Önceki Bölüm
RESMİ METİN

Yargılama usulü


Madde 158 – (Değişik: 9/11/1988-3494/26 md.) Alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde l66 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahele veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler. Mahkeme, icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak, gerek iflas talebini gerek itiraz ve defileri umumi hükümler dairesinde tetkik ve intac eder. Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 158. maddesi, iflas yoluyla adi takipte uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi önüne taşınmasının ardından işleyecek yargılama usulünü, üçüncü kişi alacaklıların sürece katılımını ve nihai iflas kararının verilmesinden önceki son aşama olan "depo kararını" düzenleyen, iflas yargılamasının kalbi niteliğindeki usul normudur. İflas, sadece alacaklı ile borçlu arasındaki şahsi bir uyuşmazlık değil, borçlunun tüm malvarlığını ve diğer tüm alacaklılarını ilgilendiren külli bir tasfiye sürecidir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile iflas davasına aleniyet kazandırmayı (ilan yoluyla) ve muhtemel muvazaalı (danışıklı) iflas taleplerini engellemek için diğer alacaklılara itiraz hakkı tanımayı amaçladığını; ayrıca borçluya verilen depo kararıyla iflastan kurtulması için son bir şans (köprüden önceki son çıkış) yaratıldığını ifade etmektedir [1, 2].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • İflas Takibinin İlanı: İflas davasının açıldığının, İİK m. 166/2'de belirtilen usullerle (Ticaret Sicili Gazetesi ve tirajı yüksek gazeteler vasıtasıyla) kamuoyuna ve diğer alacaklılara duyurulmasıdır.
  • On Beş Gün İçinde Müdahale veya İtiraz: İlan tarihinden itibaren işleyen, davanın tarafı olmayan diğer alacaklıların mahkemeye başvurarak iflas şartlarının oluşmadığını (örneğin borcun muvazaalı olduğunu) iddia edebilecekleri hak düşürücü süredir.
  • Basit Yargılama Usulü: Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, dilekçeler aşamasının kısa tutulduğu, duruşmaların daha seri ilerlediği ve iflas davasının aciliyeti sebebiyle kanun koyucu tarafından özel olarak emredilen yargılama usulüdür.
  • Depo Kararı: Mahkemenin, borcun varlığına kanaat getirmesi halinde, borçluya "anapara, faiz ve icra masraflarını" yedi gün içinde mahkeme veznesine yatırmasını (depo etmesini) emrettiği kesin süreli ve ihtar içerikli ara karardır.
  • İlk Oturumda İflas Kararı: Depo kararının tebliğine (veya tefhimine) rağmen borçlunun yedi gün içinde parayı vezneye yatırmaması halinde, mahkemenin başkaca bir inceleme yapmaksızın borçlunun iflasına hükmetme zorunluluğudur.

3. Sistematik İlişkiler

İİK m. 158, iflas kararının ilanı usulünü düzenleyen İİK m. 166 ile ayrılmaz bir bütünlük içindedir ve HMK'nın asli müdahale ile basit yargılama usulü hükümlerine İİK bünyesinde özel bir alan açar. İflas davasının açılmasını düzenleyen İİK m. 156'nın usuli devamı niteliğindedir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddedeki "depo kararının" sıradan bir ara karar olmadığını, iflas kararının verilebilmesi için kurucu bir "dava şartı (usuli güvence)" niteliği taşıdığını; usulüne uygun, rakamları net olarak hesaplanmış bir depo kararı verilmeksizin doğrudan iflas kararı verilmesinin mutlak bir bozma sebebi olduğunu belirtmektedir [1, 2].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Alacaklı A, B A.Ş. hakkında Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas davası açmıştır. Mahkeme bu durumu ilan eder. B A.Ş.'nin diğer bir alacaklısı olan C firması, ilanı gördükten 10 gün sonra davaya müdahale dilekçesi vererek; "A ile B'nin aslında birbiriyle husumeti yoktur, B A.Ş. mal kaçırmak ve bizim alacaklarımızı ödememek için A ile danışıklı (muvazaalı) olarak bu iflas davasını kurgulamıştır, iflas talebinin reddini talep ediyoruz" der. Mahkeme, İİK m. 158 uyarınca C'nin bu itirazını ve delillerini basit yargılama usulüyle inceler ve A'nın alacağının gerçek olup olmadığını araştırır.

(kurmaca senaryo) Alacaklı D'nin açtığı iflas davasında mahkeme, borçlu E Limited Şirketinin itirazlarını haksız bulur. Mahkeme, duruşmada E şirketinin vekilinin yüzüne karşı (vicahda) bir "depo kararı" verir. Kararda: "Asıl alacak 1.000.000 TL, işlemiş faiz 150.000 TL ve icra masrafları 30.000 TL olmak üzere toplam 1.180.000 TL'nin 7 gün içinde mahkeme veznesine depo edilmesine, edilmediği takdirde iflas kararı verileceğine" hükmedilir. E şirketi bu 7 gün içinde parayı yatırmaz. Mahkeme, izleyen ilk duruşmada (oturumda) başkaca bir delil incelemesine girmeksizin E şirketinin iflasına hükmeder.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık pratiğinde meslektaşların iflas davalarında (ister alacaklı ister borçlu vekili olsunlar) en çok dikkat etmeleri gereken husus "depo kararının içeriğidir". Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, mahkemelerin zaman zaman "borç miktarının 7 gün içinde depo edilmesine" şeklinde soyut ve rakam içermeyen hatalı kararlar kurduğunu; oysa depo edilecek anapara, faiz ve masraf tutarının kuruşu kuruşuna kararda açıkça hesaplanarak yazılmasının şart olduğunu, borçlu vekillerinin bu şekilde soyut kurulan bir depo kararına uymayarak iflas kararı verilmesi halinde, kararı istinaf/temyiz incelemesinde mutlaka bozdurabileceklerini meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır [1, 2]. Depo masrafına mahkeme harçları dâhil edilmez, sadece icra dosyasındaki masraflar esas alınır.

7. Eleştirel Değerlendirme

İİK m. 158'de düzenlenen 7 günlük depo süresi ve devamındaki "ilk oturumda iflasına karar verilir" şeklindeki emredici lafız, modern ticari hayatın dinamikleri karşısında son derece katı ve acımasız bir kurgudur. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, devasa ticari işletmelerin ve fabrikaların bazen milyonlarca liralık ihtilaflı borçları sadece 7 gün gibi olağanüstü kısa bir sürede nakit olarak mahkeme veznesine depo etmesinin fiilen imkânsız olduğunu; mahkemeye, borçlunun mali yapısına ve borcun büyüklüğüne göre bu süreyi uzatma veya ek süre verme (takdir) hakkı tanınmamasının, özünde kurtarılabilecek ve ekonomiye katma değer sağlayan pek çok şirketin gereksiz yere iflasına (ekonomik ölümüne) yol açtığını eleştirel bir dille ifade etmektedir [1, 2]. Bu sürenin makul bir seviyeye çekilmesi veya hakime takdir yetkisi verilmesi, kanunun ticari gerçekliklerle uyumunu artıracaktır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.