RESMİ METİN

Alacağın veya rehnin ilamla tesbit edilmiş olması


Madde 150/h – (Ek: 18/2/1965-538/72 md.)

Alacağın veya rehin hakkının yahut her ikisinin bir ilamda veya ilam mahiyetini haiz belgelerde tesbit edilmiş olması halinde, ilamların icrasına dair hükümler kıyasen uygulanır. Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi kredileri ve gayri nakdi kredileri teminen alınan ipotekler: Madde 150/ı – (Ek: 9/11/1988-3494/25 md.; Değişik: 17/7/2003-4949/43 md.) Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdî veya gayrinakdi bir krediyi kullandıran tarafın ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmese dahi, krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafa ait cari hesabın kesilmesine veya kısa, orta, uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetinin veya gayrinakdi kredinin ödenmiş olması nedeniyle tazmin talebinin veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noter aracılığıyla krediyi kullanan tarafa kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek suretiyle tebliğ edildiğini veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir sureti icra müdürüne ibraz ederse icra müdürü 149 uncu madde uyarınca işlem yapar. Şu kadar ki, krediyi kullanan tarafın hesap özetine ve borcun ödenmesine ilişkin ihtara ya da gayrinakdi kredi nedeniyle tazmin talebine, kendisine tebliğ edildiği veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde noter aracılığıyla itiraz etmiş olduğunu ispat etmek suretiyle icra mahkemesine şikâyette bulunmak hakkı saklıdır. Bu takdirde krediyi kullandıran taraf alacağını 68/b maddesi çerçevesinde diğer belgelerle ispatlayabiliyorsa, krediyi kullanan tarafın şikâyeti reddedilir. İcra mahkemesi nde yapılan inceleme sırasında, borçlu, borcun sona erdiğine veya ertelendiğine ilişkin resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge sunmadıkça takibin durdurulmasına karar verilemez. Hesap özetinin, tazmin talebinin veya ihtarın ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişiye tebliğ edilmesi veya tebliğ edilmiş sayılması Türk Medenî Kanununun 887 nci maddesinde öngörülen ödeme istemi yerine geçer. Paylaştırma:

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 150/h ve 150/ı maddeleri, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip prosedüründe "ilamlı icra" (mahkeme kararına dayalı icra) usulünün kapsamını genişleten ve bilhassa bankacılık sistemine devasa usuli imtiyazlar tanıyan kurallar bütünüdür. İİK m. 150/h, genel bir kural olarak alacağın veya rehin hakkının bir ilamla (mahkeme kararıyla) veya ilam niteliğindeki belgeyle sabit olması halinde ilamlı takip kurallarının uygulanacağını emreder. Asıl devrim niteliğindeki düzenleme ise İİK m. 150/ı fıkrasıdır. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile bankalara ve finans kuruluşlarına kullandırdıkları krediler bakımından, ellerindeki ipotek belgesi "üst sınır (limit) ipoteği" olsa ve kesin borç ikrarı içermese dahi, tek taraflı olarak düzenledikleri hesap özetini noter kanalıyla tebliğ ederek doğrudan doğruya "ilamlı ipotek takibi" (İİK m. 149) başlatma ve borçluya "icra emri" gönderme imkânı verdiğini ifade etmektedir [1]. Bu madde, kredi sisteminin hızlı tahsilatını güvence altına almayı amaçlayan istisnai ve sert bir usul kuralıdır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • İlam veya İlam Mahiyetini Haiz Belge (150/h): Mahkemelerce verilmiş eda veya tespit hükümleri ile İİK m. 38 kapsamında sayılan (örneğin kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içeren düzenleme şeklindeki noter senetleri) ve doğrudan icraya konulabilen kesin belgelerdir.
  • Cari Hesap veya Nakdi/Gayrinakdi Kredi (150/ı): Bankalar ile müşterileri arasında kurulan, borç miktarının zaman içinde yatırılan ve çekilen tutarlara, faizlere ve komisyonlara göre sürekli değişkenlik gösterdiği finansman modelleridir.
  • Noter Aracılığıyla Tebliğ: Bankanın, krediyi katettiğine (kestiğine), borcun muaccel olduğuna ve ödenmesi gerektiğine dair tek taraflı hesap özetini veya ihtarnameyi resmi yoldan (noterden) borçluya ulaştırmasıdır.
  • Sekiz Gün İçinde İtiraz: Bankanın noter ihtarına karşı, borçlunun kendisine tebliğden itibaren en geç 8 gün içinde yine "noter aracılığıyla" itiraz etmesi zorunluluğudur.
  • TMK 887. Madde Atfı: İpotek veren üçüncü şahsa (malike) icra takibinden önce borcun muacceliyetini bildiren ve ödeme talep eden maddi hukuka dayalı ihbar şartıdır. İİK m. 150/ı, ihtarın tebliği ile bu maddi hukuk şartının da yerine getirilmiş sayılacağını hükme bağlamaktadır.

