1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 98. maddesi, borçlunun elinde haczedilen ancak
aslında üçüncü bir kişiden çalınmış veya onun rızası dışında (zayi olarak)
elinden çıkmış olan taşınır malların hukuki akıbetini düzenlemektedir. İcra
hukuku, alacaklının tatminini sağlarken kural olarak maddi hukukun (eşya
hukukunun) çizdiği mülkiyet sınırlarına riayet eder. Ancak, cebri icra
organları vasıtasıyla yapılan satışlara olan kamu güveninin korunması da
elzemdir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile
asıl malikin mülkiyet hakkı ile icra dairesinden iyiniyetle mal satın alan
kişinin korunması arasındaki hassas dengeyi, Medeni Kanun'un iyiniyet
kurallarına atıf yaparak kurduğunu ifade etmektedir. Madde, icra dairesinin
işlemlerine resmi bir güvence kazandırmakta ve cebri satışların istikrarını
temin etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Çalınmış veya Zayi Edilmiş Eşya: Gerçek malikinin iradesi (rızası)
dışında elinden çıkmış, hırsızlık, gasp, kaybolma veya unutulma gibi yollarla
borçlunun fiili egemenliğine (zilyetliğine) geçmiş olan taşınır mallardır.
- Kanun-u Medeni Atıfları (Eski m. 902, 903, 904): Madde metninde Mülga
743 sayılı Medeni Kanun'a yapılan bu atıflar, günümüzde yürürlükte olan 4721
sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 989, 990 ve 991. maddelerine tekabül
etmektedir. Bu hükümler; asıl malikin malını 5 yıl içinde geri isteyebileceğini
(TMK m. 989), para ve hamile yazılı senetlerde iyiniyetli alıcının mutlak
korunacağını (TMK m. 990) ve resmi açık artırmadan mal alan iyiniyetli kişiye
ancak ödediği bedel iade edilerek malın geri alınabileceğini (TMK m. 991)
düzenler.
- Pazarlık Suretiyle Satışın Resmi Artırma Hükmünde Olması: İcra dairesi
bazı istisnai durumlarda (malın hızla değer kaybetmesi vb.) açık artırma yerine
"pazarlık" (İİK m. 119) yöntemiyle satış yapabilir. İİK m. 98/2, pazarlıkla
yapılan icra satışını da "resmi açık artırma" güvencesiyle eş tutarak, buradan
mal alan iyiniyetli üçüncü kişiye TMK m. 991 korumasını mutlak olarak
sağlamıştır.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 98, eşya hukukunun en temel kurumlarından olan "zilyetliğin korunması ve
iyiniyet" (TMK m. 988 vd.) kurallarının icra hukukundaki doğrudan bir
yansımasıdır [1]. Hüküm ayrıca, icra dairesinin taşınır malları pazarlık
suretiyle satabilme yetkisini düzenleyen İİK m. 119 ile ayrılmaz bir sistematik
bağ içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku
çalışmasında, icra dairesinden satılan malın çalınmış olduğu sonradan ortaya
çıksa dahi, ihalenin feshi veya istihkak prosedürlerinin işlemediği durumlarda,
alıcının devletin resmi organına duyduğu güvenin maddi hukuk kurallarıyla da
desteklenmesinin hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğunu belirtmektedir
[1]. Bu yönüyle madde, istihkak iddialarını (İİK m. 96-97) tamamlayan, satış
sonrasına yönelik bir güvence normudur.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) A'nın evinden çalınan antika bir halı, hırsız tarafından
borçlu B'ye satılmıştır. Alacaklı C'nin takibinde, icra memuru borçlu B'nin
evinde bu halıyı haczetmiş ve açık artırma yoluyla ihalede D'ye satmıştır.
Halısını D'nin evinde gören A, mülkiyet iddiasıyla halıyı geri almak ister. İİK
m. 98'in yollamasıyla TMK m. 991 devreye girer. A, halının gerçek maliki olsa
ve halı ondan çalınmış olsa dahi, D bu malı "resmi artırmadan" (icra
dairesinden) iyiniyetle aldığı için, A ancak D'nin ihalede ödediği bedeli ona
iade etmek şartıyla halıyı geri alabilir.
