1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun 115. maddesi, işçilerin ve ailelerinin ekonomik ve sosyal refahını artırmayı amaçlayan, işverene emredici bir yükümlülük getirmeksizin bir "kolaylaştırma ve sosyal destek" imkanı tanıyan niş bir düzenlemedir. Madde, kanunun "Çeşitli, Geçici ve Son Hükümler" başlıklı dokuzuncu bölümünde yer almaktadır. Hükmün temel amacı (ratio legis), özellikle büyük ölçekli sanayi veya tarım işletmelerinde, işçilerin temel gıda ve tüketim maddelerine piyasa fiyatlarının altında, güvenilir ve kooperatif güvencesiyle ulaşabilmelerini teşvik etmektir.
Tarihsel kökleri 1475 sayılı mülga İş Kanunu'nun 99. maddesine dayanan bu düzenleme, klasik bireysel iş ilişkisinin ötesinde, kolektif işçi refahı ve yardımlaşma sandıkları/kooperatifleri mantığına dayanır. Yasa koyucu, işyerinde asgari bir işçi sayısı (150 işçi) eşiği belirlemiş ve bu ölçekteki işyerlerinde işçilerin kendi aralarında örgütlenerek kuracakları tüketim kooperatiflerine işveren tarafından fiziksel yer gösterilmesini yasal bir imkan olarak tanımlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yüzelli ve Daha Fazla İşçi Çalıştırılması
Maddenin uygulanabilmesi için aranan asgari niceliksel eşiktir. Buradaki işçi sayısı hesaplanırken, işverenin aynı işkolunda veya aynı yerleşkedeki tüm çalışanları dikkate alınmalıdır. Sayının 150'nin altına düşmesi halinde yasal teşvik zemini ortadan kalksa da işverenin rızasıyla uygulama sürdürülebilir.
2.2. İşçiler Tarafından Kurulacak Tüketim Kooperatifleri
Buradaki kritik husus, kooperatifin bizzat işçiler tarafından, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu hükümlerine tabi olarak kurulmuş olması zorunluluğudur. İşverenin kendisinin kurduğu veya ticari amaçla bir üçüncü kişiye işlettirdiği kantinler bu madde kapsamında değildir. Amaç, kar amacı gütmeyen, işçilerin kendi kendilerini yönettikleri demokratik bir tüketim birliği oluşturmaktır.
2.3. Yer Tahsisi Yapılabilir (Facultative Provision)
Yasa koyucu "yer tahsisi yapılır" diyerek emredici bir zorunluluk getirmemiş, "yapılabilir" diyerek bunu işverenin takdirine ve rızasına bırakmıştır. Dolayısıyla işveren, yer darlığı veya başkaca haklı nedenlerle yer tahsisinden kaçınabilir; bundan dolayı hukuki veya cezai bir sorumluluk altına girmez.
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu m. 2 (İşyeri kavramı), m. 102 (Cezai yaptırımların bu madde ihlalinde uygulanamayacağı hususu) ve Anayasa'nın 171. maddesi (Kooperatifçiliğin geliştirilmesi) ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
Anayasa'nın 171. maddesinde yer alan "Devlet, milli ekonominin yararlarını dikkate alarak, kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayıcı tedbirleri alır" ilkesi, İş Kanunu m. 115'in arkasındaki anayasal felsefi dayanaktır.
4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bunun en büyük nedeni, hükmün emredici nitelikte olmaması ve işverene doğrudan dava edilebilir bir borç yüklememesidir. Uygulamada, işçilerin kurduğu tüketim kooperatifleri ile işverenler arasında çıkan yer tahsisi ve tahliye ihtilafları iş hukukunun değil, genel hükümler (Borçlar Kanunu kira/ariyet sözleşmesi hükümleri) çerçevesinde sulh hukuk mahkemelerinde çözülmektedir. Doktrinde ise bu konu, işverenin işçileri gözetme (koruma) borcunun sosyal bir yansıması olarak incelenmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): 300 işçi çalıştıran (X) Tekstil Fabrikasında çalışan işçiler bir araya gelerek bir tüketim kooperatifi kurmuş ve fabrika sınırları içerisinde kendilerine bir oda tahsis edilmesini yazılı olarak talep etmişlerdir. İşveren, fabrikada boş alan bulunmadığını belirterek bu talebi reddetmiştir. İşçi sendikası, işverenin İş Kanunu m. 115'e aykırı davrandığını iddia ederek Çalışma Bakanlığına şikayette bulunmuştur.
