RESMİ METİN

Yönetmelikler


Madde 119 - Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde çıkarılır.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

4857 sayılı İş Kanunu’nun 119. maddesi, iş hukukunun dinamik ve sürekli değişen yapısını idari düzenleyici işlemlerle desteklemek amacıyla yasa koyucunun yürütme organına (ilgili bakanlıklara) verdiği "düzenleme yetkisini ve bunun süresini" belirleyen usuli bir çerçeve normdur. Madde, kanunun "Çeşitli, Geçici ve Son Hükümler" başlıklı dokuzuncu bölümünde yer almaktadır. Hükmün temel amacı (ratio legis), kanunun yürürlüğe girmesinin ardından ortaya çıkabilecek olan yasal boşlukları süratle kapatmak, kanun metninde yer alan soyut ilkelerin (örneğin çalışma süreleri, yıllık izinler, alt işverenlik koşulları) somut uygulama esaslarını belirleyecek olan ikincil mevzuatı (yönetmelikleri) en geç 6 ay içinde yürürlüğe sokarak hukuki öngörülebilirliği ve istikrarı sağlamaktır.

Tarihsel açıdan m. 119, modern yasama tekniğindeki "çerçeve kanun" anlayışının bir sonucudur. Yasa koyucu kanunda genel ilkeleri koymakta; ayrıntıları, teknik hesaplamaları ve sektörel farklılıkları yürütmenin çıkardığı yönetmeliklere bırakmaktadır. Maddede öngörülen 6 aylık süre, yürütme organı üzerindeki emredici bir idari yönlendirme süresidir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Bu Kanunda Öngörülen Yönetmelikler

İş Kanunu'nun çeşitli maddelerinde açıkça çıkarılması emredilen ikincil mevzuat bütünüdür. Örneğin m. 30 (Engelli ve eski hükümlü istihdamı), m. 53 (Yıllık ücretli izin), m. 63 (Haftalık çalışma süresi), m. 68 (Ara dinlenmesi), m. 69 (Gece çalışmaları), m. 76 (Çalışma süreleri yönetmeliği) gibi maddeler doğrudan yönetmelik çıkarılmasını emreder.

2.2. Yayımı Tarihinden İtibaren Altı Ay İçinde

İş Kanunu 10.06.2003 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Bu durumda yasal yönetmeliklerin en geç 10.12.2003 tarihine kadar çıkarılması hedeflenmiştir.

2.3. Sürenin Hukuki Niteliği

Bu 6 aylık süre bir "hak düşürücü süre" veya "zamanaşımı" değildir. Bu sürenin geçirilmiş olması, idarenin daha sonra yönetmelik çıkarma yetkisini ortadan kaldırmaz; zira idarenin düzenleme yetkisi süreklidir. Sürenin aşılması sadece idarenin ihmali niteliğindedir.

3. Sistematik İlişkiler

Bu madde, Anayasa'nın 124. maddesi (Yönetmelikler), 4857 sayılı İş Kanunu'nun yönetmelik çıkarılmasını emreden tüm özel maddeleri, idare hukukunun "düzenleyici işlem yapma yükümlülüğü" ilkesi ve normlar hiyerarşisi (Anayasa > Kanun > Yönetmelik) ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.

Anayasa m. 124 uyarınca yönetmelikler, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarılabilir. Bu sebeple İş Kanunu yönetmelikleri, kanunun lafzını ve ruhunu aşamaz veya daraltamaz.

4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.

Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; İş Kanunu'na dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerin hükümleri, bireysel iş uyuşmazlıklarında (örneğin fazla mesai alacağı, yıllık izin hakkı, postalar halinde çalışma koşulları) mahkemeler ve bilirkişiler tarafından emredici hukuk kuralı olarak uygulanmak zorundadır. Ancak Yargıtay, bir yönetmelik hükmünün Kanun metnine aykırı olması durumunda, normlar hiyerarşisi gereği yönetmelik hükmünü değil, doğrudan Kanun hükmünü esas alacağını istikrarlı şekilde karar altına almaktadır. Mahkemelerin ikincil mevzuatı yorumlarken yasanın koruyucu amacını zedelemeyecek şekilde dar veya geniş yorum yapması gerektiği vurgulanmaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Çalışma Bakanlığı, İş Kanunu m. 63'te öngörülen haftalık çalışma sürelerinin uygulanmasına ilişkin yönetmeliği, Kanun'un yayımından 9 ay sonra çıkarmıştır. Bir işveren sendikası, İş Kanunu m. 119'da öngörülen 6 aylık sürenin aşıldığını, bu sebeple yönetmeliğin süresinde çıkarılmadığı için geçersiz ve yok hükmünde olduğunu iddia ederek Danıştay'da iptal davası açmıştır.

