1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun 27. maddesi, iş sözleşmesinin ihbar önelli (bildirim süreli) olarak sona erdirilmesi sürecinde işçiyi koruyan ve onun işsiz kalma riskini azaltmayı hedefleyen en önemli sosyal koruma mekanizmalarından biridir. Madde, İkinci Bölüm'de "fesih" ve "bildirim süreleri" rejiminin hemen altında yer almakta olup, iş ilişkisinin tasfiye sürecine girdiği dönemde dahi işçinin ekonomik geleceğini teminat altına almayı amaçlar.
Düzenlemenin amacı (ratio legis), iş sözleşmesi bildirim süresinin sonunda bitecek olan işçiye, iş ilişkisi henüz hukuken devam ederken mesai saatleri içinde yeni bir iş arama imkanı sağlamaktır. Zira işçinin mesai saatleri dışında, yorgun ve sınırlı bir zamanda iş aramaya zorlanması sosyal devlet ilkesine ve iş hukukunun koruyucu mantığına aykırıdır. Kanun koyucu, işverenin bildirim süresi boyunca işçiden tam verim alma beklentisi ile işçinin yeni iş bulma ihtiyacı arasında adil bir denge kurmuş ve işverene bu izni verme yükümlülüğü yüklemiştir.
Tarihsel gelişimde, mülga 1475 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yer alan iş arama izni süresi "günde bir buçuk saat" iken, 4857 sayılı İş Kanunu ile bu süre işçi lehine artırılarak en az iki saate çıkarılmış ve iznin kullandırılmaması durumunda uygulanacak yaptırımlar ağırlaştırılarak yüzde yüz zamlı ödeme kuralı getirilmiştir. Bu hak nispi emredici olup, sözleşmelerle işçi lehine artırılabilir ancak azaltılamaz.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İznin Kapsamı ve Şartları
Yeni iş arama izninden yararlanabilmek için tek bir temel koşul vardır: İş sözleşmesinin bildirim (ihbar) süreleri içinde bulunması.
- Feshin işçi tarafından (istifa) veya işveren tarafından (bildirimli fesih) yapılmış olmasının önemi yoktur; bildirim süresi işliyorsa işçi her halükarda bu izne hak kazanır.
- İşverenin ihbar süresine ait ücreti peşin ödemek suretiyle sözleşmeyi derhal feshettiği durumlarda (m. 17/5), iş ilişkisi o an son bulduğundan ve askıda geçen bir bildirim süresi bulunmadığından iş arama izni hakkı doğmaz.
- İzin, iş saatleri içinde kullandırılmalı ve bu izin nedeniyle işçinin ücretinden hiçbir kesinti yapılmamalıdır.
2.2. Süre ve Toplu Kullanım Hakkı
Yasal asgari süre günde iki saattir. Sözleşmelerle bu süre örneğin günde 3 veya 4 saate çıkarılabilir.
- Toplu Kullanım: İşçi dilerse bu izin saatlerini birleştirerek toplu olarak kullanabilir. Toplu kullanım hakkı tamamen işçinin tekelindedir; işveren işçiyi günlük kullanıma zorlayamaz.
- Toplu Kullanımın Sınırı: Toplu izin kullanılacaksa, bu süre işten ayrılma gününden (ihbar süresinin sonundan) geriye doğru giden günlere rastlatılmalıdır. İşçi toplu kullanmak istediğini işverene önceden bildirmek zorundadır. Örneğin 4 haftalık (28 gün) ihbar süresi olan bir işçi, haftada 6 gün çalışıyorsa, toplamda 24 iş günü x 2 saat = 48 saat (günlük 8 saatlik mesai üzerinden 6 tam gün) iznini ihbar süresinin son 6 gününde toplu olarak kullanarak işe gelmeyebilir.
2.3. İznin Kullandırılmamasının Yaptırımı: Yüzde Yüz Zamlı Ücret
Yasa koyucu, iznin kağıt üzerinde kalmasını önlemek için işverene çok ağır iki mali yaptırım öngörmüştür:
- İzin Verilmez veya Eksik Verilirse: İşveren izni hiç vermez veya günde 2 saatten az verirse, kullandırılmayan sürenin ücretini işçiye ayrıca ödemek zorundadır (m. 27/2).
- İzin Döneminde Çalıştırma (Çift Katlı Cezai Yaptırım): İşveren işçiye izin vermiş gibi gösterip veya izin esnasında onu fiilen çalıştırırsa, işçinin zaten çalışmaksızın alacağı ücrete ilaveten, çalıştırıldığı sürenin ücretini yüzde yüz zamlı (yani toplamda çift ücret / 2 katı) ödemekle yükümlüdür (m. 27/3). Bu yaptırım, işverenin iş gücünü kötüye kullanmasını engellemeye yönelik caydırıcı bir cezai şart niteliğindedir.
