1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 94. maddesi, borçlunun doğrudan doğruya tek
başına maliki olmadığı, iştirak halinde (elbirliğiyle) sahip olduğu mallardaki
paylarının veya henüz kendi adına tescil ettirmediği (gizlediği veya ihmal
ettiği) haklarının haczedilebilmesi için öngörülmüş çok kapsamlı ve özel bir
usul hükmüdür. Kural olarak haciz, borçlunun mülkiyetinde olan ve
devredilebilen mallar üzerine konulur. Ancak borçluların, alacaklılardan mal
kaçırmak amacıyla miras kalan taşınmazları kendi adlarına tescil ettirmemeleri
veya şirket pay senetlerini bastırmamaları sık rastlanan bir durumdur. Kuru,
İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile alacaklıya
borçlunun hukuki işlemlerini "onun adına" takip etme yetkisi vererek, borçlunun
pasif kalarak icrayı akamete uğratma niyetini bertaraf ettiğini ifade
etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- İştirak Halinde Tasarruf Edilen Mal (Elbirliği Mülkiyeti): Ortakların
belirli paylara sahip olmadığı, malın tamamı üzerinde birlikte mülkiyet hakkına
sahip oldukları durumdur (örneğin henüz paylaşılmamış miras).
- Çıkarılmamış Pay Senedi/İlmühaber: Anonim şirketlerde pay sahipliğini
kanıtlayan kıymetli evrak niteliğindeki senetlerin veya geçici ilmühaberlerin
fiziken basılmamış (ihraç edilmemiş) olmasıdır.
- Tescil Ettirilmemiş Mülkiyet/Ayni Hak: Borçlunun miras, mahkeme kararı
veya kanundan doğan bir sebeple mülkiyeti kazandığı ancak tapu, gemi veya
trafik siciline kendi adına kaydettirmediği haklardır.
- Fevkalade Zamanaşımı ile İktisap: Türk Medeni Kanunu m. 713 uyarınca,
tapusuz bir taşınmazı nizasız ve fasılasız 20 yıl süreyle malik sıfatıyla
zilyetliğinde bulunduran kişinin mülkiyet hakkı kazanmasını ifade eder.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 94 hükmü, borçlunun malvarlığının tasfiyesini ve paraya çevrilmesini
düzenleyen İİK m. 121 (İştirak halinde mülkiyet hisselerinin satışı) ile
doğrudan bir ön-arka ilişki içindedir. Haciz m. 94 usulüyle konulduktan sonra,
satış aşamasında icra mahkemesinden yetki alınarak m. 121 prosedürü işletilir.
Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu
maddenin Türk Medeni Kanunu'nun miras hukuku ve eşya hukuku kuralları ile Türk
Ticaret Kanunu'nun anonim şirket paylarının devri kuralları arasında usuli bir
köprü kurduğunu belirtmektedir. Ayrıca, madde metninde geçen m. 95 hükmü
gereğince, m. 94 uyarınca yapılacak tüm sicil, tescil, dava ve muhafaza
masraflarının alacaklı tarafından peşin olarak icra dosyasına yatırılması
zorunluluğu, İİK m. 59 (masrafların peşin verilmesi) kuralının özel bir
yansımasıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Borçlu A'nın babası vefat etmiş ve geriye değerli bir
apartman kalmıştır. Borçlu A, alacaklı B'nin bu hisseyi haczedeceğini bildiği
için veraset ilamı almamakta ve intikal işlemlerini tapuda yaptırmamaktadır.
Alacaklı B, İİK m. 94 uyarınca icra müdürlüğüne başvurarak yetki ister. İcra
dairesi B'ye veraset ilamı çıkarması ve taşınmazı A adına tapuda intikal
ettirmesi için yetki belgesi verir. B, bu belgeyle tapuda intikal işlemini
yaptırır ve doğrudan A'nın miras payı üzerine haciz şerhini işletir.
