RESMİ METİN

Muhafaza tedbirleri


Madde 159 – (Değişik: 18/2/1965-538/76 md.) İflas talebi halinde mahkeme, ilk önce alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini emredebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse, alacaklının talebi üzerine, mahkeme mutlaka bu tedbirlere karar vermeye mecburdur. Bu emirler iflas dairesince yerine getirilir. Mahkeme, defter tutmadan gayrı bir muhafaza tedbiri isteyen alacaklıdan, ileride haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğruyabilecekleri zararları karşılamak üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı bir teminat alınmasını isteyebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya alacak bir ilama bağlı ise teminat aranmaz. Devlet ve adli yardıma nail kimseler de teminat göstermek mecburiyetinde değillerdir. Bu maddeye göre alınan muhafaza tedbirleri borçlu aleyhindeki icra takiplerine tesir etmez.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 159. maddesi, iflas davası açılması ile iflas kararı verilmesi arasında geçen (ve bazen yıllar sürebilen) yargılama aşamasında, borçlunun malvarlığını alacaklılardan kaçırmasını veya tüketmesini engellemek amacıyla öngörülen "muhafaza tedbirleri" müessesesini düzenlemektedir. İflas, borçlunun tüm malvarlığının külli bir tasfiyeye tabi tutulmasıdır. Ancak dava açıldığını öğrenen kötü niyetli bir borçlunun şirketin içini boşaltma riski çok yüksektir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile iflas kararının ileride verilecek olası bir mahkûmiyetinin içini doldurmak ve müstakbel iflas masasını güvence altına almak maksadıyla, iflas davasına bakan ticaret mahkemesine çok geniş kapsamlı, adeta "külli ihtiyati haciz" niteliğinde tedbirler alma yetkisi tanıdığını ifade etmektedir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Muhafaza Tedbirleri: Mahkemenin borçlunun malvarlığı üzerinde verebileceği her türlü koruyucu emirdir. Borçlunun mallarının defterinin tutulması (en hafif tedbir), malların mühürlenmesi, banka hesaplarına bloke konulması, taşınmazların tapu kaydına tedbir şerhi işlenmesi veya ticari işletmeye kayyım atanması bu kapsamdadır.
  • Mutlaka Karar Vermeye Mecbur Olunması: Borçlu kendisine gönderilen ödeme emrine yedi günlük süresi içinde itiraz etmemişse, iflas şartları şeklen büyük ölçüde oluşmuş sayıldığından, mahkemenin alacaklının tedbir talebini takdir hakkı olmaksızın kabul etmek zorunda olmasıdır.
  • Defter Tutma İstisnası: Borçlunun malvarlığının sadece dökümünün yapılması ve kaydedilmesi işlemi olup, borçlunun mallar üzerindeki tasarruf yetkisini doğrudan kısıtlamadığı için kanun tarafından teminatsız talep edilebilecek yegâne tedbir olarak belirlenmiştir.
  • Teminat (HUMK m. 96 Atfı): İflas talebinin haksız çıkması ve davanın reddedilmesi ihtimaline binaen, borçlunun veya üçüncü kişilerin mallarına konulan ağır blokajların yaratacağı ticari zararları karşılamak üzere alacaklıdan peşin olarak istenen nakdi veya ayni güvencedir.
  • Takiplere Tesir Etmemesi: İflas davası sırasında mahkemece muhafaza tedbiri kararı verilse bile, borçluya karşı daha önceden başlanmış veya yeni başlanacak cüzi icra (haciz) takiplerinin durmayacağını belirten kuraldır.

