1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun 35. maddesi, işçinin emeği karşılığında elde ettiği gelirin (ücretin) üçüncü kişilere karşı korunmasını sağlayan, anayasal sosyal devlet ilkesinin en somut ekonomik kalkanıdır. Madde, Üçüncü Bölüm'ün (Ücret) koruyucu kuralları içinde yer almakta olup, işçinin ve ailesinin asgari geçim şartlarını güvence altına almak amacıyla maaş haczi ve temlik sınırlamaları getirmektedir.
Düzenlemenin amacı (ratio legis), borçlu konumunda olan işçinin, alacaklılarının baskısıyla tüm gelirini kaybetmesini ve böylece kendisi ile bakmakla yükümlü olduğu ailesinin açlığa/sefalete mahkum olmasını önlemektir. İş hukuku, işçiyi sadece işverene karşı değil, onun kendi borç ilişkilerinden kaynaklanan üçüncü kişi alacaklılarına karşı da korur. Ücretin saklı kısmı (haczedilemeyecek kısmı) kamu düzenine ilişkin mutlak emredici bir yasal sınırdır.
Tarihsel gelişimde, mülga 1475 sayılı Kanun'un 28. maddesinde düzenlenen ücretin saklı kısmı kuralları, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 35. maddesinde dilsel ve yapısal olarak aynen korunmuştur. Bu kural icra müdürlükleri ve mahkemelerce resen (kendiliğinden) uygulanmak zorundadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Hacizde Dörtte Bir (1/4) Sınırı
İşçinin aylık ücretinin en fazla dörtte biri (25%) haczedilebilir.
- Bu sınır, işçinin eline geçen net ücret üzerinden hesaplanır.
- Haciz sınırının aşılması kesin olarak hukuka aykırıdır. İşçi rıza gösterse dahi (icra dairesinde önceden muvafakat vermiş olsa dahi), Yargıtay'ın yerleşik kararları uyarınca takip kesinleşmeden önce verilen haciz muvafakatleri geçersizdir. Muvafakat ancak icra takibi kesinleşip maaşa haciz müzekkeresi gönderildikten sonra geçerli olabilir.
- İşyerindeki fazla çalışma, ikramiye, prim gibi yan hakların da (ücret niteliğinde olduklarından) ancak 1/4'ü haczedilebilir; kıdem ve ihbar tazminatları ise ücret niteliğinde olmadıklarından tamamı haczedilebilir (TBK m. 410 atfıyla).
2.2. Devir ve Temlik Yasağı
İşçi, aylık ücretinin 1/4'ünden fazlasını başkasına devredemez ve temlik edemez.
- Örneğin, işçinin bir tefeciye veya alacaklıya "Maaşımın tamamını sana devrediyorum" şeklinde imzaladığı temliknameler, 1/4 sınırını aşan kısım yönünden kesin olarak hükümsüzdür (butlan).
- Bu kural, işçinin ekonomik zorluk anlarında iradesinin sakatlanarak tüm gelecekteki gelirini başkalarına ipotek etmesini önleyen olağanüstü bir himaye kalkanıdır.
2.3. Hakim Tarafından Takdir Edilecek Miktar (Aile İndirimi)
Maddenin ikinci cümlesi, işçinin bakmak zorunda olduğu aile üyeleri için hakim tarafından takdir edilecek miktarın 1/4'lük haciz sınırının dışında tutulacağını belirtir. Yani, işçinin ailesinin geçim ihtiyacı çok yüksekse, hakim haczedilecek miktarı 1/4'ten daha düşük bir orana (örneğin 1/10'a) indirebilir; ancak asla 1/4'ün üzerine çıkaramaz.
2.4. Nafaka Borcu İstisnası
Maddenin son cümlesi, en hayati sosyal istisnayı koymaktadır: Nafaka borcu alacaklılarının hakları saklıdır.
- Aile hukukundan doğan nafaka alacakları (tedbir, yoksulluk veya iştirak nafakası), işçinin geçim kaynağının korunması kuralından daha üstün bir sosyal menfaat olarak kabul edilir.
- Nafaka alacakları için 1/4 sınırı uygulanmaz. Hakim tarafından takdir edilen aylık cari nafaka miktarı, işçinin maaşının tamamını bulsa dahi öncelikle ve tamamen kesilir. Kalan kısımdan (varsa) ancak diğer alacaklılar için 1/4 oranında kesinti yapılabilir.
