1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 175. maddesi, iflas takibi tehdidi altında borcu
olmadığı hâlde sırf iflas etmekten (ticari mahvından) kurtulmak amacıyla ödeme
yapmak zorunda kalan borçluya tanınan son maddi hukuk çaresini, yani "istirdat
(geri alım) davasını" düzenlemektedir. İflas takiplerinde ödeme emrine itiraz
süresi (genel iflas yolunda yedi, kambiyo iflas yolunda beş gün) son derece
kısadır. Bu süreyi haklı veya haksız bir sebeple kaçıran borçlu, itirazsız
kesinleşen takip sebebiyle doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesinde bir iflas
davasıyla ve "depo kararıyla" yüzleşir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde,
kanun koyucunun bu madde ile iflas baskısı ve şantajı altında haksız yere ödeme
yapmak mecburiyetinde kalan borçluya, tıpkı genel haciz yolunda olduğu gibi,
maddi gerçeği ispatlayarak parasını geri alabileceği bir telafi mekanizması
sunduğunu ifade etmektedir [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- İflas Takibine İtiraz Etmemesi: Borçlunun, kendisine tebliğ edilen
iflas ödeme emrine karşı yasal hak düşürücü süresi içinde icra dairesine veya
icra mahkemesine (takibin türüne göre) hiçbir itiraz veya şikâyette
bulunmayarak takibin kesinleşmesine sebebiyet vermesidir.
- Borçlu Olmadığı Bir Parayı Ödeyen Kimse: Esasında (maddi hukuk
bakımından) böyle bir borcu bulunmamasına rağmen, şeklen kesinleşmiş bir
takibin yarattığı "iflas kararı verilmesi" tehlikesini bertaraf etmek amacıyla,
cebri icra tehdidi altında icra/mahkeme veznesine ödeme yapan tacirdir.
- Geri Almak Hakkı (İstirdat): Ödenen bu haksız bedelin, genel hükümlere
(sebepsiz zenginleşme) dayanılarak alacaklıdan yasal faiziyle birlikte yargı
yoluyla geri istenmesi hakkıdır.
- 72. Maddeye Atıf: İstirdat davasının şartları, süresi ve
görevli/yetkili mahkemesinin belirlenmesi hususunda genel haciz yolunu
düzenleyen İİK m. 72 hükümlerinin iflas yolunda da aynen uygulanacağını
gösteren açık yollama kuralıdır.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 175, iflas hukuku ile genel icra hukuku arasındaki maddi hukuk
köprülerinden biridir. Madde metni, menfi tespit ve istirdat davasını
düzenleyen İİK m. 72'ye açıkça atıf yapmaktadır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin
Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu atıf sayesinde genel haciz
yolundaki istirdat davası kurallarının (özellikle 1 yıllık hak düşürücü
sürenin) iflas yoluyla takipler için de geçerli kılındığını; borçlunun, itirazı
kaçırması halinde iflas davası (İİK m. 158) aşamasında depo emrini yerine
getirerek iflastan kurtulduktan hemen sonra genel mahkemelerde bu davayı
açabileceğini belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B A.Ş. hakkında genel iflas yoluyla
takip başlatır. B A.Ş.'nin muhasebe departmanı tebligatı gözden kaçırır ve 7
günlük yasal süre içinde itiraz edilmediği için iflas takibi kesinleşir. A,
ticaret mahkemesinde iflas davası açar ve mahkeme B A.Ş. hakkında "2.000.000
TL'nin 7 gün içinde depo edilmesine, aksi halde iflasına" karar verir. Aslında
bu borç aylar önce nakden ödenmiş ancak makbuzu alınamamıştır. B A.Ş., sırf
şirketin iflas edip kapanmasını engellemek için bu 2.000.000 TL'yi vezneye
yeniden (mükerrer olarak) öder ve iflas davası reddedilir. Şirket kurtulduktan
sonra B A.Ş., İİK m. 175 ve m. 72 uyarınca, A aleyhine asliye ticaret
mahkemesinde "istirdat davası" açarak ticari defterler ve tanık deliliyle
haksız tahsil edilen bu parayı geri alır.
