1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun 122. maddesi, kanunların yürütme organına (yürürlüğe konulması ve uygulanması sorumluluğu) devredilmesini öngören, anayasal güçler ayrılığı ilkesinin idari boyuttaki son halkası olan "yürütme" maddesidir. Madde, kanunun "Çeşitli, Geçici ve Son Hükümler" başlıklı dokuzuncu bölümünün en son maddesidir. Hükmün temel amacı (ratio legis), yasama organı (TBMM) tarafından kabul edilen kanunun, devletin yürütme çarkı içerisindeki muhatabını belirlemek ve kanunun hayata geçirilmesi sorumluluğunu hükümete yüklemektir.
Hukuki açıdan m. 122 metninde yer alan "Bakanlar Kurulu" ifadesi, Türk anayasa hukukunda 2017 yılında kabul edilen ve 2018 yılı itibarıyla fiilen yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi çerçevesinde tarihsel bir maziye dönüşmüştür. 02.07.2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK/700) uyarınca, mevzuatta yer alan "Bakanlar Kurulu" ibareleri "Cumhurbaşkanı" olarak değiştirilmiş olup, İş Kanunu'nun yürütme yetkisi de artık tamamen Cumhurbaşkanlığı makamına aittir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yürütme (Execution/Enforcement)
Kanunun öngördüğü emir, yasak ve idari mekanizmaların (teftiş, para cezaları uygulayan bakanlık birimleri, asgari ücret komisyonu vb.) devletin idari organları eliyle fiilen işletilmesidir.
2.2. Bakanlar Kurulu'ndan Cumhurbaşkanı'na Geçiş
Klasik parlamenter sistemdeki çift başlı yürütmeden (Cumhurbaşkanı + Bakanlar Kurulu), başkanlık tipi tek başlı yürütmeye geçiştir. Bu değişimle birlikte, İş Kanunu kapsamındaki idari düzenleyici işlemler, tüzükler ve bakanlar kurulu kararları yerini Cumhurbaşkanı Kararları (CBK) ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine bırakmıştır.
2.3. Ekli Tadil Tabloları
M. 122'nin hemen altında yer alan ve yasanın 2003'teki ilk halinden 2026 yılındaki en son değişikliklere (7573 ve 7578 sayılı Kanunlar) kadar olan tüm tarihsel yasal reformları listeleyen tablolar, kanunun geçirdiği yapısal dönüşümün somut birer vesikasıdır. Bu tablolar, kanunun güncelliğinin denetlenebilmesi için uygulayıcılara tarihsel bir rehber sunar.
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, T.C. Anayasası'nın 8. maddesi (Yürütme yetkisi ve görevi), 104. maddesi (Cumhurbaşkanı'nın görev ve yetkileri), 4857 sayılı İş Kanunu m. 91-92 (Teftiş ve denetim mekanizması - Çalışma Bakanlığı'nın yetkileri) ve 700 sayılı KHK ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
Anayasa m. 8 uyarınca, "Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir." Bu kapsamda İş Kanunu'nun idari denetim aygıtı olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, doğrudan Cumhurbaşkanlığı hiyerarşisi içinde yasanın uygulanmasını sağlar.
4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, anayasal sistem değişikliğinin ardından Yargıtay ve Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre; mülga Bakanlar Kurulu döneminde çıkarılmış olan tüzükler, yönetmelikler ve kararnameler, yeni anayasal düzende Cumhurbaşkanlığı tarafından iptal edilmediği veya değiştirilmediği sürece hukuken geçerliliğini ve yürürlüğünü korumaktadır. Yargıtay, idari uyuşmazlıklarda veya iş sağlığı ve güvenliği denetimlerinde, eski dönemde Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe sokulan ancak hala güncellenmemiş olan ikincil mevzuatın da bağlayıcı olarak uygulanacağını teyit etmektedir. Yürütmenin çıkardığı idari işlemlerin iptali davaları ise doğrudan Danıştay'ın denetim yetkisindedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) Madencilik İşletmesi, mülga Bakanlar Kurulu döneminde çıkarılmış olan "Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği" hükümlerinin, Bakanlar Kurulu'nun 2018 yılında kaldırılmış olması nedeniyle artık yasal bir dayanağı kalmadığını ve yürütme yetkisinin düştüğünü iddia ederek idari para cezasına karşı dava açmıştır.
Hukuki Analiz: Anayasal geçiş hükümlerini düzenleyen mevzuat ve KHK/700 uyarınca, Bakanlar Kurulu'na yapılan atıflar Cumhurbaşkanı'na yapılmış sayılır ve eski yürütme organınca çıkarılan mevzuat, yeni yürütme organınca yürürlükten kaldırılmadıkça aynen geçerlidir. Yönetmelik yürürlüktedir ve idari para cezası hukuka uygundur. İşverenin itirazı reddedilecektir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir işçi sendikası, Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılan ve bazı iş kollarındaki grevleri "milli güvenlik ve kamu sağlığı" gerekçesiyle 60 gün süreyle erteleyen (erteleme fiilen yasaklama anlamına gelmektedir) kararın yürütmenin yetki sınırını aştığını iddia ederek iptal davası açmıştır.
