1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 165. maddesi, bir borçlunun hukuki statüsünün
"tacir" kimliğinden "müflis" kimliğine dönüştüğü kesin kırılma noktasını
belirleyen ve iflasın zamanlamasına ilişkin temel kuralları koyan son derece
kritik bir normdur. İflas, doğası gereği külli (kolektif) bir tasfiye prosedürü
olduğundan, borçlunun malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisinin ne zaman sona
ereceğinin ve iflas masasının ne zaman teşekkül edeceğinin saniye
sektirmeksizin bilinmesi gerekir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun
koyucunun bu madde ile iflasın mutlaka bir mahkeme kararıyla (hükümle)
açılacağını emrederek idari veya kendiliğinden bir iflasın önüne geçtiğini;
kararda sadece günün değil, açılma anının (saat ve dakikanın) gösterilmesi
zorunluluğunun ise borçlunun iflas gününde yapabileceği hileli mal devirlerini
engellemek için getirilmiş muazzam bir koruma kalkanı olduğunu ifade
etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- İflasın Hükümle Açılması: İflasın, icra dairesinin bir kararıyla veya
alacaklının talebiyle değil, bizzat Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davanın
kabulüne yönelik verdiği yargısal kararla (hükümle) hukuken doğmasıdır.
- Açılma Anı: Mahkemenin, iflas kararını verdiği duruşma zaptında
(tutanakta) iflasın açıldığı tarihi gün, ay, yıl, saat ve dakika olarak
saniyesine kadar kesin bir şekilde tespit ve tescil etmesidir.
- Feragatin Geçersizliği: Davacı alacaklının, ticaret mahkemesi iflasa
karar verdikten sonra (karar henüz kesinleşmemiş olsa dahi) davasından tek
taraflı olarak vazgeçmesinin (feragat etmesinin) hukuken hiçbir sonuç
doğurmayacağı ve iflas sürecini durdurmayacağı kuralıdır.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 165, borçlunun tasarruf yetkisinin sınırlarını çizen İİK m. 191 ile
ayrılmaz bir bütünlük içindedir. Zira m. 191 uyarınca borçlunun iflas masasına
dâhil mallar üzerindeki tasarrufları alacaklılara karşı ancak "iflasın
açılmasından" sonra hükümsüz hale gelir. Bu anın tespiti, işte m. 165 sayesinde
mümkün olmaktadır. Öte yandan, maddenin son fıkrası Hukuk Muhakemeleri
Kanunu'nun (HMK) genel "feragat" kurallarına getirilmiş radikal bir istisnadır.
Normal şartlarda HMK'ya göre hüküm kesinleşinceye kadar davadan feragat
edilebilirken, iflas hukukunda feragat hakkı hüküm anında bıçak gibi kesilir.
Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu
istisnanın iflasın "kamu düzenini" ilgilendiren yapısından kaynaklandığını;
iflas kararı verildiği an, davanın artık davacı alacaklının şahsi davası
olmaktan çıkıp tüm alacaklıların (iflas masasının) ortak davası haline
geldiğini, bu nedenle davacının tek taraflı feragatiyle masanın tasfiyesine
engel olunamayacağını belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A'nın açtığı iflas davasında Asliye Ticaret
Mahkemesi, 15 Ekim tarihi saat 11:30'da borçlu B şirketinin iflasına karar
vermiş ve bu anı tutanağa geçirmiştir. B şirketinin yetkilisi, aynı gün saat
14:00'te notere giderek şirkete ait lüks bir aracı üçüncü bir kişiye satarak
devretmiştir. İİK m. 165 uyarınca iflas "saat 11:30'da" açılmış olduğundan, B
şirketinin saat 14:00'te yaptığı bu satış işlemi iflas masasına (alacaklılara)
karşı kesin olarak geçersizdir ve araç iflas idaresi tarafından derhal geri
alınır.
