RESMİ METİN

Faiz


Madde 196 – (Değişik: 9/11/1988-3494/42 md.) İflasın açılması ile birlikte, iflas masasına giren alacaklarda faiz işlemeye devam eder. Rehinle temin edilmemiş alacaklarda ticari olmayan işlerdeki faiz oranı uygulanır. Ancak, bu maddeye göre alacaklılara tahakkuk edecek faiz ödemeleri, 195 inci maddeye göre hesaplanan ana paralar ödendikten sonra bakiyesi üzerinden yapılır.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 196. maddesi, iflas tasfiyesinin uzun sürmesi ihtimaline karşı alacaklıların menfaatini korumak ile iflas masasının sınırlı kaynaklarını adil dağıtmak arasında kurulan hassas dengeyi düzenlemektedir. 1988 yılında yapılan köklü değişiklikle hukukumuza giren bu kural, eski sistemdeki "iflasın açılmasıyla faiz durur" ilkesini terk etmiştir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile iflas tasfiyesinin yıllarca sürebileceği gerçeğini kabul ederek paranın zaman değerini korumayı hedeflediğini; ancak alacaklılar arasında asıl alacaklarını (anapara ve iflasa kadar işlemiş faizleri) alamayanlar varken bazılarının iflastan sonraki faizleri tahsil etmesinin önüne geçmek için bu faiz alacağını "tali (ikincil) bir sıraya" ittiğini ifade etmektedir. Hüküm, iflastan sonra işleyecek faizin oranını ve ödenme şartlarını şarta bağlayarak, iflas masasının pasifinin hesaplanmasında ikili bir yapı kurmuştur.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • İflasın Açılması İle Birlikte Faizin İşlemeye Devam Etmesi: İflas kararı verildiği an (m. 195 gereği muaccel olan ve anaparaya eklenen kısım hariç olmak üzere), tasfiyenin sonuna kadar masaya kayıtlı alacaklar üzerinde faiz işlemeye devam edeceği kuralıdır.
  • Ticari Olmayan İşlerdeki Faiz Oranı (Kanuni Faiz): Rehinle teminat altına alınmamış adi alacakların asıl hukuki sebebi ticari bir işe (örneğin ticari satım, kredi) dayansa bile, iflasın açıldığı tarihten itibaren sadece Borçlar Kanunu kapsamında uygulanan "yasal (kanuni) faiz" oranının geçerli olmasıdır. Temerrüt veya ticari avans faizi uygulanmaz.
  • Ana Paralar Ödendikten Sonra Bakiyesi Üzerinden Ödeme: İflastan sonra işleyen faizin tahsil edilebilirliğini "şarta bağlayan" en önemli ibaredir. İflas tasfiyesi sonucunda elde edilen para, öncelikle İİK m. 195 uyarınca hesaplanan tüm alacaklıların "asıl alacaklarına (anaparalarına)" dağıtılır. Eğer bu dağıtımdan sonra masada hâlâ para artarsa (bakiye kalırsa), iflastan sonra işleyen faizler bu artan paradan ödenir.

