1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İş Kanunu’nun 21. maddesi, geçerli bir neden gösterilmeksizin veya haksız usullerle iş sözleşmesi feshedilen işçinin haklarını koruyan, iş güvencesi sisteminin maddi yaptırımlarını ve hak arama sonrası uygulama sürecini düzenleyen merkez normdur. Madde, İkinci Bölüm'ün iş güvencesi rejimi içindeki son halkadır ve 18. maddedeki geçerli neden şartı ile 20. maddedeki itiraz usulünün nihai hedefidir.
Düzenlemenin amacı (ratio legis), haksız ve geçersiz feshin yarattığı olumsuz sonuçları işçi lehine telafi etmek, geçersiz fesih yapan işvereni caydırıcı mali yaptırımlarla karşı karşıya bırakarak istihdamın istikrarını korumaktır. 21. madde, mahkeme veya arabulucu kararıyla fesih geçersiz sayıldığında, iş ilişkisinin aynen devamını hedefler; ancak bu mümkün olmadığında tazminat mekanizmasını devreye sokar.
7036 sayılı Kanun (2017) ile yapılan düzenlemeler, 21. maddenin pratik uygulamasına köklü yenilikler getirmiştir. Özellikle uyuşmazlıkların arabuluculuk aşamasında işe iade anlaşmasıyla çözülmesi halinde tarafların anlaşma belgesinde neleri belirlemesi gerektiği ve mahkemelerin işe iade tazminatlarını dava tarihindeki ücret üzerinden parasal olarak somutlaştırma yükümlülüğü bu yasal reformla şekillenmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İşe İade Başvurusu ve On İş Günlük Hak Düşürücü Süre
İşe iade davasını kazanan işçi, kesinleşen mahkeme kararının (veya arabuluculuk anlaşma belgesinin) kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır.
- Bu 10 iş günlük süre kesin ve hak düşürücüdür.
- İşçinin başvurusu samimi olmalıdır. Çalışmak niyetinde olmadığı halde sırf tazminatları alabilmek için yapılan başvurular Yargıtay tarafından "geçersiz başvuru" kabul edilmektedir.
- İşçi bu sürede başvurmazsa, işverenin yaptığı eski fesih baştan itibaren geçerli bir fesih haline gelir; işçi işe iade tazminatlarını ve boşta geçen süre ücretini kaybeder, sadece varsa kıdem ve ihbar tazminatı hakları baki kalır.
2.2. İşverenin İşe Başlatma Yükümlülüğü ve Bir Aylık Süre
İşçinin samimi başvurusunu alan işveren, işçiyi bir ay içinde eski işine veya eşdeğer nitelikteki çalışma şartlarına sahip bir pozisyona başlatmak zorundadır. İşverenin işe başlatma daveti de samimi olmalı, işçiyi bezdirmeye veya istifaya zorlamaya yönelik aşağılayıcı koşullar içermemelidir.
2.3. İşe Başlatmama Tazminatı
İşveren, işçinin geçerli başvurusuna rağmen onu 1 ay içinde işe başlatmazsa, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat (işe başlatmama tazminatı) ödemekle yükümlü olur.
- Bu tazminatın miktarı (kaç aylık olacağı) mahkeme veya özel hakem tarafından feshin geçersizliğine karar verildiğinde karar metninde belirlenir.
- Tazminatın belirlenmesinde işçinin kıdemi, feshin yapılış şekli ve haksızlığın derecesi dikkate alınır.
- Bu tazminat damga vergisi hariç her türlü vergi ve sigorta priminden muaftır ve çıplak ücret üzerinden hesaplanır.
2.4. Boşta Geçen Süre Ücreti ve Diğer Haklar
İşçinin kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları (ikramiye, sosyal yardımlar vb.) kendisine ödenir.
