1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 209. maddesi, iflas tasfiyesinin sağlıklı bir
biçimde başlayabilmesi ve iflas masasının (aktif kütlenin) eksiksiz
oluşturulabilmesi için müflise getirilen "işbirliği ve bilgi verme"
yükümlülüğünü düzenlemektedir. İflas kararının verilmesiyle birlikte İİK m. 208
uyarınca iflas dairesinin defter tutma (envanter) işlemine başlaması gerekir;
ancak malvarlığının kapsamını, gizli hesapları, üçüncü kişilerdeki hak ve
alacakları en iyi bilen kişi müflisin kendisidir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku
eserinde, kanun koyucunun bu madde ile müflisi sadece pasif bir izleyici
olmaktan çıkarıp, tasfiye sürecine aktif olarak katılmaya, malvarlığını şeffaf
bir şekilde ifşa etmeye ve iflas idaresine teslim etmeye kanunen mecbur
tuttuğunu ifade etmektedir. Madde, alacaklılardan mal kaçırılmasını önlemek
amacıyla iflas hukukunun emredici ve kamu düzenine ilişkin niteliğini şahıslar
üzerinde somutlaştırmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Defter Tutulurken Bulunmak: İflas dairesi yetkililerinin (memurların)
müflisin işyerinde, fabrikasında veya evinde malvarlığı tespiti yaparken
müflisin fiilen orada hazır bulunması yükümlülüğüdür.
- Mallarını İflas Dairesine Göstermek ve Emrine Hazır Bulundurmak:
Müflisin, tespit edilebilen ve edilemeyen tüm taşınır, taşınmaz, hak ve
alacaklarını memurlara bizzat bildirmesi; kasa anahtarlarını, şifreleri, ticari
defterleri ve zilyetliği devreden kıymetli evrakı iflas idaresinin fiili
hâkimiyetine (emrine) teslim etmesidir.
- Bir Arada Yaşamış Kimselerin Reşit Olanları: Müflisin vefat etmiş
olması, kaçması, ağır hasta olması veya gaipliği gibi nedenlerle fiilen hazır
bulundurulamadığı ihtimallerde; müflisle aynı konutu paylaşan eşi, reşit
çocukları veya diğer hane halkı üyelerinin müflisin yerine geçerek bu bilgi
verme yükümlülüğünü üstlenmesidir.
- İhtar: İflas dairesinin, malların gösterilmesi yükümlülüğünü yerine
getirecek olan müflise veya hane halkına, malların gizlenmesinin (hileli
iflasın) cezai ve hukuki sonuçlarını resmi olarak hatırlatması ve tutanağa
geçirmesidir.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 209, iflas dairesinin defter tutma görevini düzenleyen İİK m. 208 ile
ayrılmaz bir usuli bütünlük içindedir. Hüküm, aynı zamanda iflas masasını
belirleyen İİK m. 184'ün fiiliyata dökülme mekanizmasıdır. Madde sadece bir
usul kuralı değil, aynı zamanda ceza hukukuna açılan bir kapıdır.
Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu
maddedeki yükümlülüğe aykırı davranarak mallarını iflas dairesinden gizleyen
veya eksik gösteren müflisin, bu fiiliyle doğrudan Türk Ceza Kanunu (TCK) ve
İİK m. 311 kapsamında "hileli iflas" suçunu işlemiş olacağını; iflas dairesince
yapılacak resmi "ihtar"ın, faildeki suç kastını (kötü niyeti) tespit etmeye
yarayan en önemli hukuki dayanak olduğunu belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) A Şahıs Şirketi'nin sahibi Müflis B'nin iflasına karar
verilmiştir. İflas dairesi memurları B'nin merkez ofisine gelerek defter tutma
işlemine başlar. B ofistedir; memurlara masa, sandalye ve bilgisayarları
gösterir ancak arka odadaki gizli bir çelik kasayı ve bu kasanın içindeki
hamiline yazılı çekleri gizler. Memurlar kasayı fark edip B'ye İİK m. 209
uyarınca ihtar yaptıklarında, B kasanın anahtarının kendisinde olmadığını
söyler. Çilingirle açılan kasadan çıkan çekler deftere yazılır ve müflis B'nin
bu maddeye aykırı "gizleme" eylemi hileli iflas tespiti için tutanağa
geçirilerek savcılığa suç duyurusunda bulunulur.
