1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 87. maddesi, haczedilen malların ekonomik
değerinin tespit edilmesini ifade eden "kıymet takdiri" müessesesini
düzenlemektedir. İcra hukukunda paraya çevirme (satış) aşamasının en kritik
hazırlık işlemi olan kıymet takdiri, hem borçlunun mallarının yok pahasına
satılmasını engellemek hem de alacaklının alacağına hangi oranda
kavuşabileceğini öngörebilmek adına hayati öneme sahiptir. Kuru, İcra ve İflas
Hukuku eserinde, isabetli bir kıymet takdirinin cebri icra sürecinin adil
yürümesi için temel bir şart olduğunu, zira ihale aşamasındaki asgari satış
bedelinin bu takdir edilen değere göre belirlendiğini ifade etmektedir [1].
2021 yılında 7343 sayılı Kanun ile maddede yapılan köklü değişiklikle, "sicile
kayıtlı mallar" ile "sicile kayıtlı olmayan mallar" arasında usuli bir ayrım
yapılarak, değerli varlıkların uzmanlarca değerlendirilmesi yasal bir
zorunluluk haline getirilmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Kıymet Takdiri: Haczedilen malın, haciz tarihindeki sürüm
(piyasa/rayiç) değerinin objektif kriterlere göre belirlenmesi işlemidir.
- Sicile Kayıtlı Mallar: Tapu sicili, trafik sicili, gemi sicili,
marka/patent sicili gibi resmi devlet kayıtlarında yer alan ve genellikle
yüksek ekonomik değer ihtiva eden varlıklardır.
- İcra Memurunun Takdir Yetkisi: Sicile kayıtlı olmayan sıradan taşınır
mallarda (ev eşyası, ofis mobilyası vb.) değerin bizzat icra memuru tarafından
belirlenebilmesidir.
- Bilirkişi Zorunluluğu: Sicile kayıtlı mallarda icra memurunun kendi
başına değer biçememesi, bu işlemin mutlaka Adalet Bakanlığınca izin verilen
yetkili bilirkişilere yaptırılması mecburiyetidir.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 87 hükmü, öncelikle İİK m. 85'te düzenlenen "taşkın haciz yasağı" ile
doğrudan bağlantılıdır. İcra memuru, alacağı karşılayacak miktarda haciz yapıp
yapmadığını ancak doğru bir kıymet takdiri ile bilebilir. Ayrıca bu madde,
kıymet takdirine itiraz kurumunu düzenleyen İİK m. 128/a hükmünün de
altyapısını oluşturur. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas
Hukuku çalışmasında, haciz aşamasında yapılan kıymet takdirinin kesinleşmeden
satış (ihale) aşamasına geçilemeyeceğini, bu durumun usul hukukunda işlemler
arası silsilenin ve birbirine bağlılığın en net örneklerinden biri olduğunu
belirtmektedir [1]. Sicile kayıtlı araçların veya taşınmazların e-satış portalı
üzerinden satılabilmesi (İİK m. 111/b) de yine bu maddeye göre usulüne uygun
biçilmiş bir değerin varlığına bağlıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İcra memuru, borçlu A'nın ofisine hacze gitmiş ve ofiste
bulunan 3 adet bilgisayar ile 2 adet çalışma masasını haczetmiştir. Bunlar
sicile kayıtlı mallar olmadığı için, memur piyasa araştırması yaparak veya
tecrübesine dayanarak masalara 5.000 TL, bilgisayarlara ise 30.000 TL kıymet
takdir etmiştir. Bu işlem İİK m. 87'nin birinci fıkrasına uygundur ve
geçerlidir. Ancak aynı memur, ofisin önünde duran ve borçlu adına trafik
siciline kayıtlı olan otomobili haczedip, araca kendiliğinden 800.000 TL değer
biçemez; bu aracın değerinin bilirkişi marifetiyle belirlenmesi zorunludur.