- Boşta geçen süre ücreti, işçinin işe başlatılıp başlatılmamasından bağımsız olarak, mahkemenin feshin geçersizliğine karar vermesi ve işçinin yasal 10 gün içinde başvurması kaydıyla her halükarda ödenmesi zorunlu bir alacaktır.
- Bu alacak bir tazminat değil, kanun gereği askıda geçen sürenin karşılığı olan bir ücret olduğundan, gelir vergisi ve sigorta primi kesintilerine tabidir ve bu dönem işçinin sigortalılık süresine (hizmet dökümüne) eklenir.
2.5. Parasal Olarak Belirleme Zorunluluğu
7036 sayılı Kanun ile getirilen ek fıkra uyarınca mahkemeler, belirleyecekleri tazminat ve ücret miktarlarını dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak netleştirmek zorundadır. Eski uygulamada mahkemeler sadece "4 aylık ücret tutarında tazminat" şeklinde soyut hüküm kuruyor, bu da icra aşamasında ücret uyuşmazlıklarına neden oluyordu. Yeni sistemde hüküm fıkrasında doğrudan liralık somut değerler yazılmaktadır.
2.6. Arabuluculukta Anlaşmanın Usulü
Arabuluculuk aşamasında işe iade yönünde anlaşma sağlanırsa, anlaşma tutanağında (i) işe başlatma tarihi, (ii) boşta geçen süre ücreti parasal tutarı ve (iii) işe başlatmama tazminatı parasal tutarının yazılması zorunludur. Bu üç unsurdan biri eksik olursa, arabuluculuk anlaşması geçersiz sayılır; uyuşmazlık çözülmemiş kabul edilerek dava açma hakkı doğar (m. 21/5).
2.7. Nisbi Emredici Karakter ve Değiştirilemezlik
Maddenin son fıkrası uyarınca, 21. maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde yapılan her türlü sözleşme veya toplu iş sözleşmesi hükmü kesin hükümsüzlükle (butlanla) maluldür. Bu, işçiyi koruma ilkesinin mutlak bir yansımasıdır.
3. Sistematik İlişkiler
- İş Kanunu m. 20 — Feshe itiraz usulü. Maddede düzenlenen yaptırımların uygulanabilmesi, m. 20 uyarınca açılan davanın kazanılması veya arabuluculuk masasında anlaşma yapılması şartına bağlıdır.
- İş Kanunu m. 22 — Çalışma koşullarında değişiklik. Fesih geçersiz kılınıp işçi işe iade edildiğinde, işverenin onu daha ağır veya düşük koşullarla başlatmak istemesi m. 22 ihlali teşkil eder ve işçiye haklı fesih imkanı tanır.
- 1475 sayılı Kanun m. 14 — Kıdem tazminatı. İşçi işe başlatılmazsa, fesih geçerli hale gelerek sözleşme sona erer ve işçinin tüm kıdem süresi (boşta geçen 4 aylık süre dâhil edilerek) üzerinden kıdem ve ihbar tazminatları hesaplanır.
- 5510 sayılı Kanun — Sosyal Sigortalar Kanunu. Boşta geçen 4 aylık sürenin primleri SGK'ya ödenmeli ve işçinin hizmet gün sayısına eklenmelidir; bu durum sosyal güvenlik hukukuyla doğrudan ilişkilidir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4112, K. 2025/9012, T. 24.12.2025
Kararda, işe iade davasını kazanan işçinin, kesinleşen kararın vekiline tebliğ edilmesinden itibaren 10 iş günü geçtikten sonra, ancak bizzat kendisine tebliğ edilmesinden önce işverene başvurduğu somut olay tartışılmıştır. Davalı işveren, tebligatın vekile yapıldığını ve vekil üzerinden 10 günlük sürenin aşıldığını belirterek başvurunun süresinde olmadığını savunmuştur. Daire, 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve HMK uyarınca vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasının zorunlu olduğunu ve yasal sürelerin vekile yapılan tebliğle başlayacağını teyit etmiştir. Kesinleşen mahkeme kararının işçi vekiline tebliğ edildiği tarihten itibaren 10 iş günlük hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı, asilin bizzat tebliği bekleyerek süreyi uzatamayacağı, süresinden sonra yapılan işe başlama başvurusunun geçersiz olduğu gerekçesiyle işverenin işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden sorumlu tutulamayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu karar, tebligat hukuku ile iş hukukunun kesişiminde hak düşürücü sürelerin titizlikle hesaplanması gerektiğini gösteren hayati bir pratik uyarıdır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A), işe iade davasını kazanmış ve kesinleşen karar vekiline 1 Mart tarihinde tebliğ edilmiştir. (A) bizzat 8 Mart tarihinde işverene noter kanalıyla "İşe başlatılmamı talep ediyorum" ihtarnamesi göndermiştir. İşveren ihtarnameyi 12 Mart'ta almış ve (A)'ya cevap vermeyerek sessiz kalmıştır.
