1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 231. maddesi, iflas tasfiyesinde kural olarak
benimsenen "alacaklıların masaya bizzat başvurarak alacaklarını kaydettirmesi"
(talep) ilkesine getirilmiş çok önemli ve emredici bir istisnadır. İflasın
açılmasıyla birlikte alacaklılara alacaklarını bildirmeleri için İİK m. 219
uyarınca bir aylık süre verilir. Kural olarak bu sürede yazdırılmayan alacaklar
tasfiyede dikkate alınmaz. Ancak kanun koyucu, devletin resmi sicili olan "tapu
siciline" duyulan mutlak güven ve ayni hakların güçlü yapısı sebebiyle tapuya
tescil edilmiş alacakları bu kuralın dışında tutmuştur. Kuru, İcra ve İflas
Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun bu madde ile tapu sicilinin aleniyeti
ilkesini iflas hukukuna yansıttığını; iflas idaresinin müflise ait
taşınmazların tapu kayıtlarını re'sen incelemekle yükümlü olduğunu ve orada
gördüğü rehinli (ipotekli) alacakları, alacaklının hiçbir başvurusu veya talebi
olmasa dahi kendiliğinden masanın pasifine yazmak zorunda olduğunu ifade
etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Tapu Siciline Yazılı Olan Alacaklar: Müflisin maliki bulunduğu
taşınmazlar üzerinde üçüncü kişiler (alacaklılar) lehine tesis edilmiş olan
ipotek, irad senedi, rehinli tahvil veya gayrimenkul mükellefiyeti gibi resmi
sicile tescil edilerek ayni hak niteliği kazanmış ve alacağı güvence altına
alan haklardır.
- Kayıt İçin Müracaat Edilmemiş Olsa Bile: İİK m. 219'daki bir aylık
kayıt (başvuru) süresinin bu alacaklılar için hak düşürücü bir süre olmadığını,
iflas idaresinin "taleple bağlılık" kuralından sıyrılarak re'sen
(kendiliğinden) işlem yapma mecburiyetinde olduğunu gösteren ifadedir.
- İşleyen Faizle Kabul Olunması: Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 875
uyarınca, gayrimenkul rehni sadece anaparayı değil, takip giderlerini, gecikme
faizini ve iflasın açıldığı tarihe kadar işlemiş olan sözleşme faizlerini de
teminat altına alır. İflas idaresi, alacağı tapuya yazılı limiti ve kapsamı
dâhilinde tüm bu fer'ileriyle (faiziyle) birlikte kabul etmek zorundadır.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 231, masaya kayıt prosedürünü düzenleyen İİK m. 219 ve sıra cetvelinin
tanzimini düzenleyen İİK m. 232 ile yakın bir usuli bağlantı içindedir. Ayrıca
bu madde, iflas dairesinin müflisin taşınmazlarındaki üçüncü kişi haklarını
re'sen deftere yazmasını emreden İİK m. 213'ün, "tetkik ve kabul" aşamasındaki
doğal bir sonucudur. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas
Hukuku çalışmasında [1], bu maddenin maddi hukuk (TMK) ile takip hukuku (İİK)
arasındaki uyumu sağladığını; ayni hakların herkese karşı ileri sürülebilme
(mutlak hak) özelliğinin, iflas tasfiyesinde alacaklıyı "dilekçe verme
külfetinden" kurtaracak kadar güçlü bir hukuki koruma kalkanı yarattığını
belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Müflis A Şirketi'ne ait fabrikanın tapu kaydında, B Bankası
lehine 10.000.000 TL bedelli birinci derece ipotek bulunmaktadır. İflas
idaresi, adi tasfiye ilanını yapar ve bir aylık kayıt süresi başlar. B
Bankası'nın bölge müdürlüğündeki bir iletişim hatası sebebiyle, banka
avukatları bu bir aylık süre içinde iflas dairesine alacak kaydı yaptırmayı
unuturlar. İflas idaresi sıra cetvelini hazırlarken fabrikanın tapu takyidatını
(TAKBİS üzerinden) inceler ve B Bankası'nın ipoteğini görür. İİK m. 231
uyarınca, B Bankası hiç müracaat etmemiş olmasına rağmen, iflas idaresi bu
10.000.000 TL'lik alacağı işleyen faiziyle birlikte rehinli alacak olarak sıra
cetveline re'sen kabul eder.
