RESMİ METİN

Basın İş Kanununa İlişkin Değişiklik


Madde 116 - 13.6.1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

(Değiştirilen fıkra: "Bu Kanunun 5 inci maddesinde yazılı ihbar önelleri, 4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesinde yazılı sürelerin tamamlanmasından önce uygulanmaz." Hüküm, ilgili kanun olan 5953 sayılı Kanun metnine işlenmiştir.)


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

4857 sayılı İş Kanunu’nun 116. maddesi, Türk çalışma mevzuatında farklı kanunlarla düzenlenen özel iş hukuk alanları arasındaki uyumu ve normlar hiyerarşisindeki paralelliği sağlamak amacıyla kaleme alınmış bir "sevk ve uyum" (amendment/incorporation) maddesidir. Madde, kanunun "Çeşitli, Geçici ve Son Hükümler" başlıklı dokuzuncu bölümünde yer almaktadır. Hükmün temel amacı (ratio legis), 5953 sayılı Basın İş Kanunu’na tabi olarak çalışan gazetecilerin sözleşmelerinin feshinde uygulanacak ihbar (bildirim) sürelerinin, genel kanun niteliğindeki 4857 sayılı İş Kanunu’nun m. 17 hükmündeki asgari ihbar sürelerinin gerisinde kalmasını önlemek, böylece gazetecilere genel işçilerden daha az koruma sağlayan olası bir boşluğu ortadan kaldırmaktır.

Tarihsel açıdan bu düzenleme, özel kanun (5953 sayılı Kanun) ile genel kanun (4857 sayılı Kanun) arasındaki çatışmada, "işçi lehine yorum" ve "kazanılmış hakların korunması" ilkelerinin bir tezahürüdür. Yasa koyucu, bu yolla gazetecilik mesleğinin kendine has dinamiklerini korurken, genel kanunun getirdiği asgari sosyal koruma standartlarını da bu alana emredici bir eşik olarak dayatmıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Basın Mesleğinde Çalışanlar (Gazeteci)

5953 sayılı Kanun uyarınca, bir gazete, süreli yayın, haber ajansı veya dijital basın organında fikir ve sanat işlerinde çalışan ve bu kanun kapsamında "gazeteci" sayılan kişilerdir.

2.2. İhbar Önelleri (Notice Periods)

İş sözleşmesini feshetmek isteyen tarafın, feshin hüküm doğurmasından önce kanunen diğer tarafa tanıması gereken bekleme süreleridir. 5953 sayılı Kanun m. 5 ve m. 6 kendi özel ihbar sürelerini öngörmektedir.

2.3. Asgari Eşik Entegrasyonu

M. 116'nın getirdiği temel kural uyarınca, Basın İş Kanunu'ndaki ihbar önelleri hiçbir şekilde 4857 sayılı İş Kanunu m. 17'deki asgari ihbar sürelerinden (2, 4, 6 ve 8 hafta) daha az olamaz. Eğer gazetecinin kıdemine göre 5953 sayılı Kanun uyarınca hesaplanan süre genel kanunun altındaysa, doğrudan İş Kanunu m. 17 süreleri uygulanacaktır.

3. Sistematik İlişkiler

Bu madde, 5953 sayılı Basın İş Kanunu m. 5 ve m. 6, 4857 sayılı İş Kanunu m. 17 (Bildirimli fesih), m. 4 (İstisnalar - Basın işlerinin genel kanunun kapsamı dışında tutulması) ve normlar çatışmasında "özel kanun-genel kanun ilişkisi" (lex specialis derogat legi generali) ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.

Basın çalışanları normalde m. 4 uyarınca İş Kanunu kapsamı dışındadır. Ancak m. 116, bu kapsam dışılık ilkesine emredici bir istisna getirerek, ihbar süreleri yönünden iki yasa arasında organik bir köprü kurmuştur.

4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.

Bununla birlikte, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; 5953 sayılı Kanun kapsamındaki bir gazetecinin iş sözleşmesinin feshinde ihbar tazminatı hesabı yapılırken mahkemeler şu yöntemi izlemek zorundadır: İlk olarak gazetecinin kıdemine göre 5953 sayılı Kanun m. 6'daki süreler (altı aylık gazeteci için 1 ay, beş yılı aşmış gazeteci için 3 ay ihbar öneli) belirlenir. Ardından bu süreler, 4857 sayılı İş Kanunu m. 17'deki sürelerle kıyaslanır. Gazeteci lehine olan ve daha uzun olan ihbar süresi hangisi ise o süre esas alınarak ihbar tazminatı hesaplanır. Yargıtay, bu kıyaslamanın yapılmamasını bozma nedeni saymaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Bir internet haber sitesinde 3 aydır çalışan gazeteci (A)'nın iş sözleşmesi, işveren tarafından ihbar süresi verilmeksizin derhal feshedilmiştir. İşveren, 5953 sayılı Basın İş Kanunu'nda 6 aydan az kıdemi olanlar için bir ihbar süresi öngörülmediğini iddia ederek ihbar tazminatı ödemekten kaçınmıştır.

