RESMİ METİN

a) Borca itiraz


Madde 169 – (Değişik: 18/2/1965-538/82 md.) Borçlu, 168 inci maddenin 5 numaralı bendine göre borca karşı yapacağı itirazını bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirir. Bu itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. İtirazın incelenmesi:

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 169. maddesi, kambiyo senetlerine (çek, poliçe, bono) mahsus haciz yoluyla takipte, borçlunun borcun esasına (maddi hukuka) yönelik savunmalarını nasıl ve nerede ileri süreceğini düzenleyen temel usul normudur. Genel haciz yoluyla takipte borçlunun icra dairesine yapacağı basit bir itiraz takibi derhal durdururken, kambiyo senetlerine özgü bu yolda itiraz mercii İcra Mahkemesi olarak belirlenmiş ve itirazın takibi durdurucu etkisi (satış aşaması hariç) kasten ortadan kaldırılmıştır. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile kambiyo senetlerinin ticari hayattaki sürüm (tedavül) kabiliyetini ve güvenilirliğini korumayı hedeflediğini; sırf takibi geciktirmek amacıyla yapılacak kötü niyetli itirazların önüne geçmek için borçluya "itiraz etsen bile haciz tehdidi altında kalmaya devam edeceksin" mesajını verdiğini ifade etmektedir [1, 2].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Borca İtiraz: Borçlunun, takibe konu kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmekle birlikte; borcun aslında hiç doğmadığını, ödendiğini (itfa), vadesinin uzatıldığını (mehil verildiğini), zamanaşımına uğradığını veya takas gibi sebeplerle sona erdiğini ileri sürmesidir.
  • İcra Mahkemesine Bildirim: İtiraz dilekçesinin, takibi yürüten icra müdürlüğüne değil, mutlak surette o yerdeki İcra Mahkemesi'ne (yargı organına) sunulması zorunluluğudur.
  • Satıştan Başka İcra Takip Muameleleri: İcra mahkemesine yapılan itirazın, borçlunun mallarının haczedilmesini ve haczedilen malların muhafaza altına alınmasını (yediemine teslimini) engellememesidir. İtiraz sadece "satış (paraya çevirme)" aşamasını yasa gereği durdurur.

3. Sistematik İlişkiler

İİK m. 169 hükmü, ödeme emrinin içeriğini düzenleyen İİK m. 168/5 ve itirazın mahkemece incelenmesi usulünü düzenleyen İİK m. 169/a ile ayrılmaz bir bütünlük içindedir. Madde, genel haciz yolundaki "itirazın takibi kendiliğinden durdurması" (İİK m. 66) kuralının en büyük ve en keskin istisnasıdır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddenin genel haciz yolu ile kambiyo takiplerini birbirinden ayıran en önemli usuli fay hattı olduğunu; İİK m. 169 uyarınca borçlunun itirazı mahkemede esastan incelenirken dahi icra dairesinin haciz işlemlerine devam edebilmesinin, alacaklıya muazzam bir tahsilat baskısı ve usuli üstünlük sağladığını belirtmektedir [1, 2].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B'ye karşı bonoya dayalı kambiyo takibi başlatmıştır. B, söz konusu bononun bedelini banka havalesiyle ödediğini ispatlayacak dekontlara sahiptir. Ödeme emrini alan B, 5 günlük süresi içinde İcra Mahkemesinde "borca itiraz" davası açar. Dava devam ederken alacaklı A, icra dairesine başvurarak B'nin banka hesaplarına ve aracına haciz konulmasını talep eder. İcra müdürü, B'nin mahkemede açtığı itiraz davasının (İİK m. 169 gereği) takibi durdurmadığını gözeterek B'nin hesaplarına haczi koyar. Ancak A, bu aracı sattırmak (paraya çevirmek) isterse, müdür itiraz sonuçlanıncaya kadar "satış" talebini reddedecektir.

(kurmaca senaryo) Borçlu C, kendisine gönderilen kambiyo ödeme emrine karşı süresi içinde itiraz etmek ister. C, genel haciz yolundan aşina olduğu usulle dilekçesini yazar ve "İcra Müdürlüğüne" teslim eder. İcra müdürü dilekçeyi dosyaya takar ancak İİK m. 169'un emredici "icra mahkemesine bildirir" kuralı gereği bu itirazı yok hükmünde sayar. 5 günlük süre geçer. C yanlış mercie başvurduğu için hem itiraz hakkını kaybeder hem de takip kesinleşir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık pratiğinde meslektaşların kambiyo takiplerinde borçlu vekilliği üstlendiklerinde en sık yaptıkları usul hatası, itiraz dilekçesini yanlış mercie (icra dairesine) vermeleridir. Ayrıca sadece dava açmak borçluyu hacizden kurtarmaz. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, avukatların İcra Mahkemesinde borca itiraz davası açarken, dilekçelerinin talep sonucuna mutlak surette "İİK m. 169/a-2 uyarınca icra takibinin geçici olarak durdurulmasına" şeklinde bir ihtiyati tedbir talebi eklemelerinin hayati olduğunu; zira bu talep mahkemece kabul edilip takibin durdurulmasına karar verilmedikçe, m. 169'un acımasız kuralı yüzünden davanın sonuna kadar borçlunun tüm malvarlığının haczedilebileceğini meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır [1, 2].

7. Eleştirel Değerlendirme

İİK m. 169'da yer alan "itiraz satıştan başka işlemleri durdurmaz" şeklindeki emredici kural, alacaklıyı koruma gayesiyle borçlunun mülkiyet hakkına ve ticari itibarına ölçüsüz bir müdahale zemini yaratmaktadır. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, elinde borcu ödediğine dair kapı gibi resmi banka dekontu veya makbuz bulunan bir borçlunun dahi, sırf itiraz etti diye haciz baskısından (takibin durmamasından) kurtulamamasının hakkaniyete aykırı olduğunu; mahkeme duruşma gününü aylar sonrasına verdiğinde, borcu olmayan bir şirketin haksız yere fabrikasının haczedilip ticari itibarının sıfırlanabildiğini, bu nedenle en azından "resmi veya imzası ikrar edilmiş bir ödeme belgesi" sunan borçlular bakımından itirazın takibi kendiliğinden durdurmasına olanak tanıyan daha adil ve esnek bir sisteme geçilmesi gerektiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1, 2]. Hukuk, hızı sağlarken adaleti feda etmemelidir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.