(kurmaca senaryo) Tacir C'nin iflasına karar verildiği gün, C yurt dışına
kaçmıştır. İflas memurları C'nin ikametgâhına gittiklerinde, C'nin kendisiyle
bir arada yaşayan reşit kızı D evdedir. İflas memurları, İİK m. 209/2 gereğince
müflisi hazır bulundurmak mümkün olmadığından, kızı D'ye "malları gösterme
mecburiyetinin kendisine geçtiğini ve kanunun hükmünü" ihtar eder. D, bu ihtar
üzerine babasına ait kapalı garajın anahtarlarını memurlara teslim ederek
içerideki lüks araçların deftere geçirilmesini sağlar.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde, alacaklı vekillerinin iflas dairesinin muhafaza ve defter
tutma işlemlerine bizzat refakat etmeleri son derece önemlidir. Talih Uyar,
İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, uygulamada iflas memurlarının yoğunluk
sebebiyle müflise veya yakınlarına yapmaları gereken "ihtarı" şifahi olarak
geçiştirebildiklerini; oysa alacaklı vekillerinin, müflisin eksik bilgi vermesi
durumunda ileride açılacak bir ceza (hileli iflas) davasının düşmemesi için,
İİK m. 209 uyarınca yapılan ihtarın metninin defter tanzim tutanağına (haciz
zaptına) açıkça ve kelimesi kelimesine yazılmasını, altının da müflise (veya
hazır bulunan yakınına) imzalatılmasını iflas memurundan ısrarla talep etmeleri
gerektiğini meslektaşlara usuli bir strateji olarak önemle hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 209'un kaleme alınış biçimi, bireysel tacirlerin (gerçek kişilerin)
iflas ettiği eski ekonomik düzenin izlerini taşımakta olup modern şirket
iflasları için lafzen yetersiz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas
Hukuku eserinde, kanunun ikinci fıkrasında sadece müflisle "bir arada yaşamış
kimselerin (hane halkının)" bu mecburiyet altına sokulduğunu; oysa günümüzdeki
iflasların ezici çoğunluğunun tüzel kişi (anonim ve limited şirketler) iflası
olduğunu, şirket iflaslarında şirket yetkililerinin, genel müdürlerin, mali
müşavirlerin veya muhasebecilerin tüzel kişiyle "aynı evde yaşamadıkları"
gerekçesiyle yasadaki dar lafzın arkasına saklanarak defter tutma sırasında
bilgi vermekten kaçınabildiklerini eleştirel bir dille ifade etmektedir. Her ne
kadar tüzel kişilerde organların sorumluluğu kıyasen uygulansa da, kanun
metninin güncellenerek "şirket yöneticilerini, kanuni temsilcileri ve muhasebe
sorumlularını" da açıkça İİK m. 209 kapsamındaki bilgi verme ve hazır bulunma
mecburiyetine dâhil etmesi hukuk güvenliği açısından şarttır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 209. maddesi, iflas tasfiyesinin sağlıklı bir biçimde başlayabilmesi ve iflas masasının (aktif kütlenin) eksiksiz oluşturulabilmesi için müflise getirilen "işbirliği ve bilgi verme" yükümlülüğünü düzenlemektedir. İflas kararının verilmesiyle birlikte İİK m. 208 uyarınca iflas dairesinin defter tutma (envanter) işlemine başlaması gerekir; ancak malvarlığının kapsamını, gizli hesapları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları en iyi bilen kişi müflisin kendisidir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile müflisi sadece pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp, tasfiye sürecine aktif olarak katılmaya, malvarlığını şeffaf bir şekilde ifşa etmeye ve iflas idaresine teslim etmeye kanunen mecbur tuttuğunu ifade etmektedir. Madde, alacaklılardan mal kaçırılmasını önlemek amacıyla iflas hukukunun emredici ve kamu düzenine ilişkin niteliğini şahıslar üzerinde somutlaştırmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 209, iflas dairesinin defter tutma görevini düzenleyen İİK m. 208 ile ayrılmaz bir usuli bütünlük içindedir. Hüküm, aynı zamanda iflas masasını belirleyen İİK m. 184'ün fiiliyata