İtirazın incelenmesi
Madde 169/a – (Ek: 18/2/1965-538/83 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/46 md.) İcra mahkemesi hâkimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hâkim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmî veya imzası ikrar
edilmiş bir belge ile ispatı hâlinde itirazı kabul eder. İcra mahkemesi hâkimi yetki itirazının incelenmesinde taraflar gelmese de gereken kararı verir. (Değişik ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/46 md.) İcra mahkemesi hâkimi, borçlunun itiraz dilekçesine ekli olarak ibraz ettiği belgelerden borcun itfa veya imhal edildiği veya senedin metninden zamanaşımına uğradığı veya borçlunun borçlu olmadığı yahut icra dairesinin yetkili olmadığı kanaatine varırsa, daha evvel itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/32 md.) Borçlunun ibraz ettiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse, icra mahkemesi hakimi, 68/a maddesindeki usule göre yapacağı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde, borçlunun itirazının kabulüne karar verir ve alacaklıyı, sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasina mahküm eder.Alacaklı birinci fıkra gereğince çağrıldığı duruşmaya gelmediği takdirde icra mahkemesi hakimi alacağın itiraz edilen kısmı için icranın muvakkaten durdurulmasına karar verir. Bunun üzerine alacaklı en geç altı ay içinde icra mahkemesi önünde duruşma talep ederek makbuz altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ispat etmek suretiyle, takibin devamına karar alabilir. İcra mahkemesi, imzanın alacaklıya ait olmadığına karar verirse borçluyu, sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahküm eder. İcra hakimi, borçlunun zamanaşımı itirazını alacaklının ibraz ettiği kambiyo senedindeki tarihe göre varit görür ve alacaklı da zamanaşımının kesildiğini veya tatil edildiğini resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat edemezse, itirazın kabulüne; aksi halde reddine karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açmak hakkı mahfuzdur. Alacaklı, genel mahkemede dava açarsa, inkar tazminatı ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan inkar tazminatı ve para cezası kalkar. (Ek fıkra: 9/11/1988-3494/32 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/46 md.) Borçlunun itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere; takip muvakkaten durdurulmuş ise bu itirazın reddi hâlinde borçlu, diğer tarafın isteği üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.65 (Değişik son fıkra: 2/3/2005-5311/13 md.) İtirazın reddi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması, hiçbir icra muamelesini durdurmaz. Şu kadar ki, borçlu 33 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre teminat gösterirse icra durur. 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “yüzde kırktan” ibaresi “yüzde yirmisinden” olarak değiştirilmiştir. 65
b) İmzaya itiraz:
Metodolojik Not
Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 169/a maddesi, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte borçlunun borca, yetkiye veya zamanaşımına yönelik itirazlarının icra mahkemesinde hangi usulle ve hangi ispat araçlarıyla inceleneceğini düzenleyen temel usul normudur. Genel haciz yolundan farklı olarak, kambiyo takiplerinde itiraz takibi kendiliğinden durdurmadığı için (İİK m. 169), kanun koyucu borçluya icra mahkemesi vasıtasıyla takibi durdurma ve iptal ettirme imkânı tanımıştır. Ancak bu imkân, senedin ticari tedavül gücünü korumak adına son derece sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile icra mahkemesini "dar yetkili" bir inceleme mercii olarak kurguladığını; hakimin tanık veya yemin gibi takdiri delillere başvuramayacağını, sadece kanunda sınırlı olarak sayılan nitelikli yazılı belgelerle itirazı karara bağlamak zorunda olduğunu ifade etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 169/a, kambiyo senetlerine mahsus takip usulünün yargılama evresini oluşturması sebebiyle, itirazın yapılışını düzenleyen İİK m. 168 ve m. 169 ile sarsılmaz bir bütünlük içindedir. Madde metninde yer alan imza incelemesine ilişkin usuller, genel haciz yolundaki İİK m. 68/a'ya doğrudan atıf yapmaktadır. Kararın istinaf edilmesi aşamasında ise icranın durdurulması için İİK m. 33/3'e (teminat karşılığı icranın geri bırakılması/tehiri icra) yollama yapılmıştır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddedeki ispat sınırlamalarının icra mahkemesinin şekli gerçeği arama fonksiyonunun bir sonucu olduğunu; borçlunun elinde m. 169/a'da sayılan nitelikte bir belge yoksa itirazının reddedileceğini, ancak borçlunun maddi gerçeği ispat etmek için genel mahkemelerde menfi tespit veya istirdat davası (İİK m. 72) açma hakkının saklı tutulduğunu belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B'ye ait 500.000 TL bedelli bir bonoyu icraya koymuştur. B, bu bononun bedelini vadesinde A'nın banka hesabına "X tarihli bono bedelidir" açıklamasıyla havale ettiğini gösteren banka dekontunu dilekçesine ekleyerek 5 günlük sürede icra mahkemesine "borca itiraz" eder. Hakim, ilk incelemede dekontu yeterli görerek "icranın muvakkaten durdurulmasına" karar verir. Duruşmada A, dekonttaki açıklamayı inkar edemez. Mahkeme B'nin itirazını kabul ederek takibi iptal eder ve A'nın kötü niyetli olduğuna kanaat getirerek A'yı takip konusu alacağın %20'si oranında (100.000 TL) kötü niyet tazminatına mahkûm eder.