(kurmaca senaryo) Borçlu C, D Anonim Şirketi'nde %20 oranında pay sahibidir,
ancak şirket henüz pay senedi veya ilmühaber bastırmamıştır. Alacaklı E, icra
dairesi aracılığıyla D Anonim Şirketi'ne tebligat göndererek C'nin şirketteki
paylarının haczedildiğini bildirir. Şirket yönetimi bu durumu pay defterine
işlemeyi ihmal etse dahi, İİK m. 94'ün emredici hükmü gereği haciz "tebliğ
tarihinde" yapılmış sayılır. Daha sonra C bu payları üçüncü bir kişiye
devrederse, bu devir alacaklı E'ye karşı kesin olarak batıldır (geçersizdir).
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada meslektaşların miras hissesi haczinde en çok karşılaştıkları sorun,
borçlunun miras bırakanının (murisin) malvarlığının tespiti sürecidir. Alacaklı
vekili, UYAP üzerinden borçlunun murislerini tespit ettirip pasif tapu/araç
sorgusu yaptırmalıdır. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde,
borçlunun iştirak halindeki payının doğrudan doğruya satılamayacağını, İİK m.
94 çerçevesinde haciz konulduktan sonra alacaklıya mutlaka "ortaklığın
giderilmesi (izale-i şüyu)" davası açmak üzere icra mahkemesinden yetki belgesi
verilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Anonim şirket paylarının haczinde ise,
Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılacak haciz ihbar müzekkeresi devirleri
engellemek adına hayati önem taşır. Öte yandan, tüm bu yetki belgelerinin
kullanımı sırasında doğacak harç ve yargılama giderlerinin alacaklı tarafından
(m. 95 gereği) peşinen karşılanacağı ve tahsilat aşamasında borçludan öncelikle
alınacağı unutulmamalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 94 hükmü, alacaklıyı borçlunun kötü niyetli eylemsizliğine karşı koruyan
güçlü bir cephaneliktir. Özellikle anonim şirketlerin bastırılmamış paylarının
şirket merkezine yapılacak tebligatla haczedilmiş sayılacağı kuralı (2003
değişikliği), ticari hayattaki büyük bir boşluğu kapatmıştır. Ancak miras veya
elbirliği mülkiyeti söz konusu olduğunda sistem son derece hantal işlemektedir.
Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, alacaklının kendi alacağına
kavuşabilmek için borçlu adına veraset ilamı çıkarmak, intikal vergilerini
ödemek, tapu müdürlüklerinde bürokratik işlemlerle boğuşmak ve ardından
yıllarca sürecek izale-i şüyu (ortaklığın giderilmesi) davaları açmak zorunda
bırakılmasının usul ekonomisi ve makul sürede yargılanma hakkı ile açıkça
çeliştiğini eleştirmektedir. Kanun koyucunun, borçlunun sicile tescil edilmemiş
haklarının ve miras paylarının, icra mahkemesinin vereceği basit bir kararla
doğrudan doğruya sicile tescilini sağlayacak daha pratik (örneğin
e-Devlet/TAKBİS entegrasyonuyla otomatik intikal gibi) bir mekanizma
geliştirmesi gerekmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 94. maddesi, borçlunun doğrudan doğruya tek başına maliki olmadığı, iştirak halinde (elbirliğiyle) sahip olduğu mallardaki paylarının veya henüz kendi adına tescil ettirmediği (gizlediği veya ihmal ettiği) haklarının haczedilebilmesi için öngörülmüş çok kapsamlı ve özel bir usul hükmüdür. Kural olarak haciz, borçlunun mülkiyetinde olan ve devredilebilen mallar üzerine konulur. Ancak borçluların, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla miras kalan taşınmazları kendi adlarına tescil ettirmemeleri veya şirket pay senetlerini bastırmamaları sık rastlanan bir durumdur. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile alacaklıya borçlunun hukuki işlemlerini "onun adına" takip etme yetkisi vererek, borçlunun pasif kalarak icrayı akamete uğratma niyetini bertaraf ettiğini ifade etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 94 hükmü, borçlunun malvarlığının tasfiyesini ve paraya çevrilmesini düzenleyen İİK m. 121 (İştirak halinde mülkiyet hisselerinin satışı) ile doğrudan bir ön-arka ilişki içindedir. Haciz m. 94 usulüyle konulduktan sonra, satış aşamasında icra mahkemesinden yetki alınarak m. 121 prosedürü işletilir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddenin Türk Medeni Kanunu'nun miras hukuku ve eşya hukuku kuralları ile Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirket paylarının devri kuralları arasında usuli bir köprü kurduğunu belirtmektedir. Ayrıca, madde metninde geçen m. 95 hükmü gereğince, m. 94 uyarınca yapılacak tüm sicil, tescil, dava ve muhafaza masraflarının alacaklı tarafından peşin olarak icra dosyasına yatırılması zorunluluğu, İİK m. 59 (masrafların peşin verilmesi) kuralının özel bir yansımasıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Borçlu A'nın babası vefat etmiş ve geriye değerli bir apartman kalmıştır. Borçlu A, alacaklı B'nin bu hisseyi haczedeceğini bildiği için veraset ilamı almamakta ve intikal işlemlerini tapuda yaptırmamaktadır. Alacaklı B, İİK m. 94 uyarınca icra müdürlüğüne başvurarak yetki ister. İcra dairesi B'ye veraset ilamı çıkarması ve taşınmazı A adına tapuda intikal ettirmesi için yetki belgesi verir. B, bu belgeyle tapuda intikal işlemini yaptırır ve doğrudan A'nın miras payı üzerine haciz şerhini işletir.