(kurmaca senaryo) Borçlu E'nin deposunda haczedilen ve aslında F'den çalınmış
olan gıda ürünleri, çürüme ihtimali nedeniyle icra dairesince İİK m. 119
kapsamında "pazarlık suretiyle" tüccar G'ye satılmıştır. F durumu sonradan
öğrenip mallarını G'den bedelsiz geri almak ister. İİK m. 98/2 uyarınca,
pazarlıkla yapılan bu satış kanunen "resmi artırma" hükmünde sayıldığından,
tüccar G'nin iyiniyetli kazanımı korunur. F, ödenen satış bedelini G'ye
vermeden malları (veya değerini) geri alamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Bir avukat olarak müvekkilinizin çalınmış veya kaybolmuş bir malının başka bir
icra dosyasında haczedildiğini tespit ederseniz, yapılacak ilk ve en acil hamle
mal "satılmadan" önce istihkak (İİK m. 97 veya m. 99) prosedürünü işletmektir.
Zira mal bir kez icra dairesince satıldıktan sonra (ihale kesinleştiğinde),
malı alan kişiye karşı mülkiyet davası açmak son derece külfetli hale gelir;
müvekkiliniz malını geri alabilmek için alıcının cebinden çıkan parayı ona
ödemek zorunda kalır. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, icra
satışlarına katılan alıcıların "acaba bu mal çalıntı çıkar da elimden bedelsiz
alınır mı" şeklindeki tereddütlerini gidermek için kanunun bu korumayı
sağladığını, dolayısıyla avukatların asıl malikin hakkını korumak için satış
aşamasına geçilmesini beklemeden ihtiyati tedbir veya takibin taliki
kararlarını ivedilikle almaları gerektiğini vurgulamaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 98 hükmünün ruhu ve amacı hukuki güvenlik açısından ne kadar isabetli
ise, lafzı ve kaleme alınış biçimi günümüz hukuk tekniği açısından o kadar
kusurludur. Hüküm halen "Kanunu Medeninin 902, 903 ve 904 üncü maddeleri"
şeklindeki Mülga 743 sayılı Medeni Kanun atıflarını barındırmaktadır. 2002
yılında yürürlüğe giren yeni TMK sonrasında icra mevzuatının bu eski madde
numaralarından arındırılmamış olması yasa yapma tekniği açısından ciddi bir
zafiyettir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun metinlerinde
maddi hukuka yapılan yollamaların yıllar boyunca güncellenmeden bırakılmasının
uygulamacılar ve bilhassa genç hukukçular açısından büyük kafa karışıklıklarına
yol açtığını eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Öte yandan, hırsızlık
mağdurunun sırf mal icra dairesinden satıldı diye, malını geri alabilmek için
alıcıya bedel ödemek zorunda bırakılması, hırsızlığın faturasının mağdura
kesilmesi gibi adaletsiz bir fiili sonuç doğurmaktadır; bu noktada devletin
icra dairesi eliyle sattığı çalıntı malın bedelini mağdur adına bizzat tazmin
edeceği bir fon sistemine ihtiyaç vardır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 98. maddesi, borçlunun elinde haczedilen ancak aslında üçüncü bir kişiden çalınmış veya onun rızası dışında (zayi olarak) elinden çıkmış olan taşınır malların hukuki akıbetini düzenlemektedir. İcra hukuku, alacaklının tatminini sağlarken kural olarak maddi hukukun (eşya hukukunun) çizdiği mülkiyet sınırlarına riayet eder. Ancak, cebri icra organları vasıtasıyla yapılan satışlara olan kamu güveninin korunması da elzemdir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile asıl malikin mülkiyet hakkı ile icra dairesinden iyiniyetle mal satın alan kişinin korunması arasındaki hassas dengeyi, Medeni Kanun'un iyiniyet kurallarına atıf yaparak kurduğunu ifade etmektedir. Madde, icra dairesinin işlemlerine resmi bir güvence kazandırmakta ve cebri satışların istikrarını temin etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 98, eşya hukukunun en temel kurumlarından olan "zilyetliğin korunması ve iyiniyet" (TMK m. 988 vd.) kurallarının icra hukukundaki doğrudan bir yansımasıdır [1]. Hüküm ayrıca, icra dairesinin taşınır malları pazarlık suretiyle satabilme yetkisini düzenleyen İİK m. 119 ile ayrılmaz bir sistematik bağ içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, icra dairesinden satılan malın çalınmış olduğu sonradan ortaya çıksa dahi, ihalenin feshi veya istihkak prosedürlerinin işlemediği durumlarda, alıcının devletin resmi organına duyduğu güvenin maddi hukuk kurallarıyla da desteklenmesinin hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğunu belirtmektedir [1]. Bu yönüyle madde, istihkak iddialarını (İİK m. 96-97) tamamlayan, satış sonrasına yönelik bir güvence normudur.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) A'nın evinden çalınan antika bir halı, hırsız tarafından borçlu B'ye satılmıştır. Alacaklı C'nin takibinde, icra memuru borçlu B'nin evinde bu halıyı haczetmiş ve açık artırma yoluyla ihalede D'ye satmıştır. Halısını D'nin evinde gören A, mülkiyet iddiasıyla halıyı geri almak ister. İİK m. 98'in yollamasıyla TMK m. 991 devreye girer. A, halının gerçek maliki olsa ve halı ondan çalınmış olsa dahi, D bu malı "resmi artırmadan" (icra dairesinden) iyiniyetle aldığı için, A ancak D'nin ihalede ödediği bedeli ona iade etmek şartıyla halıyı geri alabilir.
