1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 159. maddesi, iflas davası açılması ile iflas
kararı verilmesi arasında geçen (ve bazen yıllar sürebilen) yargılama
aşamasında, borçlunun malvarlığını alacaklılardan kaçırmasını veya tüketmesini
engellemek amacıyla öngörülen "muhafaza tedbirleri" müessesesini
düzenlemektedir. İflas, borçlunun tüm malvarlığının külli bir tasfiyeye tabi
tutulmasıdır. Ancak dava açıldığını öğrenen kötü niyetli bir borçlunun şirketin
içini boşaltma riski çok yüksektir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde,
kanun koyucunun bu madde ile iflas kararının ileride verilecek olası bir
mahkûmiyetinin içini doldurmak ve müstakbel iflas masasını güvence altına almak
maksadıyla, iflas davasına bakan ticaret mahkemesine çok geniş kapsamlı, adeta
"külli ihtiyati haciz" niteliğinde tedbirler alma yetkisi tanıdığını ifade
etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Muhafaza Tedbirleri: Mahkemenin borçlunun malvarlığı üzerinde
verebileceği her türlü koruyucu emirdir. Borçlunun mallarının defterinin
tutulması (en hafif tedbir), malların mühürlenmesi, banka hesaplarına bloke
konulması, taşınmazların tapu kaydına tedbir şerhi işlenmesi veya ticari
işletmeye kayyım atanması bu kapsamdadır.
- Mutlaka Karar Vermeye Mecbur Olunması: Borçlu kendisine gönderilen
ödeme emrine yedi günlük süresi içinde itiraz etmemişse, iflas şartları şeklen
büyük ölçüde oluşmuş sayıldığından, mahkemenin alacaklının tedbir talebini
takdir hakkı olmaksızın kabul etmek zorunda olmasıdır.
- Defter Tutma İstisnası: Borçlunun malvarlığının sadece dökümünün
yapılması ve kaydedilmesi işlemi olup, borçlunun mallar üzerindeki tasarruf
yetkisini doğrudan kısıtlamadığı için kanun tarafından teminatsız talep
edilebilecek yegâne tedbir olarak belirlenmiştir.
- Teminat (HUMK m. 96 Atfı): İflas talebinin haksız çıkması ve davanın
reddedilmesi ihtimaline binaen, borçlunun veya üçüncü kişilerin mallarına
konulan ağır blokajların yaratacağı ticari zararları karşılamak üzere
alacaklıdan peşin olarak istenen nakdi veya ayni güvencedir.
- Takiplere Tesir Etmemesi: İflas davası sırasında mahkemece muhafaza
tedbiri kararı verilse bile, borçluya karşı daha önceden başlanmış veya yeni
başlanacak cüzi icra (haciz) takiplerinin durmayacağını belirten kuraldır.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 159, genel usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz
kurumlarının iflas hukukuna özgülenmiş (külli tasfiyeye hazırlık) bir
yansımasıdır. Maddede geçen mülga HUMK m. 96 atfı, günümüzde Hukuk Muhakemeleri
Kanunu'nun (HMK) teminata ilişkin 392. ve ihtiyati hacze ilişkin İİK 259.
maddeleri bağlamında değerlendirilmelidir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan,
İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddenin, cüzi icradaki ihtiyati
hacizden farklı olarak sadece talep eden alacaklıyı değil, iflas davasının
doğası gereği "tüm alacaklıların menfaatini" koruyan kolektif bir koruma
kalkanı olduğunu; bu nedenle tedbirlerin uygulanma merciinin icra dairesi
değil, doğrudan doğruya "iflas dairesi" (veya teşkilatlanmamış yerlerde o
görevi yapan icra dairesi) olarak belirlendiğini ifade etmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B A.Ş. hakkında iflas davası açmıştır. B
A.Ş. ödeme emrine itiraz ettiği için mahkeme borcun varlığını yargılamaya
başlar. A, şirketin banka hesaplarını boşalttığını belirterek mahkemeden
hesaplara bloke konulmasını (muhafaza tedbiri) talep eder. Mahkeme, B A.Ş.'nin
ticari itibarının ve faaliyetlerinin zarar görebileceğini değerlendirerek,
A'dan alacak miktarının %15'i oranında teminat yatırmasını ister. A bu teminatı
yatırdığında iflas dairesi aracılığıyla banka hesaplarına bloke konulur. Şayet
A sadece "şirket mallarının defterinin tutulmasını" isteseydi, mahkeme teminat
talep edemeyecekti.