3. Sistematik İlişkiler

İİK m. 196, doğrudan İİK m. 195 (müflisin borçlarının muacceliyet kesbetmesi) ve İİK m. 206 (sıra cetveli) ile ayrılmaz bir usuli ve maddi bütünlük içindedir. İİK m. 195, iflas anına kadarki faizleri anaparaya dâhil edip masanın "asıl pasifini" oluştururken; İİK m. 196, iflastan sonraki faizleri düzenler. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddenin sıra cetvelinin tanziminde "faizler için özel ve alt bir sıra" yarattığını; iflas idaresinin, alacaklıların anapara (m. 195) kayıtlarını asıl cetvele, iflastan sonra işleyen faiz kayıtlarını ise ancak masa mevcudunun anaparaları fazlasıyla karşıladığı ihtimalde dikkate alınacak şekilde şarta bağlı bir listeye dâhil etmesi gerektiğini belirtmektedir. Ayrıca, rehinli alacaklarda iflastan sonra da akdi/ticari faizin işlemeye devam edeceği (m. 185 ve m. 196/2 mefhum-u muhalifinden) sonucu çıkmaktadır.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Alacaklı A'nın, müflis B A.Ş.'den iflasın açıldığı gün itibarıyla İİK m. 195'e göre hesaplanmış (anapara + o güne kadarki faiz) toplam 1.000.000 TL alacağı bulunmaktadır. İflas tasfiyesi 4 yıl sürer. A, alacağını masaya kaydettirirken "iflastan sonra işleyecek faizleri de" talep eder. 4 yılın sonunda iflas masasının tüm malları satılır. Elde edilen para, A dâhil tüm alacaklıların anaparalarını ancak %60 oranında (örneğin A'ya 600.000 TL olarak) karşılar. Masada bakiye para kalmadığı için, İİK m. 196'nın son fıkrası gereği, A'nın 4 yıllık süreçte biriken "iflastan sonraki faiz" alacağı ödenemez ve A bu faizi talep edemez.

(kurmaca senaryo) Alacaklı C, ticari bir sözleşmeden kaynaklanan ve %40 ticari temerrüt faizine tabi olan alacağı için müflis D'nin iflas masasına başvurur. İflasın açılmasından sonraki dönem için de bu %40 ticari faizin işletilmesini ister. Alacak rehinli değildir. İflas idaresi, İİK m. 196/2'nin açık ve emredici hükmü gereğince, alacağın kökeni ticari olsa dahi "rehinle temin edilmemiş alacaklarda ticari olmayan işlerdeki faiz (yasal faiz)" oranının uygulanacağını belirterek, iflastan sonraki faiz oranını kanuni faiz seviyesine (örneğin %9'a) indirerek kayda alır.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık pratiğinde meslektaşların masaya alacak kaydı (kayıt kabul) talebinde bulunurken dilekçelerinin netice-i talep kısımlarını m. 195 ve m. 196'yı birbirinden ayırarak kaleme almaları şarttır. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, avukatların masaya başvuru dilekçelerinde "iflasın açıldığı tarihten tasfiyenin sonuna kadar işleyecek faizin de masaya kaydını" mutlaka açıkça talep etmeleri gerektiğini; her ne kadar m. 196 bu ödemeyi bakiye para kalması şartına bağlamış olsa da, uygulamada son derece nadir de olsa masadan para arttığı durumlarda, baştan talep edilmeyen faizin sonradan istenemeyeceğini ve müvekkil açısından hak kaybı doğuracağını meslektaşlara usuli bir strateji olarak önemle hatırlatmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

İİK m. 196'nın iflastan sonraki faiz oranını adi alacaklar bakımından "ticari olmayan işlerdeki (yasal) faiz" ile sınırlandırması ve bu tahsilatı "bütün anaparaların ödenmesi" şartına bağlaması, yüksek enflasyonlu ekonomik kriz dönemlerinde alacaklılar aleyhine ağır bir mülkiyet hakkı ihlali yaratmaktadır. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, uygulamada iflas tasfiyelerinin ortalama 5 ila 10 yıl sürdüğünü; anaparaların dahi tam ödenemediği (%5-10 tatmin oranlarının görüldüğü) bir tabloda "artan bakiyeden faiz ödenir" kuralının fiilen "iflastan sonra faiz işlemez" anlamına geldiğini, ayrıca ticari banka veya tacir alacaklıların paralarının yıllarca masada kalmasına rağmen çok düşük olan yasal faiz oranına mahkûm edilmelerinin ticari hayatın risk/sermaye maliyeti gerçeklerinden tamamen kopuk olduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir. Madde, alacaklıları iflas prosedürü boyunca enflasyona karşı ezdiren ve müflis/şirket ortakları lehine işleyen pratik sonuçlara gebedir; bu sebeple en azından ticari işlerden doğan alacaklar için iflastan sonra da "ticari faiz" işletilmesi adil tasfiyenin gereğidir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.