RESMİ METİN

III – İdare ve işletme.


Madde 92 – (Değişik: 18/2/1965-538/51 md.) Bir taşınmazın haczi hasılat ve menfaatlerine de şamildir. Haciz taşınmaz kendilerine rehnedilmiş olan alacaklıların haklarına halel getirmez. İcra dairesi, taşınmaz kendilerine rehnedilmiş olan alacaklılarla kiracılara hacizden haber verir. (Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/24 md.) Daire, taşınmazın idare ve işletmesi ile eklentinin korunması için gerekli tedbirleri alır. Bu tedbirler meyanında icra dairesi, eğer taşınmazda kiracı varsa bu kiracıya, işleyecek kiraları icra dairesine ödemesini emreder. Zarar görme ihtimali bulunan eklenti, rehin alacaklısının talebi üzerine, işletmenin faaliyetine engel olmayacak şekilde muhafaza altına alınır. İdare ve muhafaza masrafları satış bedelinden öncelikle ödenir. 14/1/2011 tarihli ve 6103 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “tapuya ve mahcuz gemi ise kayıtlı bulunduğu daireye” ibaresi “tapu siciline” olarak; ikinci fıkrasında yer alan “yukarda adı geçen dairelere” ibaresi “tapu siciline” olarak değiştirilmiştir. 41

(Mülga dördüncü fıkra: 14/1/2011-6103/41 md.)

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 92. maddesi, bir taşınmazın haczinin, salt o taşınmazın kuru mülkiyetini değil, aynı zamanda taşınmazın ekonomik değerini oluşturan getirilerini (hasılat ve menfaatlerini) de kapsadığını kurala bağlayan temel bir usul hükmüdür. Taşınmaz mallar, yapıları gereği satış (ihale) aşamasına gelene kadar geçen uzun süreçte kira veya ürün gibi doğal ve hukuki semereler üretirler. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile taşınmazın paraya çevrilmesi sürecine kadar geçecek zamanda elde edilecek gelirlerin borçlu tarafından heba edilmesini önlemeyi ve alacaklının tahsilat imkânını genişletmeyi amaçladığını ifade etmektedir. Bu yönüyle madde, icra dairesine pasif bir muhafaza görevinin ötesinde, taşınmazın adeta bir "yöneticisi" (kayyımı) gibi aktif bir idare ve işletme yetkisi vermektedir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Hasılat ve Menfaatlere Şamil Olma: Haczin, taşınmazın kendisiyle birlikte onun ürettiği kira bedelleri, tarımsal ürünler, işletme gelirleri gibi hukuki ve doğal semereleri de otomatik olarak kapsamasıdır.
  • İdare ve İşletme Tedbirleri: İcra dairesinin, hacizli taşınmazın değer kaybetmesini önlemek, varsa tesisin çalışmaya devam etmesini sağlamak ve kiraları toplamak için aldığı koruyucu ve idari kararların bütünüdür.
  • Rehin Alacaklılarına Haber Verme: Taşınmaz üzerinde önceden tesis edilmiş bir ipotek (rehin) hakkı varsa, haciz işleminin bu ipotekli alacaklının haklarını zedelemeyeceği kuralı gereği, rehin sahibinin süreçten haberdar edilmesidir.
  • Eklentinin (Teferruatın) Korunması: Taşınmaza özgülenmiş ancak zarara uğrama veya kaçırılma riski bulunan menkul malların (örneğin fabrikadaki makinelerin), işletmenin ana faaliyetini durdurmayacak biçimde güvence altına alınmasıdır.

