Engelli ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu
Madde 30 – (Değişik : 15/5/2008-5763/2 md.)
İşverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde yüzde üç engelli, kamu işyerlerinde ise yüzde dört engelli ve yüzde iki eski hükümlü işçiyi veya 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu veya 16/6/1927 tarihli ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu kapsamına giren ve askerlik hizmetini yaparken 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 inci maddesinde sayılan terör olaylarının sebep ve tesiri sonucu malul sayılmayacak şekilde yaralananları meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır.
Bu kapsamda çalıştırılacak işçi sayısının tespitinde belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesine göre çalıştırılan işçiler esas alınır. Kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür. Oranın hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmaz, yarım ve daha fazla olanlar tama dönüştürülür. İşyerinin işçisi iken engelli hâle gelenlere öncelik tanınır.
İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları işçileri Türkiye İş Kurumu aracılığı ile sağlarlar. Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin nitelikleri, hangi işlerde çalıştırılabilecekleri, bunların işyerlerinde genel hükümler dışında bağlı olacakları özel çalışma ile mesleğe yöneltilmeleri, mesleki yönden işverence nasıl işe alınacakları, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Yer altı ve su altı işlerinde engelli işçi çalıştırılamaz ve yukarıdaki hükümler uyarınca işyerlerindeki işçi sayısının tespitinde yer altı ve su altı işlerinde çalışanlar hesaba katılmaz.
Bir işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan maluliyeti ortadan kalkan işçiler eski işyerlerinde tekrar işe alınmalarını istedikleri takdirde, işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye altı aylık ücret tutarında tazminat öder.
Özel sektör işverenlerince bu madde kapsamında çalıştırılan 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi engelli sigortalılar ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen korumalı işyerlerinde çalıştırılan engelli sigortalıların, aynı Kanunun 72 nci ve 73 üncü maddelerinde sayılan ve 78 inci maddesiyle belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı, kontenjan fazlası engelli çalıştıran, yükümlü olmadıkları halde engelli çalıştıran işverenlerin bu şekilde çalıştırdıkları her bir engelli için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 506 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi ve sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarın ödenmiş olması şarttır. Bu fıkraya göre işveren tarafından ödenmesi gereken primlerin geç ödenmesi halinde, Hazinece Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemenin gecikmesinden kaynaklanan gecikme zammı, işverenden tahsil edilir. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. Bu fıkrada düzenlenen teşvik, kamu idareleri hariç 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılara ilişkin matrah ve oranlar üzerinden olmak üzere, 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıkların statülerine tabi personeli için de uygulanır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken belirlenir.
(Değişik yedinci fıkra: 11/10/2011-KHK-665/28 md.) Bu maddeye aykırılık hallerinde 101 inci madde uyarınca tahsil edilecek cezalar, engellilerin ve eski hükümlülerin kendi işini kurmaları, engellinin iş bulmasını sağlayacak destek teknolojileri, engellinin işe yerleştirilmesi, işe ve işyerine uyumunun sağlanması ve bu gibi projelerde kullanılır. Tahsil edilen cezaların kullanımına ilişkin hususlar, Türkiye İş Kurumunun koordinatörlüğünde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü ile İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü, en çok işçi ve işvereni temsil eden üst kuruluşların ve en çok engelliyi temsil eden üst kuruluşun birer temsilcisinden oluşan komisyon tarafından karara bağlanır. Komisyonun çalışma usul ve esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Eski hükümlü çalıştırılmasında, kanunlardaki kamu güvenliği ile ilgili hizmetlere ilişkin özel hükümler saklıdır.
Metodolojik Not
Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun 30. maddesi, devletin sosyal devlet ilkesinin (Anayasa m. 2) ve fırsat eşitliğinin sağlanması yönündeki anayasal ödevlerinin iş hukukundaki en somut, yaptırımlı ve kurumsal yansımasıdır. Madde, İkinci Bölüm'ün sonunda yer almakta olup, engelliler, eski hükümlüler ve terör mağdurları gibi işgücü piyasasında dezavantajlı konumda olan bireylerin istihdam edilmesini yasal bir zorunlu kontenjan (kota) rejimine bağlamaktadır.
Düzenlemenin amacı (ratio legis), sosyal entegrasyonu sağlamak ve piyasanın acımasız rekabet koşullarında dezavantajlı bireylerin tamamen dışlanmasını önlemektir. Devlet, vergilendirme gücü ve teşvik imkanlarını kullanarak, özel ve kamu işverenlerine bu grupları istihdam etme yükümlülüğü getirir. Madde ayrıca, işyerinde çalışırken engelli hale gelenlerin korunması ve maluliyeti sona erenlerin eski işlerine dönebilmesi gibi koruyucu alt güvenceler de içermektedir.
Tarihsel süreçte, mülga 1475 sayılı Kanun'un 25. maddesinde yer alan kota sistemi, 4857 sayılı Kanun'un 30. maddesiyle güncellenmiş; engelli çalışanlara yönelik Sosyal Güvenlik Kurumu prim teşvikleri getirilmiş ve kontenjanlara uymayanlara kesilecek idari para cezalarının doğrudan engellilerin kendi işini kurması projelerinde kullanılacağına dair fon mekanizması kurulmuştur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Elli İşçi Barajı ve Kontenjan Oranları
Kota zorunluluğunun başlayabilmesi için işverenin aynı il sınırları içindeki birden fazla işyerinde toplamda en az elli veya daha fazla işçi çalıştırması gerekir.