Hukuki Analiz: M. 115'in ifadesi "yer tahsisi yapılabilir" şeklindedir. Bu hüküm emredici (nisbi veya mutlak) bir yükümlülük içermez, işverene bir takdir yetkisi tanır. İşverenin yer darlığı sebebiyle talebi reddetmesi hukuka uygundur. Bakanlığın bu sebeple işverene idari para cezası uygulaması yasal olarak mümkün değildir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): (Y) Madencilik A.Ş., işyerinde kurulan tüketim kooperatifine 5 yıl önce tahsis ettiği kantin alanını, aralarındaki protokolün süresinin dolması üzerine tahliye etmek istemektedir. Kooperatif yönetimi ise İş Kanunu m. 115 uyarınca işçilerin bu hakka yasal olarak sahip olduğunu, tahliye edilemeyeceklerini ileri sürmüştür.
Hukuki Analiz: İşverenin m. 115 uyarınca yaptığı yer tahsisi, taraflar arasında aksi kararlaştırılmadıkça hukuki niteliği itibarıyla bir "ariyet (kullanım ödüncü) sözleşmesi" veya "kira sözleşmesi"dir. Yasal düzenleme işverene bu tahsisi sonsuza kadar sürdürme yükümlülüğü yüklemez. Protokol süresinin bitimiyle işveren, genel hükümler dairesinde tahliye talep edebilir. İş Kanunu m. 115 tahliyeye karşı mutlak bir koruma sağlamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
- Tahsisi Koşulları: Yer tahsisi bedelsiz (ariyet) olabileceği gibi, sembolik bir bedelle (kira) de yapılabilir. Tarafların hak ve yükümlülüklerini, elektrik, su, temizlik gibi giderlerin kimin tarafından karşılanacağını belirleyen yazılı bir protokol yapılması ileride çıkacak uyuşmazlıkları önler.
- İş Sağlığı ve Güvenliği: Tahsis edilen kantin alanının iş sağlığı ve güvenliği kurallarına (havalandırma, yangın önlemleri, hijyen) uygun olması zorunludur ve buradaki denetim yükümlülüğü işverenin genel gözetme borcu kapsamında devam eder.
- Vergi Muafiyetleri: Kurulan kooperatifin kurumlar vergisi ve KDV muafiyetlerinden yararlanabilmesi için 1163 sayılı Kanun'daki şartları taşıması gerekir.
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 115, erken cumhuriyet döneminin ve 1960-70'lerin sosyal devlet vizyonunu yansıtan, işçi sınıfının dayanışma ekonomisiyle korunmasını hedefleyen romantik ve değerli bir düzenlemedir. Doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal tarafından işçilerin satın alma güçlerinin korunması açısından olumlu karşılanmaktadır.
Ancak günümüzün neo-liberal ekonomik gerçekleri ve modern perakende sektörünün yaygınlığı karşısında bu madde neredeyse tamamen atıl kalmıştır. Günümüzde işçiler tüketim kooperatifi kurmak yerine sendikalar aracılığıyla büyük market zincirlerinden indirim çekleri almayı veya doğrudan online alışverişi tercih etmektedirler.
