RESMİ METİN

Ücretin gününde ödenmemesi


Madde 34 - Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.

Bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesi, işçinin ücret alacağını koruyan en güçlü fiili ve yasal baskı aracı olan iş görme borcunu ifadan kaçınma (def'i) hakkını düzenleyen ve işverenin ödeme borcuna aykırılığını ağır yaptırımlara bağlayan hayati bir normdur. Madde, Üçüncü Bölüm'de yer almakta olup, işverenin en temel yükümlülüğü olan ücret ödeme borcunu (m. 32) zamanında ifa etmesini zorunlu kılar.

Düzenlemenin amacı (ratio legis), işçiyi ücretini alamadığı halde çalışmaya devam etmek zorunda kalmaktan kurtarmak ve işverene karşı barışçıl ama son derece etkili bir fiili direnme hakkı tanımaktır. İşçi, emeğini peşinen sunan taraftır; işverenin bu emeğin karşılığını geciktirmesi durumunda, işçinin "ödemesiz çalışmama" hakkı borçlar hukukundaki ödememe def'i (TBK m. 97) prensibinin iş hukukuna uyarlanmış, işçi lehine daha da güçlendirilmiş halidir.

Tarihsel planda, mülga 1475 sayılı Kanun döneminde ücretin gecikmesi halinde faiz uygulanması kuralı bulunmakla birlikte, işçinin işi durdurma hakkı yasada açıkça yer almamaktaydı (Yargıtay içtihatlarıyla kısmen tanınmaktaydı). 4857 sayılı Kanun'un 34. maddesi, bu direnme hakkını açık, emredici ve anayasal grev sınırlarını aşan özel bir statüye kavuşturmuştur.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Yirmi Günlük Bekleme Süresi ve Mücbir Neden İstisnası

İşçinin iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilmesi için, ücretin ödeme gününden (muaccel olduğu tarihten) itibaren yirmi gün geçmiş olması ve bu süre zarfında ödemenin yapılmamış olması gerekir.

  • Mücbir Neden İstisnası: Eğer ödememe durumu mücbir bir nedenden (deprem, savaş, bankacılık sisteminin tamamen çökmesi vb.) kaynaklanıyorsa işçi bu hakkı kullanamaz. Ancak işverenin ekonomik sıkıntı içinde olması, ödeme güçlüğü çekmesi veya piyasa daralması asla mücbir neden sayılamaz; ticari risk işverene aittir.
2.2. İş Görmekten Kaçınma Hakkının Hukuki Niteliği

Bu hak, işçinin tek taraflı irade beyanıyla kullanılan bir def'idir.

  • Grev Sayılmama (Toplu Eylem Güvencesi): Aynı işyerinde birden fazla işçinin kişisel kararlarına dayanarak iş görmekten kaçınmaları, sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Bu kural çok önemlidir; zira yasa dışı grev yaptırımları (m. 25/II-g vb.) bu eyleme uygulanamaz. İşçiler sendikal bir karar olmaksızın, tamamen yasal haklarına dayanarak topluca işi durdurabilirler.
  • Çalışmama Döneminde Ücretin Akıbeti: Doktrinde (özellikle Süzek tarafından) ve yerleşik Yargıtay kararlarında kabul edildiği üzere, iş görmekten kaçınma süresince işçi fiilen çalışmadığı için bu dönem için ücret talep edemez (kural olarak işgörme yoksa ücret yoktur). Ancak işçi işyerinde amirinin emri altında beklemeye devam ediyorsa durum değişebilir.
2.3. En Yüksek Mevduat Faizi Uygulaması

Gününde ödenmeyen ücret alacakları için uygulanacak faiz oranı, borçlar hukukundaki genel yasal faizden farklı olarak mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıdır. Bu kural, enflasyonist ortamlarda işçinin alacağının değer kaybetmesini önleyen çok güçlü bir finansal korumadır. Hangi bankanın hangi mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı fiilen araştırılarak hesaplama yapılır.

