RESMİ METİN

İpotekli alacakta alacaklının gaip bulunması veya borcu almaktan imtinaı


Madde 153 – İpotekle temin edilmiş ve vadesi gelmiş bir alacağın borçlusu icra dairesine müracaatla alacaklısının gaip ve yerleşim yerinin meçhul bulunduğunu veya borcu almaktan ve ipoteği çözmekten imtina ettiğini beyan ederse icra dairesi on beş gün içinde daireye gelerek parayı almasını ve ipoteği çözmesini alacaklıya usulüne göre tebliğ eder. Alacaklı bu müddet içinde gelmediği veya gelipte kanunen makbul bir sebep beyan etmeksizin parayı almaktan ve ipoteği çözmekten imtina eylediği takdirde borçlu borcunu icra dairesine tamamiyle yatırırsa icra mahkemesi verilen paranın alacaklı namına hıfzına ve ipotek kaydının terkinine karar verir. Bu karar tapu dairesine tebliğ edilerek ipotekli taşınmazın sicilline geçirilir. Vadesi gelmeyen borcun ipotek senedi mucibince işlemiş ve işleyecek bütün faizleri ile birlikte tediyesini deruhde eden borçlu hakkında da yukarıki hüküm cereyan eder. (Ek: 29/6/1956-6763/42 md.; Mülga üçüncü fıkra: 14/1/2011-6103/41 md.) Rehnin paraya çevrilmesine ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması:

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 153. maddesi, ipotekle teminat altına alınmış bir borcun ifa edilmek istenmesine rağmen alacaklının ortada bulunmaması (gaip olması) veya kötü niyetle ifayı kabulden kaçınması (alacaklı temerrüdü) hallerinde, borçluya ipotek yükünden kurtulma imkânı veren istisnai ve oldukça pratik bir usul normudur. Kural olarak, ipoteğin tapu sicilinden terkini (silinmesi) için alacaklının bizzat tapu müdürlüğüne giderek fek (kaldırma) yazısı vermesi veya genel mahkemelerde uzun süren bir "ipoteğin fekki" davası açılması gerekir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile borçluya, alacaklının temerrüdü veya yokluğu hallerinde mülkiyet hakkını sınırlandıran ipoteği tek taraflı olarak kaldırma ve taşınmazını hukuki yüklerden süratle arındırma imkânı sunduğunu ifade etmektedir. Bu hüküm, icra teşkilatına adeta "çekişmesiz yargı" işlevi yükleyen, tasfiye edici bir karakter taşır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Gaip veya Yerleşim Yerinin Meçhul Olması: İpotek alacaklısının adresinin bilinmemesi, yurtdışına gitmiş olması, vefat etmiş ancak mirasçılarının bulunamaması gibi fiili imkânsızlık halleridir.
  • Borcu Almaktan ve İpoteği Çözmekten İmtina: Alacaklının bilinen bir adresi olmasına rağmen, sırf borçluya zarar vermek veya taşınmazın satışını engellemek amacıyla, kendisine teklif edilen ifayı (ödeme tutarını) haklı bir sebep olmaksızın reddetmesidir (Alacaklı temerrüdü).
  • On Beş Günlük İhtar: İcra dairesinin, borçlunun talebi üzerine alacaklıya (adresi biliniyorsa doğrudan, bilinmiyorsa ilanen) gönderdiği ve "15 gün içinde gelip parayı almasını, aksi takdirde ipoteğin zorla çözüleceğini" bildiren resmi tebligattır.
  • Alacaklı Namına Hıfz ve Terkin: 15 günlük süre geçtikten sonra alacaklı gelmezse, borçlunun borç miktarını (ana para ve fer'ileriyle birlikte) icra dairesi hesabına yatırması (tevdi etmesi) ve bunun üzerine icra mahkemesinin kararıyla paranın alacaklı adına güvenceye alınıp, tapudaki ipotek şerhinin silinmesi (terkin) işlemidir.
  • Vadesi Gelmeyen Borcun Erken İfası: Borçlunun, henüz vadesi dolmamış bir borcu, ipotek senedinde yazan vade sonuna kadar işleyecek tüm faizleri peşin olarak ödemeyi kabul etmesi şartıyla, bu madde hükmünden faydalanarak ipoteği vaktinden önce kaldırabilmesi kurgusudur.