(kurmaca senaryo) Alacaklı B'nin talebiyle borçlu C'ye ait tapuda kayıtlı bir
arsanın haczi yapılmıştır. İcra dairesi, yöreyi çok iyi tanıyan bir emlakçıyı
bilirkişi olarak atayarak arsaya değer biçtirmiş ve rapora göre satış
işlemlerine başlamıştır. C'nin avukatı durumu fark ederek şikayet yoluna
başvurmuştur. Atanan emlakçı, "bilirkişilik bölge kurulu listesinde kayıtlı ve
Adalet Bakanlığınca izin verilen" resmi bir bilirkişi olmadığı için, İİK m.
87'nin emredici ikinci fıkrası ihlal edilmiştir ve yapılan kıymet takdiri
işlemi icra mahkemesince iptal edilmelidir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada, bilhassa fiili hacizler sırasında icra memurları sicile kayıtlı
olmayan mallara (menkullere) genellikle gerçek değerinin çok altında veya çok
üstünde farazi değerler yazmaktadır. Avukatların haciz mahallinde bu duruma
müdahale etmesi, malın nitelikli veya antika değeri olan bir eşya (örneğin özel
bir saat, bir sanat eseri veya sanayi tipi kayıt dışı makine) olması durumunda
İİK m. 87/1'deki "icabında bilirkişiye müracaat edebilir" yetkisinin
kullanılmasını memurdan derhal talep etmesi gerekir. Talih Uyar, İcra ve İflas
Kanunu Şerhi eserinde, kıymet takdirinin baştan isabetsiz yapılmasının ileride
kıymet takdirine itiraz davalarına yol açarak icra sürecini aylarca, bazen
yıllarca kilitleyeceğini ve usul ekonomisine büyük zarar vereceğini
vurgulamaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
2021 yılında getirilen sicile kayıtlı mal ile kayıtlı olmayan mal ayrımı,
gayrimenkul ve araç gibi yüksek değerli malların değerlemesinde icra
memurlarının inisiyatifini kaldırarak bilimsel/teknik bir standart getirdiği
için oldukça isabetlidir. Ancak maddenin sadece "sicile kayıt" kriterini esas
alması eksik bir yaklaşımdır. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde,
sicile kayıtlı olmayan ancak yüz binlerce lira değerinde olabilen iş
makineleri, medikal cihazlar veya kıymetli mücevherlerin kıymet takdirinin
halen memurun inisiyatifine (veya onun bilirkişi çağırma lütfuna)
bırakılmasının ciddi bir kanuni boşluk olduğunu eleştirel bir yaklaşımla
değerlendirmektedir [1]. Malın değeri belli bir parasal sınırı aştığında,
sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bilirkişi incelemesinin zorunlu
hale getirilmesi, kanunun amacına ve mülkiyet hakkının korunması ilkesine daha
uygun bir çözüm olacaktır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 87. maddesi, haczedilen malların ekonomik değerinin tespit edilmesini ifade eden "kıymet takdiri" müessesesini düzenlemektedir. İcra hukukunda paraya çevirme (satış) aşamasının en kritik hazırlık işlemi olan kıymet takdiri, hem borçlunun mallarının yok pahasına satılmasını engellemek hem de alacaklının alacağına hangi oranda kavuşabileceğini öngörebilmek adına hayati öneme sahiptir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, isabetli bir kıymet takdirinin cebri icra sürecinin adil yürümesi için temel bir şart olduğunu, zira ihale aşamasındaki asgari satış bedelinin bu takdir edilen değere göre belirlendiğini ifade etmektedir [1]. 2021 yılında 7343 sayılı Kanun ile maddede yapılan köklü değişiklikle, "sicile kayıtlı mallar" ile "sicile kayıtlı olmayan mallar" arasında usuli bir ayrım yapılarak, değerli varlıkların uzmanlarca değerlendirilmesi yasal bir zorunluluk haline getirilmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 87 hükmü, öncelikle İİK m. 85'te düzenlenen "taşkın haciz yasağı" ile doğrudan bağlantılıdır. İcra memuru, alacağı karşılayacak miktarda haciz yapıp yapmadığını ancak doğru bir kıymet takdiri ile bilebilir. Ayrıca bu madde, kıymet takdirine itiraz kurumunu düzenleyen İİK m. 128/a hükmünün de altyapısını oluşturur. