1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 156. maddesi, iflas yoluyla adi takip
prosedüründe icra dairesi aşamasının tamamlanarak uyuşmazlığın (ve nihai
tasfiye kararının) Asliye Ticaret Mahkemesi'ne taşındığı evreyi düzenleyen
omurga normdur. Haciz yoluyla takiplerden farklı olarak iflas takiplerinde,
borçlu itiraz etse de etmese de sürecin icra dairesi tarafından resen
yürütülerek sonuçlandırılması mümkün değildir; her halükarda ticaret
mahkemesinin yargısal bir kararına (iflas kararına) ihtiyaç vardır. Kuru, İcra
ve İflas Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun bu madde ile iflas davasının iki
farklı senaryosunu (itirazlı ve itirazsız durumları) tek bir çatı altında
topladığını; borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesinin iflas kararı verilmesi
için tek başına yeterli olmadığını, mahkemenin iflas şartlarını mutlaka re'sen
inceleyeceğini ifade etmektedir. İİK m. 157 ise, alacaklıların iflas tehdidini
borçlu üzerinde sürekli bir şantaj aracına dönüştürmesini engellemek maksadıyla
getirilmiş "bir aylık" bekleme (soğuma) süresini düzenleyen bir usul
güvencesidir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- İtiraz Olunmamışsa İflas Kararı İsteme: Borçlunun yedi günlük yasal
süre içinde icra dairesine borca veya iflasa tabi olmadığına dair bir itiraz
sunmaması halinde, alacaklının Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığı mutlak iflas
davasıdır.
- Ödeme Emrine İtiraz Etmediğini Mübeyyin Nüsha: İcra dairesi tarafından
üzerine "süresi içinde itiraz edilmemiştir / kesinleşmiştir" şerhi (derkenarı)
düşülen, davanın mahkemede görülebilmesi için zorunlu olan ispat belgesidir.
- İtirazın Kaldırılması ile Beraber İflas Kararı Verilmesi: Borçlu icra
dairesinde takibe itiraz etmişse, alacaklının açacağı davada ticaret
mahkemesinden önce alacağın varlığını tespit ederek (itirazı kaldırarak),
ardından aynı dava içinde iflas kararı vermesini talep ettiği "kombine
(birleşik)" dava türüdür.
- Bir Senelik Düşme Süresi: Ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği
tarihten itibaren işlemeye başlayan, alacaklının iflas davası açması için
kanunun öngördüğü bir yıllık kesin hak düşürücü süredir.
- Talebin Geri Alınması (m. 157): İflas davası açan alacaklının davadan
feragat etmesi veya davasını geri alması neticesinde, aynı borçluya karşı
yeniden iflas davası açabilmesi için beklemek zorunda olduğu bir aylık emredici
bekleme süresidir.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 156 hükmü, genel haciz yolundaki "itirazın iptali (m. 67)" ve "itirazın
kaldırılması (m. 68)" kurumlarının iflas hukukundaki özel ve birleştirilmiş
muadilidir. Haciz yolunda itirazı kaldırmak için icra mahkemesine, itirazı
iptal için genel mahkemelere gidilirken; m. 156 sayesinde iflas hukukunda yetki
tamamen Asliye Ticaret Mahkemesinde toplanmıştır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin
Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında [1], bu maddenin usul ekonomisi
bakımından büyük bir devrim niteliğinde olduğunu; ticaret mahkemesinin önce bir
alacak davası hakimi gibi delilleri toplayıp borcun varlığını incelediğini,
alacağı tespit ederse derhal bir iflas hakimi kimliğine bürünerek depo kararı
ve iflas kararı safhasına geçtiğini belirtmektedir. Bu madde aynı zamanda
yetkiyi düzenleyen İİK m. 154 ile doğrudan bağlantılıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B A.Ş.'ye iflas yoluyla adi takip
başlatır ve ödeme emri B'ye tebliğ edilir. B A.Ş. süresi içinde itiraz etmez.
Takip icra dairesinde kesinleşir. A, icra müdürlüğünden "itiraz edilmediğine
dair derkenarlı ödeme emri suretini" alarak Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas
davası açar. Mahkeme borcun esasına girmez, sadece şekli şartların tamam
olduğunu görür ve borçluya borcu ödemesi (depo etmesi) için süre verir;
ödenmeyince doğrudan iflas kararı verir.
