1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İş Kanunu’nun 64. maddesi, işyerinde çeşitli acil, zorunlu veya sözleşmesel nedenlerle işin durması ya da işçinin kendi talebiyle izin kullanması durumunda, çalışılmayan bu sürelerin daha sonra işveren tarafından "telafi edilmesi" amacıyla ek çalışma yaptırılmasına imkan veren son derece dengeli bir esneklik ve yönetim yetkisi normudur. Madde, kanunun "İşin Düzenlenmesi" başlıklı dördüncü bölümünde yer almaktadır.
Bu düzenlemenin temel amacı (ratio legis), işyerinin faaliyetinin durduğu veya işçinin özel izin kullandığı dönemlerde ortaya çıkan üretim kaybının, sonraki süreçte normal mesaiye eklenen küçük dilimlerle telafi edilmesini sağlamaktır. İşçi çalışılmayan dönemin ücretini tam aldığı için, telafi çalışması yaptığı dönemde bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz; yani işçiye ek bir zamlı ücret ödenmez (Mahsup mantığı). Kanun koyucu, işverenin bu geniş telafi yetkisini, işçinin aşırı yıpranmasını önlemek adına günlük en çok çalışma süresini aşmama (günde 11 saat) ve günde en fazla 3 saat ile sınırlandırmış, tatil günlerinde ise telafi çalışması yapılmasını kesin olarak yasaklamıştır. Tarihsel kökeni, 7226 sayılı Kanunla 2 aydan 4 aya çıkarılan telafi süreleri ile esnek çalışma modellerinin mevzuata entegrasyonu sürecine dayanır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Telafi Çalışması Yaptırılabilecek Haller
Kanun, telafi çalışmasının gerekçelerini sınırlı sayıda (numerus clausus) olmamak üzere saymıştır:
- Zorunlu nedenlerle işin durması (teknik arızalar, hammadde yokluğu vb.).
- Ulusal bayram ve genel tatillerden (UBGT) önce veya sonra işyerinin köprü gün olarak tatil edilmesi (örneğin bayramın perşembeye rastlaması nedeniyle cumanın da tatil edilmesi).
- Benzer nedenlerle işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması.
- İşçinin talebi ile kendisine izin verilmesi: İşçinin özel işleri için (örneğin tapu, hastane vb.) işverenden izin alması ve bu süreyi sonra telafi etmek istemesi.
2.2. Dört Aylık Hak Düşürücü Süre
Telafi çalışması, çalışılmayan veya tatil edilen tarihten itibaren en geç 4 ay içinde yaptırılmalıdır. 4 aylık süre geçtikten sonra işverenin telafi çalışması yaptırma yetkisi düşer. Cumhurbaşkanı bu süreyi iki katına (8 aya) kadar artırmaya yetkilidir.
2.3. Günlük Üç Saatlik Sınır ve Tatil Yasağı
Telafi çalışmaları, günde en çok 3 saat olabilir ve günlük mutlak çalışma sınırı olan 11 saati (m. 63) aşamaz. Örneğin, günde 9 saat çalışılan bir yerde telafi çalışması en fazla 2 saat yapılabilir (9 + 2 = 11 saat). Ayrıca, hafta tatilinde (pazar) ve UBGT günlerinde telafi çalışması yaptırılması mutlak olarak yasaktır.
2.4. Ücretsizlik/Zamsızlık Karakteri
Telafi çalışması özü itibarıyla geçmişteki bir "borcun" ödenmesidir. Dolayısıyla yapılan bu ek çalışmalar fazla mesai sayılmaz ve ek bir ücrete hak kazandırmaz.
