RESMİ METİN

Tanımlar


Madde 2 - Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. (Ek fıkra: 23/7/2010-6009/48 md.; Mülga dördüncü fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.) İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.

Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez. (Ek fıkra: 1/7/2006-5538/18 md.) Kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin en az yüzde ellisine sahip oldukları ortaklıklarda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu veya diğer kanun hükümleri çerçevesinde, hizmet alımı amacıyla yapılan sözleşmeler gereğince, yüklenici aracılığıyla çalıştırılanlar, bu şekilde çalışmış olmalarına dayanarak;1 a) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait kadro veya pozisyonlara atanmaya, b) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait işyerlerinin kadro veya pozisyonlarında çalışanlar için toplu iş sözleşmesi, personel kanunları veya ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre belirlenen her türlü malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanmaya, hak kazanamazlar. (Ek fıkra: 1/7/2006-5538/18 md.) Sekizinci fıkrada belirtilen işyerlerinde yükleniciler dışında kalan işverenler tarafından çalıştırılanlar ile bu işyerlerinin tâbi oldukları ihale mevzuatı çerçevesinde kendi nam ve hesabına sözleşme yaparak üstlendiği ihale konusu işte doğrudan kendileri çalışanlar da aynı hükümlere tâbidir. Sekizinci fıkrada belirtilen kurum, kuruluş veya ortaklıkların sermayesine katıldıkları ortaklıkların kadro veya pozisyonlarında çalışan işçilerin, ortak durumundaki kamu kurum, kuruluş veya ortaklıkların kadro veya pozisyonlarına atanma ya da bu kurum, kuruluş veya ortaklıklarda geçerli olan malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanma talepleri hakkında da sekizinci fıkra hükümleri uygulanır. Hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere; a) İşe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamu kurum, kuruluşları ve ortaklıklarına bırakılması, b) Hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde ya da geçici işçi olarak aynı iş yerinde daha önce çalışmış olanların çalıştırılmasına devam olunması, yönünde hükümler konulamaz.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İş Kanunu'nun 2. maddesi, kanunun sözlüğüdür. Kanun boyunca tekrar tekrar kullanılan temel kavramları — işçi, işveren, iş ilişkisi, işyeri, işveren vekili ve asıl işveren-alt işveren ilişkisi — burada tanımlar. Bir tanım hükmü olmasına karşın madde, salt teknik bir liste değildir; iş hukukunun koruma sisteminin kime, nereye ve hangi ilişkiye uygulanacağını belirleyen yapı taşlarını döşer. 1. madde kapının kendisiyse, 2. madde o kapının ardındaki odaların adlarını koyar.

Madde, zaman içinde önemli değişikliklere uğramıştır. Özellikle asıl işveren-alt işveren ilişkisine dair fıkralar, taşeronlaşmanın doğurduğu sorunlar karşısında genişletilmiş; kamu hizmet alımlarına ilişkin özel fıkralar (8. ve 9. fıkralar) sonradan eklenmiştir. Bu katmanlı yapı, maddenin kalın ve teknik görünümünü açıklar: Tek bir tanım maddesi içinde, hem klasik kavramlar hem de güncel sosyo-ekonomik sorunlara verilmiş cevaplar bir aradadır.

Düzenlemenin amacı (ratio legis) iki yönlüdür. Birincisi, kanunun uygulanacağı hukuki çerçeveyi netleştirmek; ikincisi — özellikle alt işveren fıkralarında — işçinin korunmasını, araya sokulan biçimsel yapılarla (taşeron, hizmet alımı) etkisiz hâle getirilmesini önlemektir. Maddenin ikinci yarısı, bu nedenle bir tanımdan çok bir koruma mekanizması gibi okunmalıdır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İşçi

Madde, işçiyi "bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi" olarak tanımlar. İki unsur öne çıkar. Birincisi, işçi yalnızca gerçek kişi olabilir; tüzel kişi işçi olamaz. İkincisi, çalışmanın bir iş sözleşmesine dayanması gerekir. İş sözleşmesinin tanımı 8. maddededir ve oradaki ayırt edici unsur bağımlılıktır. Dolayısıyla 2. maddedeki "işçi" kavramı, 8. maddeyle birlikte okunduğunda tamamlanır: Bağımlı olarak, ücret karşılığı iş gören gerçek kişi işçidir.

2.2. İşveren ve İş İlişkisi

İşveren, "işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluş"tur. Tanım kasıtlı olarak geniştir: Bir gerçek kişi de, bir anonim şirket de, tüzel kişiliği bulunmayan bir adi ortaklık veya kamu kuruluşu da işveren olabilir. Belirleyici olan hukuki kişilik türü değil, işçi çalıştırma olgusudur. İşçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye ise "iş ilişkisi" denir. Bu kavram, iş sözleşmesinden biraz daha geniş bir çerçeveyi anlatır; sözleşmenin kurulmasıyla başlayan ve fiilî çalışmayı da kapsayan bağı ifade eder.

