RESMİ METİN

Ödeme emri ve münderecatı


Madde 155 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Borçlu iflas yoliyle takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 155. maddesi, "iflas yoluyla adi takip" usulünün başlangıç noktası olan ödeme emrinin içeriğini ve borçluya yapılacak kanuni ihtaratı düzenlemektedir. Türk icra hukukunda bir alacaklı, kural olarak alacağını tahsil etmek için haciz yoluna başvurur. Ancak borçlu kanun gereği iflasa tabi kişilerden (tacirlerden) ise, alacaklı haciz yerine iflas yolunu seçme hakkına sahiptir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun bu madde ile iflas takibini sıradan bir haciz takibinden net bir şekilde ayırdığını; iflasın borçlunun ticari hayatını sona erdirecek derecede ağır sonuçları olması sebebiyle, gönderilecek ödeme emrinde borçluya "borcu ödemezse iflas davası açılacağı" ihtarının mutlak surette yapılmasını emrettiğini ifade etmektedir. Bu madde, iflas davasının usuli temelini ve ön şartını oluşturur.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • İflas Yoluyla Takibe Tabi Şahıslar: Temel olarak Türk Ticaret Kanunu (TTK) anlamında tacir niteliği taşıyan gerçek veya tüzel kişiler ile özel kanunlarında iflasa tabi olduğu belirtilen (örneğin donatanlar, banka yöneticileri) kimselerdir.
  • Alacaklı İsterse: Alacaklıya tanınmış olan seçimlik haktır. Borçlu tacir dahi olsa, alacaklı iflas istemek zorunda değildir; dilerse genel haciz yoluyla takibe de geçebilir. Ancak iflası seçmişse bu iradesini takip talebinde açıkça belirtmelidir.
  • İflas Talebinde Bulunulacağı İhtarı: Yedi gün içinde borç ödenmezse alacaklının Asliye Ticaret Mahkemesi'nde iflas davası açabileceğine dair resmi uyarıdır. Bu ihtar ödeme emrinde yoksa iflas davası açılamaz.
  • İflasa Tabi Olunmadığına İtiraz: Borçlunun esasa (borca) itiraz etmeksizin veya borca itirazla birlikte, "Ben tacir değilim, dolayısıyla benim hakkımda iflas yoluyla takip yapılamaz" şeklindeki itirazıdır.
  • Konkordato Teklif Edebileceği: Borçluya ticari hayatını kurtarabilmesi adına, iflas etmek yerine alacaklılarıyla bir anlaşma zemini (konkordato) arayabileceği yönünde yapılan yasal hatırlatmadır.

3. Sistematik İlişkiler

İİK m. 155, iflas yoluyla takibin icra dairesindeki evresini şekillendiren norm olarak, haciz ve iflas yollarından birini seçme hakkı veren İİK m. 43 ile doğrudan bağlantılıdır. Maddede belirtilen ödeme emri (Örnek No: 11), genel haciz yolundaki ödeme emrinden (Örnek No: 7) tamamen farklı bir hukuki rejime tabidir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında [1], bu maddede düzenlenen ödeme emrine karşı icra dairesine yapılacak itirazın takibi kendiliğinden durduracağını, itirazın kaldırılması veya iptali prosedürünün ise genel haciz yolundan ayrılarak doğrudan doğruya ticaret mahkemesinde açılacak iflas davasının (İİK m. 156) içinde bir "ön sorun" olarak çözüleceğini belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B limited şirketi aleyhine takip başlatırken, icra dairesinden yanlışlıkla genel haciz yoluna ilişkin ödeme emri (Örnek No: 7) talep etmiş ve bu belge B'ye tebliğ edilmiştir. B, 7 gün içinde borcu ödememiştir. A, bu ödeme emrine dayanarak Asliye Ticaret Mahkemesinde B'nin iflasına karar verilmesi talebiyle dava açar. Mahkeme, B'ye gönderilen ödeme emrinde İİK m. 155 gereğince yapılması zorunlu olan "iflas talebinde bulunulabileceği" ihtarının yer almadığını tespit ederek iflas davasını usulden (dava şartı yokluğundan) reddeder.

(kurmaca senaryo) Alacaklı C, borçlu D (bir dernek) aleyhine iflas yoluyla adi takip başlatmış ve İİK m. 155'e uygun ödeme emri göndermiştir. D derneği yöneticileri, 7 gün içinde icra dairesine itiraz dilekçesi vererek, "Borcu kabul etmiyoruz, ayrıca derneğimiz kamu yararına çalışan bir dernek olduğundan tacir sıfatına sahip değildir ve iflasa tabi değildir" derler. Takip durur. Alacaklı C, iflas davası açtığında mahkeme öncelikle derneğin iflasa tabi olup olmadığını inceleyecek, şayet iflasa tabi değilse alacağın esasına dahi girmeden davayı reddedecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık pratiğinde, alacaklı vekillerinin iflas takibi başlatırken en sık yaptıkları usuli hata, UYAP üzerinden takip talebini hazırlarken takip yolunu "Genel Haciz Yolu" olarak seçip, sonradan dilekçeye iflas istediklerini yazmalarıdır. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde [1], alacaklı vekilinin takip talebinde takip yolunu açıkça "İflas Yoluyla Adi Takip" olarak seçmesinin ve borçluya mutlak surette "Örnek No: 11" ödeme emrinin tebliğ edilmesini sağlamasının zorunlu olduğunu; aksi takdirde icra müdürlüğünün hatalı evrak düzenlemesi halinde bile sorumluluğun (ve iflas davasının reddedilmesi riskinin) alacaklı avukatına ait olacağını meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

İİK m. 155, iflas yoluyla adi takibin başlangıcını oldukça net hatlarla çizmekle birlikte, uygulamada kötüniyetli alacaklılar tarafından sıklıkla bir "baskı aracı" olarak istismar edilmektedir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde [1], aslında iflas davası açmayı düşünmeyen veya alacağı şüpheli (çekişmeli) olan bazı alacaklıların, sırf borçlu şirketi ticari itibarıyla tehdit etmek ve ödemeye zorlamak maksadıyla bu yola başvurduklarını; kanunun borçluya sadece 7 günlük bir düşünme ve ödeme süresi verip ardından doğrudan iflas davası tehdidiyle baş başa bırakmasının ticari hayatın gerçekleriyle bağdaşmadığını eleştirel bir dille ifade etmektedir. Zira "iflas yoluyla takip başlatıldığı" bilgisinin bankalara ve piyasaya yansıması bile borçlu şirketin kredibilitesini anında yok edebilmektedir. Bu nedenle iflas takiplerinde, takibin açılmasından ziyade en azından alacağın belirli bir ispat gücüne sahip belgelere dayanması ön şartı getirilmelidir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.