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, İş Kanunu m. 63 (Çalışma süreleri ve günlük 11 saatlik sınır), m. 41 (Fazla çalışma ücreti), m. 46 (Hafta tatili), m. 104 (Telafi çalışması kurallarını ihlal etmenin idari para cezası) ve Haftalık Çalışma Süreleri Yönetmeliği ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, işverenin telafi çalışması yaptırabilmesi için işçiye telafi çalışmasının nedenini, hangi günlerde ve hangi saatlerde yapılacağını yazılı olarak derhal bildirmesi şarttır. Gerekçesiz veya yasal 4 aylık sınır aşılarak yaptırılan ek çalışmalar telafi sayılamaz ve doğrudan fazla çalışma (m. 41) kabul edilerek %50 zamlı ücret ödenmesi gerekir. Ayrıca Yargıtay, işçinin kendi talebiyle izin kullandığı durumlarda, izin formunda "telafi çalışması yapılacaktır" şerhinin bulunmasını veya tarafların bu konuda mutabık olmasını aramaktadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Ramazan Bayramı'nın salıdan perşembeye kadar sürmesi nedeniyle (A) Şirketi, cuma gününü de tatil ederek köprü gün uygulaması yapmış ve işçilere 1 gün ücretli izin vermiştir. Bayram dönüşü işveren, cuma gününün telafisi için sonraki 4 hafta boyunca her salı günü mesaiye ek olarak 2'şer saat (toplam 8 saat) telafi çalışması kararı almış ve işçilere duyurmuştur. İşçi (B) ise bu çalışmaların fazla mesai sayılması gerektiğini iddia eder.
Hukuki Analiz: UBGT günlerinden sonra işyerinin tatil edilmesi m. 64 kapsamında net bir telafi çalışması gerekçesidir. İşveren 4 aylık yasal süre içinde, günlük 3 saat sınırına ve 11 saatlik azami çalışma süresine uymak kaydıyla bu çalışmayı yaptırabilir. Yapılan ek çalışmalar fazla çalışma sayılmaz ve zamsız olarak telafi edilir. (B)'nin ek ücret talebi yersizdir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): İşçi (C), çocuğunun okul kaydı için işverenden yazılı olarak 1 gün izin istemiş ve "bu iznin telafisini sonra yapmayı kabul ediyorum" diye belirtmiştir. İşveren izni vermiş, ancak aradan 5 ay geçtikten sonra (C)'ye sonraki hafta cumartesi günü 8 saat telafi çalışması yapması talimatını vermiştir.
Hukuki Analiz: Telafi çalışması en geç 4 ay içinde yaptırılmalıdır. Olayda 5 ay geçtiği için işverenin telafi yaptırma yetkisi zamanaşımına (hak düşürücü süreye) uğramıştır. Ayrıca, haftalık iş günleri dışında kalan tatil günlerinde (cumartesi eğer işyerinde tatil günü ise) telafi çalışması yaptırılması yasaktır. İşverenin talimatı hukuka aykırıdır; işçi çalıştırılırsa bu çalışma doğrudan fazla mesai sayılır.
6. Pratik Uygulama Notları
- Yazılı Bildirim: İşveren, telafi çalışması programını en az 1 gün önce işçilere yazılı olarak veya işyeri ilan tahtasında duyurmalıdır.
- İK Takip Programı: Telafi süreleri (4 ay) İK yazılımlarında her bir olay bazında ayrı ayrı izlenmeli, süre aşımına izin verilmemelidir.
- İdari Para Cezası: Telafi çalışması kurallarını (3 saat sınırını veya tatil yasağını) ihlal eden işverene m. 104 uyarınca idari para cezası kesilir.
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 64, işyerinin verimliliğini korurken işçinin de gelir kaybına uğramasını önleyen son derece dengeli ve pratik bir esneklik normudur. Doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal, 7226 sayılı Kanunla telafi süresinin 2 aydan 4 aya çıkarılmasını (ve Cumhurbaşkanı'na 8 aya kadar uzatma yetkisi verilmesini) eleştirmektedirler. Sürenin bu kadar uzatılması, işçinin aylar önce kullandığı 1 günlük iznin faturasını aylar sonra çok alakasız bir dönemde ödemek zorunda kalmasına yol açarak iş-özel yaşam dengesini bozmaktadır.