(kurmaca senaryo) Borçlu C, D Anonim Şirketi'nde %20 oranında pay sahibidir, ancak şirket henüz pay senedi veya ilmühaber bastırmamıştır. Alacaklı E, icra dairesi aracılığıyla D Anonim Şirketi'ne tebligat göndererek C'nin şirketteki paylarının haczedildiğini bildirir. Şirket yönetimi bu durumu pay defterine işlemeyi ihmal etse dahi, İİK m. 94'ün emredici hükmü gereği haciz "tebliğ tarihinde" yapılmış sayılır. Daha sonra C bu payları üçüncü bir kişiye devrederse, bu devir alacaklı E'ye karşı kesin olarak batıldır (geçersizdir).
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada meslektaşların miras hissesi haczinde en çok karşılaştıkları sorun, borçlunun miras bırakanının (murisin) malvarlığının tespiti sürecidir. Alacaklı vekili, UYAP üzerinden borçlunun murislerini tespit ettirip pasif tapu/araç sorgusu yaptırmalıdır. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, borçlunun iştirak halindeki payının doğrudan doğruya satılamayacağını, İİK m. 94 çerçevesinde haciz konulduktan sonra alacaklıya mutlaka "ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu)" davası açmak üzere icra mahkemesinden yetki belgesi verilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Anonim şirket paylarının haczinde ise, Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılacak haciz ihbar müzekkeresi devirleri engellemek adına hayati önem taşır. Öte yandan, tüm bu yetki belgelerinin kullanımı sırasında doğacak harç ve yargılama giderlerinin alacaklı tarafından (m. 95 gereği) peşinen karşılanacağı ve tahsilat aşamasında borçludan öncelikle alınacağı unutulmamalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 94 hükmü, alacaklıyı borçlunun kötü niyetli eylemsizliğine karşı koruyan güçlü bir cephaneliktir. Özellikle anonim şirketlerin bastırılmamış paylarının şirket merkezine yapılacak tebligatla haczedilmiş sayılacağı kuralı (2003 değişikliği), ticari hayattaki büyük bir boşluğu kapatmıştır. Ancak miras veya elbirliği mülkiyeti söz konusu olduğunda sistem son derece hantal işlemektedir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, alacaklının kendi alacağına kavuşabilmek için borçlu adına veraset ilamı çıkarmak, intikal vergilerini ödemek, tapu müdürlüklerinde bürokratik işlemlerle boğuşmak ve ardından yıllarca sürecek izale-i şüyu (ortaklığın giderilmesi) davaları açmak zorunda bırakılmasının usul ekonomisi ve makul sürede yargılanma hakkı ile açıkça çeliştiğini eleştirmektedir. Kanun koyucunun, borçlunun sicile tescil edilmemiş haklarının ve miras paylarının, icra mahkemesinin vereceği basit bir kararla doğrudan doğruya sicile tescilini sağlayacak daha pratik (örneğin e-Devlet/TAKBİS entegrasyonuyla otomatik intikal gibi) bir mekanizma geliştirmesi gerekmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)