Hukuki Analiz: Grev erteleme yetkisi, 6356 sayılı Kanun m. 63 uyarınca yürütme organına (Cumhurbaşkanı'na) verilmiş yasal bir yürütme yetkisidir. Ancak bu idari kararlar yargı denetimine tabidir. Danıştay, milli güvenlik veya kamu sağlığı tehdidinin somut olarak ispatlanamaması halinde yürütmenin bu kararını durdurabilir veya iptal edebilir. Yürütme yetkisi, hiçbir zaman anayasal hakların keyfi olarak yok edilmesi sınırına varamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
- Yetki Sahibi: Kanunun fiili yürütme yetkilisi Cumhurbaşkanı olup, bu yetkiyi çalışma hayatı özelinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı vasıtasıyla kullanır.
- Tarihsel İzlenebilirlik: Yasanın sonundaki ekli liste ve tablolar, yasa üzerinde yapılan tüm değişikliklerin (örneğin 2026 yılındaki 7578 sayılı en son mazeret izni artışının) yürürlüğe giriş tarihlerini gösterir ve uyuşmazlıklarda "zaman bakımından yasa uygulama" hatalarını önler.
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 122, anayasal sistemimizin geçirdiği yapısal dönüşümü yansıtan sembolik bir son halkadır. Yürütme yetkisinin tek bir makamda (Cumhurbaşkanı) toplanması, özellikle kriz dönemlerinde (örneğin pandemi dönemi işten çıkarma yasaklarında - Geçici m. 10) hızlı karar alınabilmesi açısından yürütmeye büyük bir esneklik kazandırmıştır. Doktrinde Süzek ve Çelik / Caniklioğlu / Canbolat tarafından, kriz anlarında yürütmenin müdahale kabiliyetinin sosyal barışı koruduğu ifade edilmektedir.
Ancak bu aşırı konsantrasyon, denge ve denetleme mekanizmalarını zayıflatma riskini de taşımaktadır. Parlamenter sistemdeki Bakanlar Kurulu'nun kolektif sorumluluk ve ortak imza mekanizmasının yerini tek bir imzanın alması, çalışma hayatı gibi milyonlarca işçinin kaderini etkileyen alanlarda (örneğin grev ertelemeleri, asgari ücret belirleme süreçleri, sendikal barajların esnetilmesi) tarafsızlık ve sosyal uzlaşı ilkelerini zedeleyebilmektedir. Yürütmenin İş Kanunu'nu uygulama ve denetleme yetkisi, her zaman "yasama organının koyduğu yasal sınırlarla" ve en önemlisi "bağımsız yargının etkin denetimiyle" dengelenmelidir. Aksi takdirde, yürütme yetkisi hukukun üstünlüğünü değil, gücün üstünlüğünü ikame eder.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
- Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m. 122, T.C. Anayasası m. 8, m. 104, 700 sayılı KHK.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun 122. maddesi, kanunların yürütme organına (yürürlüğe konulması ve uygulanması sorumluluğu) devredilmesini öngören, anayasal güçler ayrılığı ilkesinin idari boyuttaki son halkası olan "yürütme" maddesidir. Madde, kanunun "Çeşitli, Geçici ve Son Hükümler" başlıklı dokuzuncu bölümünün en son maddesidir. Hükmün temel amacı (ratio legis), yasama organı (TBMM) tarafından kabul edilen kanunun, devletin yürütme çarkı içerisindeki muhatabını belirlemek ve kanunun hayata geçirilmesi sorumluluğunu hükümete yüklemektir.
Hukuki açıdan m. 122 metninde yer alan "Bakanlar Kurulu" ifadesi, Türk anayasa hukukunda 2017 yılında kabul edilen ve 2018 yılı itibarıyla fiilen yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi çerçevesinde tarihsel bir maziye dönüşmüştür. 02.07.2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK/700) uyarınca, mevzuatta yer alan "Bakanlar Kurulu" ibareleri "Cumhurbaşkanı" olarak değiştirilmiş olup, İş Kanunu'nun yürütme yetkisi de artık tamamen Cumhurbaşkanlığı makamına aittir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yürütme (Execution/Enforcement)
Kanunun öngördüğü emir, yasak ve idari mekanizmaların (teftiş, para cezaları uygulayan bakanlık birimleri, asgari ücret komisyonu vb.) devletin idari organları eliyle fiilen işletilmesidir.
2.2. Bakanlar Kurulu'ndan Cumhurbaşkanı'na Geçiş
Klasik parlamenter sistemdeki çift başlı yürütmeden (Cumhurbaşkanı + Bakanlar Kurulu), başkanlık tipi tek başlı yürütmeye geçiştir. Bu değişimle birlikte, İş Kanunu kapsamındaki idari düzenleyici işlemler, tüzükler ve bakanlar kurulu kararları yerini Cumhurbaşkanı Kararları (CBK) ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine bırakmıştır.
