RESMİ METİN

Bazı işlerde çalışanların ücretlerinin güvencesi


Madde 113 - Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (ı) bentlerinde sayılan işyerlerinde çalışan işçiler hakkında 32, 35, 37, 38 inci madde hükümleri uygulanır. Bu maddelere aykırılık hallerinde ilgililer hakkında ilgili ceza hükümleri uygulanır.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

4857 sayılı İş Kanunu’nun 113. maddesi, iş hukukunun "ücretin korunması" ilkesini en geniş sınırlara taşıyan, kanunun genel kapsamı dışına çıkarılmış (istisna tutulmuş) en savunmasız emek kesimlerine dahi asgari bir mali koruma kalkanı sağlayan hayati bir köprü normdur. Madde, kanunun "Çeşitli, Geçici ve Son Hükümler" başlıklı dokuzuncu bölümünde yer almaktadır. Bu düzenlemenin amacı (ratio legis), kanunun 4. maddesi uyarınca İş Kanunu'nun koruyucu şemsiyesi dışına itilen küçük tarım ve orman işçileri (m. 4/b - 50 veya daha az işçi çalıştıran yerler) ile evlerde yapılan el sanatları çalışanlarını (m. 4/ı), iş ilişkisinin en temel unsuru olan "ücret" sömürüsüne karşı korumasız bırakmamaktır. Yasa koyucu, bu sektörlerdeki iş ilişkisinin tamamını İş Kanunu kapsamına almanın getireceği ekonomik yüklerden kaçınmış; ancak "ücretin kutsallığı" ilkesi gereği, ücret güvencelerini bu istisnai alanlara da emredici olarak teşmil etmiştir.

Tarihsel gelişim açısından m. 113, 1475 sayılı mülga İş Kanunu'nun 97/A maddesindeki koruyucu paralelliği sürdürmektedir. Bu hüküm sayesinde, yasal olarak İş Kanunu'na tabi olmayan küçük bir çiftlik çalışanı veya evde halı dokuyan bir zanaatkar, ücretinin ödenmesi, haczedilmesi, kesintiye uğraması veya hesap pusulası düzenlenmesi konularında tıpkı büyük bir fabrikanın sanayi işçisi gibi tam yasal korumaya ve idari para cezası yaptırım mekanizmalarına sahip olmaktadır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İstisnai İşyerlerinde Çalışan İşçiler

M. 4/1-b uyarınca 50 veya daha az işçi çalıştıran sürekli tarım ve orman işyerleri ile m. 4/1-ı uyarınca evlerde aralarında üçüncü dereceye kadar hısımlar dahil olmak üzere yapılan el sanatları (aile zanaatları) çalışanlarıdır.

2.2. Teşmil Edilen Ücret Güvenceleri

Madde uyarınca bu istisnai çalışanlara da uygulanacak emredici hükümlerdir:

  • Madde 32 (Ücret ve ödeme usulü): Ücretin Türk parasıyla, banka hesabı kanalıyla ve zamanında ödenmesi.
  • Madde 35 (Ücretin haczi/garnishment): İşçi ücretinin 1/4'ünden fazlasının haczedilememesi.
  • Madde 37 (Ücret hesap pusulası): İşçiye her ay ödeme detaylarını gösteren pusula verilmesi.
  • Madde 38 (Ücret kesme cezası): Keyfi disiplin kesintisi yapılamaması.
2.3. Cezai Yaptırımların Uygulanabilirliği

Bu maddelerin ihlali halinde, işyerinin tarım veya ev zanaatı olup olmadığına bakılmaksızın, işverene m. 102 uyarınca idari para cezası uygulanmasıdır.

3. Sistematik İlişkiler

Bu madde, İş Kanunu m. 4 (İstisnalar), m. 32, m. 35, m. 37, m. 38, m. 102 (İdari cezalar) ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (hizmet sözleşmesine ilişkin genel hükümleri) ile doğrudan sistematik ilişki içindedir.

Sistematik olarak, bu işyerlerinde iş ilişkisinin geri kalan tüm unsurları (çalışma süreleri, yıllık izinler, iş güvencesi vb.) TBK hükümlerine tabi iken; sadece belirtilen ücret hükümleri yönünden İş Kanunu (kamu hukuku denetimiyle birlikte) uygulanır.