(kurmaca senaryo) Davacı alacaklı C, borçlu D firmasının iflasını istemiş ve
mahkeme duruşmada D'nin iflasına karar vermiştir. Karar sonrasında paniğe
kapılan D, el altından C'ye ulaşarak borcunun iki katını ödemeyi teklif eder. C
parayı alır ve hemen ertesi gün mahkemeye "İflas davasından feragat ediyorum"
dilekçesi sunar. Mahkeme, İİK m. 165/2'nin emredici hükmü gereğince "iflasa
karar verilmesinden sonra feragatin geçersiz olduğunu" belirterek bu talebi
reddeder; iflas işlemleri ve şirketin tasfiyesi durmaksızın devam eder.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde meslektaşların duruşma salonunda dikkat etmeleri gereken
en hayati usuli an, iflas kararının tefhim edildiği andır. Talih Uyar, İcra ve
İflas Kanunu Şerhi eserinde, iflas davalarına giren borçlu vekillerinin borcu
ödemek veya alacaklı ile sulh olmak (anlaşmak) niyetleri varsa, bunu mutlak
surette "hakim iflas kararını ağzından çıkarmadan (kısa karar yazılmadan) önce"
yapmaları ve davacının feragatini duruşma esnasında karardan evvel tutanağa
geçirtmeleri gerektiğini; zira karar verildikten bir saniye sonra sunulacak
feragat dilekçesinin İİK m. 165 sebebiyle hiçbir işe yaramayacağını
meslektaşlara hayati bir kural olarak önemle hatırlatmaktadır [1]. Ayrıca,
hakimin zaptı yazdırırken "saat ve dakikayı" belirtmeyi unutması halinde
avukatların derhal hakimi uyararak açılma anını zaptettirmeleri hukuki güvenlik
açısından şarttır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 165'te yer alan "iflas kararı verildikten sonra feragat geçersizdir"
kuralı, muvazaalı (danışıklı) iflasların ve alacaklıların şantaj amaçlı dava
açmalarının önüne geçmek için kurgulanmış olsa da, modern ticaretin yaşatma
odaklı felsefesiyle yer yer çelişmektedir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku
eserinde, ilk derece mahkemesinin iflas kararı vermesinden hemen sonra borçlu
şirketin büyük bir yatırım alması veya tüm borçlarını ödeyebilecek bir finansal
kaynağa kavuşması ihtimalinde; davacı alacaklı alacağını alıp feragat etmek
istese dahi sırf bu emredici yasa metni yüzünden şirketin zorla iflas
tasfiyesine sürüklenmesinin adalet duygusunu zedelediğini eleştirel bir dille
ifade etmektedir [1]. İflas kararından sonra feragatin kesinlikle geçersiz
sayılması yerine, "tüm masrafların ödenmesi ve dosyaya müdahil olmuş başka
alacaklı kalmaması şartıyla" mahkemenin feragati kabul ederek iflası
kaldırabilmesine olanak tanıyan dar kapsamlı bir yasal esnekliğe ihtiyaç
vardır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 165. maddesi, bir borçlunun hukuki statüsünün "tacir" kimliğinden "müflis" kimliğine dönüştüğü kesin kırılma noktasını belirleyen ve iflasın zamanlamasına ilişkin temel kuralları koyan son derece kritik bir normdur. İflas, doğası gereği külli (kolektif) bir tasfiye prosedürü olduğundan, borçlunun malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisinin ne zaman sona ereceğinin ve iflas masasının ne zaman teşekkül edeceğinin saniye sektirmeksizin bilinmesi gerekir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile iflasın mutlaka bir mahkeme kararıyla (hükümle) açılacağını emrederek idari veya kendiliğinden bir iflasın önüne geçtiğini; kararda sadece günün değil, açılma anının (saat ve dakikanın) gösterilmesi zorunluluğunun ise borçlunun iflas gününde yapabileceği hileli mal devirlerini engellemek için getirilmiş muazzam bir koruma kalkanı olduğunu ifade etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 165, borçlunun tasarruf yetkisinin sınırlarını çizen İİK m. 191 ile ayrılmaz bir bütünlük içindedir. Zira m. 191 uyarınca borçlunun iflas masasına dâhil mallar üzerindeki tasarrufları alacaklılara karşı ancak "iflasın açılmasından" sonra hükümsüz hale gelir. Bu anın tespiti, işte m. 165 sayesinde mümkün olmaktadır. Öte