1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 172. maddesi, kambiyo senetlerine (çek, poliçe,
bono) mahsus iflas yoluyla takipte borçlunun savunma hakkını kullanma usulünü
ve itiraz makamını düzenleyen temel usul normudur. Genel haciz yolu ve kambiyo
senetlerine mahsus haciz yolundan farklı bir mecra olan iflas prosedürü,
borçlunun ticari yaşamını tamamen sona erdirecek nitelikte külli bir tasfiye
sürecidir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile
kambiyo senetlerine dayalı iflas takiplerinde itiraz ve şikâyetlerin yapılacağı
mercii özel olarak "icra dairesi" şeklinde belirlediğini; kambiyo haczi yolunda
icra mahkemesine yapılan başvuruların aksine, iflas yolunda itirazların icra
dairesinde toplanarak uyuşmazlığın doğrudan ticaret mahkemesinde açılacak iflas
davasına taşınmasını amaçladığını ifade etmektedir [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Beş Gün İçinde: Ödeme emrinin tebliğinden itibaren başlayan, borçlunun
itiraz veya şikâyet hakkını kullanabileceği oldukça kısa ve kesin hak düşürücü
süredir.
- Sebepleri İle Birlikte: Borçlunun, itirazının soyut bir "kabul
etmiyorum" beyanından ibaret olamayacağı; borcun ödendiği, senedin sahte
olduğu, vadenin gelmediği veya zamanaşımına uğradığı gibi itiraz gerekçelerini
açıkça ve somut olarak dilekçesinde belirtme zorunluluğudur.
- İcra Dairesine Bildirme Mecburiyeti: Kambiyo senetlerine mahsus haciz
yolunun (İİK m. 168) aksine, bu takip türünde borçlunun dilekçesini icra
mahkemesine değil, bizzat takibi başlatan icra müdürlüğüne sunması
zorunluluğudur.
- Tebliğ Edilecek Nüshadan Bir Fazla Dilekçe: Alacaklıların sayısına göre
hesaplanan ve itirazın vakit kaybetmeksizin alacaklı tarafa ulaştırılmasını
(tebliğini) sağlamak için getirilen pratik şekil şartıdır.
- Derhal Tebliğ: İcra dairesinin, borçlunun itirazını alır almaz,
alacaklının iflas davası açma stratejisini belirleyebilmesi için itiraz
dilekçesini hızla alacaklıya ulaştırması görevidir.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 172, ödeme emrinin içeriğini düzenleyen İİK m. 171 ile itirazsızlık veya
itiraz üzerine açılacak iflas davasını düzenleyen İİK m. 173 arasında köprü
vazifesi gören bir usul hükmüdür. Madde, usuli yapısı itibarıyla genel iflas
yolundaki itiraz kurumuna (İİK m. 155) benzemekle birlikte, sürenin 7 günden 5
güne indirilmesi bakımından ayrışır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra
ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddenin kambiyo haczi ile kambiyo iflası
arasındaki en büyük usuli ayrım noktası olduğunu; borçlunun kambiyo iflas
yolunda icra mahkemesine başvurmasının hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağını ve
süreyi durdurmayacağını, iflas takibinde icra mahkemesinin kasten devre dışı
bırakıldığını belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B A.Ş. aleyhine bonoya dayanarak kambiyo
senetlerine mahsus iflas yoluyla takip başlatmıştır. B A.Ş. vekili, kambiyo
haczi (İİK m. 168) usulüne alışkın olduğundan, ödeme emrinin tebliğinden
itibaren 3. gün içinde İcra Mahkemesi'ne başvurarak "imzaya ve borca itiraz"
davası açar. Ancak İİK m. 172'nin amir hükmü gereği iflas takiplerinde itirazın
mutlak surette İcra Dairesine yapılması zorunludur. Yanlış mercie yapılan bu
başvuru itiraz süresini kesmez. 5 günlük süre dolar, takip itirazsız kesinleşir
ve Alacaklı A, Asliye Ticaret Mahkemesinde derhal iflas kararı verilmesi
talebiyle dava açar.