(kurmaca senaryo) Alacaklı C'nin gönderdiği iflas ödeme emrine borçlu D
firması itiraz etmemiştir. İtirazsızlık üzerine C, iflas davası açarken aynı
zamanda D'nin taşınmazlarına ve araçlarına satılamaz şerhi (muhafaza tedbiri)
konulmasını talep eder. İİK m. 159'un emredici lafzı gereği, mahkeme itiraz
edilmemiş bir ödeme emri varlığında bu tedbiri "mutlaka" vermek zorundadır.
Ayrıca, borçlu itiraz etmediği için C'den hiçbir teminat alınmaksızın tedbir
kararı iflas dairesine gönderilir ve uygulanır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde, iflas davası açan alacaklı vekillerinin iflas
dilekçelerinin talep kısmına muhafaza tedbirlerini (özellikle defter tutmayı)
eklemeyi unutmaları telafisi güç zararlar doğurur. Talih Uyar, İcra ve İflas
Kanunu Şerhi eserinde, iflas davalarının mahkemelerin iş yükü sebebiyle en az
birkaç yıl sürdüğünü; şayet alacaklı vekili en baştan İİK m. 159 kapsamında bir
muhafaza tedbiri (örneğin defter tutma veya şirkete kayyım atanması) talep
etmezse, iflas kararı verildiğinde müvekkilinin karşısında içi tamamen
boşaltılmış, "tabela şirketine" dönmüş bir borçlu bulacağını meslektaşlara
önemle hatırlatmaktadır. Teminat yatıracak maddi gücü olmayan müvekkiller için
en azından "teminatsız defter tutma" tedbirinin mutlak surette istenmesi,
ileride malların kaçırılması halinde tasarrufun iptali davalarında veya iflas
taksiratı suçlamalarında güçlü bir delil teşkil edecektir.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 159'un son fıkrasında yer alan "alınan muhafaza tedbirleri borçlu
aleyhindeki icra takiplerine tesir etmez" kuralı, iflas hukukunun ruhuyla ve
küllilik (topluluk) ilkesiyle çelişen son derece hatalı bir kurgudur. Ejder
Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, mahkemenin iflas masasını korumak ve
tüm alacaklıların menfaatini gözetmek için mallara muhafaza tedbiri (örneğin
mühür) koymasına rağmen, sırf iflas davası henüz sonuçlanmadı diye dışarıdan
gelen uyanık ve hızlı bir haciz alacaklısının bu malları haczettirip
sattırmasına müsaade edilmesinin, tedbirin amacını tamamen ortadan kaldırdığını
eleştirel bir dille ifade etmektedir. Külli tasfiye ihtimali belirmiş ve
mahkemece tedbir konulmuş bir malvarlığının, bireysel (cüzi) takiplere karşı da
derhal bir zırha bürünmesi (takiplerin durması) gerekirdi. Ayrıca, kanun
metninde hâlâ mülga "HUMK 96'ncı maddesine" atıf yapılması, mevzuatımızın
güncellenmesi konusundaki gecikmişliğin bariz bir örneğidir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 159. maddesi, iflas davası açılması ile iflas kararı verilmesi arasında geçen (ve bazen yıllar sürebilen) yargılama aşamasında, borçlunun malvarlığını alacaklılardan kaçırmasını veya tüketmesini engellemek amacıyla öngörülen "muhafaza tedbirleri" müessesesini düzenlemektedir. İflas, borçlunun tüm malvarlığının külli bir tasfiyeye tabi tutulmasıdır. Ancak dava açıldığını öğrenen kötü niyetli bir borçlunun şirketin içini boşaltma riski çok yüksektir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile iflas kararının ileride verilecek olası bir mahkûmiyetinin içini doldurmak ve müstakbel iflas masasını güvence altına almak maksadıyla, iflas davasına bakan ticaret mahkemesine çok geniş kapsamlı, adeta "külli ihtiyati haciz" niteliğinde tedbirler alma yetkisi tanıdığını ifade etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 159, genel usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kurumlarının iflas hukukuna özgülenmiş (külli tasfiyeye hazırlık) bir yansımasıdır. Maddede geçen mülga HUMK m. 96 atfı, günümüzde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) teminata ilişkin 392. ve ihtiyati hacze ilişkin İİK 259. maddeleri bağlamında değerlendirilmelidir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddenin, cüzi icradaki ihtiyati hacizden farklı olarak sadece talep eden alacaklıyı değil, iflas davasının doğası gereği "tüm alacaklıların menfaatini" koruyan kolektif bir koruma kalkanı olduğunu; bu nedenle tedbirlerin uygulanma merciinin icra dairesi değil, doğrudan doğruya "iflas dairesi" (veya teşkilatlanmamış yerlerde o görevi yapan icra dairesi) olarak belirlendiğini ifade etmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B A.