Maddenin işlevsel kılınabilmesi için emredici hale getirilmesi düşünülebilir. Örneğin, "150'den fazla işçi çalıştıran ve şehir merkezine uzak/organize sanayi bölgelerindeki işyerlerinde, işverenler işçilerin kuracağı kooperatif veya kantin girişimlerine uygun bir yer göstermekle yükümlüdür" şeklinde bir revizyon yapılabilir. Ayrıca, sadece işçilerin kuracağı kooperatifler değil, işverenin bizzat kar amacı gütmeden işleteceği sosyal tesislerin ve yemekhanelerin de bu madde kapsamında teşvik edilmesi, çalışanların enflasyonist ortamlarda gıda güvenliğine ulaşabilmesi adına son derece isabetli bir reform olacaktır.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
- Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
- Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m. 115, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu, T.C. Anayasası m. 171.
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
4857 sayılı İş Kanunu’nun 115. maddesi, işçilerin ve ailelerinin ekonomik ve sosyal refahını artırmayı amaçlayan, işverene emredici bir yükümlülük getirmeksizin bir "kolaylaştırma ve sosyal destek" imkanı tanıyan niş bir düzenlemedir. Madde, kanunun "Çeşitli, Geçici ve Son Hükümler" başlıklı dokuzuncu bölümünde yer almaktadır. Hükmün temel amacı (ratio legis), özellikle büyük ölçekli sanayi veya tarım işletmelerinde, işçilerin temel gıda ve tüketim maddelerine piyasa fiyatlarının altında, güvenilir ve kooperatif güvencesiyle ulaşabilmelerini teşvik etmektir.
Tarihsel kökleri 1475 sayılı mülga İş Kanunu'nun 99. maddesine dayanan bu düzenleme, klasik bireysel iş ilişkisinin ötesinde, kolektif işçi refahı ve yardımlaşma sandıkları/kooperatifleri mantığına dayanır. Yasa koyucu, işyerinde asgari bir işçi sayısı (150 işçi) eşiği belirlemiş ve bu ölçekteki işyerlerinde işçilerin kendi aralarında örgütlenerek kuracakları tüketim kooperatiflerine işveren tarafından fiziksel yer gösterilmesini yasal bir imkan olarak tanımlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yüzelli ve Daha Fazla İşçi Çalıştırılması
Maddenin uygulanabilmesi için aranan asgari niceliksel eşiktir. Buradaki işçi sayısı hesaplanırken, işverenin aynı işkolunda veya aynı yerleşkedeki tüm çalışanları dikkate alınmalıdır. Sayının 150'nin altına düşmesi halinde yasal teşvik zemini ortadan kalksa da işverenin rızasıyla uygulama sürdürülebilir.
2.2. İşçiler Tarafından Kurulacak Tüketim Kooperatifleri
Buradaki kritik husus, kooperatifin bizzat işçiler tarafından, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu hükümlerine tabi olarak kurulmuş olması zorunluluğudur. İşverenin kendisinin kurduğu veya ticari amaçla bir üçüncü kişiye işlettirdiği kantinler bu madde kapsamında değildir. Amaç, kar amacı gütmeyen, işçilerin kendi kendilerini yönettikleri demokratik bir tüketim birliği oluşturmaktır.
2.3. Yer Tahsisi Yapılabilir (Facultative Provision)
Yasa koyucu "yer tahsisi yapılır" diyerek emredici bir zorunluluk getirmemiş, "yapılabilir" diyerek bunu işverenin takdirine ve rızasına bırakmıştır. Dolayısıyla işveren, yer darlığı veya başkaca haklı nedenlerle yer tahsisinden kaçınabilir; bundan dolayı hukuki veya cezai bir sorumluluk altına girmez.
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu m. 2 (İşyeri kavramı), m. 102 (Cezai yaptırımların bu madde ihlalinde uygulanamayacağı hususu) ve Anayasa'nın 171. maddesi (Kooperatifçiliğin geliştirilmesi) ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.
Anayasa'nın 171. maddesinde yer alan "Devlet, milli ekonominin yararlarını dikkate alarak, kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayıcı tedbirleri alır" ilkesi, İş Kanunu m. 115'in arkasındaki anayasal felsefi dayanaktır.