3. Sistematik İlişkiler

İİK m. 153 hükmü, Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) düzenlenen "alacaklı temerrüdü" ve "tevdi mahalli (ödeme yeri) tayini" müesseselerinin, ipotekli taşınmazlara özgülenmiş ve icra hukuku usulüne entegre edilmiş özel (lex specialis) bir versiyonudur. Madde aynı zamanda, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) ipoteğin sona ermesi ve terkinine ilişkin hükümleriyle doğrudan bir maddi hukuk bağına sahiptir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu hükmün maddi hukuk ile şekli (usul) hukukun en güzel kesişim noktalarından biri olduğunu; borçluyu Asliye Hukuk Mahkemelerinde yıllarca sürecek eda veya tespit davalarından kurtararak, icra mahkemesinin dar ve seri yargılama usulüyle mülkiyetin özgürleştirilmesini sağladığını belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Borçlu A, evinin üzerinde bulunan 200.000 TL'lik şahıs ipoteğini ödeyerek evini satmak istemektedir. Ancak ipotek alacaklısı B, yıllar önce yurtdışına yerleşmiş ve izini kaybettirmiştir. A, İİK m. 153 uyarınca bulunduğu yer icra dairesine başvurarak B'nin gaip olduğunu beyan eder. İcra dairesi, ilanen tebligat yoluyla B'ye 15 günlük süre verir. Süre dolduğunda B ortaya çıkmaz. Borçlu A, 200.000 TL'yi icra dairesinin banka hesabına yatırır. Dosya icra mahkemesine gönderilir ve mahkeme "paranın B namına hıfzına ve tapudaki ipoteğin terkinine" karar verir. Bu karar tapuya gönderilerek ev ipotekten temizlenir ve A evini rahatça satar.

(kurmaca senaryo) Borçlu C, alacaklı D'ye olan ipotekli borcunun vadesi gelince parayı hazırlayıp D'yi tapuya çağırmıştır. Ancak D, C ile aralarındaki başka bir ticari husumet sebebiyle C'yi zor durumda bırakmak için "Paranı istemiyorum, ipoteği de kaldırmıyorum" diyerek imtina eder. C derhal icra dairesine başvurur. İcra dairesi D'ye 15 günlük muhtıra gönderir. D gelip makbul bir sebep göstermezse, C borcu icra veznesine yatırır ve icra mahkemesi kararıyla ipoteği sildirir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık pratiğinde, ipotek borcunu ödemek isteyen ancak alacaklıyı bulamayan veya alacaklının kaprisleriyle karşılaşan borçlu müvekkiller için bu madde tam bir can simididir. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde [1], uygulamada borçlu vekillerinin gereksiz yere asliye hukuk mahkemelerinde harca tabi ve uzun süren "ipoteğin fekki" davaları açtıklarını, oysa İİK m. 153'ün şartları oluştuğunda (borcun likit ve muaccel olduğu kesin borç ipoteklerinde) icra dairesi ve icra mahkemesi kanalıyla bu işlemin çok daha hızlı, basit yargılama usulüyle ve maktu harçla çözülebileceğini meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır. Burada avukatların dikkat etmesi gereken en kritik nokta, icra dairesine yatırılacak tutarın anapara ve o güne kadar işlemiş tüm faiz/fer'ileri kuruşu kuruşuna kapsaması gerektiğidir; eksik yatırılan cüzi bir miktar dahi mahkemenin terkin talebini reddetmesine sebep olabilir.

7. Eleştirel Değerlendirme

İİK m. 153, usul ekonomisi ve mülkiyetin serbest dolaşımı açısından son derece faydalı bir düzenleme olmakla birlikte, icra mahkemesinin "dar yetkili" (şekli inceleme yapan) yapısı ile bağdaşmayan ciddi yetki paradoksları barındırmaktadır. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde [1], icra mahkemesinin normal şartlarda mülkiyet ve ayni hak iddialarını çözmeye yetkili olmamasına rağmen, m. 153 bağlamında ipoteğin terkini (silinmesi) konusunda kesin bir karar verebilmesinin dogmatik bir çelişki yarattığını; bilhassa cari hesap veya "üst sınır (limit) ipoteklerinde" borcun güncel miktarının tam olarak belirlenmesinin karmaşık bankacılık ve muhasebe yargılamasını gerektirdiği durumlarda, bu maddenin uygulanmasının alacaklı aleyhine telafisi imkânsız zararlar doğurabileceğini eleştirel bir dille ifade etmektedir. Bu nedenle, m. 153'ün uygulamasının yalnızca "kesin borç (karz) ipotekleri" ile sınırlandırılması ve limit ipoteklerinde genel mahkemelerin görevli olduğunun kanun metninde açıkça belirtilmesi, yaşanabilecek hak kayıplarını önleyecektir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.