2.3. Ekli Tadil Tabloları
M. 122'nin hemen altında yer alan ve yasanın 2003'teki ilk halinden 2026 yılındaki en son değişikliklere (7573 ve 7578 sayılı Kanunlar) kadar olan tüm tarihsel yasal reformları listeleyen tablolar, kanunun geçirdiği yapısal dönüşümün somut birer vesikasıdır. Bu tablolar, kanunun güncelliğinin denetlenebilmesi için uygulayıcılara tarihsel bir rehber sunar.
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, T.C. Anayasası'nın 8. maddesi (Yürütme yetkisi ve görevi), 104. maddesi (Cumhurbaşkanı'nın görev ve yetkileri), 4857 sayılı İş Kanunu m. 91-92 (Teftiş ve denetim mekanizması - Çalışma Bakanlığı'nın yetkileri) ve 700 sayılı KHK ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
Anayasa m. 8 uyarınca, "Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir." Bu kapsamda İş Kanunu'nun idari denetim aygıtı olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, doğrudan Cumhurbaşkanlığı hiyerarşisi içinde yasanın uygulanmasını sağlar.
4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, anayasal sistem değişikliğinin ardından Yargıtay ve Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre; mülga Bakanlar Kurulu döneminde çıkarılmış olan tüzükler, yönetmelikler ve kararnameler, yeni anayasal düzende Cumhurbaşkanlığı tarafından iptal edilmediği veya değiştirilmediği sürece hukuken geçerliliğini ve yürürlüğünü korumaktadır. Yargıtay, idari uyuşmazlıklarda veya iş sağlığı ve güvenliği denetimlerinde, eski dönemde Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe sokulan ancak hala güncellenmemiş olan ikincil mevzuatın da bağlayıcı olarak uygulanacağını teyit etmektedir. Yürütmenin çıkardığı idari işlemlerin iptali davaları ise doğrudan Danıştay'ın denetim yetkisindedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) Madencilik İşletmesi, mülga Bakanlar Kurulu döneminde çıkarılmış olan "Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği" hükümlerinin, Bakanlar Kurulu'nun 2018 yılında kaldırılmış olması nedeniyle artık yasal bir dayanağı kalmadığını ve yürütme yetkisinin düştüğünü iddia ederek idari para cezasına karşı dava açmıştır.
Hukuki Analiz: Anayasal geçiş hükümlerini düzenleyen mevzuat ve KHK/700 uyarınca, Bakanlar Kurulu'na yapılan atıflar Cumhurbaşkanı'na yapılmış sayılır ve eski yürütme organınca çıkarılan mevzuat, yeni yürütme organınca yürürlükten kaldırılmadıkça aynen geçerlidir. Yönetmelik yürürlüktedir ve idari para cezası hukuka uygundur. İşverenin itirazı reddedilecektir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir işçi sendikası, Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılan ve bazı iş kollarındaki grevleri "milli güvenlik ve kamu sağlığı" gerekçesiyle 60 gün süreyle erteleyen (erteleme fiilen yasaklama anlamına gelmektedir) kararın yürütmenin yetki sınırını aştığını iddia ederek iptal davası açmıştır.
Hukuki Analiz: Grev erteleme yetkisi, 6356 sayılı Kanun m. 63 uyarınca yürütme organına (Cumhurbaşkanı'na) verilmiş yasal bir yürütme yetkisidir. Ancak bu idari kararlar yargı denetimine tabidir. Danıştay, milli güvenlik veya kamu sağlığı tehdidinin somut olarak ispatlanamaması halinde yürütmenin bu kararını durdurabilir veya iptal edebilir. Yürütme yetkisi, hiçbir zaman anayasal hakların keyfi olarak yok edilmesi sınırına varamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 122, anayasal sistemimizin geçirdiği yapısal dönüşümü yansıtan sembolik bir son halkadır. Yürütme yetkisinin tek bir makamda (Cumhurbaşkanı) toplanması, özellikle kriz dönemlerinde (örneğin pandemi dönemi işten çıkarma yasaklarında - Geçici m. 10) hızlı karar alınabilmesi açısından yürütmeye büyük bir esneklik kazandırmıştır. Doktrinde Süzek ve Çelik / Caniklioğlu / Canbolat tarafından, kriz anlarında yürütmenin müdahale kabiliyetinin sosyal barışı koruduğu ifade edilmektedir.
Ancak bu aşırı konsantrasyon, denge ve denetleme mekanizmalarını zayıflatma riskini de taşımaktadır. Parlamenter sistemdeki Bakanlar Kurulu'nun kolektif sorumluluk ve ortak imza mekanizmasının yerini tek bir imzanın alması, çalışma hayatı gibi milyonlarca işçinin kaderini etkileyen alanlarda (örneğin grev ertelemeleri, asgari ücret belirleme süreçleri, sendikal barajların esnetilmesi) tarafsızlık ve sosyal uzlaşı ilkelerini zedeleyebilmektedir. Yürütmenin İş Kanunu'nu uygulama ve denetleme yetkisi, her zaman "yasama organının koyduğu yasal sınırlarla" ve en önemlisi "bağımsız yargının etkin denetimiyle" dengelenmelidir. Aksi takdirde, yürütme yetkisi hukukun üstünlüğünü değil, gücün üstünlüğünü ikame eder.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.