RESMİ METİN

Takibin durması ve düşmesi


Madde 193 – (Değişik: 18/2/1965-538/95 md.) (Değişik: 9/11/1988-3494/39 md.) İflasın açılması, borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur. İflas kararının kesinleşmesi ile bu takipler düşer. İflasın tasfiyesi müddetince müflise karşı birinci fıkradaki takiplerden hiçbiri yapılamaz. (Ek: 9/11/1988-3494/39 md.) Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takiplere iflastan sonra da takip alacaklıları tarafından iflas masasına karşı devam edilir ve satış bedeli 151 inci maddeye göre rehinli alacaklılara paylaştırılır. Artan kısım iflas masasına intikal eder. Şu kadar ki, takip alacaklısı, iflastan önce başlamış olduğu rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipten vazgeçerek, rehnin 185 inci maddeye göre satılmasını isteyebilir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 193. maddesi, icra ve iflas hukukunun en temel prensibi olan "cüzi icradan (bireysel takipten) külli icraya (kolektif tasfiyeye) geçiş" ilkesinin usul hukukundaki kesin sonucunu düzenlemektedir. İflas kurumunun temel felsefesi, borçlunun malvarlığının alacaklılar arasında eşit, adil ve oransal (garameten) olarak paylaştırılmasıdır. Alacaklıların bireysel haciz baskınlarıyla borçlunun mallarını yağmalamasını önlemek için, iflas kararı verildiği an itibarıyla tüm bireysel takiplerin durdurulması şarttır. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile iflas masasının bütünlüğünü ve alacaklıların eşitliği (pari passu) kuralını mutlak bir güvence altına aldığını; haciz yoluyla takiplerin dondurulmasının iflas rejiminin en ayırt edici ve dondurucu (statik) etkisi olduğunu ifade etmektedir [1].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • İflasın Açılmasıyla Takiplerin Durması: Asliye Ticaret Mahkemesinin iflas kararını verdiği tarih ve saat itibarıyla, borçlu aleyhine daha önceden başlatılmış olan tüm ilamlı ve ilamsız haciz takiplerinin olduğu yerde donmasıdır. Bu andan itibaren icra dairesi hiçbir yeni işlem (haciz, satış, muhafaza) yapamaz.
  • İflas Kararının Kesinleşmesiyle Takiplerin Düşmesi: İflas kararına karşı olağan kanun yollarının (istinaf/temyiz) tükenmesi ve kararın kesinleşmesiyle birlikte, durmuş olan icra takiplerinin hukuki varlıklarını tamamen yitirmesi ve dosyaların işlemden kaldırılmasıdır.
  • Yeni Takip Yasağı: Tasfiye süreci boyunca müflise karşı hiçbir yeni haciz veya teminat takibi başlatılamaz. Alacaklılar artık icra dairesine değil, doğrudan iflas idaresine başvurarak alacaklarını masaya kaydettirmek zorundadır.
  • Rehnin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takiplerin İstisnası: Ayni bir hak olan rehin hakkı, iflasın kolektif yapısından etkilenmez. İflastan önce başlamış bir ipotek veya rehin takibi iflasla durmaz; yalnızca takibin pasif tarafı (borçlu sıfatı) değişerek "İflas Masası"na yönelir ve satışa devam edilir.

3. Sistematik İlişkiler

İİK m. 193 hükmü, iflas kütlesini oluşturan İİK m. 184, iflastan önce konulan hacizlerin kaderini çizen İİK m. 186 ve rehinli malların durumunu düzenleyen İİK m. 185 ile organik bir bütündür. İİK m. 186'daki "paraya çevrilmemiş hacizler masaya girer" kuralının usuli mekanizması tam olarak İİK m. 193 ile işletilir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddenin haciz alacaklısı ile rehin alacaklısı arasındaki hiyerarşiyi netleştirdiğini; rehinli alacaklıya iflastan sonra da masaya karşı takibe devam etme veya takipten vazgeçip malın iflas idaresince satılmasını (İİK m. 185) isteme şeklinde seçimlik bir hak tanınmasının ayni hakkın mutlak gücünden kaynaklandığını belirtmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B firmasına karşı genel haciz yoluyla takip başlatmış, itiraz edilmeyen takip kesinleşmiş ve B'nin banka hesaplarına haciz konulmuştur. Bankadaki para icra dosyasına aktarılmak üzereyken, B firması hakkında Asliye Ticaret Mahkemesince iflas kararı verilir. İİK m. 193/1 uyarınca icra takibi derhal durur, icra müdürü bankadaki parayı alacaklı A'ya ödeyemez. Aylar sonra iflas kararı Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğinde, İİK m. 193/2 uyarınca A'nın icra takibi tamamen düşer. Bankadaki para iflas masasına gönderilir; alacaklı A ise imtiyazsız (adi) alacaklı olarak iflas masasına kayıt yaptırmak zorunda kalır.

(kurmaca senaryo) Alacaklı C Bankası, borçlu D'nin fabrikası üzerindeki ipoteğe dayanarak "İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi" başlatmıştır. Takip aşamasındayken D iflas eder. Genel takiplerin aksine, İİK m. 193/4 uyarınca C Bankası'nın takibi durmaz. Banka, icra dairesine talepte bulunarak husumetin "Müflis D İflas Masasına" yöneltilmesini ister. İcra dairesi fabrikayı satar, elde edilen bedelden rüçhan hakkı (m. 151) gereği C Bankası'nın alacağı ödenir, geriye 500.000 TL artarsa bu bakiye iflas masasına devredilir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık pratiğinde, alacaklı vekillerinin borçlu hakkındaki "iflas davası süreçlerini" icra dosyası kadar titiz takip etmeleri gerekir. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, uygulamada meslektaşların iflas kararından habersiz olarak icra dairelerinde haciz ve muhafaza işlemlerine devam etmeye çalıştıklarını; oysa iflasın açıldığı gün ve saatten sonra yapılan tüm icra işlemlerinin "kamu düzenine aykırılık" teşkil ettiğini ve süresiz şikâyet yoluyla iptal edilebileceğini, bu sebeple UYAP üzerinden borçlunun iflas durumunun anlık sorgulanmasının usuli bir zorunluluk olduğunu meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır [1]. Ayrıca rehinli alacaklı vekillerinin, taraf teşkilini (iflas masasını) vakit kaybetmeksizin icra dosyasına dâhil etmeleri zaman kaybını önleyecektir.

7. Eleştirel Değerlendirme

İİK m. 193'te kurgulanan "iflasın açılmasıyla takibin durması" ve "kesinleşmesiyle takibin düşmesi" şeklindeki ikili yapı, ülkemizdeki yargılama süreleri dikkate alındığında icra dairelerinde kronik bir dosya birikmesine yol açmaktadır. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, iflas kararlarının istinaf ve temyiz süreçlerinin yıllarca sürdüğünü; bu arafta geçen uzun süre boyunca "durmuş" olan icra takiplerinin düşürülemediğini, hacizli malların üzerindeki haciz şerhlerinin icra dairelerince kaldırılamadığını ve bu durumun hem iflas tasfiyesini yavaşlattığını hem de hukuki belirsizlik (araf) yarattığını eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. İflas dairesinin malları derhal paraya çevirebilmesi için, "düşme" sonucunun iflas kararının kesinleşmesine değil, doğrudan iflasın açılması anına bağlanması usul ekonomisi ve tasfiyenin hızı açısından daha isabetli bir reform olacaktır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.