1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun 33. maddesi, işverenin ödeme aczine düşmesi (konkordato ilan etmesi, iflası veya iflasın ertelenmesi gibi) durumlarında işçinin birikmiş ücret alacaklarının devlet güvencesiyle tahsil edilmesini sağlayan Ücret Garanti Fonu rejimini ilk ihdas eden yasal hükümdür. Madde, Üçüncü Bölüm'ün (Ücret) başında yer almaktaydı.
Ancak yasa koyucu, 15/5/2008 tarihli ve 5763 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle 33. maddeyi ilga etmiştir (mülga kılınmıştır). Bu ilganın amacı, ücret garanti fonunun idari ve kurumsal yapısını daha sağlam bir temele oturtmak ve mükerrer yasal düzenlemelerin önüne geçmektir. İşverenin ödeme aczine düşmesi halinde işçinin korunması rejimi, bu ilga ile birlikte 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamına taşınmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İlgam Gerekçesi ve Yeni Yasal Zemin
- maddenin mülga kılınmasıyla birlikte, Ücret Garanti Fonu'na ilişkin tüm yasal kurallar 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun Ek 1. maddesi ile yeniden ve daha detaylı düzenlenmiştir.
- Kapsam: İşverenin konkordato ilan etmesi, iflası, iflasın ertelenmesi veya aciz vesikası alması gibi durumlarda, işçilerin ödenmeyen son üç aylık ücret alacakları Ücret Garanti Fonu'ndan karşılanır.
- Finansman: Fon, işverenlerin işsizlik sigortası primlerinin belirli bir oranından (işveren payının bir kısmından) finanse edilir ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından yönetilir.
2.2. İşçinin Başvuru Koşulları
İşçinin Ücret Garanti Fonu'ndan yararlanabilmesi için:
- İş ilişkisinin ödeme aczi tarihinden önceki dönemde fiilen devam ediyor olması,
- İşverenin ödeme aczinin (iflas kararı, konkordato mühleti vb.) resmi olarak belgelenmiş olması,
- İşçinin ödenmeyen ücret alacağı için İŞKUR'a yazılı başvuruda bulunması gerekir.
3. Sistematik İlişkiler
- 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu Ek Madde 1 — Mülga 33. maddenin yerini alan ve bugün yürürlükte olan temel yasal düzenlemedir.
- İş Kanunu m. 32 — Ücret. 32. maddedeki ücret alacağının işverenin iflası halinde tasfiye edilmesinde 4447 sayılı Kanun hükümleri doğrudan devreye girer.
- İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 206 — Alacakların sırası. İİK m. 206 uyarınca işçi alacakları iflas masasında birinci sırada yer almakta olup, Ücret Garanti Fonu bu alacakları ödedikten sonra işçinin halefi olarak iflas masasına rücu eder.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu madde mülga (yürürlükten kaldırılmış) olduğundan, doğrudan bu maddeye ilişkin son 24 ayda Yargıtay kararı çekilememiştir. Ancak mülga maddenin yerini alan 4447 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesine ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatlarında, işçinin son 3 aylık ücretinin fondan ödenebilmesi için işverenin ödeme aczinin mahkeme veya icra dairesi kararıyla kesinleşmiş olmasının zorunlu olduğu vurgulanmaktadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A)'nın çalıştığı şirket hakkında Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından iflas kararı verilmiş ve fabrika kapatılmıştır. (A)'nın son 4 aylık maaşı ödenmemiştir. (A), İş Kanunu m. 33'e dayanarak eski işvereninden ücret talep etmekte, ancak iflas masasında para bulunmamaktadır.
Hukuki Analiz: İş Kanunu m. 33 mülga olduğundan bu maddeye dayanılamaz. (A), 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu Ek 1. maddesi uyarınca doğrudan İŞKUR'a başvurmalıdır. İŞKUR, (A)'nın ödenmeyen son 4 aylık maaşının son üç aylık kısmını Ücret Garanti Fonu'ndan (A)'ya nakit olarak ödeyecektir. Kalan 1 aylık ücret alacağı için ise (A), İflas Masasına birinci sırada alacaklı olarak kaydolmalıdır.
6. Pratik Uygulama Notları
- İŞKUR'a Başvuru: İşçiler iflas veya konkordato ilanı sonrası, işten çıkış belgesi, ücret bordroları ve iflas/konkordato karar suretiyle birlikte ivedilikle bağlı bulundukları İŞKUR Şube Müdürlüğü'ne başvurmalıdır.
- Sadece Temel Ücret: Ücret Garanti Fonu sadece işçinin ödenmeyen asıl (çıplak) ücretini karşılar; fazla mesai, yıllık izin ücreti veya ihbar/kıdem tazminatları fondan ödenmez.
- Rücu Süreci: İŞKUR, işçiye ödediği 3 aylık ücret tutarı için işçinin haklarına halef olur ve iflas masasına rücu ederek parayı masadan tahsil etmeye çalışır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 33'ün yürürlükten kaldırılarak konunun 4447 sayılı Kanun altında Ücret Garanti Fonu olarak kurumsallaştırılması son derece isabetli bir yasama tercihidir. Bu sayede dağınık kurallar tek bir çatı altında birleştirilmiş ve İŞKUR'un güçlü mali yapısı sisteme entegre edilmiştir.