(kurmaca senaryo) Alacaklı C, borçlu D firmasına kambiyo senetlerine mahsus
iflas yoluyla takip (Örnek No: 12) başlatır. D, senedin sahte olduğunu
düşünmesine rağmen 5 günlük sürede itiraz etmez. İflas davası açıldığında D,
iflastan kurtulmak için meblağı icra dairesine öder. Paranın C'ye ödenmesinin
üzerinden 1,5 yıl geçtikten sonra D, istirdat davası açar. İİK m. 175'in atıf
yaptığı m. 72'deki "paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren bir yıllık hak
düşürücü süre" dolduğu için, D'nin açtığı istirdat davası usulden (süre
aşımından) reddedilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde meslektaşların, borçlu müvekkillerini iflas davasından
kurtardıktan sonra yaslanıp dinlenmemeleri, zamanla yarışmaları gerekir. Talih
Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, avukatların müvekkillerine "şimdi
parayı ödeyip şirketin iflasını önleyelim, sonra dava açıp o parayı faiziyle
geri alırız" stratejisini uyguladıklarında, İİK m. 72/7 uyarınca paranın icra
veznesine ödendiği tarihten itibaren başlayan "1 yıllık hak düşürücü süreyi"
asla kaçırmamaları gerektiğini; ayrıca bu davanın icra mahkemesinde değil,
genel hükümlere göre Asliye Ticaret Mahkemesinde nispi harç yatırılarak
açılması zorunluluğunu meslektaşlara hayati bir kural olarak önemle
hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 175'in, istirdat davasını şartsız biçimde İİK m. 72'nin katı kurallarına
bağlaması, iflas gibi psikolojik ve ekonomik olarak çok daha yıkıcı bir tehdit
altındaki borçlu açısından adaletsiz sonuçlar doğurabilmektedir. Ejder Yılmaz,
İcra ve İflas Hukuku eserinde, haksız bir iflas tehdidiyle (adeta kanuni bir
şantajla) cebren tahsilat yapan kötü niyetli bir alacaklıya karşı dava açmak
için borçluya yalnızca 1 yıllık çok kısa bir süre (hak düşürücü süre)
tanınmasının, borçluyu aşırı mağdur ettiğini; iflasın eşiğinden dönmüş, mali
yapısı sarsılmış ve toparlanmaya çalışan bir şirketin bir yıl içinde nispi harç
bularak büyük bir istirdat davası açmasının fiilen çok zor olduğunu eleştirel
bir dille ifade etmektedir [1]. İflas baskısı altında yapılan ödemelerin geri
alınmasında, Türk Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşmeye veya haksız fiile
ilişkin daha uzun zamanaşımı sürelerinin (örneğin 2 yıl/10 yıl) kıyasen
uygulanmasına olanak tanıyacak yasal bir esneklik getirilmelidir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 175. maddesi, iflas takibi tehdidi altında borcu olmadığı hâlde sırf iflas etmekten (ticari mahvından) kurtulmak amacıyla ödeme yapmak zorunda kalan borçluya tanınan son maddi hukuk çaresini, yani "istirdat (geri alım) davasını" düzenlemektedir. İflas takiplerinde ödeme emrine itiraz süresi (genel iflas yolunda yedi, kambiyo iflas yolunda beş gün) son derece kısadır. Bu süreyi haklı veya haksız bir sebeple kaçıran borçlu, itirazsız kesinleşen takip sebebiyle doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesinde bir iflas davasıyla ve "depo kararıyla" yüzleşir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile iflas baskısı ve şantajı altında haksız yere ödeme yapmak mecburiyetinde kalan borçluya, tıpkı genel haciz yolunda olduğu gibi, maddi gerçeği ispatlayarak parasını geri alabileceği bir telafi mekanizması sunduğunu ifade etmektedir [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 175, iflas hukuku ile genel icra hukuku arasındaki maddi hukuk köprülerinden biridir. Madde metni, menfi tespit ve istirdat davasını düzenleyen İİK m. 72'ye açıkça atıf yapmaktadır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu atıf sayesinde genel haciz yolundaki istirdat davası kurallarının (özellikle 1 yıllık hak düşürücü sürenin) iflas yoluyla takipler için de geçerli kılındığını; borçlunun, itirazı kaçırması halinde iflas davası (İİK m. 158) aşamasında depo emrini yerine getirerek iflastan kurtulduktan hemen sonra genel mahkemelerde bu davayı açabileceğini belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B A.