(kurmaca senaryo) Borçlu E'nin deposunda haczedilen ve aslında F'den çalınmış olan gıda ürünleri, çürüme ihtimali nedeniyle icra dairesince İİK m. 119 kapsamında "pazarlık suretiyle" tüccar G'ye satılmıştır. F durumu sonradan öğrenip mallarını G'den bedelsiz geri almak ister. İİK m. 98/2 uyarınca, pazarlıkla yapılan bu satış kanunen "resmi artırma" hükmünde sayıldığından, tüccar G'nin iyiniyetli kazanımı korunur. F, ödenen satış bedelini G'ye vermeden malları (veya değerini) geri alamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Bir avukat olarak müvekkilinizin çalınmış veya kaybolmuş bir malının başka bir icra dosyasında haczedildiğini tespit ederseniz, yapılacak ilk ve en acil hamle mal "satılmadan" önce istihkak (İİK m. 97 veya m. 99) prosedürünü işletmektir. Zira mal bir kez icra dairesince satıldıktan sonra (ihale kesinleştiğinde), malı alan kişiye karşı mülkiyet davası açmak son derece külfetli hale gelir; müvekkiliniz malını geri alabilmek için alıcının cebinden çıkan parayı ona ödemek zorunda kalır. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, icra satışlarına katılan alıcıların "acaba bu mal çalıntı çıkar da elimden bedelsiz alınır mı" şeklindeki tereddütlerini gidermek için kanunun bu korumayı sağladığını, dolayısıyla avukatların asıl malikin hakkını korumak için satış aşamasına geçilmesini beklemeden ihtiyati tedbir veya takibin taliki kararlarını ivedilikle almaları gerektiğini vurgulamaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 98 hükmünün ruhu ve amacı hukuki güvenlik açısından ne kadar isabetli ise, lafzı ve kaleme alınış biçimi günümüz hukuk tekniği açısından o kadar kusurludur. Hüküm halen "Kanunu Medeninin 902, 903 ve 904 üncü maddeleri" şeklindeki Mülga 743 sayılı Medeni Kanun atıflarını barındırmaktadır. 2002 yılında yürürlüğe giren yeni TMK sonrasında icra mevzuatının bu eski madde numaralarından arındırılmamış olması yasa yapma tekniği açısından ciddi bir zafiyettir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun metinlerinde maddi hukuka yapılan yollamaların yıllar boyunca güncellenmeden bırakılmasının uygulamacılar ve bilhassa genç hukukçular açısından büyük kafa karışıklıklarına yol açtığını eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Öte yandan, hırsızlık mağdurunun sırf mal icra dairesinden satıldı diye, malını geri alabilmek için alıcıya bedel ödemek zorunda bırakılması, hırsızlığın faturasının mağdura kesilmesi gibi adaletsiz bir fiili sonuç doğurmaktadır; bu noktada devletin icra dairesi eliyle sattığı çalıntı malın bedelini mağdur adına bizzat tazmin edeceği bir fon sistemine ihtiyaç vardır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)