yandan, maddenin son fıkrası Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) genel "feragat" kurallarına getirilmiş radikal bir istisnadır. Normal şartlarda HMK'ya göre hüküm kesinleşinceye kadar davadan feragat edilebilirken, iflas hukukunda feragat hakkı hüküm anında bıçak gibi kesilir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu istisnanın iflasın "kamu düzenini" ilgilendiren yapısından kaynaklandığını; iflas kararı verildiği an, davanın artık davacı alacaklının şahsi davası olmaktan çıkıp tüm alacaklıların (iflas masasının) ortak davası haline geldiğini, bu nedenle davacının tek taraflı feragatiyle masanın tasfiyesine engel olunamayacağını belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A'nın açtığı iflas davasında Asliye Ticaret Mahkemesi, 15 Ekim tarihi saat 11:30'da borçlu B şirketinin iflasına karar vermiş ve bu anı tutanağa geçirmiştir. B şirketinin yetkilisi, aynı gün saat 14:00'te notere giderek şirkete ait lüks bir aracı üçüncü bir kişiye satarak devretmiştir. İİK m. 165 uyarınca iflas "saat 11:30'da" açılmış olduğundan, B şirketinin saat 14:00'te yaptığı bu satış işlemi iflas masasına (alacaklılara) karşı kesin olarak geçersizdir ve araç iflas idaresi tarafından derhal geri alınır.
(kurmaca senaryo) Davacı alacaklı C, borçlu D firmasının iflasını istemiş ve mahkeme duruşmada D'nin iflasına karar vermiştir. Karar sonrasında paniğe kapılan D, el altından C'ye ulaşarak borcunun iki katını ödemeyi teklif eder. C parayı alır ve hemen ertesi gün mahkemeye "İflas davasından feragat ediyorum" dilekçesi sunar. Mahkeme, İİK m. 165/2'nin emredici hükmü gereğince "iflasa karar verilmesinden sonra feragatin geçersiz olduğunu" belirterek bu talebi reddeder; iflas işlemleri ve şirketin tasfiyesi durmaksızın devam eder.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde meslektaşların duruşma salonunda dikkat etmeleri gereken en hayati usuli an, iflas kararının tefhim edildiği andır. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, iflas davalarına giren borçlu vekillerinin borcu ödemek veya alacaklı ile sulh olmak (anlaşmak) niyetleri varsa, bunu mutlak surette "hakim iflas kararını ağzından çıkarmadan (kısa karar yazılmadan) önce" yapmaları ve davacının feragatini duruşma esnasında karardan evvel tutanağa geçirtmeleri gerektiğini; zira karar verildikten bir saniye sonra sunulacak feragat dilekçesinin İİK m. 165 sebebiyle hiçbir işe yaramayacağını meslektaşlara hayati bir kural olarak önemle hatırlatmaktadır [1]. Ayrıca, hakimin zaptı yazdırırken "saat ve dakikayı" belirtmeyi unutması halinde avukatların derhal hakimi uyararak açılma anını zaptettirmeleri hukuki güvenlik açısından şarttır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 165'te yer alan "iflas kararı verildikten sonra feragat geçersizdir" kuralı, muvazaalı (danışıklı) iflasların ve alacaklıların şantaj amaçlı dava açmalarının önüne geçmek için kurgulanmış olsa da, modern ticaretin yaşatma odaklı felsefesiyle yer yer çelişmektedir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, ilk derece mahkemesinin iflas kararı vermesinden hemen sonra borçlu şirketin büyük bir yatırım alması veya tüm borçlarını ödeyebilecek bir finansal kaynağa kavuşması ihtimalinde; davacı alacaklı alacağını alıp feragat etmek istese dahi sırf bu emredici yasa metni yüzünden şirketin zorla iflas tasfiyesine sürüklenmesinin adalet duygusunu zedelediğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. İflas kararından sonra feragatin kesinlikle geçersiz sayılması yerine, "tüm masrafların ödenmesi ve dosyaya müdahil olmuş başka alacaklı kalmaması şartıyla" mahkemenin feragati kabul ederek iflası kaldırabilmesine olanak tanıyan dar kapsamlı bir yasal esnekliğe ihtiyaç vardır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)