(kurmaca senaryo) Alacaklı C'nin gönderdiği iflas ödeme emrine, borçlu D
şirketi "Böyle bir borcumuz yoktur" diyerek itiraz eder ve takip durur. C,
Ticaret Mahkemesinde İİK m. 156/3 uyarınca dava açar. Dava dilekçesinde sadece
"D'nin iflasına karar verilsin" yazar. İtirazın kaldırılmasını talep etmeyi
unutur. Mahkeme, ortada henüz kaldırılmış bir itiraz olmadığı ve talep
dilekçesinde bu yönde (itirazın kaldırılması) bir istek bulunmadığı için davayı
usulden reddeder.
(kurmaca senaryo) Alacaklı E, borçlu F aleyhine iflas davası açmıştır. Ancak
duruşma öncesi taraflar ödeme planında anlaşır ve E, iflas talebini mahkemeden
geri alır. Aradan 10 gün geçtikten sonra F ödeme sözünü tutmaz. E derhal yeni
bir iflas davası açmak ister. İİK m. 157'nin amir hükmü gereğince, E davasını
geri aldığı tarihten itibaren 1 ay geçmedikçe yeni bir iflas talebinde
bulunamayacağından, açacağı bu ikinci dava bir aylık süre dolmadığı
gerekçesiyle mahkemece reddedilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde, iflas yoluyla takipte meslektaşların en sık
düşebilecekleri ölümcül hata sürelerin hesabıdır. Talih Uyar, İcra ve İflas
Kanunu Şerhi eserinde [1], alacaklı vekillerinin iflas davası açmak için sahip
oldukları 1 yıllık sürenin, itirazın yapıldığı tarihten değil mutlak surette
"ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği" tarihten itibaren işlemeye
başladığını; ayrıca borçlu itiraz etmişse açılacak davada talep sonucuna
mutlaka "itirazın kaldırılması ile birlikte iflas kararı verilmesi" şeklinde
ikili bir beyan yazılması gerektiğini, aksi halde davanın reddedileceğini
meslektaşlara hayati bir kural olarak önemle hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 156'nın itirazlı iflas davasına ilişkin kurgusu, pratik görünmekle
birlikte borçlu açısından ciddi adaletsizliklere yol açabilmektedir. Ejder
Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde [1], aynı mahkemenin hem genel
hükümlere göre uzun ve detaylı bir alacak yargılaması (itirazın kaldırılması
incelemesi) yapıp hem de çok hızlı ve kamu düzenini ilgilendiren bir iflas
yargılamasını aynı dosya üzerinden yürütmesinin mahkemelerin iş yükü ve
yargılama usulleri (basit yargılama / yazılı yargılama) arasında karmaşaya
neden olduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir. Ayrıca, İİK m. 157'de yer
alan "bir ay geçmedikçe yenilenemez" kuralındaki bir aylık bekleme süresi,
modern ticari hayatta kötüniyetli alacaklıların iflas davasını geri alıp sadece
30 gün sonra tekrar dava açarak şirketi sürekli iflas tehdidi (şantajı) altında
tutabilmesine olanak tanıyacak kadar kısadır; bu sürenin en az altı aya
çıkarılması, ticari işletmelerin huzuru için elzemdir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 156. maddesi, iflas yoluyla adi takip prosedüründe icra dairesi aşamasının tamamlanarak uyuşmazlığın (ve nihai tasfiye kararının) Asliye Ticaret Mahkemesi'ne taşındığı evreyi düzenleyen omurga normdur. Haciz yoluyla takiplerden farklı olarak iflas takiplerinde, borçlu itiraz etse de etmese de sürecin icra dairesi tarafından resen yürütülerek sonuçlandırılması mümkün değildir; her halükarda ticaret mahkemesinin yargısal bir kararına (iflas kararına) ihtiyaç vardır. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun bu madde ile iflas davasının iki farklı senaryosunu (itirazlı ve itirazsız durumları) tek bir çatı altında topladığını; borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesinin iflas kararı verilmesi için tek başına yeterli olmadığını, mahkemenin iflas şartlarını mutlaka re'sen inceleyeceğini ifade etmektedir. İİK m. 157 ise, alacaklıların iflas tehdidini borçlu üzerinde sürekli bir şantaj aracına dönüştürmesini engellemek maksadıyla getirilmiş "bir aylık" bekleme (soğuma) süresini düzenleyen bir usul güvencesidir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 156 hükmü, genel haciz yolundaki "itirazın iptali (m. 67)" ve "itirazın kaldırılması (m. 