2.3. İşyeri ve İşyerinden Sayılan Yerler

Madde, işyerini "işveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birim" olarak tanımlar. Tanım, fiziksel mekândan ibaret değildir; bir organizasyonu, bir bütünlüğü anlatır. Maddî unsurlar (bina, makine, araç) ile maddî olmayan unsurlar (marka, müşteri çevresi, organizasyon) ve işçi, birlikte örgütlendiğinde işyeri doğar.

Kanun, işyeri kavramını üç halkada genişletir:

  • İşyerine bağlı yerler: İşyerinde üretilen mal veya hizmetle nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler.
  • Eklentiler: Dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim alanları, avlu gibi yardımcı mekânlar.
  • Araçlar: İşin görülmesinde kullanılan taşıtlar ve benzeri unsurlar.

Maddenin açık ifadesiyle işyeri, bağlı yerler, eklentiler ve araçlarla oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. Bu "bütünlük" ilkesi pratikte önemlidir: İş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, iş güvencesinde işçi sayısının hesaplanması, toplu işçi çıkarma eşikleri gibi pek çok kural işyeri bütünlüğü üzerinden işler.

2.4. İşveren Vekili

İşveren vekili, "işveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimse"dir. Burada iki ölçüt birlikte aranır: işveren adına hareket etmek ve yönetimde görev almak. Bir genel müdür, fabrika müdürü veya insan kaynakları yöneticisi tipik işveren vekilidir. Maddenin kritik kuralı şudur: İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı yaptığı işlem ve yükümlülüklerden doğrudan işveren sorumludur. Yani vekilin işlemi işvereni bağlar; işçi, muhatap olarak işvereni bulur.

İki tamamlayıcı kural daha vardır. İşveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluk, işveren vekilleri hakkında da uygulanır; yani vekil, yükümlülüklerin dışında değildir. Ayrıca işveren vekilliği sıfatı, o kişinin kendisine işçi olarak tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Bir yönetici aynı zamanda işçi konumundaysa (örneğin kendisi de iş sözleşmesiyle çalışan bir müdürse), işçilik haklarını korur.

2.5. Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi

Maddenin en yoğun ve uygulamada en çok ihtilafa yol açan bölümü budur. Tanıma göre, bir işverenden; işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde (işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde) iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde çalıştıran diğer işverenle, iş aldığı işveren arasındaki ilişki asıl işveren-alt işveren ilişkisidir.

Bu ilişkinin geçerli kurulması için belli unsurların birlikte bulunması gerekir:

  1. İki ayrı işverenin varlığı.
  2. Asıl işverenin işyerindeki mal/hizmet üretimine ilişkin bir işin alt işverene verilmesi.
  3. Alt işverenin, bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece o işyerinde, alınan işte çalıştırması.
  4. Eğer alt işverene verilen iş asıl işin bir bölümü ise, bunun işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olması.

Unsurlardan birinin yokluğu, ilişkinin baştan itibaren geçersizliği sonucunu doğurur. İlişkinin geçerli kurulduğu hâllerde ise asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte (müteselsil) sorumludur. Bu birlikte sorumluluk, işçinin alacaklarını güvenceye almanın temel aracıdır.

2.6. Muvazaa ve "Asıl İşin Bölünememesi"

Kanun, alt işveren ilişkisinin işçi haklarını eritmek için bir paravan olarak kullanılmasını engeller. İki yasak öne çıkar:

  • Asıl işverenin işçilerinin, alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz.
  • Daha önce o işyerinde çalıştırılmış bir kimseyle alt işveren ilişkisi kurulamaz.

Bu yasakların ihlali ve genel olarak ilişkinin muvazaalı işleme dayanması hâlinde, alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır. Ayrıca, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında, asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez. Bu kural, taşeronlaştırmanın asıl işi parçalayarak yapılmasının önündeki temel settir.

2.7. Kamu Hizmet Alımlarına İlişkin Özel Rejim

Maddenin 8. ve 9. fıkraları, kamu kurum ve kuruluşları ile sermayesinin en az yarısı kamuya ait ortaklıklarda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde hizmet alımı yoluyla yüklenici aracılığıyla çalıştırılanlara ilişkin özel bir rejim kurar. Bu kişiler, bu şekilde çalışmış olmalarına dayanarak kamu kadro/pozisyonlarına atanma veya kadrolu personelin malî hak ve sosyal yardımlarından yararlanma hakkı kazanamaz. Buna karşılık, hizmet alımına dayanak sözleşme ve şartnamelere; işe alınacak kişileri belirleme ve işten çıkarma yetkisinin kamu idaresine bırakılması ya da daha önce aynı işyerinde çalışmış olanların çalıştırılmaya devam edilmesi yönünde hükümler konulamaz. Bu yasaklar, kamuda muvazaalı taşeron ilişkisinin biçimsel olarak meşrulaştırılmasını önlemeye dönüktür.