2.5. İşçinin İş Güvencesi ve Sözleşmesinin Korunması (m. 34/2)

İş görme borcunu yerine getirmekten yasal olarak kaçınan işçilerin:

  • İş akitleri bu nedenle (devamsızlık vb. gerekçelerle) asla feshedilemez,
  • Yerlerine yeni işçi alınamaz,
  • Bu işler taşeronlara veya başkalarına yaptırılamaz. Bu emredici kurallar, işverenin "grev kırıcı" veya "direniş kırıcı" yöntemlerle işçileri ikame etmesini (cezalandırmasını) önleyen kesin yasaklardır.

3. Sistematik İlişkiler

  • İş Kanunu m. 32 — Ücret ödeme borcu. 34. maddedeki 20 günlük sürenin başlangıcı, 32. maddedeki ayda bir ödeme günüdür.
  • İş Kanunu m. 24/II-e — Ücret ödenmemesi nedeniyle işçinin haklı feshi. İşçi dilerse 20 gün beklemeden doğrudan sözleşmeyi feshedip kıdem tazminatı alabilir (m. 24/II-e); dilerse sözleşmeyi feshetmeyip askıda tutarak işi durdurabilir (m. 34).
  • Türk Borçlar Kanunu m. 97 — Ödememe def'i. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ifa sırasına ilişkin bu genel kural, iş hukukunda m. 34 ile özel olarak tahkim edilmiştir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/2911, K. 2025/7892, T. 03.11.2025

Kararda, maaşı 22 gün geciken ve bu nedenle işyerine gidip kart basmasına rağmen bilgisayarını açmayarak çalışmayan (iş görmekten kaçınma hakkını kullanan) yazılım uzmanının, işveren tarafından "işi aksattığı ve devamsızlık yaptığı" gerekçesiyle 25/II-h (görevini yapmamakta ısrar) uyarınca tazminatsız feshedildiği uyuşmazlık incelenmiştir. Daire, ücreti 20 günden fazla geciken işçinin iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınma hakkının anayasal ve yasal bir hak olduğunu; bu hakkı kullanan işçinin iş akdinin çalışmadığı gerekçesiyle feshedilmesinin tamamen hukuka aykırı olduğunu vurgulamıştır. Yapılan feshin geçersizliğine, işçinin işe iadesine ve işverenin tazminat ödemesine karar verilmiştir.

Bu emsal karar, iş görmekten kaçınma hakkının mutlak korumasını ve bu eylemin asla bir disiplin suçu veya devamsızlık teşkil etmeyeceğini gösteren hayati bir pratik güvencedir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Bir tekstil atölyesinde çalışan 15 işçinin maaşları 25 gün boyunca ödenmemiştir. İşçiler aralarında anlaşarak pazartesi sabahı işyerine gelmiş, ancak makineleri çalıştırmayarak masalarında oturmuşlardır. Atölye sahibi, "Topluca işi durdurdunuz, yasa dışı grev yapıyorsunuz, hepinizi tazminatsız kovuyorum ve yerinize yarın yeni işçiler alacağım" demiştir.

Hukuki Analiz: Maaşlar yasal 20 günlük bekleme süresini aşmıştır (25 gün). İşçilerin iş görmekten kaçınması yasal haklarıdır ve toplu nitelik kazansa dahi yasa dışı grev sayılamaz. İşverenin işçileri kovması hukuka aykırıdır; yapılan fesih geçersizdir. Ayrıca işverenin onların yerine yeni işçi alma teşebbüsü m. 34/2'nin açık ihlalidir ve idari para cezası yaptırımına tabidir.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): (B)'nin maaşı her ayın 1'inde ödenmektedir. 15 Mayıs tarihinde (maaşı 14 gün gecikmişken) (B), "Maaşım yatmadı" diyerek işi durdurmuş ve işe gitmemiştir. İşveren ise (B)'yi 3 gün üst üste gelmediği için devamsızlıktan feshetmiştir.

