RESMİ METİN

Derhal fesih hakkını kullanma süresi


Madde 26 - 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz.

Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

4857 sayılı İş Kanunu’nun 26. maddesi, ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle sözleşmeyi feshetme yetkisini (m. 24/II ve m. 25/II) zamansal sınırlandırmalara tabi tutarak hukuki istikrarı, belirlilik ilkesini ve çalışma hayatındaki barışı güvence altına alan usuli bir emniyet vanasıdır. Madde, İkinci Bölüm'ün derhal fesih rejimi içinde yer almakta olup, haklı fesih hakkının sonsuza kadar askıda kalmasını ve karşı taraf üzerinde bir tehdit unsuru olarak kullanılmasını engeller.

Düzenlemenin amacı (ratio legis), haklı fesih gerektiren ağır ahlak dışı eylemler karşısında, tarafların makul bir süre içinde iradelerini ortaya koymalarını zorunlu kılmaktır. Olayın üzerinden uzun zaman geçtikten sonra fesihe gidilmesi, iş hukukunun "dürüstlük kuralları" ve "tahammül edilemezlik" prensiplerine aykırıdır; zira eylemin ardından uzun süre sessiz kalmak, o eylemin zımnen affedildiği veya iş ilişkisinin devamına engel görülmediği karinesini doğurur.

Tarihsel planda, mülga 1475 sayılı Kanun'un 18. maddesindeki süre sınırları, 4857 sayılı Kanun'un 26. maddesinde dilsel olarak sadeleştirilerek aynen korunmuştur. Bu süreler kamu düzenine ilişkin kesin süreler olup, sözleşmelerle uzatılamaz veya kısaltılamaz.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Altı İşgünlük Hak Düşürücü Süre

Derhal fesih yetkisi, taraflardan birinin diğerinin ahlaka aykırı davranışını öğrendiği günden başlayarak altı iş günü içinde kullanılmalıdır.

  • Hak Düşürücü Süre: Bu süre bir zamanaşımı süresi değildir, hak düşürücü süredir. Sürenin geçmesiyle haklı fesih yetkisi tamamen sona erer; bu tarihten sonra yapılan fesih haksız fesih olarak nitelendirilir. Mahkemelerce resen (kendiliğinden) gözetilir.
  • Sürenin Başlangıcı (Öğrenme Günü): Süre, eylemin bizzat "öğrenildiği" günü takip eden iş günü başlar. Tüzel kişilerde öğrenme anı, feshe yetkili organın (örneğin yönetim kurulu veya insan kaynakları müdürlüğü gibi feshe yetkili makamın) olayı tam olarak öğrendiği andır; sıradan bir amirin öğrenmesi süreyi başlatmaz.
  • İşgünü Hesabı: Cumartesi günleri işyerinin çalışma düzenine göre değerlendirilir, pazar günleri ve resmi tatiller işgünü sayılmaz.
2.2. Bir Yıllık Üst Sınır ve Maddi Çıkar İstisnası

Öğrenme gerçekleşmemiş olsa dahi, fesih yetkisi fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra kullanılamaz. Bu kural, eski olayların sürekli bir risk olarak saklanmasını önleyen kesin bir üst sınırdır.

  • Maddi Çıkar İstisnası: 26. maddenin son cümlesi çok önemli bir istisna getirmektedir: İşçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık üst sınır uygulanmaz. Örneğin işçinin zimmetine para geçirmesi veya hırsızlık yapması durumunda, fiil 3 yıl önce gerçekleşmiş olsa dahi, işveren bunu öğrendiği tarihten itibaren 6 işgünü içinde sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir; 1 yıllık sınır bu tür durumlarda işverenin aleyhine işlemez.
2.3. Sadece II. Bent (Ahlak ve İyiniyet) İçin Geçerli Olma

Doktrinde (özellikle Süzek ve Çelik tarafından) ve yerleşik yargı içtihatlarında kesin olarak kabul edildiği üzere, 26. maddedeki süre sınırları yalnızca ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere (m. 24/II ve m. 25/II) dayalı fesihlerde uygulanır.