(kurmaca senaryo) Borçlu C firmasına kambiyo senetlerine mahsus iflas ödeme
emri tebliğ edilir. C firması, söz konusu çek bedelini daha önce banka
üzerinden ödemiştir. C, süresi (5 gün) içinde, tek nüsha bir itiraz dilekçesi
hazırlayarak İcra Dairesine sunar. İcra müdürü, m. 172 uyarınca alacaklıya
derhal tebliğ edilebilmesi için "diğer tarafa tebliğ edilecek nüshadan bir
fazla" şartının yerine getirilmediğini belirterek borçludan dilekçenin bir
suretini daha (fotokopisini) talep eder. Dilekçe çoğaltılıp alındıktan sonra,
bir nüshası derhal alacaklı D'ye tebliğe çıkarılır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde, borçlu vekilliği üstlenen meslektaşların kambiyo
senetlerine dayalı iflas takiplerinde en çok düştükleri usuli tuzak, "itiraz
mercii" hatasıdır. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde,
avukatların ödeme emrini teslim aldıklarında evrakın üst köşesindeki ibareye
(Örnek No: 10 mu, Örnek No: 12 mi olduğuna) dikkat etmelerinin hayati önem
taşıdığını; eğer tebligat bir iflas ödeme emriyse (Örnek 12), itirazın icra
mahkemesine değil bizzat icra dairesine yapılması gerektiğini, ayrıca dilekçede
"kabul etmiyoruz" gibi soyut beyanlar yerine "imza sahtedir", "borç ödenmiştir"
gibi somut sebeplerin yazılmasının ticaret mahkemesinde görülecek iflas
davasının ispat sınırlarını çizeceğini meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır
[1].
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 172'de kurgulanan 5 günlük süre ve sadece icra dairesine bildirim
yapılması usulü, borçlu açısından telafisi güç riskler barındırmaktadır. Ejder
Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kambiyo senetlerine mahsus iflas gibi
bir şirketin ticari hayatını bütünüyle sonlandırabilecek ağırlıktaki bir
prosedürde borçluya savunmasını toparlaması ve itiraz etmesi için sadece 5 gün
gibi son derece kısıtlı bir süre verilmesinin, modern ticaret hayatının
karmaşıklığıyla ve adil yargılanma hakkıyla bağdaşmadığını; üstelik icra
dairesine yapılan itirazın niteliği gereği hiçbir geçici hukuki koruma (örneğin
takibin geçici durdurulması gibi) sağlamadığını ve iflas davası açılana kadar
borçlunun sürekli bir şantaj/iflas tehdidi altında kaldığını eleştirel bir
dille ifade etmektedir [1]. İflasın sonuçları dikkate alındığında, bu sürenin
uzatılması kanuni bir zorunluluktur.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 172. maddesi, kambiyo senetlerine (çek, poliçe, bono) mahsus iflas yoluyla takipte borçlunun savunma hakkını kullanma usulünü ve itiraz makamını düzenleyen temel usul normudur. Genel haciz yolu ve kambiyo senetlerine mahsus haciz yolundan farklı bir mecra olan iflas prosedürü, borçlunun ticari yaşamını tamamen sona erdirecek nitelikte külli bir tasfiye sürecidir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile kambiyo senetlerine dayalı iflas takiplerinde itiraz ve şikâyetlerin yapılacağı mercii özel olarak "icra dairesi" şeklinde belirlediğini; kambiyo haczi yolunda icra mahkemesine yapılan başvuruların aksine, iflas yolunda itirazların icra dairesinde toplanarak uyuşmazlığın doğrudan ticaret mahkemesinde açılacak iflas davasına taşınmasını amaçladığını ifade etmektedir [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 172, ödeme emrinin içeriğini düzenleyen İİK m. 171 ile itirazsızlık veya itiraz üzerine açılacak iflas davasını düzenleyen İİK m. 173 arasında köprü vazifesi gören bir usul hükmüdür. Madde, usuli yapısı itibarıyla genel iflas yolundaki itiraz kurumuna (İİK m. 155) benzemekle birlikte, sürenin 7 günden 5 güne indirilmesi bakımından ayrışır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddenin kambiyo haczi ile kambiyo iflası arasındaki en büyük usuli ayrım noktası olduğunu; borçlunun kambiyo iflas yolunda icra mahkemesine başvurmasının hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağını ve süreyi durdurmayacağını, iflas takibinde icra mahkemesinin kasten devre dışı bırakıldığını belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B A.