Kanaatimizce, telafi çalışması süresi asıl odağı olan 2 aylık makul sınıra geri çekilmelidir; zira 4 veya 8 ay gibi uzun vadeli telafi programları işçi üzerinde sürekli bir mesai baskısı yaratmaktadır. Ayrıca, işçinin kendi talebiyle izin kullandığı hallerde telafi çalışması yaptırılması uygulaması, işverenler tarafından suistimal edilerek yasal mazeret izinlerinin (örneğin ölüm veya doğum izni) yerine de telafi dayatılmasına yol açabilmektedir; bu denetimler artırılmalı ve yasal mazeret izinlerinde telafi çalışması yaptırılması kesin olarak engellenmelidir.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
- Yargıtay Kararları: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin telafi çalışmalarında yazılı bildirim ve 4 aylık süre sınırlarına dair yerleşik içtihatları (bkz. § 4).
- Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m. 64, m. 63, m. 41, m. 104.
Güncellik: 31.05.2026 tarihi itibarıyla günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İş Kanunu’nun 64. maddesi, işyerinde çeşitli acil, zorunlu veya sözleşmesel nedenlerle işin durması ya da işçinin kendi talebiyle izin kullanması durumunda, çalışılmayan bu sürelerin daha sonra işveren tarafından "telafi edilmesi" amacıyla ek çalışma yaptırılmasına imkan veren son derece dengeli bir esneklik ve yönetim yetkisi normudur. Madde, kanunun "İşin Düzenlenmesi" başlıklı dördüncü bölümünde yer almaktadır.
Bu düzenlemenin temel amacı (ratio legis), işyerinin faaliyetinin durduğu veya işçinin özel izin kullandığı dönemlerde ortaya çıkan üretim kaybının, sonraki süreçte normal mesaiye eklenen küçük dilimlerle telafi edilmesini sağlamaktır. İşçi çalışılmayan dönemin ücretini tam aldığı için, telafi çalışması yaptığı dönemde bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz; yani işçiye ek bir zamlı ücret ödenmez (Mahsup mantığı). Kanun koyucu, işverenin bu geniş telafi yetkisini, işçinin aşırı yıpranmasını önlemek adına günlük en çok çalışma süresini aşmama (günde 11 saat) ve günde en fazla 3 saat ile sınırlandırmış, tatil günlerinde ise telafi çalışması yapılmasını kesin olarak yasaklamıştır. Tarihsel kökeni, 7226 sayılı Kanunla 2 aydan 4 aya çıkarılan telafi süreleri ile esnek çalışma modellerinin mevzuata entegrasyonu sürecine dayanır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Telafi Çalışması Yaptırılabilecek Haller
Kanun, telafi çalışmasının gerekçelerini sınırlı sayıda (numerus clausus) olmamak üzere saymıştır:
2.2. Dört Aylık Hak Düşürücü Süre
Telafi çalışması, çalışılmayan veya tatil edilen tarihten itibaren en geç 4 ay içinde yaptırılmalıdır. 4 aylık süre geçtikten sonra işverenin telafi çalışması yaptırma yetkisi düşer. Cumhurbaşkanı bu süreyi iki katına (8 aya) kadar artırmaya yetkilidir.
2.3. Günlük Üç Saatlik Sınır ve Tatil Yasağı
Telafi çalışmaları, günde en çok 3 saat olabilir ve günlük mutlak çalışma sınırı olan 11 saati (m. 63) aşamaz. Örneğin, günde 9 saat çalışılan bir yerde telafi çalışması en fazla 2 saat yapılabilir (9 + 2 = 11 saat). Ayrıca, hafta tatilinde (pazar) ve UBGT günlerinde telafi çalışması yaptırılması mutlak olarak yasaktır.
2.4. Ücretsizlik/Zamsızlık Karakteri
Telafi çalışması özü itibarıyla geçmişteki bir "borcun" ödenmesidir. Dolayısıyla yapılan bu ek çalışmalar fazla mesai sayılmaz ve ek bir ücrete hak kazandırmaz.
