1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 158. maddesi, iflas yoluyla adi takipte
uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi önüne taşınmasının ardından işleyecek
yargılama usulünü, üçüncü kişi alacaklıların sürece katılımını ve nihai iflas
kararının verilmesinden önceki son aşama olan "depo kararını" düzenleyen, iflas
yargılamasının kalbi niteliğindeki usul normudur. İflas, sadece alacaklı ile
borçlu arasındaki şahsi bir uyuşmazlık değil, borçlunun tüm malvarlığını ve
diğer tüm alacaklılarını ilgilendiren külli bir tasfiye sürecidir. Kuru, İcra
ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile iflas davasına aleniyet
kazandırmayı (ilan yoluyla) ve muhtemel muvazaalı (danışıklı) iflas taleplerini
engellemek için diğer alacaklılara itiraz hakkı tanımayı amaçladığını; ayrıca
borçluya verilen depo kararıyla iflastan kurtulması için son bir şans (köprüden
önceki son çıkış) yaratıldığını ifade etmektedir [1, 2].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- İflas Takibinin İlanı: İflas davasının açıldığının, İİK m. 166/2'de
belirtilen usullerle (Ticaret Sicili Gazetesi ve tirajı yüksek gazeteler
vasıtasıyla) kamuoyuna ve diğer alacaklılara duyurulmasıdır.
- On Beş Gün İçinde Müdahale veya İtiraz: İlan tarihinden itibaren
işleyen, davanın tarafı olmayan diğer alacaklıların mahkemeye başvurarak iflas
şartlarının oluşmadığını (örneğin borcun muvazaalı olduğunu) iddia
edebilecekleri hak düşürücü süredir.
- Basit Yargılama Usulü: Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca,
dilekçeler aşamasının kısa tutulduğu, duruşmaların daha seri ilerlediği ve
iflas davasının aciliyeti sebebiyle kanun koyucu tarafından özel olarak
emredilen yargılama usulüdür.
- Depo Kararı: Mahkemenin, borcun varlığına kanaat getirmesi halinde,
borçluya "anapara, faiz ve icra masraflarını" yedi gün içinde mahkeme veznesine
yatırmasını (depo etmesini) emrettiği kesin süreli ve ihtar içerikli ara
karardır.
- İlk Oturumda İflas Kararı: Depo kararının tebliğine (veya tefhimine)
rağmen borçlunun yedi gün içinde parayı vezneye yatırmaması halinde, mahkemenin
başkaca bir inceleme yapmaksızın borçlunun iflasına hükmetme zorunluluğudur.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 158, iflas kararının ilanı usulünü düzenleyen İİK m. 166 ile ayrılmaz
bir bütünlük içindedir ve HMK'nın asli müdahale ile basit yargılama usulü
hükümlerine İİK bünyesinde özel bir alan açar. İflas davasının açılmasını
düzenleyen İİK m. 156'nın usuli devamı niteliğindedir.
Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu
maddedeki "depo kararının" sıradan bir ara karar olmadığını, iflas kararının
verilebilmesi için kurucu bir "dava şartı (usuli güvence)" niteliği taşıdığını;
usulüne uygun, rakamları net olarak hesaplanmış bir depo kararı verilmeksizin
doğrudan iflas kararı verilmesinin mutlak bir bozma sebebi olduğunu
belirtmektedir [1, 2].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A, B A.Ş. hakkında Asliye Ticaret Mahkemesinde
iflas davası açmıştır. Mahkeme bu durumu ilan eder. B A.Ş.'nin diğer bir
alacaklısı olan C firması, ilanı gördükten 10 gün sonra davaya müdahale
dilekçesi vererek; "A ile B'nin aslında birbiriyle husumeti yoktur, B A.Ş. mal
kaçırmak ve bizim alacaklarımızı ödememek için A ile danışıklı (muvazaalı)
olarak bu iflas davasını kurgulamıştır, iflas talebinin reddini talep ediyoruz"
der. Mahkeme, İİK m. 158 uyarınca C'nin bu itirazını ve delillerini basit
yargılama usulüyle inceler ve A'nın alacağının gerçek olup olmadığını
araştırır.