68)" kurumlarının iflas hukukundaki özel ve birleştirilmiş muadilidir. Haciz yolunda itirazı kaldırmak için icra mahkemesine, itirazı iptal için genel mahkemelere gidilirken; m. 156 sayesinde iflas hukukunda yetki tamamen Asliye Ticaret Mahkemesinde toplanmıştır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında [1], bu maddenin usul ekonomisi bakımından büyük bir devrim niteliğinde olduğunu; ticaret mahkemesinin önce bir alacak davası hakimi gibi delilleri toplayıp borcun varlığını incelediğini, alacağı tespit ederse derhal bir iflas hakimi kimliğine bürünerek depo kararı ve iflas kararı safhasına geçtiğini belirtmektedir. Bu madde aynı zamanda yetkiyi düzenleyen İİK m. 154 ile doğrudan bağlantılıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B A.Ş.'ye iflas yoluyla adi takip başlatır ve ödeme emri B'ye tebliğ edilir. B A.Ş. süresi içinde itiraz etmez. Takip icra dairesinde kesinleşir. A, icra müdürlüğünden "itiraz edilmediğine dair derkenarlı ödeme emri suretini" alarak Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas davası açar. Mahkeme borcun esasına girmez, sadece şekli şartların tamam olduğunu görür ve borçluya borcu ödemesi (depo etmesi) için süre verir; ödenmeyince doğrudan iflas kararı verir.
(kurmaca senaryo) Alacaklı C'nin gönderdiği iflas ödeme emrine, borçlu D şirketi "Böyle bir borcumuz yoktur" diyerek itiraz eder ve takip durur. C, Ticaret Mahkemesinde İİK m. 156/3 uyarınca dava açar. Dava dilekçesinde sadece "D'nin iflasına karar verilsin" yazar. İtirazın kaldırılmasını talep etmeyi unutur. Mahkeme, ortada henüz kaldırılmış bir itiraz olmadığı ve talep dilekçesinde bu yönde (itirazın kaldırılması) bir istek bulunmadığı için davayı usulden reddeder.
(kurmaca senaryo) Alacaklı E, borçlu F aleyhine iflas davası açmıştır. Ancak duruşma öncesi taraflar ödeme planında anlaşır ve E, iflas talebini mahkemeden geri alır. Aradan 10 gün geçtikten sonra F ödeme sözünü tutmaz. E derhal yeni bir iflas davası açmak ister. İİK m. 157'nin amir hükmü gereğince, E davasını geri aldığı tarihten itibaren 1 ay geçmedikçe yeni bir iflas talebinde bulunamayacağından, açacağı bu ikinci dava bir aylık süre dolmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde, iflas yoluyla takipte meslektaşların en sık düşebilecekleri ölümcül hata sürelerin hesabıdır. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde [1], alacaklı vekillerinin iflas davası açmak için sahip oldukları 1 yıllık sürenin, itirazın yapıldığı tarihten değil mutlak surette "ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği" tarihten itibaren işlemeye başladığını; ayrıca borçlu itiraz etmişse açılacak davada talep sonucuna mutlaka "itirazın kaldırılması ile birlikte iflas kararı verilmesi" şeklinde ikili bir beyan yazılması gerektiğini, aksi halde davanın reddedileceğini meslektaşlara hayati bir kural olarak önemle hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 156'nın itirazlı iflas davasına ilişkin kurgusu, pratik görünmekle birlikte borçlu açısından ciddi adaletsizliklere yol açabilmektedir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde [1], aynı mahkemenin hem genel hükümlere göre uzun ve detaylı bir alacak yargılaması (itirazın kaldırılması incelemesi) yapıp hem de çok hızlı ve kamu düzenini ilgilendiren bir iflas yargılamasını aynı dosya üzerinden yürütmesinin mahkemelerin iş yükü ve yargılama usulleri (basit yargılama / yazılı yargılama) arasında karmaşaya neden olduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir. Ayrıca, İİK m. 157'de yer alan "bir ay geçmedikçe yenilenemez" kuralındaki bir aylık bekleme süresi, modern ticari hayatta kötüniyetli alacaklıların iflas davasını geri alıp sadece 30 gün sonra tekrar dava açarak şirketi sürekli iflas tehdidi (şantajı) altında tutabilmesine olanak tanıyacak kadar kısadır; bu sürenin en az altı aya çıkarılması, ticari işletmelerin huzuru için elzemdir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)