3. Sistematik İlişkiler

İİK m. 159, genel usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kurumlarının iflas hukukuna özgülenmiş (külli tasfiyeye hazırlık) bir yansımasıdır. Maddede geçen mülga HUMK m. 96 atfı, günümüzde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) teminata ilişkin 392. ve ihtiyati hacze ilişkin İİK 259. maddeleri bağlamında değerlendirilmelidir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddenin, cüzi icradaki ihtiyati hacizden farklı olarak sadece talep eden alacaklıyı değil, iflas davasının doğası gereği "tüm alacaklıların menfaatini" koruyan kolektif bir koruma kalkanı olduğunu; bu nedenle tedbirlerin uygulanma merciinin icra dairesi değil, doğrudan doğruya "iflas dairesi" (veya teşkilatlanmamış yerlerde o görevi yapan icra dairesi) olarak belirlendiğini ifade etmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B A.Ş. hakkında iflas davası açmıştır. B A.Ş. ödeme emrine itiraz ettiği için mahkeme borcun varlığını yargılamaya başlar. A, şirketin banka hesaplarını boşalttığını belirterek mahkemeden hesaplara bloke konulmasını (muhafaza tedbiri) talep eder. Mahkeme, B A.Ş.'nin ticari itibarının ve faaliyetlerinin zarar görebileceğini değerlendirerek, A'dan alacak miktarının %15'i oranında teminat yatırmasını ister. A bu teminatı yatırdığında iflas dairesi aracılığıyla banka hesaplarına bloke konulur. Şayet A sadece "şirket mallarının defterinin tutulmasını" isteseydi, mahkeme teminat talep edemeyecekti.

(kurmaca senaryo) Alacaklı C'nin gönderdiği iflas ödeme emrine borçlu D firması itiraz etmemiştir. İtirazsızlık üzerine C, iflas davası açarken aynı zamanda D'nin taşınmazlarına ve araçlarına satılamaz şerhi (muhafaza tedbiri) konulmasını talep eder. İİK m. 159'un emredici lafzı gereği, mahkeme itiraz edilmemiş bir ödeme emri varlığında bu tedbiri "mutlaka" vermek zorundadır. Ayrıca, borçlu itiraz etmediği için C'den hiçbir teminat alınmaksızın tedbir kararı iflas dairesine gönderilir ve uygulanır.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık pratiğinde, iflas davası açan alacaklı vekillerinin iflas dilekçelerinin talep kısmına muhafaza tedbirlerini (özellikle defter tutmayı) eklemeyi unutmaları telafisi güç zararlar doğurur. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, iflas davalarının mahkemelerin iş yükü sebebiyle en az birkaç yıl sürdüğünü; şayet alacaklı vekili en baştan İİK m. 159 kapsamında bir muhafaza tedbiri (örneğin defter tutma veya şirkete kayyım atanması) talep etmezse, iflas kararı verildiğinde müvekkilinin karşısında içi tamamen boşaltılmış, "tabela şirketine" dönmüş bir borçlu bulacağını meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır. Teminat yatıracak maddi gücü olmayan müvekkiller için en azından "teminatsız defter tutma" tedbirinin mutlak surette istenmesi, ileride malların kaçırılması halinde tasarrufun iptali davalarında veya iflas taksiratı suçlamalarında güçlü bir delil teşkil edecektir.

7. Eleştirel Değerlendirme

İİK m. 159'un son fıkrasında yer alan "alınan muhafaza tedbirleri borçlu aleyhindeki icra takiplerine tesir etmez" kuralı, iflas hukukunun ruhuyla ve küllilik (topluluk) ilkesiyle çelişen son derece hatalı bir kurgudur. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, mahkemenin iflas masasını korumak ve tüm alacaklıların menfaatini gözetmek için mallara muhafaza tedbiri (örneğin mühür) koymasına rağmen, sırf iflas davası henüz sonuçlanmadı diye dışarıdan gelen uyanık ve hızlı bir haciz alacaklısının bu malları haczettirip sattırmasına müsaade edilmesinin, tedbirin amacını tamamen ortadan kaldırdığını eleştirel bir dille ifade etmektedir. Külli tasfiye ihtimali belirmiş ve mahkemece tedbir konulmuş bir malvarlığının, bireysel (cüzi) takiplere karşı da derhal bir zırha bürünmesi (takiplerin durması) gerekirdi. Ayrıca, kanun metninde hâlâ mülga "HUMK 96'ncı maddesine" atıf yapılması, mevzuatımızın güncellenmesi konusundaki gecikmişliğin bariz bir örneğidir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.