(kurmaca senaryo) Alacaklı D'nin açtığı iflas davasında mahkeme, borçlu E
Limited Şirketinin itirazlarını haksız bulur. Mahkeme, duruşmada E şirketinin
vekilinin yüzüne karşı (vicahda) bir "depo kararı" verir. Kararda: "Asıl alacak
1.000.000 TL, işlemiş faiz 150.000 TL ve icra masrafları 30.000 TL olmak üzere
toplam 1.180.000 TL'nin 7 gün içinde mahkeme veznesine depo edilmesine,
edilmediği takdirde iflas kararı verileceğine" hükmedilir. E şirketi bu 7 gün
içinde parayı yatırmaz. Mahkeme, izleyen ilk duruşmada (oturumda) başkaca bir
delil incelemesine girmeksizin E şirketinin iflasına hükmeder.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde meslektaşların iflas davalarında (ister alacaklı ister
borçlu vekili olsunlar) en çok dikkat etmeleri gereken husus "depo kararının
içeriğidir". Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, mahkemelerin
zaman zaman "borç miktarının 7 gün içinde depo edilmesine" şeklinde soyut ve
rakam içermeyen hatalı kararlar kurduğunu; oysa depo edilecek anapara, faiz ve
masraf tutarının kuruşu kuruşuna kararda açıkça hesaplanarak yazılmasının şart
olduğunu, borçlu vekillerinin bu şekilde soyut kurulan bir depo kararına
uymayarak iflas kararı verilmesi halinde, kararı istinaf/temyiz incelemesinde
mutlaka bozdurabileceklerini meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır [1, 2]. Depo
masrafına mahkeme harçları dâhil edilmez, sadece icra dosyasındaki masraflar
esas alınır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 158'de düzenlenen 7 günlük depo süresi ve devamındaki "ilk oturumda
iflasına karar verilir" şeklindeki emredici lafız, modern ticari hayatın
dinamikleri karşısında son derece katı ve acımasız bir kurgudur. Ejder Yılmaz,
İcra ve İflas Hukuku eserinde, devasa ticari işletmelerin ve fabrikaların
bazen milyonlarca liralık ihtilaflı borçları sadece 7 gün gibi olağanüstü kısa
bir sürede nakit olarak mahkeme veznesine depo etmesinin fiilen imkânsız
olduğunu; mahkemeye, borçlunun mali yapısına ve borcun büyüklüğüne göre bu
süreyi uzatma veya ek süre verme (takdir) hakkı tanınmamasının, özünde
kurtarılabilecek ve ekonomiye katma değer sağlayan pek çok şirketin gereksiz
yere iflasına (ekonomik ölümüne) yol açtığını eleştirel bir dille ifade
etmektedir [1, 2]. Bu sürenin makul bir seviyeye çekilmesi veya hakime takdir
yetkisi verilmesi, kanunun ticari gerçekliklerle uyumunu artıracaktır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 158. maddesi, iflas yoluyla adi takipte uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi önüne taşınmasının ardından işleyecek yargılama usulünü, üçüncü kişi alacaklıların sürece katılımını ve nihai iflas kararının verilmesinden önceki son aşama olan "depo kararını" düzenleyen, iflas yargılamasının kalbi niteliğindeki usul normudur. İflas, sadece alacaklı ile borçlu arasındaki şahsi bir uyuşmazlık değil, borçlunun tüm malvarlığını ve diğer tüm alacaklılarını ilgilendiren külli bir tasfiye sürecidir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile iflas davasına aleniyet kazandırmayı (ilan yoluyla) ve muhtemel muvazaalı (danışıklı) iflas taleplerini engellemek için diğer alacaklılara itiraz hakkı tanımayı amaçladığını; ayrıca borçluya verilen depo kararıyla iflastan kurtulması için son bir şans (köprüden önceki son çıkış) yaratıldığını ifade etmektedir [1, 2].