dökülme mekanizmasıdır. Madde sadece bir usul kuralı değil, aynı zamanda ceza hukukuna açılan bir kapıdır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddedeki yükümlülüğe aykırı davranarak mallarını iflas dairesinden gizleyen veya eksik gösteren müflisin, bu fiiliyle doğrudan Türk Ceza Kanunu (TCK) ve İİK m. 311 kapsamında "hileli iflas" suçunu işlemiş olacağını; iflas dairesince yapılacak resmi "ihtar"ın, faildeki suç kastını (kötü niyeti) tespit etmeye yarayan en önemli hukuki dayanak olduğunu belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) A Şahıs Şirketi'nin sahibi Müflis B'nin iflasına karar verilmiştir. İflas dairesi memurları B'nin merkez ofisine gelerek defter tutma işlemine başlar. B ofistedir; memurlara masa, sandalye ve bilgisayarları gösterir ancak arka odadaki gizli bir çelik kasayı ve bu kasanın içindeki hamiline yazılı çekleri gizler. Memurlar kasayı fark edip B'ye İİK m. 209 uyarınca ihtar yaptıklarında, B kasanın anahtarının kendisinde olmadığını söyler. Çilingirle açılan kasadan çıkan çekler deftere yazılır ve müflis B'nin bu maddeye aykırı "gizleme" eylemi hileli iflas tespiti için tutanağa geçirilerek savcılığa suç duyurusunda bulunulur.
(kurmaca senaryo) Tacir C'nin iflasına karar verildiği gün, C yurt dışına kaçmıştır. İflas memurları C'nin ikametgâhına gittiklerinde, C'nin kendisiyle bir arada yaşayan reşit kızı D evdedir. İflas memurları, İİK m. 209/2 gereğince müflisi hazır bulundurmak mümkün olmadığından, kızı D'ye "malları gösterme mecburiyetinin kendisine geçtiğini ve kanunun hükmünü" ihtar eder. D, bu ihtar üzerine babasına ait kapalı garajın anahtarlarını memurlara teslim ederek içerideki lüks araçların deftere geçirilmesini sağlar.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde, alacaklı vekillerinin iflas dairesinin muhafaza ve defter tutma işlemlerine bizzat refakat etmeleri son derece önemlidir. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, uygulamada iflas memurlarının yoğunluk sebebiyle müflise veya yakınlarına yapmaları gereken "ihtarı" şifahi olarak geçiştirebildiklerini; oysa alacaklı vekillerinin, müflisin eksik bilgi vermesi durumunda ileride açılacak bir ceza (hileli iflas) davasının düşmemesi için, İİK m. 209 uyarınca yapılan ihtarın metninin defter tanzim tutanağına (haciz zaptına) açıkça ve kelimesi kelimesine yazılmasını, altının da müflise (veya hazır bulunan yakınına) imzalatılmasını iflas memurundan ısrarla talep etmeleri gerektiğini meslektaşlara usuli bir strateji olarak önemle hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 209'un kaleme alınış biçimi, bireysel tacirlerin (gerçek kişilerin) iflas ettiği eski ekonomik düzenin izlerini taşımakta olup modern şirket iflasları için lafzen yetersiz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanunun ikinci fıkrasında sadece müflisle "bir arada yaşamış kimselerin (hane halkının)" bu mecburiyet altına sokulduğunu; oysa günümüzdeki iflasların ezici çoğunluğunun tüzel kişi (anonim ve limited şirketler) iflası olduğunu, şirket iflaslarında şirket yetkililerinin, genel müdürlerin, mali müşavirlerin veya muhasebecilerin tüzel kişiyle "aynı evde yaşamadıkları" gerekçesiyle yasadaki dar lafzın arkasına saklanarak defter tutma sırasında bilgi vermekten kaçınabildiklerini eleştirel bir dille ifade etmektedir. Her ne kadar tüzel kişilerde organların sorumluluğu kıyasen uygulansa da, kanun metninin güncellenerek "şirket yöneticilerini, kanuni temsilcileri ve muhasebe sorumlularını" da açıkça İİK m. 209 kapsamındaki bilgi verme ve hazır bulunma mecburiyetine dâhil etmesi hukuk güvenliği açısından şarttır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)