3. Sistematik İlişkiler

  • İş Kanunu m. 1 — Kapsam. 2. maddedeki tanımlar, 1. maddedeki kapsamın içeriğini doldurur; ikisi ayrılmaz bir bütündür.
  • İş Kanunu m. 3 — İşyerini bildirme. Bildirim yükümlülüğünün konusu, 2. maddede tanımlanan işyeridir.
  • İş Kanunu m. 6 — İşyerinin veya bir bölümünün devri. Devrin konusu olan "işyeri" kavramı 2. maddedeki tanıma dayanır.
  • İş Kanunu m. 8 — İş sözleşmesinin tanımı. "İşçi" tanımının dayanağı olan bağımlılık unsuru burada belirlenir.
  • İş Kanunu m. 18 — İş güvencesi. Otuz işçi eşiğinin hesaplanmasında işyeri ve işyeri bütünlüğü kavramları 2. maddeye göre belirlenir.
  • Türk Borçlar Kanunu m. 19 — Muvazaa. Alt işveren ilişkisindeki muvazaa değerlendirmesinde, İş Kanunu'nun özel kriterlerinin yanında genel muvazaa hükmü tamamlayıcı rol oynar.
  • Türk Borçlar Kanunu m. 393 vd. — Genel hizmet sözleşmesi. İşçi ve iş ilişkisi kavramlarının özel hukuk zemini buradadır.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Y. 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/9814, K. 2026/1091, T. 11.02.2026

Uyuşmazlık, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığına ilişkindir. Daire, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin esas itibarıyla konusu iş görme olan bir borçlar hukuku sözleşmesinin iş hukukuna yansıması olduğunu; bu ilişkinin geçerli kurulabilmesi için 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükmündeki unsurların (iki işverenin varlığı, işin alt işverene verilmesi, alt işverenin işçilerini yalnızca o işte çalıştırması ve asıl işin bir bölümünün verilmesi hâlinde işletme/iş gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirmesi) birlikte bulunması gerektiğini belirtmiştir. Karara göre bu unsurlardan birinin yokluğu, ilişkinin baştan itibaren geçersizliği sonucunu doğurur ve bu yokluk yeni bir durum ortaya çıkmadıkça sonradan tamamlanamaz.

Karar, geçersizliğin iki ayrı sebebini birbirinden ayırır: ilişkinin unsur yokluğu nedeniyle geçersizliği ile muvazaa nedeniyle geçersizliği. Her iki hâlde de sonuç aynıdır — 2/8 hükmü gereği alt işverenin işçileri baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır. Daire ayrıca, ihale yoluyla kurulan ilişkilerde her ihale döneminin kendi şartları içinde değerlendirilmesi gerektiğini; bir dönemin muvazaalı olmasının, önceki veya sonraki dönemlerin de muvazaalı olduğu anlamına gelmeyeceğini vurgulamıştır.

Bu karar, 2. maddenin alt işveren ve muvazaa fıkralarının uygulamadaki işleyişini bütünüyle göstermesi bakımından öğreticidir: Tanım hükmü, geçerlilik denetimi ve muvazaa yaptırımı tek bir çerçevede birleşmektedir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Bir tekstil fabrikası, üretim hattının çekirdek dikiş işini (asıl iş) bir taşeron şirkete devreder; taşeronun işçileri aynı fabrikada, aynı makinelerde, fabrika yönetiminin talimatıyla çalışmaya devam eder. Dikiş işi, özel bir uzmanlık veya teknolojik gereklilik içermemektedir.

Hukuki analiz: Asıl işin (dikiş) bölünerek alt işverene verilmesi, ancak işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren hâllerde mümkündür. Sıradan bir dikiş işinde bu koşul yoktur; dolayısıyla ilişki geçersizdir ve muvazaalı kabul edilir. Sonuç olarak taşeron işçileri, başlangıçtan itibaren fabrikanın (asıl işverenin) işçisi sayılır ve onun işçileriyle aynı haklara tabi olur.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Bir hastane, yemekhane hizmetini (yardımcı iş) bir yemek şirketine ihaleyle verir. Şirketin aşçı ve garsonları yalnızca o hastanede, yemek hizmetinde çalışır. Hastane bir süre sonra yemek işçisi (A)'nın kıdem tazminatını ödemez; şirket de iflas etmiştir.