(kurmaca senaryo) Alacaklı C, borçlu D'ye ait bir çeki, ibraz süresi geçtikten 4 yıl sonra icraya koyar. Borçlu D, icra mahkemesinde zamanaşımı itirazında bulunur. İcra hakimi çeki inceler, ciro silsilesine ve tarihlere bakar. TTK'ya göre çeklerde hamilin cirantalara ve keşideciye başvurma süresi (zamanaşımı) ibraz süresinin bitiminden itibaren 3 yıldır. Hakim, çek üzerindeki tarihe göre zamanaşımının dolduğunu tespit eder. Alacaklı C, zamanaşımının kesildiğine dair mahkemeye hiçbir resmi belge sunamaz. İcra mahkemesi İİK m. 169/a uyarınca zamanaşımı itirazını kabul eder ve icra takibini iptal eder.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde meslektaşların en çok dikkat etmesi gereken husus, itiraz dilekçesinin ekleri ve duruşma takibidir. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, borçlu vekillerinin itiraz dilekçelerine mutlaka ödeme belgelerini "eklemeleri" ve dilekçenin talep kısmında mahkemeden usulüne uygun şekilde "icranın muvakkaten durdurulmasını" talep etmeleri gerektiğini; aksi halde mahkemenin re'sen durdurma kararı vermeyeceğini ve dava sürerken borçlunun mallarının satılabileceğini meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır. Ayrıca, alacaklı vekillerinin m. 169/a kapsamında çağrıldıkları ilk duruşmaya mutlaka katılmaları şarttır; zira duruşmaya mazeretsiz katılmamak, borçlu haklı olmasa bile kanun gereği icranın muvakkaten durdurulması sonucunu doğurur ve tahsilat sürecini aylarca kilitler. Yüzde yirmi tazminat da kural olarak taleple bağlılık ilkesi gereği taraflarca "açıkça" istenmelidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 169/a, kambiyo senetlerinin güvenirliğini korumak adına borçluyu ispat hukuku açısından dar bir cendereye sokmaktadır. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, borcunu fiilen ödemiş ancak karşılığında yazılı/resmi bir makbuz alamamış (örneğin ticari defterlerle veya yeminle ispatlanabilecek) bir borçlunun, icra mahkemesindeki bu şekli inceleme sonucunda davasını kaybederek mallarının haczedilmesi tehlikesiyle baş başa bırakılmasını eleştirel bir dille ifade etmektedir. Borçluya "git genel mahkemede menfi tespit davası aç" demek, yıllarca sürecek bir davaya ve %115 teminat yatırma külfetine katlanmak demektir. Ayrıca, itirazın reddi kararına karşı istinafa gidilmesinin satışı (icrayı) durdurmaması kuralı, üst mahkeme henüz karar vermeden borçlunun evinin veya fabrikasının satılması gibi telafisi imkânsız adaletsizliklere yol açabilmektedir. Şekli sürat uğruna, maddi gerçeğin feda edildiği bir denge söz konusudur.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)