Hukuki Analiz: (A), 10 iş günlük başvuru süresi içinde (8 Mart'ta) başvurmuştur. Başvuru süresindedir. İşverenin 1 aylık işe başlatma süresi ihtarı aldığı 12 Mart'ta başlar ve 12 Nisan'da sona erer. İşveren 12 Nisan'a kadar (A)'yı işe başlatmadığı için fesih geçerli hale gelmiş ve (A) işe başlatmama tazminatı ile 4 aylık boşta geçen süre ücretine hak kazanmıştır. Ayrıca (A)'nın kıdem ve ihbar tazminatları, boşta geçen 4 aylık süre de eklenerek yeniden hesaplanmalı ve ödenmelidir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): İşe iade davasını kazanan (B), yasal sürede başvurmuş; işveren de (B)'ye "15 Nisan'da gel başla" diye samimi bir davet göndermiştir. Ancak (B), başka bir iş bulduğu için 15 Nisan'da işe gitmemiş ve "Beni işe başlatmadınız, tazminatlarımı ödeyin" talebinde bulunmuştur.
Hukuki Analiz: İşverenin işe başlatma daveti samimidir. (B), geçerli bir mazereti olmaksızın belirlenen tarihte işe başlamadığı için yasal başvurusunu gayri samimi hale getirmiştir. Bu durumda işverenin yaptığı eski fesih geçerli bir fesih sayılır (m. 21/6). (B), işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti haklarını tamamen kaybetmiştir. Yalnızca varsa eski fesih tarihindeki kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarını talep edebilir.
6. Pratik Uygulama Notları
- Vekile Tebliğ Başlangıçtır: 10 iş günlük başvuru süresi, kesinleşen kararın işçi vekiline tebliğ edildiği günün ertesi günü başlar. Süre hesabında pazar günleri ve resmi tatiller (iş günü olmadığından) hesaba katılmaz, cumartesi günleri ise işyerinin çalışma düzenine göre değerlendirilir (kural olarak yargısal sürelerde iş günü sayılmaz).
- Noter İhtarı Tavsiyesi: İşe başlama başvurusu noter kanalıyla yapılmalıdır. Adi posta veya sözlü beyanlar işveren tarafından inkar edilebileceğinden ispat riski taşır.
- SGK Bildirimi: Boşta geçen 4 aylık süre için SGK'ya ek bildirge verilmeli, primler yatırılmalı ve işçinin işten çıkış tarihi (işe başlatılmama durumunda) 4 ay ileriye ötelenerek güncellenmelidir.
- Sık Yapılan Hatalar: Arabuluculuk anlaşmasında "tazminat miktarlarını" sadece ay olarak yazıp lira olarak yazmamak; bu durum anlaşmayı geçersiz kılar ve dava açma hakkını korur.
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu’nun 21. maddesi, geçersiz feshin yaptırımlarını somutlaştırarak işçiye koruma sağlasa da, doktrinde (özellikle Süzek ve Caniklioğlu tarafından) sistemin "gerçek bir iş güvencesi" sağlamadığı, aksine "tazminatlı bir güvence" (parasal güvence) olduğu yönünde güçlü eleştiriler getirilmektedir.