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, İş Kanunu m. 63 (Çalışma süreleri ve günlük 11 saatlik sınır), m. 41 (Fazla çalışma ücreti), m. 46 (Hafta tatili), m. 104 (Telafi çalışması kurallarını ihlal etmenin idari para cezası) ve Haftalık Çalışma Süreleri Yönetmeliği ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, işverenin telafi çalışması yaptırabilmesi için işçiye telafi çalışmasının nedenini, hangi günlerde ve hangi saatlerde yapılacağını yazılı olarak derhal bildirmesi şarttır. Gerekçesiz veya yasal 4 aylık sınır aşılarak yaptırılan ek çalışmalar telafi sayılamaz ve doğrudan fazla çalışma (m. 41) kabul edilerek %50 zamlı ücret ödenmesi gerekir. Ayrıca Yargıtay, işçinin kendi talebiyle izin kullandığı durumlarda, izin formunda "telafi çalışması yapılacaktır" şerhinin bulunmasını veya tarafların bu konuda mutabık olmasını aramaktadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Ramazan Bayramı'nın salıdan perşembeye kadar sürmesi nedeniyle (A) Şirketi, cuma gününü de tatil ederek köprü gün uygulaması yapmış ve işçilere 1 gün ücretli izin vermiştir. Bayram dönüşü işveren, cuma gününün telafisi için sonraki 4 hafta boyunca her salı günü mesaiye ek olarak 2'şer saat (toplam 8 saat) telafi çalışması kararı almış ve işçilere duyurmuştur. İşçi (B) ise bu çalışmaların fazla mesai sayılması gerektiğini iddia eder.
Hukuki Analiz: UBGT günlerinden sonra işyerinin tatil edilmesi m. 64 kapsamında net bir telafi çalışması gerekçesidir. İşveren 4 aylık yasal süre içinde, günlük 3 saat sınırına ve 11 saatlik azami çalışma süresine uymak kaydıyla bu çalışmayı yaptırabilir. Yapılan ek çalışmalar fazla çalışma sayılmaz ve zamsız olarak telafi edilir. (B)'nin ek ücret talebi yersizdir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): İşçi (C), çocuğunun okul kaydı için işverenden yazılı olarak 1 gün izin istemiş ve "bu iznin telafisini sonra yapmayı kabul ediyorum" diye belirtmiştir. İşveren izni vermiş, ancak aradan 5 ay geçtikten sonra (C)'ye sonraki hafta cumartesi günü 8 saat telafi çalışması yapması talimatını vermiştir.
Hukuki Analiz: Telafi çalışması en geç 4 ay içinde yaptırılmalıdır. Olayda 5 ay geçtiği için işverenin telafi yaptırma yetkisi zamanaşımına (hak düşürücü süreye) uğramıştır. Ayrıca, haftalık iş günleri dışında kalan tatil günlerinde (cumartesi eğer işyerinde tatil günü ise) telafi çalışması yaptırılması yasaktır. İşverenin talimatı hukuka aykırıdır; işçi çalıştırılırsa bu çalışma doğrudan fazla mesai sayılır.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 64, işyerinin verimliliğini korurken işçinin de gelir kaybına uğramasını önleyen son derece dengeli ve pratik bir esneklik normudur. Doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal, 7226 sayılı Kanunla telafi süresinin 2 aydan 4 aya çıkarılmasını (ve Cumhurbaşkanı'na 8 aya kadar uzatma yetkisi verilmesini) eleştirmektedirler. Sürenin bu kadar uzatılması, işçinin aylar önce kullandığı 1 günlük iznin faturasını aylar sonra çok alakasız bir dönemde ödemek zorunda kalmasına yol açarak iş-özel yaşam dengesini bozmaktadır.
Kanaatimizce, telafi çalışması süresi asıl odağı olan 2 aylık makul sınıra geri çekilmelidir; zira 4 veya 8 ay gibi uzun vadeli telafi programları işçi üzerinde sürekli bir mesai baskısı yaratmaktadır. Ayrıca, işçinin kendi talebiyle izin kullandığı hallerde telafi çalışması yaptırılması uygulaması, işverenler tarafından suistimal edilerek yasal mazeret izinlerinin (örneğin ölüm veya doğum izni) yerine de telafi dayatılmasına yol açabilmektedir; bu denetimler artırılmalı ve yasal mazeret izinlerinde telafi çalışması yaptırılması kesin olarak engellenmelidir.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
Güncellik: 31.05.2026 tarihi itibarıyla günceldir.