Hukuki Analiz: 34. maddedeki iş görmekten kaçınma hakkı ancak ücretin gecikmesi yirmi günü aştıktan sonra doğar. 14 günlük gecikmede bu hak henüz doğmamıştır. (B)'nin yasal süre dolmadan işi durdurup devamsızlık yapması hukuka aykırıdır. İşverenin devamsızlığa dayalı fesihi (koşulları varsa) haklı kabul edilebilir. Ancak (B) dilerse 20 günü beklemeden sözleşmesini m. 24/II-e uyarınca doğrudan feshedebilirdi; fakat sözleşmeyi feshetmeyip sadece işi durdurmak istiyorsa mutlaka 20 günlük sürenin dolmasını beklemek zorundaydı.

6. Pratik Uygulama Notları

  • 20 Günlük Sürenin Hesabı: Süre gün bazlıdır ve işgünü değil takvim günüdür. Ayın 1'inde ödenmesi gereken maaş, ayın 21'i mesai bitimine kadar ödenmezse, ayın 22'si sabahı kaçınma hakkı doğar.
  • Yazılı İhbar Tavsiyesi: İşçi işi durdurmadan önce işverene noter veya yazılı bir dilekçeyle "Ücretim 20 gündür ödenmediği için İş Kanunu m. 34 uyarınca iş görme borcumu yerine getirmekten kaçınma hakkımı kullanıyorum" bildirimi yapmalıdır; bu, olası kötü niyetli devamsızlık iddialarını baştan çürütür.
  • Grev Kırma Yasağı: İşveren işi durduran işçilerin yerine kesinlikle taşeron (alt işveren) işçisi getiremez, mevcut diğer departman çalışanlarını o işe kaydıramaz.
  • Sık Yapılan Hatalar: 20 günlük süre dolmadan "maaş gecikti" diye fiilen işi durdurmak; bu durum işçiyi haksız duruma düşürerek işverene haklı fesih imkanı verebilir.

7. Eleştirel Değerlendirme

İş Kanunu’nun 34. maddesi, işçinin en kutsal hakkı olan emeğinin karşılığını koruyan, iş hukuku dogmatiğinin en başarılı savunma mekanizmalarından biridir. İşçiye sendikasız ve yasal prosedürsüz toplu direnme hakkı tanıması, onu işveren karşısında fiilen eşitleyen muazzam bir güçtür.

Ancak doktrinde (özellikle Süzek ve Caniklioğlu tarafından), çalışılmayan dönemde ücretin işlememesi kuralı eleştirilmektedir. İşçi, işverenin sözleşmeye aykırı eylemi (ücreti ödememesi) yüzünden yasal hakkını kullanarak işi durdurmaktadır; yani çalışmama nedeni işçinin kusuru değil, işverenin borca aykırılığıdır. Bu askı süresince işçinin gelirsiz bırakılması, onun direniş gücünü kırmakta ve hakkın kullanılmasını zorlaştırmaktadır.

Gelecekte yapılacak reformlarda, işverenin temerrüdü (kusuru) nedeniyle işin durdurulduğu bu dönemde, işçinin çalışmamasına rağmen tam ücrete hak kazanacağı yönünde bir yasal değişiklik yapılması, borçlar hukukunun alacaklı temerrüdü (TBK m. 408) ve kusur sorumluluğu prensipleriyle çok daha uyumlu ve işçi lehine adil bir çözüm olacaktır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku) genel ve monografik çalışmaları.
  • Yargıtay kararları: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 03.11.2025 tarihli E. 2025/2911, K. 2025/7892 sayılı kararı (ücret gecikmesi nedeniyle işi durduran işçinin sözleşmesinin feshedilemeyeceği kuralı).
  • Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu yürürlükteki metni; m. 24/II-e, m. 25, m. 32 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 97 ve m. 408 hükümleri.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.

Görüş: İşverenin borca aykırı eylemi nedeniyle iş arama veya iş görmekten kaçınma hakkını kullanan işçinin, çalışmadığı askı dönemi için de tam ücrete hak kazanması yönünde yasal reform yapılmalı; işverenin grev kırıcı veya ikame edici teşebbüslerine uygulanan idari cezalar artırılmalıdır.

Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yargı içtihatları veya yasal değişiklikler doğrultusunda revize edilebilir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.