4. Uygulama: Yargıtay / Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.

Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; 20 işçi çalıştıran bir tarım işletmesinde (elma bahçesinde) çalışan işçinin ödenmeyen ücret alacağı davasında, mahkeme doğrudan İş Kanunu m. 32 ve m. 34 kurallarını uygulamak zorundadır. Yargıtay, bu işçilerin ücretlerinin gecikmesi halinde uygulanacak faizin, Borçlar Kanunu'ndaki yasal faiz değil, İş Kanunu m. 34 uyarınca mevduata uygulanan en yüksek faiz olacağını istikrarlı şekilde karar altına almaktadır. Ayrıca, işçinin bankaya yatırılmayan ücretlerinin elden ödendiğini ispat yükü işverende olup, HMK m. 200 uyarınca tanık dinletilemez; yazılı belge veya banka dekontu sunulması zorunludur.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): 10 işçi çalıştıran (A) Besi Çiftliğinde (tarım işyeri) çalışan (B), 3 aylık ücretinin ödenmediğini belirterek dava açmıştır. İşveren, tarım işletmesi olduklarını, İş Kanunu kapsamı dışında kaldıklarını, bu nedenle sadece Borçlar Kanunu uyarınca yasal gecikme faizi (%9) ödeyebileceğini iddia etmiştir.

Hukuki Analiz: M. 113 uyarınca, 50'den az işçi çalıştıran tarım işyerlerinde de m. 32 ücret hükümleri ve dolayısıyla onun mütemmim cüzü olan m. 34 uygulanır. İşçinin geciken ücretlerine uygulanacak faiz, Borçlar Kanunu yasal faizi değil, "mevduata uygulanan en yüksek faizdir". İşverenin itirazı reddedilecektir.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Evde halı dokuma işi yapan (C)'nin borçları nedeniyle alacaklıları, atölye sahibinin (C)'ye ödediği aylık ücretin tamamını haczetmek üzere icra dairesine başvurmuştur.

Hukuki Analiz: M. 113 uyarınca, evde yapılan el sanatları çalışanları hakkında da m. 35 (ücretin haczi sınırı) uygulanır. İşçinin bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri varsa, nafaka borçları saklı kalmak kaydıyla, aylık ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez. Haciz işlemi 1/4 oranında sınırlandırılmalıdır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • Banka Zorunluluğu Limiti: 5 veya daha fazla işçi çalıştıran tarım ve orman işyerlerinde de ücretlerin banka kanalıyla ödenmesi zorunludur. Elden ödeme yapılması halinde m. 102/a cezası kesilir.
  • İdari Para Cezası Talebi: Bu kapsamadaki işçiler, ücretlerinin ödenmemesi veya hesap pusulası verilmemesi durumunda Çalışma Bakanlığı'na şikayette bulunabilir ve işverene m. 102 uyarınca ceza kesilmesini sağlayabilirler.
  • Zamanaşımı: Ücret alacaklarındaki 5 yıllık zamanaşımı bu işçiler için de aynen geçerlidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

İş Kanunu m. 113, getirdiği koruyucu köprü ile en güvencesiz ve kayıt dışılığın en yoğun olduğu küçük tarım ve ev zanaatları sektörlerinde asgari bir ücret güvenliği yaratan, doktrinde Süzek ve Mollamahmutoğlu / Astarlı / Baysal tarafından sosyal politika yönünden son derece isabetli bulunan çok değerli bir normdur.

Ancak yasal teşmilin (genişletmenin) kapsamı pratik ihtiyaçlar karşısında yetersizdir. M. 113; ücreti düzenleyen m. 32'yi teşmil ederken, ücretin ödenmemesi halinde işçiye tanınan en büyük meşru savunma aracı olan m. 34'teki "işten kaçınma hakkını" (right to refrain from working) ve en önemlisi m. 39'daki "asgari ücret" zorunluluğunu açıkça bu kapsama dahil etmemiştir. Bu yasal boşluk nedeniyle, küçük tarım işletmelerinde çalışanlar asgari ücretin altında çalıştırılsalar dahi idari ceza uygulanamamakta ve işçiler ücretleri ödenmediğinde işi durdurma hakkını yasal güvenceyle kullanamamaktadırlar. Bu koruma zaafını gidermek adına; m. 113 metni revize edilmeli; atıf yapılan maddeler arasına Madde 34 (İşten kaçınma hakkı) ve Madde 39 (Asgari ücret zorunluluğu) hükümleri de açıkça eklenerek dezavantajlı tarım ve ev emekçilerinin finansal onurları tam koruma altına alınmalıdır.


Metodolojik Not

Bu analiz, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan Kaynaklar:

  • Doktrin: Sarper Süzek (İş Hukuku), Nuri Çelik / Nurşen Caniklioğlu / Talat Canbolat (İş Hukuku Dersleri), Hamdi Mollamahmutoğlu / Muhittin Astarlı / Ulaş Baysal (İş Hukuku).
  • Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m. 113, m. 4, m. 32, m. 34, m. 35, m. 37, m. 38, m. 102, 6098 sayılı TBK.

Güncellik: 01.06.2026 tarihi itibarıyla günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.