Zira madde uyarınca işverenin işçiyi fiilen işe başlatma zorunluluğu yoktur. İşveren, 4 ila 8 aylık tazminatı ödemeyi göze alarak işçiyi işe başlatmayabilir. Dolayısıyla, işe iade davası kazanılsa bile nihai söz hakkı yine işverendedir ve işveren parayı ödeyerek işçiyi sistemin dışına itebilmektedir. İtalyan veya Alman hukukundaki gibi işverenin işçiyi fiilen çalıştırmaya zorlanabildiği "mutlak işe iade" rejiminin Türk hukukunda bulunmaması sistemin en zayıf yönüdür.
Ayrıca, 7036 sayılı Kanun ile getirilen "tazminatların dava tarihindeki ücret üzerinden somutlaştırılması" kuralı, yüksek enflasyonist dönemlerde işçi aleyhine ciddi bir hak kaybı yaratmaktadır. Dava tarihi ile kararın kesinleştiği tarih arasında geçen 2-3 yıllık yargılama süresi boyunca işçinin ücreti erimekte, dava tarihindeki nominal ücret üzerinden hesaplanan işe başlatmama tazminatı işe başlatmayan işveren açısından komik ve etkisiz bir meblağa dönüşmektedir. Kanaatimizce, bu adaletsizliğin giderilmesi için tazminatların dava tarihindeki değil, feshin kesinleştiği ve işe başlatmama eyleminin gerçekleştiği (fiili ödeme veya başvuru sonu) tarihteki güncel ücret üzerinden hesaplanması yönünde acil bir yasal değişiklik yapılmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku) genel ve monografik çalışmaları.
- Yargıtay kararları: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 24.12.2025 tarihli E. 2025/4112, K. 2025/9012 sayılı kararı (10 günlük başvuru süresinin vekile tebliğle başlaması kuralı).
- Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu yürürlükteki metni; m. 18, m. 19, m. 20, m. 22, 7036 sayılı Kanun m. 12 ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.
Görüş: İşe başlatmama tazminatlarının dava tarihindeki nominal ücret üzerinden hesaplanması enflasyonist ortamlarda işçi sömürüsüne yol açmakta olup, bu tazminatlar fiili ödeme veya başvuru tarihindeki güncel ücret üzerinden hesaplanmalıdır. Ayrıca gerçek iş güvencesinin sağlanması adına fiili işe başlatma mecburiyeti getiren yaptırımlar yasalaştırılmalıdır.
Güncellik: 31.05.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yargı kararları veya kanun değişiklikleri sonrası revize edilebilir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İş Kanunu’nun 21. maddesi, geçerli bir neden gösterilmeksizin veya haksız usullerle iş sözleşmesi feshedilen işçinin haklarını koruyan, iş güvencesi sisteminin maddi yaptırımlarını ve hak arama sonrası uygulama sürecini düzenleyen merkez normdur. Madde, İkinci Bölüm'ün iş güvencesi rejimi içindeki son halkadır ve 18. maddedeki geçerli neden şartı ile 20. maddedeki itiraz usulünün nihai hedefidir.
Düzenlemenin amacı (ratio legis), haksız ve geçersiz feshin yarattığı olumsuz sonuçları işçi lehine telafi etmek, geçersiz fesih yapan işvereni caydırıcı mali yaptırımlarla karşı karşıya bırakarak istihdamın istikrarını korumaktır. 21. madde, mahkeme veya arabulucu kararıyla fesih geçersiz sayıldığında, iş ilişkisinin aynen devamını hedefler; ancak bu mümkün olmadığında tazminat mekanizmasını devreye sokar.