3. Sistematik İlişkiler
- İş Kanunu m. 17 — Bildirim süreleri. İş arama izninin toplam süresi, 17. maddedeki ihbar sürelerinin (2, 4, 6 veya 8 hafta) uzunluğuna göre matematiksel olarak belirlenir.
- İş Kanunu m. 32 — Ücret tanımı. İş arama iznindeki ücret kesintisi yasağı ve zamlı ödemeler, yasanın genel ücret koruması kurallarıyla uyuşum içindedir.
- Türk Borçlar Kanunu m. 421 — İş arama izninin borçlar hukukundaki genel görünümü. TBK m. 421'de de benzer bir izin hakkı düzenlenmiş olup, İş Kanunu kapsamı dışındaki hizmet sözleşmeleri için de bu hakkın varlığı korunmuştur.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1802, K. 2025/6912, T. 06.11.2025
Kararda, 8 haftalık ihbar süresi içinde olan işçinin, iş arama iznini toplu olarak kullanmak istediğini işverene yazılı olarak bildirmesine rağmen, işverenin "yerine bakacak eleman yok" gerekçesiyle toplu kullanıma izin vermediği ve işçiyi günlük 2 saat çalıştırmaya devam ettiği olay uyuşmazlık konusu yapılmıştır. Daire, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 27. maddesinde düzenlenen toplu izin kullanma hakkının işçinin seçimlik hakkı olduğunu, işverenin operasyonel gerekçelerle bu hakkın kullanılmasını engelleyemeyeceğini vurgulamıştır. İşverenin işçiyi toplu izin döneminde fiilen çalıştırmış olması nedeniyle, kullandırılmayan toplu izin süreleri için yasanın 27/3. maddesi uyarınca %100 zamlı ücretin hesaplanarak işçiye ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Bu emsal karar, toplu izin hakkının engellenemez niteliğini ve işverenin operasyonel mazeretlerinin yasa karşısında geçersizliğini gösteren çok önemli bir pratik uygulamadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A), 6 haftalık ihbar süresi içinde çalışmaktadır. Haftada 6 gün çalışan (A), toplam 36 iş günü boyunca iş arama iznine sahiptir. (A), günlük 2 saatlik izinlerini birleştirip toplu kullanmak istediğini yazılı olarak işverene bildirmiş ve ihbar süresinin son 9 gününde (36 x 2 = 72 saat, günlük 8 saatlik mesai esasına göre 9 gün) işe gelmemiştir. İşveren ise "Devamsızlık yaptın" diyerek (A)'nın ücretinden 9 günlük kesinti yapmıştır.
Hukuki Analiz: (A)'nın toplu kullanım hakkı yasaldır ve işverene önceden bildirim yapılmıştır. İşverenin 9 günlük ücret kesintisi yapması hukuka aykırıdır. İşveren (A)'ya bu 9 günlük ücreti kesintisiz ödemelidir. Eğer işveren (A)'yı bu son 9 günde zorla çalıştırsaydı, normal ücretine ek olarak %100 zamlı ücret (çift ücret) ödemek zorunda kalacaktı.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): İşveren, ihbar süresi içindeki (B)'ye günde 2 saat iş arama iznini vermiş; ancak (B) bu saatlerde iş aramayıp evinde dinlenmiş veya arkadaşlarıyla vakit geçirmiştir. İşveren bunu tespit ederek (B)'nin izin saatlerine ait ücretini kesmek istemektedir.
Hukuki Analiz: İş arama izninin amacı yeni bir iş bulunmasıdır. Ancak işçinin bu izin saatlerinde fiilen ne yaptığı, hangi iş görüşmelerine gittiği işveren tarafından denetlenemez ve işçiden iş görüşmesi yaptığına dair "ispat belgesi" (katılım formu vb.) istenemez. İzin saati işçinin serbest zamanıdır. Dolayısıyla işverenin ücret kesintisi yapması yasal değildir; (B)'nin tam ücrete hak kazanma süreci devam eder.
6. Pratik Uygulama Notları
- Yazılı Bildirim Şartı: İşçi toplu izin kullanmak istiyorsa, bunu ihbar süresinin başında yazılı olarak işverene bildirmeli ve ayrılacağı tarihten önceki günlere denk getirmelidir.
- İşgünü Esaslı Matematiksel Hesap: Toplu izin saati hesaplanırken ihbar süresinin içindeki pazar günleri veya çalışılmayan resmi tatiller hesaba katılmaz. Sadece işçinin fiilen çalışması gereken iş günleri üzerinden günlük 2 saat hesabı yapılır.