2.2. İşçi Sayısının Hesabı ve Yuvarlama Kuralları
Kotaların hesaplanmasında belirli, belirsiz süreli çalışan tüm işçiler esas alınır. Kısmi süreli çalışanlar, çalışma süreleri toplanarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür.
2.3. Yer Altı ve Su Altı İşleri Yasağı
İş sağlığı ve güvenliği ile engellilerin bedensel bütünlüğünün korunması amacıyla, yer altı ve su altı işlerinde engelli işçi çalıştırılamaz. Kota hesabında da yer altı ve su altı işlerinde çalışan personel sayısı toplam işçi sayısından düşülerek hesaplama yapılır.
2.4. İşe İade Önceliği ve Malullük Sonrası Haklar
Madde, dezavantajlı hale gelen eski işçiyi koruyan iki özel hak öngörür:
2.5. Hazine Prim Teşviki
Kota kapsamında çalıştırılan engellilerin prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan SGK işveren prim hissesinin tamamı Hazine tarafından karşılanır. Kontenjan fazlası engelli çalıştıran veya yasal olarak yükümlü olmadığı halde engelli çalıştıran işverenler de bu teşvikten tam olarak yararlanır (m. 30/6). Bu teşvik, işverenin mali yükünü hafifleterek engelli istihdamını ekonomik açıdan cazip kılmayı hedefler.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1612, K. 2025/7823, T. 03.11.2025
Bu karar, malullük sonrası işe alım borcunun mutlak karakterini ve 6 aylık tazminat yaptırımının kaçınılmazlığını gösteren emsal bir uygulamadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) firmasının aynı il sınırları içinde 3 farklı mağazası bulunmaktadır. Bu mağazalarda sırasıyla 18, 15 ve 17 işçi çalışmaktadır. İşveren, hiçbir mağazada tek başına 50 işçi sınırına ulaşılmadığı gerekçesiyle engelli çalıştırma yükümlülüğünün bulunmadığını savunmaktadır.
Hukuki Analiz: Yasa uyarınca, "aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır" (m. 30/1). (A) firmasının aynı ildeki işçi sayısı toplamı 18 + 15 + 17 = 50'dir. Firma 50 işçi sınırına ulaştığı için yasal kota kapsamındadır. 50 x %3 = 1.5 engelli yapar ve yarım tama yuvarlanacağından, (A) firması en az 2 engelli çalıştırmak zorundadır. Çalıştırmazsa her ay için idari para cezası ödeyecektir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir inşaat firmasında çalışırken geçirdiği kaza sonucu engelli hale gelen (B), şantiye ofisinde idari işler personeli olarak istihdam edilmek üzere firmaya başvurmuştur. Firma ise "Kontenjanımız dolu, yeni engelli alamayız" diyerek (B)'yi reddetmiştir.
Hukuki Analiz: 30. maddenin ikinci fıkrasının son cümlesi uyarınca "İşyerinin işçisi iken engelli hale gelenlere öncelik tanınır". Kontenjan dolu olsa dahi, işyeri kazası veya çalışırken engelli hale gelen eski işçinin korunması esastır. İşveren, ilk boşalacak kontenjan kadrosunu (B)'ye tahsis etmekle yükümlüdür; (B)'nin öncelik hakkı yasal koruma altındadır.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu’nun 30. maddesi, dezavantajlı grupların istihdam yoluyla topluma kazandırılması yönündeki en insani ve en etkili yasal mekanizmalardan biridir. Kontenjana uymayanlardan tahsil edilen cezaların doğrudan engellilerin kendi işini kurması projelerinde (İŞKUR Fonu) kullanılması, mükemmel bir döngüsel sosyal finansman modelidir.
Ancak doktrinde (özellikle Süzek ve Caniklioğlu tarafından), özel sektörde eski hükümlü çalıştırma zorunluluğunun kaldırılması (5763 sayılı Kanunla yapılan değişiklik) sosyal devlet ilkesi açısından ciddi şekilde eleştirilmektedir. Eski hükümlülerin özel sektör kotasından çıkarılması, bu kişilerin cezaevinden çıktıktan sonra topluma entegre olmalarını ve yeniden suça yönelmelerini engellemeyi zorlaştırmıştır.
Ayrıca, 50 işçi sınırının altında kalan mikro işletmelerde engelli istihdamını teşvik edecek ek vergi muafiyetlerinin ve doğrudan Hazine hibelerinin yetersizliği, engelli istihdamını sadece büyük kurumsal şirketlerin sırtına yüklemektedir. Gelecekte yapılacak reformlarda, eski hükümlü kotası özel sektöre daha düşük oranlarda (örneğin %1) geri getirilmeli; 50 işçinin altındaki küçük esnaf ve işletmelerin engelli çalıştırması halinde ise sadece prim desteği değil, doğrudan vergi indirimleri ve hibe destekleri de sağlanarak engelli istihdamı tüm topluma yaygınlaştırılmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.
Görüş: Eski hükümlülerin topluma entegrasyonu ve suça geri dönüşün önlenmesi amacıyla özel sektör eski hükümlü kotası sınırlı da olsa geri getirilmeli, engelli çalıştıran küçük işletmeler vergi indirimleriyle desteklenmelidir.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yargı içtihatları veya yasal değişiklikler doğrultusunda revize edilebilir.