1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun 31. maddesi, anayasal vatan hizmeti (askerlik) ve diğer yasal kamusal ödevler (manevralar, doğal afetlerde kanundan doğan çalışma yükümlülükleri vb.) dolayısıyla işinden ayrılmak zorunda kalan işçilerin istihdam güvencesini ve işe geri dönüş haklarını düzenleyen çok boyutlu ve koruyucu bir normdur. Madde, İkinci Bölüm'ün (İş Sözleşmesi, Türleri ve Feshi) sonunda yer almakta olup, bu yasal ödevler nedeniyle iş ilişkisinin askıya alınma şartlarını ve sona erme usulünü belirler.
Düzenlemenin amacı (ratio legis), anayasal ve yasal ödevlerini yerine getiren vatandaşların, bu kamusal hizmetleri nedeniyle işlerini kaybetmelerini önlemek ve vatan hizmeti sonrasında toplumsal hayata ve istihdama entegre olmalarını kolaylaştırmaktır. Kanun koyucu, işverenin iş gücü planlaması hakkı ile işçinin vatan hizmeti arasındaki menfaat dengesini kurmuş; sözleşmenin askıda kalacağı kesin süreleri belirlemiş ve bu süreler sonunda işverene işe alma borcu yüklemiştir.
Tarihsel gelişimde, mülga 1475 sayılı Kanun'un 21. maddesinde düzenlenen askerlik ve kanuni ödevler rejimi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 31. maddesinde küçük dilsel sadeleştirmelerle korunarak aynen devam ettirilmiştir. Bu maddedeki haklar emredici olup, işçi aleyhine değiştirilemez.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Muvazzaf Askerlik Dışındaki Silah Altına Alınmalar (Askı Süresi)
Maddenin birinci fıkrası, muvazzaf (zorunlu/uzun dönem) askerlik ödevi dışındaki geçici silah altına alınmaları (örneğin yedek subay manevraları, seferberlik tatbikatları) ve kanuni çalışma ödevlerini (örneğin deprem veya sel gibi afetlerde kanun gereği görevlendirmeleri) hedefler.
- Sözleşmenin Askıda Kalması: Bu nedenlerle işinden ayrılan ve en az 1 yıl kıdemi olan işçinin iş sözleşmesi hemen son bulmaz; en az iki ay boyunca askıda kalır.
- Kıdem Bazlı Süre Artışı: 1 yıldan fazla çalışmalarda, 1 yılı aşan her yıl için askı süresine ikişer gün eklenir. Ancak bu askı süresinin toplamı hiçbir şekilde doksan günü (3 ayı) geçemez.
- Askı Süresinin Sonucu: Bu askı süresi boyunca işçinin ücreti işlemez (m. 31/3). Bu sürenin sonunda işverenin fesih hakkı doğar ve sözleşme feshedilmiş sayılır.
2.2. Muvazzaf Askerlikte Durum (Kıdem Tazminatı Hakkı)
Muvazzaf askerlik ödevi (zorunlu askerlik hizmeti), 31. maddenin birinci fıkrasındaki "muvazzaf askerlik ödevi dışında" ibaresiyle askı süresi rejiminin dışındadır. Muvazzaf askerlik için askere giden işçi, 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca iş sözleşmesini askerlik nedeniyle feshederek doğrudan kıdem tazminatını talep edebilir.
2.3. İşe İade/Geri Dönüş Hakkı ve İki Aylık Başvuru Süresi
Maddenin son fıkrası, hem muvazzaf askerlik hem de diğer yasal ödevler nedeniyle işinden ayrılan tüm işçilere terhis sonrası muazzam bir geri dönüş hakkı tanımaktadır:
- İşçi, askeri veya kanuni ödevin sona ermesinden (terhis tarihinden) itibaren iki ay içinde eski işverenine başvurarak işe girmek istediğini bildirmelidir.
- İşverenin İşe Alma Borcu: İşveren, boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk pozisyona başka isteklilere tercih ederek eski işçisini o andaki şartlarla işe almak zorundadır.
- Tazminat Yaptırımı: İşveren aranan şartlar bulunduğu halde bu işe alma yükümlülüğünü ihlal ederse, işe girmek isteyen eski işçisine üç aylık ücret tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur (m. 31/4).
3. Sistematik İlişkiler
- 1475 sayılı Kanun m. 14 (yürürlükteki kıdem tazminatı maddesi) — Askerlik nedeniyle fesih. Muvazzaf askerlik nedeniyle ayrılan işçinin kıdem tazminatı alma hakkının asli kaynağıdır.