7036 sayılı Kanun (2017) ile yapılan düzenlemeler, 21. maddenin pratik uygulamasına köklü yenilikler getirmiştir. Özellikle uyuşmazlıkların arabuluculuk aşamasında işe iade anlaşmasıyla çözülmesi halinde tarafların anlaşma belgesinde neleri belirlemesi gerektiği ve mahkemelerin işe iade tazminatlarını dava tarihindeki ücret üzerinden parasal olarak somutlaştırma yükümlülüğü bu yasal reformla şekillenmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İşe İade Başvurusu ve On İş Günlük Hak Düşürücü Süre
İşe iade davasını kazanan işçi, kesinleşen mahkeme kararının (veya arabuluculuk anlaşma belgesinin) kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır.
2.2. İşverenin İşe Başlatma Yükümlülüğü ve Bir Aylık Süre
İşçinin samimi başvurusunu alan işveren, işçiyi bir ay içinde eski işine veya eşdeğer nitelikteki çalışma şartlarına sahip bir pozisyona başlatmak zorundadır. İşverenin işe başlatma daveti de samimi olmalı, işçiyi bezdirmeye veya istifaya zorlamaya yönelik aşağılayıcı koşullar içermemelidir.
2.3. İşe Başlatmama Tazminatı
İşveren, işçinin geçerli başvurusuna rağmen onu 1 ay içinde işe başlatmazsa, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat (işe başlatmama tazminatı) ödemekle yükümlü olur.
2.4. Boşta Geçen Süre Ücreti ve Diğer Haklar
İşçinin kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları (ikramiye, sosyal yardımlar vb.) kendisine ödenir.
2.5. Parasal Olarak Belirleme Zorunluluğu
7036 sayılı Kanun ile getirilen ek fıkra uyarınca mahkemeler, belirleyecekleri tazminat ve ücret miktarlarını dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak netleştirmek zorundadır. Eski uygulamada mahkemeler sadece "4 aylık ücret tutarında tazminat" şeklinde soyut hüküm kuruyor, bu da icra aşamasında ücret uyuşmazlıklarına neden oluyordu. Yeni sistemde hüküm fıkrasında doğrudan liralık somut değerler yazılmaktadır.
2.6. Arabuluculukta Anlaşmanın Usulü
Arabuluculuk aşamasında işe iade yönünde anlaşma sağlanırsa, anlaşma tutanağında (i) işe başlatma tarihi, (ii) boşta geçen süre ücreti parasal tutarı ve (iii) işe başlatmama tazminatı parasal tutarının yazılması zorunludur. Bu üç unsurdan biri eksik olursa, arabuluculuk anlaşması geçersiz sayılır; uyuşmazlık çözülmemiş kabul edilerek dava açma hakkı doğar (m. 21/5).
2.7. Nisbi Emredici Karakter ve Değiştirilemezlik
Maddenin son fıkrası uyarınca, 21. maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde yapılan her türlü sözleşme veya toplu iş sözleşmesi hükmü kesin hükümsüzlükle (butlanla) maluldür. Bu, işçiyi koruma ilkesinin mutlak bir yansımasıdır.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4112, K. 2025/9012, T. 24.12.2025
Bu karar, tebligat hukuku ile iş hukukunun kesişiminde hak düşürücü sürelerin titizlikle hesaplanması gerektiğini gösteren hayati bir pratik uyarıdır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A), işe iade davasını kazanmış ve kesinleşen karar vekiline 1 Mart tarihinde tebliğ edilmiştir. (A) bizzat 8 Mart tarihinde işverene noter kanalıyla "İşe başlatılmamı talep ediyorum" ihtarnamesi göndermiştir. İşveren ihtarnameyi 12 Mart'ta almış ve (A)'ya cevap vermeyerek sessiz kalmıştır.