3. Sistematik İlişkiler
- İş Kanunu m. 32 — Ücret tanımı. 35. maddedeki saklı kısım, 32. maddedeki ücret kavramını esas alır.
- Türk Borçlar Kanunu m. 410 — Ücretin korunması. TBK m. 410, genel hizmet sözleşmelerinde de ücretin 1/4'ünden fazlasının haczedilemeyeceğini ve temlik edilemeyeceğini düzenleyerek İş Kanunu m. 35 ile tam bir paralel rejim kurar.
- İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 83 — Kısmen haczedilebilen şeyler. İİK m. 83, maaş ve ücretlerin kısmen haczedilebileceğini düzenlerken İş Kanunu m. 35'i genel usul hukuku açısından destekler.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/1904, K. 2025/6112, T. 12.11.2025
Kararda, bankadan kredi çeken işçinin, kredi sözleşmesini imzalarken "Maaşımın tamamının bloke edilmesine ve haczedilmesine muvafakat ediyorum" şeklinde imzaladığı taahhütname uyarınca bankanın işçinin maaşının tamamına bloke koyduğu somut olay incelenmiştir. Daire, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 35. maddesinin kamu düzenine ilişkin mutlak emredici bir hüküm olduğunu; işçinin henüz hakkında bir icra takibi başlamadan önce imzaladığı önceden muvafakatnamelerin geçersiz olduğunu teyit etmiştir. Bankanın maaşın 1/4'ünü aşan kısmına koyduğu blokenin hukuka aykırı olduğuna ve kesilen tutarların işçiye iadesine karar verilmiştir.
Bu karar, bankaların kredi sözleşmelerine koydukları maaş blokesi tuzaklarını boşa çıkaran ve işçinin asgari geçim hakkını koruyan klasik bir emsal karardır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Net 30.000 TL maaş alan işçi (A)'nın borçları nedeniyle icra dairesinden işyerine maaş haczi müzekkeresi gönderilmiştir. İcra dairesi, (A)'nın maaşından her ay 15.000 TL kesilerek icra dosyasına yatırılmasını talep etmiştir. İşveren de bu talep doğrultusunda (A)'nın maaşından 15.000 TL kesmiştir.
Hukuki Analiz: (A)'nın aylık ücretinin en fazla 1/4'ü (30.000 / 4 = 7.500 TL) haczedilebilir. İcra dairesinin ve işverenin 15.000 TL kesinti yapması 35. maddeye açıkça aykırıdır. (A), icra mahkemesine başvurarak memur işlemini şikayet etmeli ve kesintiyi 7.500 TL'ye düşürmelidir. İşveren de yasal sınırı aşan kesintilerden dolayı işçiye karşı sorumludur.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): (B)'nin maaşında sıradan bir alacaklı için 1/4 oranında haciz kesintisi yapılmaktadır. Bu sırada (B)'nin eski eşi, mahkeme kararıyla bağlanan aylık 10.000 TL nafaka alacağı için maaş haczi göndermiştir. (B)'nin net maaşı 24.000 TL'dir.
Hukuki Analiz: Nafaka alacakları önceliklidir ve 1/4 sınırına tabi değildir. (B)'nin maaşından öncelikle 10.000 TL nafaka kesintisi derhal yapılır. Kalan tutar (24.000 - 10.000 = 14.000 TL) üzerinden, diğer alacaklı için en fazla 1/4 oranında (14.000 / 4 = 3.500 TL) kesinti yapılabilir. Nafaka alacağı her zaman birinci sıradadır.
6. Pratik Uygulama Notları
- Net Ücret Üzerinden Hesaplama: 1/4'lük haciz sınırı, işçinin eline geçen net ücret (yasal kesintiler yapıldıktan sonra kalan tutar) üzerinden hesaplanır.
- Sözleşme Öncesi Muvafakat Geçersizdir: İşverenler veya bankalar, işçiden iş sözleşmesi kurulurken veya kredi verilirken alınan "haciz muvafakatlerine" güvenmemelidir; bu muvafakatler yargı önünde kesin olarak geçersiz sayılır.
- İşverenin Cezai Sorumluluğu: İşveren, icra dairesinden gelen maaş haczi müzekkeresine yasal sınırlar dahilinde (en fazla 1/4 oranında) cevap vermek ve kesintiyi yapmakla yükümlüdür; aksi halde icra dairesi ödenmeyen miktarı doğrudan işverenden tahsil edebilir.