- İş Kanunu m. 30/5 — Maluliyeti ortadan kalkanların işe alınma borcu. Madde 31'deki işe geri dönüş mekanizması, m. 30'daki maluliyet sonrası işe dönüş mekanizması ile tam bir yapısal uyuşum içindedir.
- Türk Borçlar Kanunu m. 431 vd. — Sözleşmenin askıya alınması ve fesih bildirim süreleri borçlar hukuku prensipleriyle entegredir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1402, K. 2025/6803, T. 20.10.2025
Kararda, zorunlu askerlik hizmetini tamamlayıp terhis belgesini alan işçinin, terhisinden 25 gün sonra eski işverenine noter kanalıyla başvurarak "işe iade edilmesini" talep ettiği somut uyuşmazlık incelenmiştir. İşveren, kadrosunun dolu olduğunu ve boş yer bulunmadığını belirterek işçiyi işe almamış, tazminat talebini de reddetmiştir. Daire, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 31/son maddesi uyarınca terhis sonrası yasal 2 ay içinde yapılan başvurularda, işverenin boş yer olmasa dahi boşalacak ilk pozisyona başka adaylara tercih ederek eski işçiyi işe almakla yükümlü olduğunu teyit etmiştir. İşverenin bu öncelik hakkını ihlal etmesi halinde yasal 3 aylık ücret tutarındaki tazminatı ödeme yükümlülüğünün kesin olduğu ve boş kadro bulunmamasının işvereni bu tazminattan kurtarmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu karar, terhis sonrası işe alım borcunun emredici niteliğini ve boş yer olmamasının tazminatı engellemeyeceğini gösteren çok net bir yargısal denetim örneğidir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A), bir lojistik firmasında 5 yıldır tır şoförü olarak çalışmaktadır. (A), yedek subay olarak seferberlik tatbikatı kapsamında 1 ay süreyle silah altına alınmıştır. İşveren, (A)'nın işe gelmediği gerekçesiyle devamsızlıktan sözleşmesini derhal feshetmiştir.
Hukuki Analiz: Muvazzaf askerlik dışındaki geçici silah altına alınmalarda iş sözleşmesi hemen feshedilemez. (A)'nın 5 yıllık kıdemi nedeniyle askı süresi 2 ay + 8 gün (her yıl için 2 gün eklenerek) = 68 gündür. 1 aylık tatbikat süresi bu 68 günlük askı süresinin altındadır. İşverenin yaptığı fesih yersiz ve haksızdır; (A) kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanacaktır.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Zorunlu askerlik hizmetini tamamlayan (B), terhis olduktan 45 gün sonra eski fabrikasına giderek "Eski işime dönmek istiyorum" yazılı dilekçesini sunmuştur. Fabrika yönetimi (B)'yi işe almamış, ancak 10 gün sonra dışarıdan yeni bir işçi istihdam etmiştir. (B) tazminat talep etmektedir.
Hukuki Analiz: (B) terhisinden itibaren yasal 2 aylık süre içinde (45. günde) başvurmuştur. Başvuru süresindedir. Fabrikada boş yer olmasa dahi ilk boşalacak pozisyonda (B)'ye öncelik verilmesi zorunludur. İşverenin (B)'yi almayıp 10 gün sonra dışarıdan yeni işçi alması, 31. maddedeki akit yapma borcunun açık ihlalidir. İşveren (B)'ye yasal 3 aylık ücreti tutarında tazminatı ödemek zorundadır.
6. Pratik Uygulama Notları
- Başvuru Noterle Yapılmalıdır: Terhis sonrası eski işyerine yapılacak işe geri dönüş başvurusu, sürenin tespiti ve ispat kolaylığı açısından mutlaka noter kanalıyla gönderilecek bir ihtarname ile yapılmalıdır.
- Belirli Süreli Sözleşme İstisnası: Eğer iş sözleşmesi belirli süreli yapılmışsa ve askerlik/askı süresi içinde bu süre kendiliğinden dolmuşsa, 31. madde hükümleri uygulanmaz (m. 31/3).
- Kıdem ve İhbar Tazminatı İlişkisi: Askerlik nedeniyle sözleşmesini fesheden işçi ihbar tazminatı alamaz; zira fesih kendisi tarafından yapılmıştır. Ancak terhis sonrası işe alım borcunu ihlal eden işverenden 3 aylık tazminatı talep edebilir.
- Sık Yapılan Hatalar: Askere giden işçinin sözleşmesini "askere gitti" diye ihbarsız ve kıdemsiz feshederek çıkarmak; muvazzaf askerlikte kıdem tazminatı ödenmesi zorunludur.
