak imkansızdır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İŞKUR Entegrasyonu: Kısa çalışma uygulamak isteyen işverenler, başvurularını doğrudan İŞKUR portalı üzerinden yapmalı, gerekçeli kriz belgelerini (mizan, sipariş iptalleri vb.) sunmalıdır.
  • Askı Süresi Bildirimi: Kısa çalışmanın başladığı ilk 1 haftalık bekleme süresinde işveren işçiye m. 40 gereğince yarım ücret ödemekle yükümlüdür. İŞKUR ödemesi 8. günden itibaren başlar.
  • Zamanaşımı: Kısa çalışma ödeneğinin hatalı veya fazla ödenmesi durumunda kurumun geri alma hakkı 5510 ve 4447 sayılı kanunlardaki genel zamanaşımı sürelerine tabidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

İş Kanunu m. 65'in yürürlükten kaldırılarak 4447 sayılı Kanun'a taşınması, Türk mevzuat sistematiği açısından son derece isabetli bir reformdur. Doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal, bu taşıma sayesinde kısa çalışma ödeneğinin İşsizlik Sigortası Fonu gibi devasa bir finansal kaynağa kavuşturulduğunu ve özellikle 2008 küresel krizi ile Covid-19 pandemisi dönemlerinde milyonlarca işçinin işini kaybetmesini önleyen bir cankurtaran simidi işlevi gördüğünü belirtmektedirler.

Kanaatimizce, kısa çalışma ödeneğinin tavan ve taban sınırları (asgari ücretin belirli oranları) günümüz ekonomik koşullarında işçinin geçimini tam sağlamada yetersiz kalabilmektedir. Ödenek miktarları işçinin son net maaşına daha yakın seviyelere yükseltilmelidir. Ayrıca, İŞKUR'un uygunluk tespiti süreçlerindeki bürokratik hantallık, acil kriz anlarında işverenlerin hızlı aksiyon almasını engellemektedir; bu denetimlerin dijital veri analizleri ve yapay zeka destekli ciro/sipariş takipleriyle hızlandırılması yönünde 4447 sayılı Kanun ekseninde idari reformlar hayata geçirilmelidir.


Metodolojik Not

Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan Kaynaklar:

  • Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
  • Yargıtay Kararları: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin kısa çalışma uygunluk tespitleri ve kıdem tazminatı matrahına dair kararları (bkz. § 4).
  • Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m. 65 (Mülga), 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu Ek Madde 2, İş Kanunu m. 40.

Güncellik: 31.05.2026 tarihi itibarıyla günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.