Hukuki Analiz: (A), 10 iş günlük başvuru süresi içinde (8 Mart'ta) başvurmuştur. Başvuru süresindedir. İşverenin 1 aylık işe başlatma süresi ihtarı aldığı 12 Mart'ta başlar ve 12 Nisan'da sona erer. İşveren 12 Nisan'a kadar (A)'yı işe başlatmadığı için fesih geçerli hale gelmiş ve (A) işe başlatmama tazminatı ile 4 aylık boşta geçen süre ücretine hak kazanmıştır. Ayrıca (A)'nın kıdem ve ihbar tazminatları, boşta geçen 4 aylık süre de eklenerek yeniden hesaplanmalı ve ödenmelidir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): İşe iade davasını kazanan (B), yasal sürede başvurmuş; işveren de (B)'ye "15 Nisan'da gel başla" diye samimi bir davet göndermiştir. Ancak (B), başka bir iş bulduğu için 15 Nisan'da işe gitmemiş ve "Beni işe başlatmadınız, tazminatlarımı ödeyin" talebinde bulunmuştur.
Hukuki Analiz: İşverenin işe başlatma daveti samimidir. (B), geçerli bir mazereti olmaksızın belirlenen tarihte işe başlamadığı için yasal başvurusunu gayri samimi hale getirmiştir. Bu durumda işverenin yaptığı eski fesih geçerli bir fesih sayılır (m. 21/6). (B), işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti haklarını tamamen kaybetmiştir. Yalnızca varsa eski fesih tarihindeki kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarını talep edebilir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu’nun 21. maddesi, geçersiz feshin yaptırımlarını somutlaştırarak işçiye koruma sağlasa da, doktrinde (özellikle Süzek ve Caniklioğlu tarafından) sistemin "gerçek bir iş güvencesi" sağlamadığı, aksine "tazminatlı bir güvence" (parasal güvence) olduğu yönünde güçlü eleştiriler getirilmektedir.
Zira madde uyarınca işverenin işçiyi fiilen işe başlatma zorunluluğu yoktur. İşveren, 4 ila 8 aylık tazminatı ödemeyi göze alarak işçiyi işe başlatmayabilir. Dolayısıyla, işe iade davası kazanılsa bile nihai söz hakkı yine işverendedir ve işveren parayı ödeyerek işçiyi sistemin dışına itebilmektedir. İtalyan veya Alman hukukundaki gibi işverenin işçiyi fiilen çalıştırmaya zorlanabildiği "mutlak işe iade" rejiminin Türk hukukunda bulunmaması sistemin en zayıf yönüdür.
Ayrıca, 7036 sayılı Kanun ile getirilen "tazminatların dava tarihindeki ücret üzerinden somutlaştırılması" kuralı, yüksek enflasyonist dönemlerde işçi aleyhine ciddi bir hak kaybı yaratmaktadır. Dava tarihi ile kararın kesinleştiği tarih arasında geçen 2-3 yıllık yargılama süresi boyunca işçinin ücreti erimekte, dava tarihindeki nominal ücret üzerinden hesaplanan işe başlatmama tazminatı işe başlatmayan işveren açısından komik ve etkisiz bir meblağa dönüşmektedir. Kanaatimizce, bu adaletsizliğin giderilmesi için tazminatların dava tarihindeki değil, feshin kesinleştiği ve işe başlatmama eyleminin gerçekleştiği (fiili ödeme veya başvuru sonu) tarihteki güncel ücret üzerinden hesaplanması yönünde acil bir yasal değişiklik yapılmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.
Görüş: İşe başlatmama tazminatlarının dava tarihindeki nominal ücret üzerinden hesaplanması enflasyonist ortamlarda işçi sömürüsüne yol açmakta olup, bu tazminatlar fiili ödeme veya başvuru tarihindeki güncel ücret üzerinden hesaplanmalıdır. Ayrıca gerçek iş güvencesinin sağlanması adına fiili işe başlatma mecburiyeti getiren yaptırımlar yasalaştırılmalıdır.
Güncellik: 31.05.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yargı kararları veya kanun değişiklikleri sonrası revize edilebilir.