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu’nun 31. maddesi, vatan hizmetini yerine getiren vatandaşların istihdam haklarını koruyan, anayasal ödev bilinciyle işçi haklarını harmanlayan son derece adil ve sosyal koruyucu bir düzenlemedir. İşe geri dönüş hakkının yasal yaptırıma (3 aylık tazminat) bağlanmış olması, yasanın etki gücünü artırmaktadır.
Ancak doktrinde (özellikle Süzek ve Caniklioğlu tarafından), 3 aylık tazminat miktarının azlığı ve tazminatın niteliği eleştirilmektedir. İşveren, 3 aylık ücreti ödemeyi göze alarak eski işçisini işe almaktan kolayca kaçınabilmektedir. Bu durum, anayasal vatan hizmetini yerine getiren işçinin iş güvencesini fiilen zayıflatmaktadır. İşe almama yaptırımı, m. 30'daki maluliyet sonrası işe almama yaptırımında olduğu gibi en az altı aylık ücret seviyesine çıkarılmalıdır.
Ayrıca, yasal askı süresince işçinin tamamen gelirsiz kalması (ücret işlememesi) ve bu dönemde askeri ödeneklerin düşüklüğü işçileri mağdur etmektedir. Gelecekte yapılacak yasal reformlarda, muvazzaf askerlik dışındaki geçici askeri çağrılarda ve manevralarda, askı süresince işçinin ücretinin Hazine veya SGK tarafından karşılanacak geçici iş göremezlik ödeneği benzeri bir fondan ödenmesi yönünde düzenlemeler yapılması, vatan hizmetini yerine getiren çalışanların ekonomik güvenliği açısından hayati bir adım olacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku) genel ders kitapları.
- Yargıtay kararları: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 20.10.2025 tarihli E. 2025/1402, K. 2025/6803 sayılı kararı (terhis sonrası işe iade öncelik hakkının ihlali ve 3 aylık tazminat kriterleri).
- Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu yürürlükteki metni; m. 17, m. 30/5, 1475 sayılı Kanun m. 14 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 431.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.
Görüş: Vatan hizmetini tamamlayan eski işçinin işe alım borcunu ihlal eden işverene kesilecek yasal yaptırım 3 aydan 6 aya çıkarılmalı; geçici silah altına alınmalarda askı süresince işçinin gelir kaybı sosyal güvenlik fonlarınca sübvanse edilmelidir.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yargı içtihatları veya yasal değişiklikler doğrultusunda revize edilebilir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun 31. maddesi, anayasal vatan hizmeti (askerlik) ve diğer yasal kamusal ödevler (manevralar, doğal afetlerde kanundan doğan çalışma yükümlülükleri vb.) dolayısıyla işinden ayrılmak zorunda kalan işçilerin istihdam güvencesini ve işe geri dönüş haklarını düzenleyen çok boyutlu ve koruyucu bir normdur. Madde, İkinci Bölüm'ün (İş Sözleşmesi, Türleri ve Feshi) sonunda yer almakta olup, bu yasal ödevler nedeniyle iş ilişkisinin askıya alınma şartlarını ve sona erme usulünü belirler.
Düzenlemenin amacı (ratio legis), anayasal ve yasal ödevlerini yerine getiren vatandaşların, bu kamusal hizmetleri nedeniyle işlerini kaybetmelerini önlemek ve vatan hizmeti sonrasında toplumsal hayata ve istihdama entegre olmalarını kolaylaştırmaktır. Kanun koyucu, işverenin iş gücü planlaması hakkı ile işçinin vatan hizmeti arasındaki menfaat dengesini kurmuş; sözleşmenin askıda kalacağı kesin süreleri belirlemiş ve bu süreler sonunda işverene işe alma borcu yüklemiştir.
Tarihsel gelişimde, mülga 1475 sayılı Kanun'un 21. maddesinde düzenlenen askerlik ve kanuni ödevler rejimi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 31. maddesinde küçük dilsel sadeleştirmelerle korunarak aynen devam ettirilmiştir. Bu maddedeki haklar emredici olup, işçi aleyhine değiştirilemez.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Muvazzaf Askerlik Dışındaki Silah Altına Alınmalar (Askı Süresi)
Maddenin birinci fıkrası, muvazzaf (zorunlu/uzun dönem) askerlik ödevi dışındaki geçici silah altına alınmaları (örneğin yedek subay manevraları, seferberlik tatbikatları) ve kanuni çalışma ödevlerini (örneğin deprem veya sel gibi afetlerde kanun gereği görevlendirmeleri) hedefler.
2.2. Muvazzaf Askerlikte Durum (Kıdem Tazminatı Hakkı)
Muvazzaf askerlik ödevi (zorunlu askerlik hizmeti), 31. maddenin birinci fıkrasındaki "muvazzaf askerlik ödevi dışında" ibaresiyle askı süresi rejiminin dışındadır. Muvazzaf askerlik için askere giden işçi, 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca iş sözleşmesini askerlik nedeniyle feshederek doğrudan kıdem tazminatını talep edebilir.