- İspat Kolaylığı: İşverenler, işçiye günlük 2 saatlik izni kullandırdıklarını ispatlamak için her gün işçiye "İş arama iznimi bugün kullandım" ibareli günlük veya haftalık imza föyleri imzalatmalıdır. Aksi halde dava aşamasında iznin kullandırıldığı kanıtlanamazsa double ücret ödeme riski doğar.
- Sık Yapılan Hatalar: İşçiye "İş bulursan git görüş, belge getir" demek; işçi her gün iş görüşmesi bulmak zorunda değildir, izin hakkı mutlaktır ve ispat şartına bağlanamaz.
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu’nun 27. maddesi, iş ilişkisinin sona erme aşamasında dahi sosyal korumayı elden bırakmayan, işçinin geleceğini güvenceye alan mükemmel bir düzenlemedir. Kullandırılmayan izne uygulanan %100 zamlı cezai ücret yaptırımı, işverenlerin işçiyi son güne kadar sömürmesini engelleyen çok başarılı bir yasal bariyerdir.
Ancak doktrinde (özellikle Süzek ve Caniklioğlu tarafından), günde 2 saatlik sürenin büyük metropollerdeki ulaşım şartları göz önüne alındığında fiilen yetersiz kaldığı haklı olarak belirtilmektedir. İstanbul, Ankara veya İzmir gibi şehirlerde işçinin sadece işyerinden çıkıp başka bir şirketteki mülakata gitmesi dahi 2 saatten fazla sürmektedir. Bu nedenle günlük 2 saatlik süre pratikte anlamsızlaşmakta, işçiler fiilen toplu kullanıma mecbur kalmaktadır.
Gelecekte yapılacak reformlarda, özellikle büyük şehirlerdeki ulaşım ve coğrafi koşullar dikkate alınarak asgari iş arama izninin günde en az üç veya dört saate çıkarılması veya toplu kullanımın işçinin bildirimiyle otomatikleşen bir hak haline getirilmesi, yasanın koruyucu amacına çok daha büyük katkı sağlayacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku), Haluk Hadi Sümer (İş Hukuku Dersleri) ders kitapları.
- Yargıtay kararları: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi's 06.11.2025 tarihli E. 2025/1802, K. 2025/6912 sayılı kararı (toplu izin kullanım hakkının engellenemezliği ve yaptırımı).
- Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu yürürlükteki metni; m. 17, m. 32 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 421.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.
Görüş: Büyük metropollerdeki ulaşım gerçekliği karşısında günlük 2 saatlik asgari izin süresi yetersiz olup yasal düzeyde en az 3 saate çıkarılmalı; işçinin izni nasıl değerlendirdiği hususu işverenin denetim alanı dışında tutulmaya devam edilmelidir.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yargı içtihatları veya yasal değişiklikler doğrultusunda revize edilebilir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun 27. maddesi, iş sözleşmesinin ihbar önelli (bildirim süreli) olarak sona erdirilmesi sürecinde işçiyi koruyan ve onun işsiz kalma riskini azaltmayı hedefleyen en önemli sosyal koruma mekanizmalarından biridir. Madde, İkinci Bölüm'de "fesih" ve "bildirim süreleri" rejiminin hemen altında yer almakta olup, iş ilişkisinin tasfiye sürecine girdiği dönemde dahi işçinin ekonomik geleceğini teminat altına almayı amaçlar.
Düzenlemenin amacı (ratio legis), iş sözleşmesi bildirim süresinin sonunda bitecek olan işçiye, iş ilişkisi henüz hukuken devam ederken mesai saatleri içinde yeni bir iş arama imkanı sağlamaktır. Zira işçinin mesai saatleri dışında, yorgun ve sınırlı bir zamanda iş aramaya zorlanması sosyal devlet ilkesine ve iş hukukunun koruyucu mantığına aykırıdır. Kanun koyucu, işverenin bildirim süresi boyunca işçiden tam verim alma beklentisi ile işçinin yeni iş bulma ihtiyacı arasında adil bir denge kurmuş ve işverene bu izni verme yükümlülüğü yüklemiştir.
Tarihsel gelişimde, mülga 1475 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yer alan iş arama izni süresi "günde bir buçuk saat" iken, 4857 sayılı İş Kanunu ile bu süre işçi lehine artırılarak en az iki saate çıkarılmış ve iznin kullandırılmaması durumunda uygulanacak yaptırımlar ağırlaştırılarak yüzde yüz zamlı ödeme kuralı getirilmiştir. Bu hak nispi emredici olup, sözleşmelerle işçi lehine artırılabilir ancak azaltılamaz.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İznin Kapsamı ve Şartları
Yeni iş arama izninden yararlanabilmek için tek bir temel koşul vardır: İş sözleşmesinin bildirim (ihbar) süreleri içinde bulunması.
