RESMİ METİN

İstihkak davalarında mülkiyet karinesi


Madde 97/a – (Ek: 18/2/1965-538/55 Md.) Bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. (Ek üçüncü ve dördüncü cümle:24/11/2021-7343/8 md.) Bu hâlde üçüncü şahıs yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. Ancak 97 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca takibin devamına karar verilmesi hâlinde mal muhafaza altına alınabilir. Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibariyle kadın, erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar veya örf ve adet, sanat, meslek veya meşgale icabı olanlar bunların farz olunur. Bu karinenin aksini ispat külfeti iddia eden kişiye düşer. İstihkak davacısı malı ne suretle iktisap ettiğini ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebep ve hadiseleri göstermek ve bunları ispat etmekle mükelleftir. 3 – Çalınmış ve zayi olmuş şeyler:

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 97/a maddesi, icra hukukunda eşya hukukunun temel prensiplerinden olan "zilyetlik karinesinin" (mülkiyet karinesi) cebri icra prosedürüne uyarlanmış ve alacaklı lehine keskinleştirilmiş halini düzenlemektedir. İcra memuru, haciz mahalline gittiğinde malların gerçek mülkiyet durumunu tespit edecek hukuki bir yetkiye ve araca sahip değildir; bu nedenle görünüşteki fiili duruma (zilyetliğe) göre hareket etmek zorundadır. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile mülkiyetin ispatı sorununu pratik bir yasal karineyle çözdüğünü, borçluyla birlikte yaşayan veya aynı mekanı paylaşan üçüncü kişilerin asılsız mülkiyet iddialarıyla icra takibini engellemelerinin önüne geçmeyi amaçladığını ifade etmektedir. Bu madde, istihkak davalarında ispat yükünün kime düşeceğini belirleyen en temel usul kuralıdır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Mülkiyet Karinesi: Taşınır bir malı fiilen elinde bulunduran (zilyet olan) kişinin o malın maliki (sahibi) olarak kabul edilmesidir.
  • Birlikte Elde Bulundurma: Borçlu ile üçüncü kişinin aynı evi (eşler, ev arkadaşları vb.) veya aynı işyerini fiilen ortaklaşa kullanmasıdır. Kanun, bu durumda malın sadece borçlunun elinde olduğunu varsayarak alacaklıyı koruyan sert bir yasal karine yaratmıştır.
  • Yedieminlik İstisnası (2021 Değişikliği): Birlikte elde bulundurma karinesi gereği mal borçlunun sayılsa da, mülkiyet iddiasında bulunan üçüncü kişinin malı "yediemin" sıfatıyla korumayı kabul etmesi halinde malın fiziken muhafaza altına alınmayıp (depoya çekilmeyip) mahallinde bırakılmasıdır.
  • Aidiyet Karinesi: Birlikte yaşanılan yerlerde, mahiyeti veya örf ve adet gereği aidiyeti açık olan malların (örneğin kadın ziynet eşyası, erkek tıraş makinesi, çocuğun oyuncağı veya mesleki aletler) doğrudan o kişiye ait sayılmasıdır.
  • İspat Külfeti (Yükü): Karinenin aksini iddia edenin, malı nasıl edindiğini ve neden borçlunun mekanında bulunduğunu (örneğin kiralama, ödünç verme) somut delillerle ispatlama zorunluluğudur.