(kurmaca senaryo) Şahıs işletmesi sahibi müflis C'nin iflasında, C'nin
arsasında D şahsı lehine 500.000 TL'lik bir ipotek kayıtlıdır. D şahsı, "Tapuda
zaten kaydım var, benim iflas masasına başvurmama gerek yok" diyerek kayıt
süresini geçirir. Ancak D'nin, müflis C'den ayrıca ipoteksiz (adi) 200.000 TL
senetli alacağı daha vardır. İflas idaresi İİK m. 231 gereğince tapuda yazılı
500.000 TL'yi faiziyle birlikte masaya re'sen kabul eder; ancak D'nin başvuruda
bulunmadığı ve tapuda yazılı olmayan diğer 200.000 TL'lik adi alacağı süre
kaçtığı için sıra cetveline alınmaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde, rehinli alacaklı bankaları veya şahısları temsil eden
meslektaşların bu maddenin yarattığı yersiz bir rehavete kapılmaları çok büyük
bir tehlikedir. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde [1], maddenin
"müracaat edilmemiş olsa bile" demesine aldanıp kayıt yaptırmayan
alacaklıların, iflas idaresinin borcun güncel miktarını ve özellikle "işleyen
akdi/temerrüt faizini" doğru hesaplayamaması riskiyle karşı karşıya
kalacaklarını; idarenin sadece tapudaki ipotek limitini baz alarak hatalı bir
hesaplama yapabileceğini, bu sebeple rehinli alacaklı vekillerinin "re'sen
yazım" kuralına güvenmek yerine, mutlaka asıl alacağı, faiz oranlarını ve
geçmiş faizleri detaylı bir dilekçe ve hesap tablosuyla süresi içinde iflas
masasına sunmalarının, ileride açılacak yorucu sıra cetveli itiraz davalarını
önleyecek en temel mesleki tedbir olduğunu meslektaşlara usuli bir tavsiye
olarak önemle hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 231'in tapuya yazılı alacakların re'sen kabul edileceğine dair hükmü,
tapu sicilinin doğası gereği "kesin bir borç miktarını" değil, çoğunlukla "bir
teminat üst sınırını" göstermesi sebebiyle modern iflas tasfiyesinde ciddi
tıkanıklıklar yaratmaktadır. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde [1],
ticari hayatta yaygın olarak kullanılan "üst sınır (maksimal) ipoteğinde"
tapuda 50.000.000 TL yazmasına rağmen, iflas anında bankanın gerçek
(kullandırılmış kredi) alacağının belki de 5.000.000 TL olabileceğini, hatta
tamamen ödenmiş ancak tapudan fek edilmemiş olabileceğini; iflas idaresinin
sadece "tapu siciline" bakarak alacağı tam limitten ve faiziyle re'sen masaya
dâhil etmesinin, müflisin gerçek borcunu şişirerek diğer adi alacaklıların
garame payını haksız yere yok edeceğini eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Kanunun bu lafzı, iflas idaresine tapudaki her kaydı körü körüne kabul etme
değil, tapu kaydı uyarınca alacaklıyı bularak "güncel borç bakiyesini (risk
durumunu) ibraz etmeye zorlama" yetkisi verecek şekilde yeniden
kurgulanmalıdır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 231. maddesi, iflas tasfiyesinde kural olarak benimsenen "alacaklıların masaya bizzat başvurarak alacaklarını kaydettirmesi" (talep) ilkesine getirilmiş çok önemli ve emredici bir istisnadır. İflasın açılmasıyla birlikte alacaklılara alacaklarını bildirmeleri için İİK m. 219 uyarınca bir aylık süre verilir. Kural olarak bu sürede yazdırılmayan alacaklar tasfiyede dikkate alınmaz. Ancak kanun koyucu, devletin resmi sicili olan "tapu siciline" duyulan mutlak güven ve ayni hakların güçlü yapısı sebebiyle tapuya tescil edilmiş alacakları bu kuralın dışında tutmuştur. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun bu madde ile tapu sicilinin aleniyeti ilkesini iflas hukukuna yansıttığını; iflas idaresinin müflise ait taşınmazların tapu kayıtlarını re'sen incelemekle yükümlü olduğunu ve orada gördüğü rehinli (ipotekli) alacakları, alacaklının hiçbir başvurusu veya talebi olmasa dahi kendiliğinden masanın pasifine yazmak zorunda olduğunu ifade etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 231, masaya kayıt prosedürünü düzenleyen İİK m. 219 ve sıra cetvelinin tanzimini düzenleyen İİK m. 232 ile yakın bir usuli bağlantı içindedir. Ayrıca bu madde, iflas dairesinin müflisin taşınmazlarındaki üçüncü kişi haklarını re'sen deftere yazmasını emreden İİK m. 213'ün, "tetkik ve kabul" aşamasındaki doğal bir sonucudur. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında [1], bu maddenin maddi hukuk (TMK) ile takip hukuku (İİK) arasındaki uyumu sağladığını; ayni hakların herkese karşı ileri sürülebilme (mutlak hak) özelliğinin, iflas tasfiyesinde alacaklıyı "dilekçe verme külfetinden" kurtaracak kadar güçlü bir hukuki koruma kalkanı yarattığını belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Müflis A Şirketi'ne ait fabrikanın tapu kaydında, B Bankası lehine 10.000.000 TL bedelli birinci derece ipotek bulunmaktadır. İflas idaresi, adi tasfiye ilanını yapar ve bir aylık kayıt süresi başlar. B Bankası'nın bölge müdürlüğündeki bir iletişim hatası sebebiyle, banka avukatları bu bir aylık süre içinde iflas dairesine alacak kaydı yaptırmayı unuturlar. İflas idaresi sıra cetvelini hazırlarken fabrikanın tapu takyidatını (TAKBİS üzerinden) inceler ve B Bankası'nın ipoteğini görür. İİK m. 231 uyarınca, B Bankası hiç müracaat etmemiş olmasına rağmen, iflas idaresi bu 10.000.000 TL'lik alacağı işleyen faiziyle birlikte rehinli alacak olarak sıra cetveline re'sen kabul eder.
(kurmaca senaryo) Şahıs işletmesi sahibi müflis C'nin iflasında, C'nin arsasında D şahsı lehine 500.000 TL'lik bir ipotek kayıtlıdır. D şahsı, "Tapuda zaten kaydım var, benim iflas masasına başvurmama gerek yok" diyerek kayıt süresini geçirir. Ancak D'nin, müflis C'den ayrıca ipoteksiz (adi) 200.000 TL senetli alacağı daha vardır. İflas idaresi İİK m. 231 gereğince tapuda yazılı 500.000 TL'yi faiziyle birlikte masaya re'sen kabul eder; ancak D'nin başvuruda bulunmadığı ve tapuda yazılı olmayan diğer 200.000 TL'lik adi alacağı süre kaçtığı için sıra cetveline alınmaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde, rehinli alacaklı bankaları veya şahısları temsil eden meslektaşların bu maddenin yarattığı yersiz bir rehavete kapılmaları çok büyük bir tehlikedir. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde [1], maddenin "müracaat edilmemiş olsa bile" demesine aldanıp kayıt yaptırmayan alacaklıların, iflas idaresinin borcun güncel miktarını ve özellikle "işleyen akdi/temerrüt faizini" doğru hesaplayamaması riskiyle karşı karşıya kalacaklarını; idarenin sadece tapudaki ipotek limitini baz alarak hatalı bir hesaplama yapabileceğini, bu sebeple rehinli alacaklı vekillerinin "re'sen yazım" kuralına güvenmek yerine, mutlaka asıl alacağı, faiz oranlarını ve geçmiş faizleri detaylı bir dilekçe ve hesap tablosuyla süresi içinde iflas masasına sunmalarının, ileride açılacak yorucu sıra cetveli itiraz davalarını önleyecek en temel mesleki tedbir olduğunu meslektaşlara usuli bir tavsiye olarak önemle hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 231'in tapuya yazılı alacakların re'sen kabul edileceğine dair hükmü, tapu sicilinin doğası gereği "kesin bir borç miktarını" değil, çoğunlukla "bir teminat üst sınırını" göstermesi sebebiyle modern iflas tasfiyesinde ciddi tıkanıklıklar yaratmaktadır. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde [1], ticari hayatta yaygın olarak kullanılan "üst sınır (maksimal) ipoteğinde" tapuda 50.000.000 TL yazmasına rağmen, iflas anında bankanın gerçek (kullandırılmış kredi) alacağının belki de 5.000.000 TL olabileceğini, hatta tamamen ödenmiş ancak tapudan fek edilmemiş olabileceğini; iflas idaresinin sadece "tapu siciline" bakarak alacağı tam limitten ve faiziyle re'sen masaya dâhil etmesinin, müflisin gerçek borcunu şişirerek diğer adi alacaklıların garame payını haksız yere yok edeceğini eleştirel bir dille ifade etmektedir. Kanunun bu lafzı, iflas idaresine tapudaki her kaydı körü körüne kabul etme değil, tapu kaydı uyarınca alacaklıyı bularak "güncel borç bakiyesini (risk durumunu) ibraz etmeye zorlama" yetkisi verecek şekilde yeniden kurgulanmalıdır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)