- Sık Yapılan Hatalar: Birden fazla icra dairesinden gelen haciz taleplerini aynı anda uygulayıp işçinin maaşından 2/4 veya 3/4 oranında kesinti yapmak; hacizler sıraya konulmalı, biri bitmeden diğeri başlamamalıdır (toplam kesinti asla 1/4'ü aşamaz).
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu’nun 35. maddesi, işçinin ve ailesinin asgari yaşam kalitesini koruyan, anayasal insan onuruna ve sosyal devlet ilkelerine tam hizmet eden muazzam koruyucu bir hükümdür. Maaş hacizlerinin sınırlandırılması, borçlu işçinin tamamen kayıt dışı çalışmaya yönelmesini veya suça bulaşmasını önleyen sosyolojik bir supap görevi görür.
Ancak doktrinde (özellikle Eren ve Süzek tarafından), tazminatların tamamının haczedilebilmesi durumu eleştirilmektedir. Kıdem tazminatı, işçinin yıllarca biriktirdiği yıpranma payı ve gelecekteki işsizlik güvencesidir; ancak ücret niteliğinde sayılmadığı için alacaklılar tarafından tamamı haczedilebilmektedir. Bu durum, işten çıkarılan borçlu işçinin tüm kıdem tazminatını kaybederek tamamen savunmasız kalmasına yol açmaktadır.
Gelecekte yapılacak reformlarda, kıdem ve ihbar tazminatları da kısmi koruma kapsamına alınmalı; işçinin kıdem tazminatının da en az yansından fazlasının (yüzde ellisinin) haczedilemeyeceği yönünde bir yasal düzenleme yapılarak, işçinin emeklilik veya işsizlik güvencesi anayasal sosyal adalet gereğince koruma altına alınmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku) genel ve monografik çalışmaları, Fikret Eren (Borçlar Hukuku).
- Yargıtay kararları: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 12.11.2025 tarihli E. 2025/1904, K. 2025/6112 sayılı kararı (maaşlarda önceden verilen haciz muvafakatlerinin geçersizliği).
- Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu yürürlükteki metni; m. 32, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 410 ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 83 hükümleri.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.
Görüş: İşçinin gelecekteki işsizlik ve emeklilik güvencesi olan kıdem tazminatlarının tamamının haczedilebilmesi sosyal adalet ilkesiyle bağdaşmamakta olup, en az %50'si yasal koruma kapsamına alınmalıdır. Maaşlardaki önceden muvafakat yasakları katı denetlenmeye devam edilmelidir.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yargı içtihatları veya yasal değişiklikler doğrultusunda revize edilebilir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun 35. maddesi, işçinin emeği karşılığında elde ettiği gelirin (ücretin) üçüncü kişilere karşı korunmasını sağlayan, anayasal sosyal devlet ilkesinin en somut ekonomik kalkanıdır. Madde, Üçüncü Bölüm'ün (Ücret) koruyucu kuralları içinde yer almakta olup, işçinin ve ailesinin asgari geçim şartlarını güvence altına almak amacıyla maaş haczi ve temlik sınırlamaları getirmektedir.
Düzenlemenin amacı (ratio legis), borçlu konumunda olan işçinin, alacaklılarının baskısıyla tüm gelirini kaybetmesini ve böylece kendisi ile bakmakla yükümlü olduğu ailesinin açlığa/sefalete mahkum olmasını önlemektir. İş hukuku, işçiyi sadece işverene karşı değil, onun kendi borç ilişkilerinden kaynaklanan üçüncü kişi alacaklılarına karşı da korur. Ücretin saklı kısmı (haczedilemeyecek kısmı) kamu düzenine ilişkin mutlak emredici bir yasal sınırdır.
Tarihsel gelişimde, mülga 1475 sayılı Kanun'un 28. maddesinde düzenlenen ücretin saklı kısmı kuralları, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 35. maddesinde dilsel ve yapısal olarak aynen korunmuştur. Bu kural icra müdürlükleri ve mahkemelerce resen (kendiliğinden) uygulanmak zorundadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Hacizde Dörtte Bir (1/4) Sınırı
İşçinin aylık ücretinin en fazla dörtte biri (25%) haczedilebilir.
2.2. Devir ve Temlik Yasağı
İşçi, aylık ücretinin 1/4'ünden fazlasını başkasına devredemez ve temlik edemez.