  • Sağlık sebepleri (m. 24/I, m. 25/I) veya zorlayıcı nedenler (m. 24/III, m. 25/III) ile devamsızlığın askı süresini aşması gibi durumlarda 6 işgünlük veya 1 yıllık süre sınırları uygulanmaz. Bu hallerde durum devam ettiği sürece fesih hakkı kullanılabilir.
2.4. Tazminat Haklarının Saklı Tutulması

Maddenin ikinci fıkrası, haklı nedenle sözleşmeyi fesheden tarafın, sözleşmenin bu şekilde son bulmasından dolayı uğradığı zararlar için diğer taraftan tazminat (örneğin haksız fesih tazminatı, maddi/manevi tazminat) talep etme hakkını saklı tutar. Bu, borçlar hukukunun sözleşmeye aykırılık genel yaptırımlarının iş hukukundaki bir yansımasıdır.

3. Sistematik İlişkiler

  • İş Kanunu m. 24/II ve m. 25/II — Haklı feshin ahlak ve iyiniyet nedenleri. Bu maddelerdeki fesih yetkisinin zamansal geçerliliği doğrudan 26. maddeye tabidir.
  • İş Kanunu m. 17 / 1475 sayılı Kanun m. 14 — Tazminatlar. Süre kaçırıldıktan sonra yapılan fesih haksız fesihe dönüşeceğinden, işçi kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanır.
  • Türk Borçlar Kanunu m. 2 dürüstlük kuralı — Hakların zamanında kullanılması borcu. Sürenin geçirilmesiyle fesih yetkisinin düşmesi, hakkın kötüye kullanılması yasağı ve dürüstlük kuralıyla doğrudan ilişkilidir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1105, K. 2025/5902, T. 15.10.2025

Kararda, şubede çalışan işçinin mesai saatleri içinde kasadan usulsüz harcama yaptığını tespit eden mağaza müdürünün durumu genel merkeze bildirdiği, genel merkezin ise olayı teftiş kurulu raporuyla 10 gün sonra netleştirdiği somut olay incelenmiştir. İşveren, teftiş kurulu raporunun teslim alındığı tarihten itibaren 3 gün içinde feshi gerçekleştirmiştir. İşçi ise olayın şube müdürü tarafından 13 gün önce tespit edildiğini, dolayısıyla 6 işgünlük yasal sürenin aşıldığını savunmuştur. Daire, tüzel kişi işverenlerde haklı fesih hakkını kullanma süresinin, feshe yetkili merci/organın (insan kaynakları, yönetim kurulu vb.) usulsüzlüğü tam olarak öğrendiği tarihten itibaren başlayacağını; şube müdürü veya sıradan bir amirin öğrenmesinin süreyi başlatmayacağını teyit etmiştir. Teftiş kurulu raporunun feshe yetkili organa sunulduğu tarihten itibaren 3 gün içinde yapılan feshin süresinde olduğuna hükmedilmiştir.

Bu emsal karar, kurumsal işyerlerinde "öğrenme" anının kimin açısından geçerli olacağına dair pratik uyuşmazlıkları aydınlatan hayati bir tespittir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A), çalıştığı şirkette 5 Mayıs günü iş arkadaşıyla fiziksel kavgaya tutuşmuş ve arkadaşını darp etmiştir. Olay aynı gün tutanak altına alınarak fabrika müdürüne iletilmiştir. Genel merkezdeki İnsan Kaynakları Direktörlüğü (feshe yetkili organ) tutanağı 6 Mayıs'ta tebellüğ etmiştir. Şirket, (A)'nın iş sözleşmesini 18 Mayıs tarihinde tazminatsız olarak feshetmiştir. (A), 6 işgünlük sürenin geçtiğini savunmaktadır.

Hukuki Analiz: Feshe yetkili makam olayı 6 Mayıs'ta öğrenmiştir. 6 işgünlük süre 7 Mayıs sabahı işlemeye başlar. Pazar günü (10 Mayıs) işgünü sayılmadığından, yasal 6 işgünlük süre 13 Mayıs mesai bitiminde dolmuştur. Fesih ise 18 Mayıs'ta yapılmıştır. İşveren hak düşürücü süreyi aştığı için yapılan fesih geçersiz ve haksızdır; (A) kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanacaktır.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir bankada müfettişler, gişe memuru (B)'nin 2 yıl önce müşterilerin hesaplarından kendi hesabına küçük miktarlarda para aktardığını 10 Eylül tarihinde tespit etmiş ve durumu hemen feshe yetkili kurula bildirmiştir. Banka, (B)'nin sözleşmesini 13 Eylül'de feshetmiştir. (B), eylemin üzerinden 2 yıl geçtiğini, 1 yıllık sürenin dolduğunu iddia etmektedir.