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, haciz aşamasında yapılan kıymet takdirinin kesinleşmeden satış (ihale) aşamasına geçilemeyeceğini, bu durumun usul hukukunda işlemler arası silsilenin ve birbirine bağlılığın en net örneklerinden biri olduğunu belirtmektedir [1]. Sicile kayıtlı araçların veya taşınmazların e-satış portalı üzerinden satılabilmesi (İİK m. 111/b) de yine bu maddeye göre usulüne uygun biçilmiş bir değerin varlığına bağlıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İcra memuru, borçlu A'nın ofisine hacze gitmiş ve ofiste bulunan 3 adet bilgisayar ile 2 adet çalışma masasını haczetmiştir. Bunlar sicile kayıtlı mallar olmadığı için, memur piyasa araştırması yaparak veya tecrübesine dayanarak masalara 5.000 TL, bilgisayarlara ise 30.000 TL kıymet takdir etmiştir. Bu işlem İİK m. 87'nin birinci fıkrasına uygundur ve geçerlidir. Ancak aynı memur, ofisin önünde duran ve borçlu adına trafik siciline kayıtlı olan otomobili haczedip, araca kendiliğinden 800.000 TL değer biçemez; bu aracın değerinin bilirkişi marifetiyle belirlenmesi zorunludur.
(kurmaca senaryo) Alacaklı B'nin talebiyle borçlu C'ye ait tapuda kayıtlı bir arsanın haczi yapılmıştır. İcra dairesi, yöreyi çok iyi tanıyan bir emlakçıyı bilirkişi olarak atayarak arsaya değer biçtirmiş ve rapora göre satış işlemlerine başlamıştır. C'nin avukatı durumu fark ederek şikayet yoluna başvurmuştur. Atanan emlakçı, "bilirkişilik bölge kurulu listesinde kayıtlı ve Adalet Bakanlığınca izin verilen" resmi bir bilirkişi olmadığı için, İİK m. 87'nin emredici ikinci fıkrası ihlal edilmiştir ve yapılan kıymet takdiri işlemi icra mahkemesince iptal edilmelidir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada, bilhassa fiili hacizler sırasında icra memurları sicile kayıtlı olmayan mallara (menkullere) genellikle gerçek değerinin çok altında veya çok üstünde farazi değerler yazmaktadır. Avukatların haciz mahallinde bu duruma müdahale etmesi, malın nitelikli veya antika değeri olan bir eşya (örneğin özel bir saat, bir sanat eseri veya sanayi tipi kayıt dışı makine) olması durumunda İİK m. 87/1'deki "icabında bilirkişiye müracaat edebilir" yetkisinin kullanılmasını memurdan derhal talep etmesi gerekir. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, kıymet takdirinin baştan isabetsiz yapılmasının ileride kıymet takdirine itiraz davalarına yol açarak icra sürecini aylarca, bazen yıllarca kilitleyeceğini ve usul ekonomisine büyük zarar vereceğini vurgulamaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
2021 yılında getirilen sicile kayıtlı mal ile kayıtlı olmayan mal ayrımı, gayrimenkul ve araç gibi yüksek değerli malların değerlemesinde icra memurlarının inisiyatifini kaldırarak bilimsel/teknik bir standart getirdiği için oldukça isabetlidir. Ancak maddenin sadece "sicile kayıt" kriterini esas alması eksik bir yaklaşımdır. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, sicile kayıtlı olmayan ancak yüz binlerce lira değerinde olabilen iş makineleri, medikal cihazlar veya kıymetli mücevherlerin kıymet takdirinin halen memurun inisiyatifine (veya onun bilirkişi çağırma lütfuna) bırakılmasının ciddi bir kanuni boşluk olduğunu eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmektedir [1]. Malın değeri belli bir parasal sınırı aştığında, sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bilirkişi incelemesinin zorunlu hale getirilmesi, kanunun amacına ve mülkiyet hakkının korunması ilkesine daha uygun bir çözüm olacaktır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)