2.3. Hakim Tarafından Takdir Edilecek Miktar (Aile İndirimi)
Maddenin ikinci cümlesi, işçinin bakmak zorunda olduğu aile üyeleri için hakim tarafından takdir edilecek miktarın 1/4'lük haciz sınırının dışında tutulacağını belirtir. Yani, işçinin ailesinin geçim ihtiyacı çok yüksekse, hakim haczedilecek miktarı 1/4'ten daha düşük bir orana (örneğin 1/10'a) indirebilir; ancak asla 1/4'ün üzerine çıkaramaz.
2.4. Nafaka Borcu İstisnası
Maddenin son cümlesi, en hayati sosyal istisnayı koymaktadır: Nafaka borcu alacaklılarının hakları saklıdır.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/1904, K. 2025/6112, T. 12.11.2025
Bu karar, bankaların kredi sözleşmelerine koydukları maaş blokesi tuzaklarını boşa çıkaran ve işçinin asgari geçim hakkını koruyan klasik bir emsal karardır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Net 30.000 TL maaş alan işçi (A)'nın borçları nedeniyle icra dairesinden işyerine maaş haczi müzekkeresi gönderilmiştir. İcra dairesi, (A)'nın maaşından her ay 15.000 TL kesilerek icra dosyasına yatırılmasını talep etmiştir. İşveren de bu talep doğrultusunda (A)'nın maaşından 15.000 TL kesmiştir.
Hukuki Analiz: (A)'nın aylık ücretinin en fazla 1/4'ü (30.000 / 4 = 7.500 TL) haczedilebilir. İcra dairesinin ve işverenin 15.000 TL kesinti yapması 35. maddeye açıkça aykırıdır. (A), icra mahkemesine başvurarak memur işlemini şikayet etmeli ve kesintiyi 7.500 TL'ye düşürmelidir. İşveren de yasal sınırı aşan kesintilerden dolayı işçiye karşı sorumludur.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): (B)'nin maaşında sıradan bir alacaklı için 1/4 oranında haciz kesintisi yapılmaktadır. Bu sırada (B)'nin eski eşi, mahkeme kararıyla bağlanan aylık 10.000 TL nafaka alacağı için maaş haczi göndermiştir. (B)'nin net maaşı 24.000 TL'dir.
Hukuki Analiz: Nafaka alacakları önceliklidir ve 1/4 sınırına tabi değildir. (B)'nin maaşından öncelikle 10.000 TL nafaka kesintisi derhal yapılır. Kalan tutar (24.000 - 10.000 = 14.000 TL) üzerinden, diğer alacaklı için en fazla 1/4 oranında (14.000 / 4 = 3.500 TL) kesinti yapılabilir. Nafaka alacağı her zaman birinci sıradadır.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu’nun 35. maddesi, işçinin ve ailesinin asgari yaşam kalitesini koruyan, anayasal insan onuruna ve sosyal devlet ilkelerine tam hizmet eden muazzam koruyucu bir hükümdür. Maaş hacizlerinin sınırlandırılması, borçlu işçinin tamamen kayıt dışı çalışmaya yönelmesini veya suça bulaşmasını önleyen sosyolojik bir supap görevi görür.
Ancak doktrinde (özellikle Eren ve Süzek tarafından), tazminatların tamamının haczedilebilmesi durumu eleştirilmektedir. Kıdem tazminatı, işçinin yıllarca biriktirdiği yıpranma payı ve gelecekteki işsizlik güvencesidir; ancak ücret niteliğinde sayılmadığı için alacaklılar tarafından tamamı haczedilebilmektedir. Bu durum, işten çıkarılan borçlu işçinin tüm kıdem tazminatını kaybederek tamamen savunmasız kalmasına yol açmaktadır.
Gelecekte yapılacak reformlarda, kıdem ve ihbar tazminatları da kısmi koruma kapsamına alınmalı; işçinin kıdem tazminatının da en az yansından fazlasının (yüzde ellisinin) haczedilemeyeceği yönünde bir yasal düzenleme yapılarak, işçinin emeklilik veya işsizlik güvencesi anayasal sosyal adalet gereğince koruma altına alınmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.
Görüş: İşçinin gelecekteki işsizlik ve emeklilik güvencesi olan kıdem tazminatlarının tamamının haczedilebilmesi sosyal adalet ilkesiyle bağdaşmamakta olup, en az %50'si yasal koruma kapsamına alınmalıdır. Maaşlardaki önceden muvafakat yasakları katı denetlenmeye devam edilmelidir.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yargı içtihatları veya yasal değişiklikler doğrultusunda revize edilebilir.