Son Madde
RESMİ METİN

İflas talebi ve müddeti


Madde 156 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir. Bu dilekçeye borçlunun ödeme emrine itiraz etmediğini mübeyyin ödeme emri nüshasının raptedilmesi lazımdır. Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir. İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer. Talebin geri alınması ve yenilenmesi:

Madde 157 – İflas talebini geri alan alacaklı bir ay geçmedikçe bu talebini yenileyemez.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 156. maddesi, iflas yoluyla adi takip prosedüründe icra dairesi aşamasının tamamlanarak uyuşmazlığın (ve nihai tasfiye kararının) Asliye Ticaret Mahkemesi'ne taşındığı evreyi düzenleyen omurga normdur. Haciz yoluyla takiplerden farklı olarak iflas takiplerinde, borçlu itiraz etse de etmese de sürecin icra dairesi tarafından resen yürütülerek sonuçlandırılması mümkün değildir; her halükarda ticaret mahkemesinin yargısal bir kararına (iflas kararına) ihtiyaç vardır. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun bu madde ile iflas davasının iki farklı senaryosunu (itirazlı ve itirazsız durumları) tek bir çatı altında topladığını; borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesinin iflas kararı verilmesi için tek başına yeterli olmadığını, mahkemenin iflas şartlarını mutlaka re'sen inceleyeceğini ifade etmektedir. İİK m. 157 ise, alacaklıların iflas tehdidini borçlu üzerinde sürekli bir şantaj aracına dönüştürmesini engellemek maksadıyla getirilmiş "bir aylık" bekleme (soğuma) süresini düzenleyen bir usul güvencesidir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • İtiraz Olunmamışsa İflas Kararı İsteme: Borçlunun yedi günlük yasal süre içinde icra dairesine borca veya iflasa tabi olmadığına dair bir itiraz sunmaması halinde, alacaklının Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığı mutlak iflas davasıdır.
  • Ödeme Emrine İtiraz Etmediğini Mübeyyin Nüsha: İcra dairesi tarafından üzerine "süresi içinde itiraz edilmemiştir / kesinleşmiştir" şerhi (derkenarı) düşülen, davanın mahkemede görülebilmesi için zorunlu olan ispat belgesidir.
  • İtirazın Kaldırılması ile Beraber İflas Kararı Verilmesi: Borçlu icra dairesinde takibe itiraz etmişse, alacaklının açacağı davada ticaret mahkemesinden önce alacağın varlığını tespit ederek (itirazı kaldırarak), ardından aynı dava içinde iflas kararı vermesini talep ettiği "kombine (birleşik)" dava türüdür.
  • Bir Senelik Düşme Süresi: Ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlayan, alacaklının iflas davası açması için kanunun öngördüğü bir yıllık kesin hak düşürücü süredir.
  • Talebin Geri Alınması (m. 157): İflas davası açan alacaklının davadan feragat etmesi veya davasını geri alması neticesinde, aynı borçluya karşı yeniden iflas davası açabilmesi için beklemek zorunda olduğu bir aylık emredici bekleme süresidir.

3. Sistematik İlişkiler

İİK m. 156 hükmü, genel haciz yolundaki "itirazın iptali (m. 67)" ve "itirazın kaldırılması (m. 68)" kurumlarının iflas hukukundaki özel ve birleştirilmiş muadilidir. Haciz yolunda itirazı kaldırmak için icra mahkemesine, itirazı iptal için genel mahkemelere gidilirken; m. 156 sayesinde iflas hukukunda yetki tamamen Asliye Ticaret Mahkemesinde toplanmıştır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında [1], bu maddenin usul ekonomisi bakımından büyük bir devrim niteliğinde olduğunu; ticaret mahkemesinin önce bir alacak davası hakimi gibi delilleri toplayıp borcun varlığını incelediğini, alacağı tespit ederse derhal bir iflas hakimi kimliğine bürünerek depo kararı ve iflas kararı safhasına geçtiğini belirtmektedir. Bu madde aynı zamanda yetkiyi düzenleyen İİK m. 154 ile doğrudan bağlantılıdır.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B A.Ş.'ye iflas yoluyla adi takip başlatır ve ödeme emri B'ye tebliğ edilir. B A.Ş. süresi içinde itiraz etmez. Takip icra dairesinde kesinleşir. A, icra müdürlüğünden "itiraz edilmediğine dair derkenarlı ödeme emri suretini" alarak Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas davası açar. Mahkeme borcun esasına girmez, sadece şekli şartların tamam olduğunu görür ve borçluya borcu ödemesi (depo etmesi) için süre verir; ödenmeyince doğrudan iflas kararı verir.

(kurmaca senaryo) Alacaklı C'nin gönderdiği iflas ödeme emrine, borçlu D şirketi "Böyle bir borcumuz yoktur" diyerek itiraz eder ve takip durur. C, Ticaret Mahkemesinde İİK m. 156/3 uyarınca dava açar. Dava dilekçesinde sadece "D'nin iflasına karar verilsin" yazar. İtirazın kaldırılmasını talep etmeyi unutur. Mahkeme, ortada henüz kaldırılmış bir itiraz olmadığı ve talep dilekçesinde bu yönde (itirazın kaldırılması) bir istek bulunmadığı için davayı usulden reddeder.

(kurmaca senaryo) Alacaklı E, borçlu F aleyhine iflas davası açmıştır. Ancak duruşma öncesi taraflar ödeme planında anlaşır ve E, iflas talebini mahkemeden geri alır. Aradan 10 gün geçtikten sonra F ödeme sözünü tutmaz. E derhal yeni bir iflas davası açmak ister. İİK m. 157'nin amir hükmü gereğince, E davasını geri aldığı tarihten itibaren 1 ay geçmedikçe yeni bir iflas talebinde bulunamayacağından, açacağı bu ikinci dava bir aylık süre dolmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedilir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık pratiğinde, iflas yoluyla takipte meslektaşların en sık düşebilecekleri ölümcül hata sürelerin hesabıdır. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde [1], alacaklı vekillerinin iflas davası açmak için sahip oldukları 1 yıllık sürenin, itirazın yapıldığı tarihten değil mutlak surette "ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği" tarihten itibaren işlemeye başladığını; ayrıca borçlu itiraz etmişse açılacak davada talep sonucuna mutlaka "itirazın kaldırılması ile birlikte iflas kararı verilmesi" şeklinde ikili bir beyan yazılması gerektiğini, aksi halde davanın reddedileceğini meslektaşlara hayati bir kural olarak önemle hatırlatmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

İİK m. 156'nın itirazlı iflas davasına ilişkin kurgusu, pratik görünmekle birlikte borçlu açısından ciddi adaletsizliklere yol açabilmektedir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde [1], aynı mahkemenin hem genel hükümlere göre uzun ve detaylı bir alacak yargılaması (itirazın kaldırılması incelemesi) yapıp hem de çok hızlı ve kamu düzenini ilgilendiren bir iflas yargılamasını aynı dosya üzerinden yürütmesinin mahkemelerin iş yükü ve yargılama usulleri (basit yargılama / yazılı yargılama) arasında karmaşaya neden olduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir. Ayrıca, İİK m. 157'de yer alan "bir ay geçmedikçe yenilenemez" kuralındaki bir aylık bekleme süresi, modern ticari hayatta kötüniyetli alacaklıların iflas davasını geri alıp sadece 30 gün sonra tekrar dava açarak şirketi sürekli iflas tehdidi (şantajı) altında tutabilmesine olanak tanıyacak kadar kısadır; bu sürenin en az altı aya çıkarılması, ticari işletmelerin huzuru için elzemdir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.