RESMİ METİN

Mahsullerin toplanması, borçlunun hakkı


Madde 93 – İcra dairesi mahsullerin toplanması için lazım gelen tedbirleri alır. Borçlunun geçineceği yoksa kendisinin ve ailesinin geçinmeleri için kafi miktar mahsulden veya satıldıkça bedelinden münasip miktar kendisine bırakılır.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 93. maddesi, haczedilmiş bir taşınmazın üzerinde bulunan tarımsal mahsullerin (doğal semerelerin) toplanması usulünü ve bu süreçte borçlunun asgari yaşam hakkının güvence altına alınmasını düzenleyen, icra hukukunun sosyal boyutunu yansıtan önemli bir hükümdür. Kural olarak haciz, taşınmazın hasılat ve menfaatlerini de kapsar (İİK m. 92); ancak kanun koyucu, alacaklının tahsilat hakkı ile borçlunun ve ailesinin açlığa mahkûm edilmemesi arasındaki insani dengeyi bu madde ile kurmuştur. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, bu hükmün modern cebri icra hukukuna egemen olan "borçlunun mahvına neden olmama" ilkesinin doğrudan bir tezahürü olduğunu ve devletin haciz işlemini yürütürken dahi sosyal devlet olma vasfını yitiremeyeceğini ifade etmektedir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Mahsullerin Toplanması (Hasat): Hacizli arazi veya bağ/bahçe üzerinde yetişmiş olan tarımsal ürünlerin (buğday, zeytin, pamuk vb.) fiziken topraktan veya ağaçtan ayrılarak ekonomik bir değere (taşınır mala) dönüştürülmesi işlemidir.
  • Lazım Gelen Tedbirleri Alma: İcra dairesinin, mahsulün tarlada çürümesini veya borçlu tarafından gizlice kaçırılmasını önlemek amacıyla işçi tutma, makine kiralama, nakliye ve depolama gibi fiili organizasyonları yapma yükümlülüğüdür.
  • Geçineceği Yoksa: Borçlunun, haczedilen mahsul dışında kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu ailesinin asgari insani ihtiyaçlarını (beslenme, barınma vb.) karşılayacak başkaca hiçbir gelirinin, maaşının veya birikiminin bulunmaması halidir.
  • Kafi Miktar (Münasip Miktar): Borçluya ve ailesine bırakılacak olan, somut olayın özelliklerine, ailenin nüfusuna ve yöresel yaşam şartlarına göre belirlenecek asgari ürün veya bu ürünün satışından elde edilen asgari bedeldir.

3. Sistematik İlişkiler

Bu madde, bir taşınmazın haczinin o taşınmazın getirilerini de kapsayacağını belirten İİK m. 92 ile kopmaz bir bütündür; zira m. 93, m. 92 ile el konulan hasılatın fiiliyata nasıl döküleceğini gösterir. Aynı zamanda borçlunun mesleğini ve yaşamını sürdürmesi için zorunlu malların haczedilemezliğini düzenleyen İİK m. 82 bükümleriyle (özellikle çiftçilerin tohumluk, yiyecek ve yakacaklarına dair m. 82/1-4 ve m. 82/1-6) doğrudan usuli ve felsefi bir bağ içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, m. 82 hükümlerinin haczedilemezlik itirazı (şikayet) yoluyla ileri sürülen genel bir kural olduğunu; m. 93 hükmünün ise taşınmazın gelirlerine el konulması aşamasında icra memuruna yüklenmiş re'sen (kendiliğinden) gözetilmesi gereken özel bir sosyal koruma tedbiri olduğunu belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi. [1]

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Borçlu A'nın geçimini sağladığı tek malvarlığı olan narenciye bahçesi haczedilmiştir. Mandalinaların hasat zamanı geldiğinde icra dairesi, alacaklının avans yatırması üzerine işçiler aracılığıyla ürünleri toplatmıştır. Borçlu A'nın beş kişilik bir ailesi olduğu ve başkaca hiçbir geliri olmadığı tespit edilmiştir. İcra memuru, İİK m. 93 gereğince, toplanan mahsulün veya mahsul satılmışsa elde edilen bedelin, ailenin bir sonraki hasat veya gelir kapısına kadar asgari geçimini sağlayacak miktarını (örneğin 50.000 TL'sini) borçlu A'ya bırakır, geriye kalan tutarı dosya alacağına mahsup eder.

(kurmaca senaryo) Borçlu B'ye ait buğday tarlasındaki ürünler icra kanalıyla hasat edilmiş ve satılmıştır. Borçlu B, geçineceği olmadığını iddia ederek satış bedelinin bir kısmının kendisine verilmesini talep etmiştir. Ancak alacaklı vekilinin yaptığı UYAP ve SGK sorgulamalarında, borçlu B'nin yüksek bir emekli maaşı aldığı ve eşinin de bir şirkette yönetici olarak çalıştığı tespit edilmiştir. Bu durumda "geçineceği yoksa" şartı gerçekleşmediğinden, icra müdürü borçlunun talebini reddeder ve tüm bedeli alacaklıya öder.

6. Pratik Uygulama Notları

Uygulamada icra dairelerinin kendi inisiyatifleriyle tarlaya gidip ürün hasat etmesi (organizasyon zorluğu sebebiyle) fiilen rastlanan bir durum değildir. Bu nedenle alacaklı vekilinin, hasat zamanı yaklaşan ürünler için icra dairesine aktif olarak talepte bulunması ve hasat, nakliye, işçi ve depo masraflarını peşinen icra kasasına yatırması elzemdir. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, icra memurunun borçluya bırakılacak "kafi miktarı" belirlerken keyfi davranamayacağını, tarafların bu yöndeki kararlara (miktarın azlığına veya çokluğuna) karşı icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabileceğini ve mahkemenin gerekirse sosyo-ekonomik durum araştırması yaptırması gerektiğini hatırlatmaktadır. [1]

7. Eleştirel Değerlendirme

Kanun koyucunun borçluya ve ailesine asgari geçimlik mahsul veya bedel bırakma iradesi sosyal adalet ve insan onuru açısından son derece isabetlidir. Ancak maddenin birinci cümlesindeki "İcra dairesi mahsullerin toplanması için lazım gelen tedbirleri alır" lafzı, günümüz icra teşkilatının gerçekleriyle hiçbir şekilde örtüşmemektedir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, ziraat mühendisi veya tarım işletmecisi olmayan icra memurlarının, tonlarca tarımsal ürünün tam olgunlaşma zamanını tayin etme, tarım işçisi bulma, ilaçlama yapma ve taze ürünü çürütmeden satma gibi lojistik süreçleri yönetmesinin beklenemeyeceğini eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmektedir. Bu yapısal eksiklik sebebiyle çoğu zaman ürünler tarlada çürümekte veya yok pahasına satılmaktadır. Tarımsal hacizlerde idare ve işletme süreçlerinin Tarım Kredi Kooperatifleri veya ziraat odaları gibi profesyonel yapılarla entegre şekilde yürütülmesini sağlayacak bir yasal revizyona şiddetle ihtiyaç vardır. [1]

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.