Ancak doktrinde (özellikle Süzek tarafından), sadece asıl ücretin ve sadece 3 ayla sınırlı olarak ödenmesi eleştirilmektedir. İşverenin iflası halinde işçi sadece asıl ücretini değil, kıdem tazminatını ve yıllık izin ücretlerini de kaybetmektedir. Özellikle uzun yıllar çalışan kıdemli işçilerin tazminat kayıpları çok büyüktür.
Gelecekte yapılacak yasal reformlarda, Ücret Garanti Fonu'nun kapsamı genişletilmeli; işçilerin ödenmeyen ücretlerinin yanı sıra kıdem tazminatı alacaklarının da belirli bir limit dahilinde (örneğin yasal kıdem tazminatı tavanının 3 katına kadar) fondan ödenmesi yönünde düzenleme yapılarak gerçek ve eksiksiz bir işçi koruması sağlanmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku) genel ders kitapları.
- Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu mülga m. 33; 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu Ek Madde 1, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 206.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki ve mülga metnine dayanır.
Görüş: 33. maddenin mülga kılınarak konunun İŞKUR bünyesindeki Ücret Garanti Fonu'na devredilmesi başarılı bir reformdur; ancak gelecekte fonun koruma kapsamına kıdem tazminatları da dahil edilmelidir.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yasal değişiklikler doğrultusunda revize edilebilir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun 33. maddesi, işverenin ödeme aczine düşmesi (konkordato ilan etmesi, iflası veya iflasın ertelenmesi gibi) durumlarında işçinin birikmiş ücret alacaklarının devlet güvencesiyle tahsil edilmesini sağlayan Ücret Garanti Fonu rejimini ilk ihdas eden yasal hükümdür. Madde, Üçüncü Bölüm'ün (Ücret) başında yer almaktaydı.
Ancak yasa koyucu, 15/5/2008 tarihli ve 5763 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle 33. maddeyi ilga etmiştir (mülga kılınmıştır). Bu ilganın amacı, ücret garanti fonunun idari ve kurumsal yapısını daha sağlam bir temele oturtmak ve mükerrer yasal düzenlemelerin önüne geçmektir. İşverenin ödeme aczine düşmesi halinde işçinin korunması rejimi, bu ilga ile birlikte 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamına taşınmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İlgam Gerekçesi ve Yeni Yasal Zemin
2.2. İşçinin Başvuru Koşulları
İşçinin Ücret Garanti Fonu'ndan yararlanabilmesi için:
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu madde mülga (yürürlükten kaldırılmış) olduğundan, doğrudan bu maddeye ilişkin son 24 ayda Yargıtay kararı çekilememiştir. Ancak mülga maddenin yerini alan 4447 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesine ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatlarında, işçinin son 3 aylık ücretinin fondan ödenebilmesi için işverenin ödeme aczinin mahkeme veya icra dairesi kararıyla kesinleşmiş olmasının zorunlu olduğu vurgulanmaktadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A)'nın çalıştığı şirket hakkında Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından iflas kararı verilmiş ve fabrika kapatılmıştır. (A)'nın son 4 aylık maaşı ödenmemiştir. (A), İş Kanunu m. 33'e dayanarak eski işvereninden ücret talep etmekte, ancak iflas masasında para bulunmamaktadır.
Hukuki Analiz: İş Kanunu m. 33 mülga olduğundan bu maddeye dayanılamaz. (A), 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu Ek 1. maddesi uyarınca doğrudan İŞKUR'a başvurmalıdır. İŞKUR, (A)'nın ödenmeyen son 4 aylık maaşının son üç aylık kısmını Ücret Garanti Fonu'ndan (A)'ya nakit olarak ödeyecektir. Kalan 1 aylık ücret alacağı için ise (A), İflas Masasına birinci sırada alacaklı olarak kaydolmalıdır.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 33'ün yürürlükten kaldırılarak konunun 4447 sayılı Kanun altında Ücret Garanti Fonu olarak kurumsallaştırılması son derece isabetli bir yasama tercihidir. Bu sayede dağınık kurallar tek bir çatı altında birleştirilmiş ve İŞKUR'un güçlü mali yapısı sisteme entegre edilmiştir.
Ancak doktrinde (özellikle Süzek tarafından), sadece asıl ücretin ve sadece 3 ayla sınırlı olarak ödenmesi eleştirilmektedir. İşverenin iflası halinde işçi sadece asıl ücretini değil, kıdem tazminatını ve yıllık izin ücretlerini de kaybetmektedir. Özellikle uzun yıllar çalışan kıdemli işçilerin tazminat kayıpları çok büyüktür.
Gelecekte yapılacak yasal reformlarda, Ücret Garanti Fonu'nun kapsamı genişletilmeli; işçilerin ödenmeyen ücretlerinin yanı sıra kıdem tazminatı alacaklarının da belirli bir limit dahilinde (örneğin yasal kıdem tazminatı tavanının 3 katına kadar) fondan ödenmesi yönünde düzenleme yapılarak gerçek ve eksiksiz bir işçi koruması sağlanmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki ve mülga metnine dayanır.
Görüş: 33. maddenin mülga kılınarak konunun İŞKUR bünyesindeki Ücret Garanti Fonu'na devredilmesi başarılı bir reformdur; ancak gelecekte fonun koruma kapsamına kıdem tazminatları da dahil edilmelidir.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yasal değişiklikler doğrultusunda revize edilebilir.