Hukuki analiz: Yemek hizmeti bir yardımcı iştir ve usulüne uygun verilmişse alt işveren ilişkisi geçerlidir. Bu durumda hastane (asıl işveren), alt işverenin işçisi (A)'ya karşı o işyeriyle ilgili kanundan ve iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. (A), kıdem tazminatını asıl işveren hastaneden de talep edebilir; şirketin iflas etmiş olması, asıl işverenin müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunu ileri süren işçi, kural olarak bunu ispatla yükümlüdür; ancak muvazaa genel ispat kurallarıyla ve her türlü delille kanıtlanabilir. Kanunun 2/8 hükmündeki özel kriterler (örneğin asıl işveren işçisinin alt işverene devredilmesi) gerçekleşmişse, muvazaa karinesi işçinin işini kolaylaştırır.
  • Müteselsil sorumluluk: Geçerli alt işveren ilişkisinde dahi asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı birlikte sorumludur. İşçi alacağını her ikisinden de isteyebilir.
  • Asıl işin bölünmesi yasağı: Asıl iş, ancak işletme/iş gereği ile teknolojik uzmanlık gerektiriyorsa bölünüp alt işverene verilebilir. Aksi hâlde ilişki muvazaalıdır.
  • İhale dönemleri ayrı değerlendirilir: Bir ihale döneminin muvazaalı bulunması, diğer dönemleri kendiliğinden muvazaalı kılmaz; her dönem ayrıca incelenir.
  • Yaygın uygulama hatası: "Sözleşmede alt işverenlik yazıyor" denilerek ilişkinin geçerli sayılacağını varsaymak. Nitelendirme, kâğıttaki etikete göre değil, fiilî işleyişe ve kanuni unsurların varlığına göre yapılır.

7. Eleştirel Değerlendirme

  1. madde, bir tanım hükmünün ötesine geçerek iş hukukunun en hassas alanlarından birini — taşeronlaşmayı — düzenler. Maddenin alt işveren fıkraları, işçiyi biçimsel yapılar karşısında koruma amacıyla art arda eklenmiş ve madde bu nedenle hayli ağırlaşmıştır. Bu katmanlı yapı, hükmün okunabilirliğini zorlaştırmakta; tanım, geçerlilik ve muvazaa kuralları aynı madde içinde iç içe geçmektedir. Sistematik açıdan, alt işveren ilişkisinin müstakil bir maddede düzenlenmesi daha berrak bir metin sağlayabilirdi.

Uygulamada en çok tartışılan nokta, "asıl iş" ile "yardımcı iş" ayrımı ve "işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık" ölçütünün somutlaştırılmasıdır. Bu ölçütler esnek ve değerlendirmeye açık olduğundan, sonuç büyük ölçüde yargısal takdire kalmaktadır. Bu durum, bir yandan somut olayın özelliklerine uyum sağlamayı kolaylaştırırken, diğer yandan öngörülebilirliği zayıflatır.

Kamu hizmet alımlarına ilişkin 8. ve 9. fıkralar ise, kamuda taşeron işçilerinin kadroya geçiş beklentilerini hukuken sınırlandıran ve siyaseten tartışmalı bir alandır. Bu fıkralar, muvazaa iddialarının kamu işverenleri aleyhine sonuç doğurmasını önlemeye yönelik özel bir denge kurmaktadır. Kanaatimizce maddenin koruyucu ruhu doğrudur; ancak metnin sadeleştirilmesi ve "asıl iş/yardımcı iş" ayrımına ilişkin ölçütlerin daha belirgin kılınması, hem işçiler hem işverenler için hukuki güvenliği artıracaktır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: İş hukuku öğretisinin genel kabul görmüş yaklaşımlarına atıfsız genel ifadelerle başvurulmuştur; bu kanun için onaylı yazar listesi bulunmadığından spesifik yazar/eser/sayfa atfı yapılmamıştır.
  • Yargıtay kararları: karararama.yargitay.gov.tr üzerinden 31.05.2026 tarihinde çekilen ve tam metni doğrulanan Y. 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/9814, K. 2026/1091, T. 11.02.2026 sayılı karar (asıl işveren-alt işveren ilişkisi ve muvazaa).
  • Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu yürürlükteki metni; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu (8-9. fıkra göndermesi); 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 19 ve m. 393 vd.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki metnine dayanır.

Görüş: Alt işveren ilişkisinin geçerlilik denetimi ile muvazaa denetimi birbirinden ayrılmalı; her iki hâlde de işçi lehine "baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılma" sonucu, işçiyi koruma amacının zorunlu gereğidir. Metnin sadeleştirilmesi ve asıl iş/yardımcı iş ölçütlerinin belirginleştirilmesi önerilir.

Güncellik: 31.05.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yeni Yargıtay HGK / YİBK kararları veya kanun değişiklikleri sonrası revize edilebilir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.