4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bunun en büyük nedeni, hükmün emredici nitelikte olmaması ve işverene doğrudan dava edilebilir bir borç yüklememesidir. Uygulamada, işçilerin kurduğu tüketim kooperatifleri ile işverenler arasında çıkan yer tahsisi ve tahliye ihtilafları iş hukukunun değil, genel hükümler (Borçlar Kanunu kira/ariyet sözleşmesi hükümleri) çerçevesinde sulh hukuk mahkemelerinde çözülmektedir. Doktrinde ise bu konu, işverenin işçileri gözetme (koruma) borcunun sosyal bir yansıması olarak incelenmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): 300 işçi çalıştıran (X) Tekstil Fabrikasında çalışan işçiler bir araya gelerek bir tüketim kooperatifi kurmuş ve fabrika sınırları içerisinde kendilerine bir oda tahsis edilmesini yazılı olarak talep etmişlerdir. İşveren, fabrikada boş alan bulunmadığını belirterek bu talebi reddetmiştir. İşçi sendikası, işverenin İş Kanunu m. 115'e aykırı davrandığını iddia ederek Çalışma Bakanlığına şikayette bulunmuştur.
Hukuki Analiz: M. 115'in ifadesi "yer tahsisi yapılabilir" şeklindedir. Bu hüküm emredici (nisbi veya mutlak) bir yükümlülük içermez, işverene bir takdir yetkisi tanır. İşverenin yer darlığı sebebiyle talebi reddetmesi hukuka uygundur. Bakanlığın bu sebeple işverene idari para cezası uygulaması yasal olarak mümkün değildir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): (Y) Madencilik A.Ş., işyerinde kurulan tüketim kooperatifine 5 yıl önce tahsis ettiği kantin alanını, aralarındaki protokolün süresinin dolması üzerine tahliye etmek istemektedir. Kooperatif yönetimi ise İş Kanunu m. 115 uyarınca işçilerin bu hakka yasal olarak sahip olduğunu, tahliye edilemeyeceklerini ileri sürmüştür.
Hukuki Analiz: İşverenin m. 115 uyarınca yaptığı yer tahsisi, taraflar arasında aksi kararlaştırılmadıkça hukuki niteliği itibarıyla bir "ariyet (kullanım ödüncü) sözleşmesi" veya "kira sözleşmesi"dir. Yasal düzenleme işverene bu tahsisi sonsuza kadar sürdürme yükümlülüğü yüklemez. Protokol süresinin bitimiyle işveren, genel hükümler dairesinde tahliye talep edebilir. İş Kanunu m. 115 tahliyeye karşı mutlak bir koruma sağlamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
İş Kanunu m. 115, erken cumhuriyet döneminin ve 1960-70'lerin sosyal devlet vizyonunu yansıtan, işçi sınıfının dayanışma ekonomisiyle korunmasını hedefleyen romantik ve değerli bir düzenlemedir. Doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal tarafından işçilerin satın alma güçlerinin korunması açısından olumlu karşılanmaktadır.
Ancak günümüzün neo-liberal ekonomik gerçekleri ve modern perakende sektörünün yaygınlığı karşısında bu madde neredeyse tamamen atıl kalmıştır. Günümüzde işçiler tüketim kooperatifi kurmak yerine sendikalar aracılığıyla büyük market zincirlerinden indirim çekleri almayı veya doğrudan online alışverişi tercih etmektedirler.
Maddenin işlevsel kılınabilmesi için emredici hale getirilmesi düşünülebilir. Örneğin, "150'den fazla işçi çalıştıran ve şehir merkezine uzak/organize sanayi bölgelerindeki işyerlerinde, işverenler işçilerin kuracağı kooperatif veya kantin girişimlerine uygun bir yer göstermekle yükümlüdür" şeklinde bir revizyon yapılabilir. Ayrıca, sadece işçilerin kuracağı kooperatifler değil, işverenin bizzat kar amacı gütmeden işleteceği sosyal tesislerin ve yemekhanelerin de bu madde kapsamında teşvik edilmesi, çalışanların enflasyonist ortamlarda gıda güvenliğine ulaşabilmesi adına son derece isabetli bir reform olacaktır.
Metodolojik Not
Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan Kaynaklar:
Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.