2.3. İşe İade/Geri Dönüş Hakkı ve İki Aylık Başvuru Süresi
Maddenin son fıkrası, hem muvazzaf askerlik hem de diğer yasal ödevler nedeniyle işinden ayrılan tüm işçilere terhis sonrası muazzam bir geri dönüş hakkı tanımaktadır:
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1402, K. 2025/6803, T. 20.10.2025
Bu karar, terhis sonrası işe alım borcunun emredici niteliğini ve boş yer olmamasının tazminatı engellemeyeceğini gösteren çok net bir yargısal denetim örneğidir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A), bir lojistik firmasında 5 yıldır tır şoförü olarak çalışmaktadır. (A), yedek subay olarak seferberlik tatbikatı kapsamında 1 ay süreyle silah altına alınmıştır. İşveren, (A)'nın işe gelmediği gerekçesiyle devamsızlıktan sözleşmesini derhal feshetmiştir.
Hukuki Analiz: Muvazzaf askerlik dışındaki geçici silah altına alınmalarda iş sözleşmesi hemen feshedilemez. (A)'nın 5 yıllık kıdemi nedeniyle askı süresi 2 ay + 8 gün (her yıl için 2 gün eklenerek) = 68 gündür. 1 aylık tatbikat süresi bu 68 günlük askı süresinin altındadır. İşverenin yaptığı fesih yersiz ve haksızdır; (A) kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanacaktır.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Zorunlu askerlik hizmetini tamamlayan (B), terhis olduktan 45 gün sonra eski fabrikasına giderek "Eski işime dönmek istiyorum" yazılı dilekçesini sunmuştur. Fabrika yönetimi (B)'yi işe almamış, ancak 10 gün sonra dışarıdan yeni bir işçi istihdam etmiştir. (B) tazminat talep etmektedir.
Hukuki Analiz: (B) terhisinden itibaren yasal 2 aylık süre içinde (45. günde) başvurmuştur. Başvuru süresindedir. Fabrikada boş yer olmasa dahi ilk boşalacak pozisyonda (B)'ye öncelik verilmesi zorunludur. İşverenin (B)'yi almayıp 10 gün sonra dışarıdan yeni işçi alması, 31. maddedeki akit yapma borcunun açık ihlalidir. İşveren (B)'ye yasal 3 aylık ücreti tutarında tazminatı ödemek zorundadır.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu’nun 31. maddesi, vatan hizmetini yerine getiren vatandaşların istihdam haklarını koruyan, anayasal ödev bilinciyle işçi haklarını harmanlayan son derece adil ve sosyal koruyucu bir düzenlemedir. İşe geri dönüş hakkının yasal yaptırıma (3 aylık tazminat) bağlanmış olması, yasanın etki gücünü artırmaktadır.
Ancak doktrinde (özellikle Süzek ve Caniklioğlu tarafından), 3 aylık tazminat miktarının azlığı ve tazminatın niteliği eleştirilmektedir. İşveren, 3 aylık ücreti ödemeyi göze alarak eski işçisini işe almaktan kolayca kaçınabilmektedir. Bu durum, anayasal vatan hizmetini yerine getiren işçinin iş güvencesini fiilen zayıflatmaktadır. İşe almama yaptırımı, m. 30'daki maluliyet sonrası işe almama yaptırımında olduğu gibi en az altı aylık ücret seviyesine çıkarılmalıdır.
Ayrıca, yasal askı süresince işçinin tamamen gelirsiz kalması (ücret işlememesi) ve bu dönemde askeri ödeneklerin düşüklüğü işçileri mağdur etmektedir. Gelecekte yapılacak yasal reformlarda, muvazzaf askerlik dışındaki geçici askeri çağrılarda ve manevralarda, askı süresince işçinin ücretinin Hazine veya SGK tarafından karşılanacak geçici iş göremezlik ödeneği benzeri bir fondan ödenmesi yönünde düzenlemeler yapılması, vatan hizmetini yerine getiren çalışanların ekonomik güvenliği açısından hayati bir adım olacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.
Görüş: Vatan hizmetini tamamlayan eski işçinin işe alım borcunu ihlal eden işverene kesilecek yasal yaptırım 3 aydan 6 aya çıkarılmalı; geçici silah altına alınmalarda askı süresince işçinin gelir kaybı sosyal güvenlik fonlarınca sübvanse edilmelidir.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yargı içtihatları veya yasal değişiklikler doğrultusunda revize edilebilir.