Ş. hakkında iflas davası açmıştır. B A.Ş. ödeme emrine itiraz ettiği için mahkeme borcun varlığını yargılamaya başlar. A, şirketin banka hesaplarını boşalttığını belirterek mahkemeden hesaplara bloke konulmasını (muhafaza tedbiri) talep eder. Mahkeme, B A.Ş.'nin ticari itibarının ve faaliyetlerinin zarar görebileceğini değerlendirerek, A'dan alacak miktarının %15'i oranında teminat yatırmasını ister. A bu teminatı yatırdığında iflas dairesi aracılığıyla banka hesaplarına bloke konulur. Şayet A sadece "şirket mallarının defterinin tutulmasını" isteseydi, mahkeme teminat talep edemeyecekti.
(kurmaca senaryo) Alacaklı C'nin gönderdiği iflas ödeme emrine borçlu D firması itiraz etmemiştir. İtirazsızlık üzerine C, iflas davası açarken aynı zamanda D'nin taşınmazlarına ve araçlarına satılamaz şerhi (muhafaza tedbiri) konulmasını talep eder. İİK m. 159'un emredici lafzı gereği, mahkeme itiraz edilmemiş bir ödeme emri varlığında bu tedbiri "mutlaka" vermek zorundadır. Ayrıca, borçlu itiraz etmediği için C'den hiçbir teminat alınmaksızın tedbir kararı iflas dairesine gönderilir ve uygulanır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde, iflas davası açan alacaklı vekillerinin iflas dilekçelerinin talep kısmına muhafaza tedbirlerini (özellikle defter tutmayı) eklemeyi unutmaları telafisi güç zararlar doğurur. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, iflas davalarının mahkemelerin iş yükü sebebiyle en az birkaç yıl sürdüğünü; şayet alacaklı vekili en baştan İİK m. 159 kapsamında bir muhafaza tedbiri (örneğin defter tutma veya şirkete kayyım atanması) talep etmezse, iflas kararı verildiğinde müvekkilinin karşısında içi tamamen boşaltılmış, "tabela şirketine" dönmüş bir borçlu bulacağını meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır. Teminat yatıracak maddi gücü olmayan müvekkiller için en azından "teminatsız defter tutma" tedbirinin mutlak surette istenmesi, ileride malların kaçırılması halinde tasarrufun iptali davalarında veya iflas taksiratı suçlamalarında güçlü bir delil teşkil edecektir.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 159'un son fıkrasında yer alan "alınan muhafaza tedbirleri borçlu aleyhindeki icra takiplerine tesir etmez" kuralı, iflas hukukunun ruhuyla ve küllilik (topluluk) ilkesiyle çelişen son derece hatalı bir kurgudur. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, mahkemenin iflas masasını korumak ve tüm alacaklıların menfaatini gözetmek için mallara muhafaza tedbiri (örneğin mühür) koymasına rağmen, sırf iflas davası henüz sonuçlanmadı diye dışarıdan gelen uyanık ve hızlı bir haciz alacaklısının bu malları haczettirip sattırmasına müsaade edilmesinin, tedbirin amacını tamamen ortadan kaldırdığını eleştirel bir dille ifade etmektedir. Külli tasfiye ihtimali belirmiş ve mahkemece tedbir konulmuş bir malvarlığının, bireysel (cüzi) takiplere karşı da derhal bir zırha bürünmesi (takiplerin durması) gerekirdi. Ayrıca, kanun metninde hâlâ mülga "HUMK 96'ncı maddesine" atıf yapılması, mevzuatımızın güncellenmesi konusundaki gecikmişliğin bariz bir örneğidir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)