3. Sistematik İlişkiler

İİK m. 92, taşınmaz haczinin tapu siciline şerh edilmesini düzenleyen İİK m. 91 hükmünün doğal bir tamamlayıcısıdır. Haciz m. 91 uyarınca tapuya işlenmekle hukuken doğar, m. 92 uyarınca ise taşınmazın gelirlerine fiilen el konulur. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddenin eklentilerin haczini zorlaştıran İİK m. 83/c hükmü ile birlikte okunması gerektiğini, m. 92'nin eklentiyi taşınmazdan ayırmadan koruma altına alarak ekonomik bütünlüğü sağladığını belirtmektedir. Ayrıca, maddede geçen "idare ve muhafaza masrafları satış bedelinden öncelikle ödenir" kuralı, icra hukukunda paraların paylaştırılması ve sıra cetveli müessesesini düzenleyen İİK m. 138 (öncelikli masraflar) ile kesin bir sistematik uyum içindedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B'ye ait olan ve içerisinde kiracı C'nin oturduğu bir daireye haciz koydurmuştur. Haciz tapuya işlendikten sonra, alacaklı A'nın talebi üzerine icra müdürlüğü, kiracı C'ye İİK m. 92 kapsamında bir muhtıra gönderir. Bu muhtırada C'ye, "Oturduğunuz taşınmaz haczedilmiştir, bundan sonra işleyecek aylık kira bedellerini ev sahibiniz B'ye değil, doğrudan icra dairesinin banka hesabına ödemeniz emrolunur" denilir. C, bu emre rağmen kirayı B'ye ödemeye devam ederse, icra dairesine karşı borcundan kurtulamaz ve aynı bedeli dosyaya tekrar ödemek zorunda kalır.

(kurmaca senaryo) Borçlu D'ye ait olan ve Banka E lehine ipotekli bulunan bir mandıra (üretim tesisi) başka bir alacaklı F tarafından haczedilmiştir. Mandıradaki süt sağım makineleri (eklenti) hacizli olmasına rağmen bakımsızlıktan paslanma ve çürüme tehlikesi altındadır. İpotek alacaklısı Banka E'nin talebi üzerine icra dairesi, makinelerin paslanmasını önleyecek teknik bakım tedbirlerini aldırır (veya yediemine bu yönde talimat verir), ancak bu işlemi yaparken İİK m. 92'nin emredici kuralı gereği mandıranın günlük süt üretim (işletme) faaliyetine engel olmayacak bir zamanlama ve yöntem seçer.

6. Pratik Uygulama Notları

Bir alacaklı vekili açısından, taşınmaz haczinde tapuya e-haciz koymak işin sadece başlangıcıdır. Eğer haczedilen taşınmaz bir mesken veya işyeri ise, meslektaşların UYAP üzerinden veya fiziken icra dairesine başvurarak "taşınmazda kiracı bulunup bulunmadığının kolluk marifetiyle araştırılmasını ve tespit edilecek kiracılara İİK m. 92 uyarınca kira paralarının dosyaya ödenmesi için muhtıra gönderilmesini" özel olarak talep etmesi gerekir. İcra müdürlükleri bu işlemi re'sen (kendiliğinden) yapmazlar. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, kiracıya gönderilecek bu bildirimin, genel haciz ihbarnamesi olan İİK m. 89/1'den tamamen farklı ve spesifik bir muhtıra olduğunu, m. 92 muhtırasının doğrudan doğruya gayrimenkul hacziyle elde edilen bir yetkiye dayandığını meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

İİK m. 92 hükmü, teorik düzeyde taşınmazın gelirlerinin borçlu tarafından tüketilmesini önlemek adına mükemmel bir amaca hizmet etse de, icra dairelerinin kurumsal kapasitesiyle bağdaşmayan pratik sorunlar barındırmaktadır. Kanun metni, icra dairesini adeta profesyonel bir "gayrimenkul yönetim şirketi" veya "fabrika müdürü" gibi konumlandırmakta ve idare/işletme görevleri yüklemektedir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, icra müdürlerinin ağır dosya yükü ve teknik uzmanlık eksikliği sebebiyle büyük bir çiftliğin, otelin veya sanayi tesisinin "idare ve işletmesini" layıkıyla yerine getirmesinin fiilen imkânsız olduğunu eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmektedir. Uygulamada bu yetki genellikle sadece "kiracıya yazı yazmakla" sınırlı kalmakta, işletmenin bizzat idaresi gerekiyorsa sistem tıkanmaktadır. Bu tür ticari taşınmazların yönetimi için icra hukuku sistemimize, İflas İdaresine benzer şekilde çalışan ve özel sektörden seçilen profesyonel "Taşınmaz Yönetim Kayyımları" müessesesinin getirilmesi zorunludur.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.