Hukuki Analiz: İş Kanunu m. 116 ile yapılan değişiklik uyarınca, Basın İş Kanunu'ndaki ihbar önelleri 4857 sayılı İş Kanunu m. 17'deki sürelerin gerisinde kalamaz. 4857 sayılı Kanun m. 17 uyarınca 6 aya kadar kıdemi olan işçiler için ihbar süresi 2 haftadır. Gazeteci (A) 5953 sayılı Kanun'da boşluk olsa dahi, m. 116'nın kurduğu köprü sayesinde 2 haftalık ihbar tazminatına hak kazanacaktır. İşverenin savunması geçersizdir.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir gazetede 6 yıldır çalışan köşe yazarı (B)'nin iş sözleşmesi feshedilmiştir. İşveren, genel kanun olan 4857 sayılı İş Kanunu m. 17 uyarınca 3 yılı aşan kıdemler için ihbar süresinin 8 hafta (yaklaşık 2 ay) olduğunu belirterek bu süreye göre ödeme yapmıştır. Gazeteci (B) ise özel kanun uyarınca kendisine 3 ay ihbar süresi uygulanması gerektiğini iddia etmiştir.

Hukuki Analiz: 5953 sayılı Kanun m. 6 uyarınca, 5 yılı aşkın kıdemi olan gazetecilerin ihbar öneli 3 aydır. 4857 sayılı Kanun m. 17'deki süre (8 hafta), özel kanunun getirdiği bu süreden daha kısadır. M. 116'nın amacı sadece gazeteci aleyhine olan durumları engellemektir; gazeteci lehine olan 3 aylık özel süreyi ortadan kaldırmaz. Özel kanun öncelikli uygulanacağından, gazeteciye 3 aylık ihbar süresi uygulanmalıdır. İşverenin eksik ödemesi hukuka aykırıdır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • Kazanılmış Hakların Korunması: Gazetecilerin ihbar sürelerinin hesabında her iki kanunun metni de incelenmeli, "işçi lehine olan süre" mutlak surette uygulanmalıdır.
  • İhbar Tazminatı Tavanı: Gazetecilerin ihbar tazminatı hesaplanırken, giydirilmiş brüt ücret esas alınır ve bu alacakta 5 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir.
  • Sözleşmeyle Artırma: Kanunlardaki bu asgari süreler, taraflar arasında yapılacak yazılı bireysel veya toplu iş sözleşmeleriyle gazeteci lehine daha da artırılabilir.

7. Eleştirel Değerlendirme

İş Kanunu m. 116, mevzuat dağınıklığının yoğun olduğu Türk iş hukukunda, özel kanunla korunan dezavantajlı bir meslek grubu olan gazetecilerin hak kaybına uğramasını önleyen son derece rasyonel ve teknik bir köprü normdur. Doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal tarafından da normlar arasındaki uyumsuzluğu giderdiği için takdir edilmektedir.

Ancak bu uyumlaştırma adımı eksiktir. Yasa koyucu sadece ihbar önelleri (m. 17) yönünden bir entegrasyon sağlamış; ancak gazetecilerin en büyük mağduriyet yaşadığı "iş güvencesi" (m. 18-21), "fazla çalışma ücretleri" (m. 41) ve "yıllık ücretli izin" (m. 53 vd.) gibi hayati konularda benzer koruyucu köprüler kurmamıştır. Bugün 5953 sayılı Kanun'a tabi gazeteciler, genel iş güvencesi hükümlerinden yararlanamamakta, işe iade davası açamamaktadırlar (ancak belirli koşullarda genel hükümlere dayanabilmektedirler).

Mevzuat yapım tekniği açısından, İş Kanunu m. 116 benzeri sevk maddeleri genişletilmeli; gazeteciler ve deniz işçileri (854 sayılı Kanun) için de genel İş Kanunu'nun iş güvencesi, iş sağlığı güvenliği ve sendikal tazminatlara ilişkin emredici hükümleri yasal yollarla teşmil edilmelidir. Parçalı mevzuat yapısı, işçiler arasında adaletsiz çift standartlar yaratmaktadır ve bu durum sosyal devlet ilkesiyle çelişmektedir.


Metodolojik Not

Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan Kaynaklar:

  • Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
  • Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m. 116, m. 4, m. 17, 5953 sayılı Basın İş Kanunu m. 5, m. 6.

Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.