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 158, iflas kararının ilanı usulünü düzenleyen İİK m. 166 ile ayrılmaz bir bütünlük içindedir ve HMK'nın asli müdahale ile basit yargılama usulü hükümlerine İİK bünyesinde özel bir alan açar. İflas davasının açılmasını düzenleyen İİK m. 156'nın usuli devamı niteliğindedir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddedeki "depo kararının" sıradan bir ara karar olmadığını, iflas kararının verilebilmesi için kurucu bir "dava şartı (usuli güvence)" niteliği taşıdığını; usulüne uygun, rakamları net olarak hesaplanmış bir depo kararı verilmeksizin doğrudan iflas kararı verilmesinin mutlak bir bozma sebebi olduğunu belirtmektedir [1, 2].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A, B A.Ş. hakkında Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas davası açmıştır. Mahkeme bu durumu ilan eder. B A.Ş.'nin diğer bir alacaklısı olan C firması, ilanı gördükten 10 gün sonra davaya müdahale dilekçesi vererek; "A ile B'nin aslında birbiriyle husumeti yoktur, B A.Ş. mal kaçırmak ve bizim alacaklarımızı ödememek için A ile danışıklı (muvazaalı) olarak bu iflas davasını kurgulamıştır, iflas talebinin reddini talep ediyoruz" der. Mahkeme, İİK m. 158 uyarınca C'nin bu itirazını ve delillerini basit yargılama usulüyle inceler ve A'nın alacağının gerçek olup olmadığını araştırır.
(kurmaca senaryo) Alacaklı D'nin açtığı iflas davasında mahkeme, borçlu E Limited Şirketinin itirazlarını haksız bulur. Mahkeme, duruşmada E şirketinin vekilinin yüzüne karşı (vicahda) bir "depo kararı" verir. Kararda: "Asıl alacak 1.000.000 TL, işlemiş faiz 150.000 TL ve icra masrafları 30.000 TL olmak üzere toplam 1.180.000 TL'nin 7 gün içinde mahkeme veznesine depo edilmesine, edilmediği takdirde iflas kararı verileceğine" hükmedilir. E şirketi bu 7 gün içinde parayı yatırmaz. Mahkeme, izleyen ilk duruşmada (oturumda) başkaca bir delil incelemesine girmeksizin E şirketinin iflasına hükmeder.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde meslektaşların iflas davalarında (ister alacaklı ister borçlu vekili olsunlar) en çok dikkat etmeleri gereken husus "depo kararının içeriğidir". Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, mahkemelerin zaman zaman "borç miktarının 7 gün içinde depo edilmesine" şeklinde soyut ve rakam içermeyen hatalı kararlar kurduğunu; oysa depo edilecek anapara, faiz ve masraf tutarının kuruşu kuruşuna kararda açıkça hesaplanarak yazılmasının şart olduğunu, borçlu vekillerinin bu şekilde soyut kurulan bir depo kararına uymayarak iflas kararı verilmesi halinde, kararı istinaf/temyiz incelemesinde mutlaka bozdurabileceklerini meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır [1, 2]. Depo masrafına mahkeme harçları dâhil edilmez, sadece icra dosyasındaki masraflar esas alınır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 158'de düzenlenen 7 günlük depo süresi ve devamındaki "ilk oturumda iflasına karar verilir" şeklindeki emredici lafız, modern ticari hayatın dinamikleri karşısında son derece katı ve acımasız bir kurgudur. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, devasa ticari işletmelerin ve fabrikaların bazen milyonlarca liralık ihtilaflı borçları sadece 7 gün gibi olağanüstü kısa bir sürede nakit olarak mahkeme veznesine depo etmesinin fiilen imkânsız olduğunu; mahkemeye, borçlunun mali yapısına ve borcun büyüklüğüne göre bu süreyi uzatma veya ek süre verme (takdir) hakkı tanınmamasının, özünde kurtarılabilecek ve ekonomiye katma değer sağlayan pek çok şirketin gereksiz yere iflasına (ekonomik ölümüne) yol açtığını eleştirel bir dille ifade etmektedir [1, 2]. Bu sürenin makul bir seviyeye çekilmesi veya hakime takdir yetkisi verilmesi, kanunun ticari gerçekliklerle uyumunu artıracaktır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)