Hukuki Analiz: M. 119'daki 6 aylık süre idareye yöneltilmiş bir "düzenleyici disiplin" süresidir, hak düşürücü niteliği yoktur. İdarenin kanunu uygulama ve yürütme görevi anayasal bir yükümlülük olup süreye bağlanarak ortadan kaldırılamaz. Dolayısıyla sürenin aşılması yönetmeliği sakatlamaz veya geçersiz kılmaz. İptal talebi reddedilmelidir.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): "Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği"nde yer alan bir hükümle, kısmi süreli çalışanların yıllık izin gün sayısının Kanun'daki gün sayısından daha az hesaplanacağı düzenlenmiştir. Kısmi süreli çalışan (B), Kanun'un 53. maddesine dayanarak tam izin talep etmiş; işveren ise yönetmelik hükmünün bu yönde olduğunu savunmuştur.

Hukuki Analiz: Normlar hiyerarşisi ilkesi gereğince, hiçbir yönetmelik dayanağı olan kanunun emredici hükmüne aykırı olamaz veya işçi aleyhine yasal hakları sınırlandıramaz. Kanun m. 53 ve m. 5 uyarınca kısmi süreli çalışanların izin günleri emredici olarak korunmuştur. Mahkeme yönetmelik hükmünü değil, doğrudan kanun hükmünü uygulayarak işçinin talebini kabul etmelidir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • Başlıca Yönetmelikler: Uygulamada en sık kullanılan İş Kanunu yönetmelikleri şunlardır:
    1. Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği
    2. Haftalık Çalışma Süreleri Yönetmeliği
    3. Alt İşverenlik Yönetmeliği
    4. Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği
    5. Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelik
  • Danıştay Denetimi: Yönetmeliklerin iptali davalarında ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay yetkilidir. İşçiler veya sendikalar yasal hakları kısıtlayan yönetmelik hükümlerinin iptali için doğrudan Danıştay'a başvurabilirler.

7. Eleştirel Değerlendirme

İş Kanunu m. 119, yasa koyucunun yürütme organını hızlı hareket etmeye zorlaması ve yasama boşluklarının doğmasını engellemesi bakımından teoride isabetli bir disiplin maddesidir. Doktrinde Süzek tarafından da idarenin yasal düzenleme yapma ödevinin bu yolla somutlaştırıldığı ifade edilmektedir.

Ancak pratik uygulamada idare bu sürelere uymakta genellikle başarısız olmaktadır. Birçok hayati yönetmelik 6 aylık süre aşıldıktan çok sonra çıkarılmış, bu süreçte çalışma hayatında ciddi gri alanlar ve hukuki belirsizlikler yaşanmıştır.

Daha da önemlisi, "yönetmelikle düzenleme" tekniğinin, yasama yetkisinin emredici karakterini sulandırma aracı olarak kullanılması riskidir. Özellikle "alt işverenlik" veya "esnek çalışma" gibi işçinin kaderini belirleyen hayati hakların sınırlarının kanunla net çizilmeyip ucu açık şekilde yönetmeliklere bırakılması, siyasi iktidarların değişen politikalarına göre işçi haklarının idari kararlarla geriletilmesine yol açabilmektedir. Bu tehlikeyi önlemek adına, temel hak ve özgürlükleri, iş güvencesini ve ücretin korunmasını ilgilendiren konularda yürütmeye geniş düzenleme yetkisi verilmemeli; bu alanlar doğrudan "kanun" lafzıyla emredici ve detaylı olarak düzenlenmelidir. Yönetmelik sadece şekli ve teknik uygulama detaylarıyla sınırlı kalmalıdır.


Metodolojik Not

This analysis, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan Kaynaklar:

  • Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
  • Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m. 119, T.C. Anayasası m. 124, İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK).

Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.