3. Sistematik İlişkiler

İİK m. 97/a, icra hukukunun istihkak usulünü belirleyen kavşak noktasıdır. Zira haciz mahallindeki malların İİK m. 96-97 usulüne göre mi (borçlunun elinde haciz), yoksa İİK m. 99 usulüne göre mi (üçüncü şahsın elinde haciz) muamele göreceği tamamen bu maddedeki karinelere göre belirlenir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddenin Türk Medeni Kanunu'nun zilyetlik karinelerine (TMK m. 985) dayandığını, ancak borçlu ve üçüncü kişinin malı birlikte elinde bulundurması halinde TMK'daki "müşterek zilyetlik" kuralından ayrılarak doğrudan "borçlunun tek başına zilyetliği" varsayımını kabul etmek suretiyle icra hukukunun kendine has (sui generis) yapısını ortaya koyduğunu belirtmektedir. Hüküm, ayrıca muhafaza tedbirlerini düzenleyen İİK m. 88 ile de doğrudan irtibatlıdır.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B'nin eşi C ile birlikte yaşadığı müşterek konuta hacze gitmiştir. Salonda bulunan değerli bir televizyon ve ses sistemi haczedilmek istenir. Eş C, bu cihazları kendi kredi kartıyla aldığını ve kendisine ait olduğunu iddia eder. İİK m. 97/a uyarınca eşler malı birlikte ellerinde bulundurdukları için mal borçlu B'nin elinde sayılır. Karine B'nin (ve dolayısıyla alacaklı A'nın) lehinedir. C, istihkak davası açarak fatura ve banka dökümleriyle bu cihazların kendisine ait olduğunu ispat etmek zorundadır. Ancak 2021 değişikliği uyarınca, C yediemin olmayı kabul ederse icra memuru bu cihazları söküp depoya götüremez, icra mahkemesinden takibin devamı kararı çıkana kadar cihazlar evde C'ye emanet edilir.

(kurmaca senaryo) Borçlu D'nin evinde yapılan hacizde, yatak odasında bulunan altın kolyeler, kadın saatleri ve pırlanta yüzükler haczedilmek istenir. Borçlu D'nin eşi E, bu malların mülkiyetinin kendisine ait olduğunu ileri sürer. İİK m. 97/a'daki "aidiyet karinesi" gereğince, mahiyeti itibarıyla kadına ait olduğu açıkça anlaşılan bu ziynet eşyaları eş E'nin mülkü farz edilir. Bu durumda karine E'nin lehinedir. Eğer alacaklı, bu altınların kadına ait olmadığını, borçlu D'nin yatırım amacıyla kasada tuttuğunu iddia ediyorsa, ispat külfeti artık alacaklıya düşer ve işlem İİK m. 99 (üçüncü şahıs elinde haciz) prosedürüne göre yürütülür.

6. Pratik Uygulama Notları

Uygulamada meslektaşların ev veya işyeri hacizlerinde tutanak tuttururken m. 97/a karinesini mutlaka kendi müvekkilleri lehine işletecek şekilde beyanları zapta geçirmesi gerekir. Alacaklı vekilleri, haciz adresinde borçlu ile üçüncü kişi birlikte bulunuyorsa, "Mal borçlunun elinde sayılır" kuralını hatırlatarak m. 96-97 prosedürünün uygulanmasını talep etmelidir. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, mülkiyet karinesinin aksini ispat edecek olan istihkak davacısının (üçüncü kişinin) sunacağı faturanın tek başına yeterli olmadığını, faturanın ticari defterlerle teyit edilmesi, ödeme belgeleriyle desteklenmesi ve haciz adresinde bulunmanın hukuki sebebinin (örneğin fason üretim sözleşmesi, kira sözleşmesi) hakime makul ve ikna edici şekilde sunulması gerektiğini meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kanun koyucunun alacaklıyı koruma saikiyle "birlikte elde bulundurma halinde mal borçluda sayılır" şeklinde mutlak bir karine ihdas etmesi, şekli gerçeklik açısından faydalı olsa da modern mülkiyet ve yaşam pratikleriyle ciddi bir çatışma içindedir. Özellikle günümüzde yaygınlaşan paylaşımlı ofisler, ortak çalışma alanları (coworking spaces) veya boşanma aşamasındaki eşlerin zorunlu ev arkadaşlığı gibi durumlarda, üçüncü kişilerin mallarının sırf borçluyla aynı mekanı paylaştıkları için haczedilip ispat külfetiyle baş başa bırakılmaları hakkaniyete aykırıdır. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, 2021 yılında yapılan "yedieminliği kabul halinde muhafaza yapılamaz" değişikliğinin, üçüncü kişilerin mallarının haksız yere depolarda çürümesini ve astronomik yediemin ücretleri doğmasını engellemesi bakımından son derece insan odaklı ve isabetli bir reform olduğunu eleştirel bir takdirle değerlendirmektedir. Ancak yine de, ispat yükünün kategorik olarak mekanı paylaşan üçüncü kişiye yıkılması uygulamasının, somut olayın özelliklerine (örneğin ticari sicil kayıtlarına, vergi levhası durumlarına) göre esnetilebilecek bir yasal zemine oturtulması gerekmektedir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.