2.2. Süre ve Toplu Kullanım Hakkı
Yasal asgari süre günde iki saattir. Sözleşmelerle bu süre örneğin günde 3 veya 4 saate çıkarılabilir.
2.3. İznin Kullandırılmamasının Yaptırımı: Yüzde Yüz Zamlı Ücret
Yasa koyucu, iznin kağıt üzerinde kalmasını önlemek için işverene çok ağır iki mali yaptırım öngörmüştür:
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1802, K. 2025/6912, T. 06.11.2025
Bu emsal karar, toplu izin hakkının engellenemez niteliğini ve işverenin operasyonel mazeretlerinin yasa karşısında geçersizliğini gösteren çok önemli bir pratik uygulamadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A), 6 haftalık ihbar süresi içinde çalışmaktadır. Haftada 6 gün çalışan (A), toplam 36 iş günü boyunca iş arama iznine sahiptir. (A), günlük 2 saatlik izinlerini birleştirip toplu kullanmak istediğini yazılı olarak işverene bildirmiş ve ihbar süresinin son 9 gününde (36 x 2 = 72 saat, günlük 8 saatlik mesai esasına göre 9 gün) işe gelmemiştir. İşveren ise "Devamsızlık yaptın" diyerek (A)'nın ücretinden 9 günlük kesinti yapmıştır.
Hukuki Analiz: (A)'nın toplu kullanım hakkı yasaldır ve işverene önceden bildirim yapılmıştır. İşverenin 9 günlük ücret kesintisi yapması hukuka aykırıdır. İşveren (A)'ya bu 9 günlük ücreti kesintisiz ödemelidir. Eğer işveren (A)'yı bu son 9 günde zorla çalıştırsaydı, normal ücretine ek olarak %100 zamlı ücret (çift ücret) ödemek zorunda kalacaktı.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): İşveren, ihbar süresi içindeki (B)'ye günde 2 saat iş arama iznini vermiş; ancak (B) bu saatlerde iş aramayıp evinde dinlenmiş veya arkadaşlarıyla vakit geçirmiştir. İşveren bunu tespit ederek (B)'nin izin saatlerine ait ücretini kesmek istemektedir.
Hukuki Analiz: İş arama izninin amacı yeni bir iş bulunmasıdır. Ancak işçinin bu izin saatlerinde fiilen ne yaptığı, hangi iş görüşmelerine gittiği işveren tarafından denetlenemez ve işçiden iş görüşmesi yaptığına dair "ispat belgesi" (katılım formu vb.) istenemez. İzin saati işçinin serbest zamanıdır. Dolayısıyla işverenin ücret kesintisi yapması yasal değildir; (B)'nin tam ücrete hak kazanma süreci devam eder.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu’nun 27. maddesi, iş ilişkisinin sona erme aşamasında dahi sosyal korumayı elden bırakmayan, işçinin geleceğini güvenceye alan mükemmel bir düzenlemedir. Kullandırılmayan izne uygulanan %100 zamlı cezai ücret yaptırımı, işverenlerin işçiyi son güne kadar sömürmesini engelleyen çok başarılı bir yasal bariyerdir.
Ancak doktrinde (özellikle Süzek ve Caniklioğlu tarafından), günde 2 saatlik sürenin büyük metropollerdeki ulaşım şartları göz önüne alındığında fiilen yetersiz kaldığı haklı olarak belirtilmektedir. İstanbul, Ankara veya İzmir gibi şehirlerde işçinin sadece işyerinden çıkıp başka bir şirketteki mülakata gitmesi dahi 2 saatten fazla sürmektedir. Bu nedenle günlük 2 saatlik süre pratikte anlamsızlaşmakta, işçiler fiilen toplu kullanıma mecbur kalmaktadır.
Gelecekte yapılacak reformlarda, özellikle büyük şehirlerdeki ulaşım ve coğrafi koşullar dikkate alınarak asgari iş arama izninin günde en az üç veya dört saate çıkarılması veya toplu kullanımın işçinin bildirimiyle otomatikleşen bir hak haline getirilmesi, yasanın koruyucu amacına çok daha büyük katkı sağlayacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.
Görüş: Büyük metropollerdeki ulaşım gerçekliği karşısında günlük 2 saatlik asgari izin süresi yetersiz olup yasal düzeyde en az 3 saate çıkarılmalı; işçinin izni nasıl değerlendirdiği hususu işverenin denetim alanı dışında tutulmaya devam edilmelidir.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yargı içtihatları veya yasal değişiklikler doğrultusunda revize edilebilir.