RESMİ METİN

Müflisin vazifeleri


Madde 209 – Müflis defter tutulurken bulunarak mallarını iflas dairesine göstermeğe ve emrine hazır bulundurmağa mecburdur. Müflisi hazır bulundurmak mümkün olmazsa bu mecburiyet onunla bir arada yaşamış kimselerin reşit olanlarına düşer. İflas dairesi bu mecburiyet kandilerine teveccüh eden kimselere kanunun hükmünü ihtar eder.

28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “üç” ibaresi “iki” şeklinde değiştirilmiştir. 72

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 209. maddesi, iflas tasfiyesinin sağlıklı bir biçimde başlayabilmesi ve iflas masasının (aktif kütlenin) eksiksiz oluşturulabilmesi için müflise getirilen "işbirliği ve bilgi verme" yükümlülüğünü düzenlemektedir. İflas kararının verilmesiyle birlikte İİK m. 208 uyarınca iflas dairesinin defter tutma (envanter) işlemine başlaması gerekir; ancak malvarlığının kapsamını, gizli hesapları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları en iyi bilen kişi müflisin kendisidir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile müflisi sadece pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp, tasfiye sürecine aktif olarak katılmaya, malvarlığını şeffaf bir şekilde ifşa etmeye ve iflas idaresine teslim etmeye kanunen mecbur tuttuğunu ifade etmektedir. Madde, alacaklılardan mal kaçırılmasını önlemek amacıyla iflas hukukunun emredici ve kamu düzenine ilişkin niteliğini şahıslar üzerinde somutlaştırmaktadır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Defter Tutulurken Bulunmak: İflas dairesi yetkililerinin (memurların) müflisin işyerinde, fabrikasında veya evinde malvarlığı tespiti yaparken müflisin fiilen orada hazır bulunması yükümlülüğüdür.
  • Mallarını İflas Dairesine Göstermek ve Emrine Hazır Bulundurmak: Müflisin, tespit edilebilen ve edilemeyen tüm taşınır, taşınmaz, hak ve alacaklarını memurlara bizzat bildirmesi; kasa anahtarlarını, şifreleri, ticari defterleri ve zilyetliği devreden kıymetli evrakı iflas idaresinin fiili hâkimiyetine (emrine) teslim etmesidir.
  • Bir Arada Yaşamış Kimselerin Reşit Olanları: Müflisin vefat etmiş olması, kaçması, ağır hasta olması veya gaipliği gibi nedenlerle fiilen hazır bulundurulamadığı ihtimallerde; müflisle aynı konutu paylaşan eşi, reşit çocukları veya diğer hane halkı üyelerinin müflisin yerine geçerek bu bilgi verme yükümlülüğünü üstlenmesidir.
  • İhtar: İflas dairesinin, malların gösterilmesi yükümlülüğünü yerine getirecek olan müflise veya hane halkına, malların gizlenmesinin (hileli iflasın) cezai ve hukuki sonuçlarını resmi olarak hatırlatması ve tutanağa geçirmesidir.

3. Sistematik İlişkiler

İİK m. 209, iflas dairesinin defter tutma görevini düzenleyen İİK m. 208 ile ayrılmaz bir usuli bütünlük içindedir. Hüküm, aynı zamanda iflas masasını belirleyen İİK m. 184'ün fiiliyata dökülme mekanizmasıdır. Madde sadece bir usul kuralı değil, aynı zamanda ceza hukukuna açılan bir kapıdır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddedeki yükümlülüğe aykırı davranarak mallarını iflas dairesinden gizleyen veya eksik gösteren müflisin, bu fiiliyle doğrudan Türk Ceza Kanunu (TCK) ve İİK m. 311 kapsamında "hileli iflas" suçunu işlemiş olacağını; iflas dairesince yapılacak resmi "ihtar"ın, faildeki suç kastını (kötü niyeti) tespit etmeye yarayan en önemli hukuki dayanak olduğunu belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) A Şahıs Şirketi'nin sahibi Müflis B'nin iflasına karar verilmiştir. İflas dairesi memurları B'nin merkez ofisine gelerek defter tutma işlemine başlar. B ofistedir; memurlara masa, sandalye ve bilgisayarları gösterir ancak arka odadaki gizli bir çelik kasayı ve bu kasanın içindeki hamiline yazılı çekleri gizler. Memurlar kasayı fark edip B'ye İİK m. 209 uyarınca ihtar yaptıklarında, B kasanın anahtarının kendisinde olmadığını söyler. Çilingirle açılan kasadan çıkan çekler deftere yazılır ve müflis B'nin bu maddeye aykırı "gizleme" eylemi hileli iflas tespiti için tutanağa geçirilerek savcılığa suç duyurusunda bulunulur.

(kurmaca senaryo) Tacir C'nin iflasına karar verildiği gün, C yurt dışına kaçmıştır. İflas memurları C'nin ikametgâhına gittiklerinde, C'nin kendisiyle bir arada yaşayan reşit kızı D evdedir. İflas memurları, İİK m. 209/2 gereğince müflisi hazır bulundurmak mümkün olmadığından, kızı D'ye "malları gösterme mecburiyetinin kendisine geçtiğini ve kanunun hükmünü" ihtar eder. D, bu ihtar üzerine babasına ait kapalı garajın anahtarlarını memurlara teslim ederek içerideki lüks araçların deftere geçirilmesini sağlar.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık pratiğinde, alacaklı vekillerinin iflas dairesinin muhafaza ve defter tutma işlemlerine bizzat refakat etmeleri son derece önemlidir. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, uygulamada iflas memurlarının yoğunluk sebebiyle müflise veya yakınlarına yapmaları gereken "ihtarı" şifahi olarak geçiştirebildiklerini; oysa alacaklı vekillerinin, müflisin eksik bilgi vermesi durumunda ileride açılacak bir ceza (hileli iflas) davasının düşmemesi için, İİK m. 209 uyarınca yapılan ihtarın metninin defter tanzim tutanağına (haciz zaptına) açıkça ve kelimesi kelimesine yazılmasını, altının da müflise (veya hazır bulunan yakınına) imzalatılmasını iflas memurundan ısrarla talep etmeleri gerektiğini meslektaşlara usuli bir strateji olarak önemle hatırlatmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

İİK m. 209'un kaleme alınış biçimi, bireysel tacirlerin (gerçek kişilerin) iflas ettiği eski ekonomik düzenin izlerini taşımakta olup modern şirket iflasları için lafzen yetersiz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanunun ikinci fıkrasında sadece müflisle "bir arada yaşamış kimselerin (hane halkının)" bu mecburiyet altına sokulduğunu; oysa günümüzdeki iflasların ezici çoğunluğunun tüzel kişi (anonim ve limited şirketler) iflası olduğunu, şirket iflaslarında şirket yetkililerinin, genel müdürlerin, mali müşavirlerin veya muhasebecilerin tüzel kişiyle "aynı evde yaşamadıkları" gerekçesiyle yasadaki dar lafzın arkasına saklanarak defter tutma sırasında bilgi vermekten kaçınabildiklerini eleştirel bir dille ifade etmektedir. Her ne kadar tüzel kişilerde organların sorumluluğu kıyasen uygulansa da, kanun metninin güncellenerek "şirket yöneticilerini, kanuni temsilcileri ve muhasebe sorumlularını" da açıkça İİK m. 209 kapsamındaki bilgi verme ve hazır bulunma mecburiyetine dâhil etmesi hukuk güvenliği açısından şarttır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.