Hukuki Analiz: İşçinin müşterinin parasını zimmetine geçirmesi, "olayda maddi çıkar sağlama" niteliğindedir. 26. maddenin son cümlesi uyarınca işçinin maddi çıkar sağladığı hallerde 1 yıllık hak düşürücü üst sınır uygulanmaz. Banka, olayı öğrendiği 10 Eylül tarihinden itibaren yasal 6 işgünü içinde (13 Eylül'de) fesih hakkını kullandığı için yapılan fesih usulen haklıdır; (B)'nin tazminat talepleri reddedilecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • Feshe Yetkili Organ Belirlenmelidir: Şirketler, iş sözleşmesi imzalama ve feshetme yetkisini kimlerin haiz olduğunu imza sirküleri veya iç yönetmeliklerle netleştirmelidir; süre hesabında bu yetkilinin öğrenme anı esastır.
  • Soruşturma Süresi Süreyi Durdurabilir: Olayın tam netleşmesi için objektif bir soruşturma/teftiş yürütülüyorsa, 6 günlük süre bu soruşturmanın tamamlanıp raporun yetkili makama sunulduğu andan itibaren başlar. Ancak bu soruşturma süreci makul süreleri aşmamalıdır.
  • Noter İhtarı: Fesih iradesinin karşı tarafa ulaştırılması (tebliği) 6 işgünü içinde gerçekleşmelidir; feshin sadece karara bağlanması yetmez, bildirimin postaya verilmesi veya notere sunulması bu süre içinde yapılmalıdır.
  • Sık Yapılan Hatalar: Şirket içi disiplin kurullarının soruşturmayı çok uzun süre yayması veya "nasıl olsa 1 yılımız var" diyerek olayı öğrendikten sonra 6 günü geçirmek; süre kesinlikle öğrenmeden itibaren 6 gündür, 1 yıl ise sadece öğrenilmeyen durumlar için bir tavan sınırdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

İş Kanunu’nun 26. maddesi, hakların sürüncemede kalmasını önleyen, ticari hayatın dinamizmi ile hukuki güvenlik arasındaki dengeyi koruyan son derece isabetli bir hükümdür. Özellikle maddi çıkar sağlama durumlarında 1 yıllık sınırın aranmaması, dürüst olmayan işçilerin zaman aşımının arkasına sığınarak haksız menfaat elde etmesini önleyen adil bir yasal kalkandır.

Ancak doktrinde (özellikle Süzek ve Mollamahmutoğlu tarafından), 6 işgünlük sürenin darlığı ciddi bir eleştiri konusudur. Özellikle cinsel taciz veya mobbing gibi psikolojik olarak ağır ve ispatı zor süreçlerde, mağdur işçinin olayı ifşa etmesi, delil toplaması ve 6 işgünü içinde fesih kararı alması fiilen imkansız olabilmektedir. Mağdur işçi, yaşadığı travmanın etkisiyle süreyi geçirebilmekte ve haklı fesih hakkını kaybederek kıdem tazminatından mahrum kalabilmektedir.

Aynı şekilde işveren açısından da karmaşık beyaz yaka suçlarında, yolsuzlukların veya IT tabanlı usulsüzlüklerin 6 gün içinde tam olarak aydınlatılması teknik açıdan zordur. Kanaatimizce, ahlaka aykırılık hallerinde 6 işgünlük süre kaldırılmalı veya olayın niteliğine göre (özellikle cinsel taciz, mobbing ve nitelikli dolandırıcılık gibi durumlarda) bu süre en az 30 güne çıkarılarak yasal bir esnekliğe kavuşturulmalıdır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku), Haluk Hadi Sümer (İş Hukuku Dersleri) genel kaynakları.
  • Yargıtay kararları: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 15.10.2025 tarihli E. 2025/1105, K. 2025/5902 sayılı kararı (tüzel kişilerde feshe yetkili organın öğrenme tarihinin esas alınması kuralı).
  • Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu yürürlükteki metni; m. 24/II, m. 25/II, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2 ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.

Görüş: Karmaşık şirket içi suçların aydınlatılması ve cinsel taciz/mobbing gibi hassas mağduriyetlerin korunması adına yasadaki 6 işgünlük hak düşürücü süre engeli yasal reformla genişletilmeli ve esnekleştirilmelidir.

Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yargı içtihatları veya yasal değişiklikler doğrultusunda revize edilebilir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.