Ş. aleyhine bonoya dayanarak kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla takip başlatmıştır. B A.Ş. vekili, kambiyo haczi (İİK m. 168) usulüne alışkın olduğundan, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 3. gün içinde İcra Mahkemesi'ne başvurarak "imzaya ve borca itiraz" davası açar. Ancak İİK m. 172'nin amir hükmü gereği iflas takiplerinde itirazın mutlak surette İcra Dairesine yapılması zorunludur. Yanlış mercie yapılan bu başvuru itiraz süresini kesmez. 5 günlük süre dolar, takip itirazsız kesinleşir ve Alacaklı A, Asliye Ticaret Mahkemesinde derhal iflas kararı verilmesi talebiyle dava açar.
(kurmaca senaryo) Borçlu C firmasına kambiyo senetlerine mahsus iflas ödeme emri tebliğ edilir. C firması, söz konusu çek bedelini daha önce banka üzerinden ödemiştir. C, süresi (5 gün) içinde, tek nüsha bir itiraz dilekçesi hazırlayarak İcra Dairesine sunar. İcra müdürü, m. 172 uyarınca alacaklıya derhal tebliğ edilebilmesi için "diğer tarafa tebliğ edilecek nüshadan bir fazla" şartının yerine getirilmediğini belirterek borçludan dilekçenin bir suretini daha (fotokopisini) talep eder. Dilekçe çoğaltılıp alındıktan sonra, bir nüshası derhal alacaklı D'ye tebliğe çıkarılır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde, borçlu vekilliği üstlenen meslektaşların kambiyo senetlerine dayalı iflas takiplerinde en çok düştükleri usuli tuzak, "itiraz mercii" hatasıdır. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, avukatların ödeme emrini teslim aldıklarında evrakın üst köşesindeki ibareye (Örnek No: 10 mu, Örnek No: 12 mi olduğuna) dikkat etmelerinin hayati önem taşıdığını; eğer tebligat bir iflas ödeme emriyse (Örnek 12), itirazın icra mahkemesine değil bizzat icra dairesine yapılması gerektiğini, ayrıca dilekçede "kabul etmiyoruz" gibi soyut beyanlar yerine "imza sahtedir", "borç ödenmiştir" gibi somut sebeplerin yazılmasının ticaret mahkemesinde görülecek iflas davasının ispat sınırlarını çizeceğini meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 172'de kurgulanan 5 günlük süre ve sadece icra dairesine bildirim yapılması usulü, borçlu açısından telafisi güç riskler barındırmaktadır. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kambiyo senetlerine mahsus iflas gibi bir şirketin ticari hayatını bütünüyle sonlandırabilecek ağırlıktaki bir prosedürde borçluya savunmasını toparlaması ve itiraz etmesi için sadece 5 gün gibi son derece kısıtlı bir süre verilmesinin, modern ticaret hayatının karmaşıklığıyla ve adil yargılanma hakkıyla bağdaşmadığını; üstelik icra dairesine yapılan itirazın niteliği gereği hiçbir geçici hukuki koruma (örneğin takibin geçici durdurulması gibi) sağlamadığını ve iflas davası açılana kadar borçlunun sürekli bir şantaj/iflas tehdidi altında kaldığını eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. İflasın sonuçları dikkate alındığında, bu sürenin uzatılması kanuni bir zorunluluktur.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)