Ş. hakkında genel iflas yoluyla takip başlatır. B A.Ş.'nin muhasebe departmanı tebligatı gözden kaçırır ve 7 günlük yasal süre içinde itiraz edilmediği için iflas takibi kesinleşir. A, ticaret mahkemesinde iflas davası açar ve mahkeme B A.Ş. hakkında "2.000.000 TL'nin 7 gün içinde depo edilmesine, aksi halde iflasına" karar verir. Aslında bu borç aylar önce nakden ödenmiş ancak makbuzu alınamamıştır. B A.Ş., sırf şirketin iflas edip kapanmasını engellemek için bu 2.000.000 TL'yi vezneye yeniden (mükerrer olarak) öder ve iflas davası reddedilir. Şirket kurtulduktan sonra B A.Ş., İİK m. 175 ve m. 72 uyarınca, A aleyhine asliye ticaret mahkemesinde "istirdat davası" açarak ticari defterler ve tanık deliliyle haksız tahsil edilen bu parayı geri alır.
(kurmaca senaryo) Alacaklı C, borçlu D firmasına kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla takip (Örnek No: 12) başlatır. D, senedin sahte olduğunu düşünmesine rağmen 5 günlük sürede itiraz etmez. İflas davası açıldığında D, iflastan kurtulmak için meblağı icra dairesine öder. Paranın C'ye ödenmesinin üzerinden 1,5 yıl geçtikten sonra D, istirdat davası açar. İİK m. 175'in atıf yaptığı m. 72'deki "paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre" dolduğu için, D'nin açtığı istirdat davası usulden (süre aşımından) reddedilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde meslektaşların, borçlu müvekkillerini iflas davasından kurtardıktan sonra yaslanıp dinlenmemeleri, zamanla yarışmaları gerekir. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, avukatların müvekkillerine "şimdi parayı ödeyip şirketin iflasını önleyelim, sonra dava açıp o parayı faiziyle geri alırız" stratejisini uyguladıklarında, İİK m. 72/7 uyarınca paranın icra veznesine ödendiği tarihten itibaren başlayan "1 yıllık hak düşürücü süreyi" asla kaçırmamaları gerektiğini; ayrıca bu davanın icra mahkemesinde değil, genel hükümlere göre Asliye Ticaret Mahkemesinde nispi harç yatırılarak açılması zorunluluğunu meslektaşlara hayati bir kural olarak önemle hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 175'in, istirdat davasını şartsız biçimde İİK m. 72'nin katı kurallarına bağlaması, iflas gibi psikolojik ve ekonomik olarak çok daha yıkıcı bir tehdit altındaki borçlu açısından adaletsiz sonuçlar doğurabilmektedir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, haksız bir iflas tehdidiyle (adeta kanuni bir şantajla) cebren tahsilat yapan kötü niyetli bir alacaklıya karşı dava açmak için borçluya yalnızca 1 yıllık çok kısa bir süre (hak düşürücü süre) tanınmasının, borçluyu aşırı mağdur ettiğini; iflasın eşiğinden dönmüş, mali yapısı sarsılmış ve toparlanmaya çalışan bir şirketin bir yıl içinde nispi harç bularak büyük bir istirdat davası açmasının fiilen çok zor olduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. İflas baskısı altında yapılan ödemelerin geri alınmasında, Türk Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşmeye veya haksız fiile ilişkin daha uzun zamanaşımı sürelerinin (örneğin 2 yıl/10 yıl) kıyasen uygulanmasına olanak tanıyacak yasal bir esneklik getirilmelidir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)