3. Sistematik İlişkiler

İİK m. 150/ı hükmü, ilamsız bir ipotek türü olan üst sınır ipoteğini, ilamlı ipotek takiplerini düzenleyen İİK m. 149'a bağlayan zoraki bir usul köprüsüdür. Bu madde, kredi kurumlarının ispat kolaylığını düzenleyen İİK m. 68/b ile etle tırnak gibi birbirine bağlıdır. Normal şartlarda İİK m. 149/b'ye tabi olması gereken bir limit ipoteği, 150/ı'daki ihtar süreci tamamlandığında aniden şekil değiştirerek m. 149 kapsamına (ilamlı icraya) girer. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddenin bankalara sağladığı imtiyazın, borçlunun itiraz hakkını icra dairesi nezdinde ortadan kaldırdığını; bankanın hesabına süresinde noterden itiraz etmeyen borçlunun, icra mahkemesinde ancak borcun ödendiğini veya ertelendiğini "resmi veya imzası ikrar edilmiş belgelerle" ispatlama gibi son derece ağır bir ispat yükü altına sokulduğunu belirtmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) A Bankası, B firmasına açtığı 10.000.000 TL limitli ticari kredi hesabını, ödemelerin aksaması üzerine katetmiş (kesmiş) ve güncel borcun 6.000.000 TL olduğunu belirten bir hesap özetini ihtarname ile noterden B'ye göndermiştir. İhtarname B'ye tebliğ edilmiş, ancak B "nasılsa icraya verince itiraz ederim" düşüncesiyle bu noter ihtarına karşı 8 gün içinde noterden herhangi bir itiraz cevabı yollamamıştır. A Bankası, bu tebligat parçasını icra dosyasına sunarak İİK m. 150/ı uyarınca ipotek takibi başlatır. İcra müdürü B'ye itiraz hakkı veren bir "ödeme emri" değil, doğrudan 30 gün içinde borcun ödenmesini emreden kesin nitelikli "İcra Emri (Örnek 6)" gönderir. B, icra dairesine gidip borca itiraz edemez.

(kurmaca senaryo) C Bankası, borçlu D'nin kredisini katetmiş ve D ile birlikte taşınmazı ipotek veren malik E'ye de noter ihtarı göndermiştir. Malik E, tebliğden 5 gün sonra notere giderek "Hesaplamanız fahiştir, faiz oranları yanlıştır, borcu kabul etmiyorum" şeklinde bir karşı ihtarname çeker. C bankası m. 150/ı uyarınca takibe geçtiğinde, E şikâyet yoluyla icra mahkemesine başvurur. E, 8 gün içinde noterden itiraz ettiğini ispatladığı için, bankanın alacağını İİK m. 68/b kapsamındaki kredi sözleşmeleri, dekontlar ve diğer resmi kayıtlarla icra mahkemesi huzurunda ayrıca ispatlaması gerekir; aksi takdirde takip durdurulur.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık pratiğinde meslektaşların bilhassa borçlu veya üçüncü kişi malik vekilliği yaparken odaklanmaları gereken en kritik nokta, "noter ihtarname tebliğleri" ve "8 günlük süredir". Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, uygulamada borçluların bankalardan gelen noter ihtarnamelerini ciddiye almadıklarını ve süresi içinde karşı ihtar keşide etmediklerini; bu durumda avukatların icra emrine karşı icra mahkemesinde yapacakları şikâyetlerin, ellerinde resmi bir ödeme belgesi yoksa mutlak surette reddedileceğini, bu nedenle borçlu müvekkillere "bankadan gelen hesap özetlerine 8 gün içinde mutlaka noter kanalıyla itiraz etmeleri gerektiği" yönünde proaktif hukuki danışmanlık verilmesinin hayati önem taşıdığını meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır [1]. Ayrıca ihtarnamenin sadece asıl borçluya değil, ipotekli taşınmaz malikine de mutlaka usulüne uygun tebliğ edilmesi icra emri düzenlenebilmesinin ön şartıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

İİK m. 150/ı, kanunlaştırma tekniği bakımından bankalar lehine yaratılmış aşırı ve Anayasa'nın eşitlik ilkesini zedeleyen bir imtiyaz normudur. Bir tarafın (bankanın) tek taraflı olarak kendi bilgisayarında hazırladığı bir hesap özetinin, sırf karşı taraf (borçlu) 8 gün içinde noterden masraf yapıp cevap vermedi diye "mahkeme ilamı (kararı)" gücüne kavuşması hukukun genel ilkeleriyle bağdaşmaz. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, bu düzenlemenin kredi kurumlarını mahkemelerin dahi üzerinde bir konuma yerleştirdiğini; normal bir alacaklının yıllarca mahkemelerde ispat etmeye çalıştığı bir alacağı, bankaların tek bir tebligatla "ilamlı icraya" konu edebilmesinin, adil yargılanma hakkına ve silahların eşitliği prensibine vurulmuş ağır bir darbe olduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Borçlu aleyhine böylesine katı sonuçlar doğuran bir kurgunun, en azından hesap özetlerinin bağımsız denetimden geçmiş olması veya tüketici kredilerinde bu maddenin uygulanmaması gibi yasal sınırlandırmalara tabi tutulması şarttır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.