1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 145. maddesi, "Taşınır Rehninin Paraya
Çevrilmesi" yoluyla yapılacak ilamsız takiplerin başlangıç aşamasını, yani
takip talebinin zorunlu unsurlarını düzenleyen özel bir usul normudur.
Kanunumuzda yer alan "önce rehne başvurma zorunluluğu" (İİK m. 45) ilkesi
gereğince, alacağı bir taşınır rehni ile güvence altına alınmış olan alacaklı,
kural olarak doğrudan haciz veya iflas yoluyla takip yapamaz; öncelikle
elindeki rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurmak zorundadır. İşte İİK m. 145,
bu mecburi takip yolunun usuli kapısını aralar. Kuru, İcra ve İflas Hukuku
eserinde, kanun koyucunun bu madde ile genel haciz yolundaki takip talebi
unsurlarına ek olarak, rehin hukukunun doğasından kaynaklanan "ayni hak
sahiplerini" de sürece dâhil etmeyi amaçladığını, böylece cebri icra sürecinde
hiçbir hakkın gizli kalmamasının ve mülkiyet güvenliğinin sağlandığını ifade
etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Taşınır Rehni: Bir alacağın teminatı olmak üzere, borçluya veya üçüncü
bir kişiye ait taşınır (menkul) mal üzerinde kurulan ve alacaklıya borcun
ödenmemesi halinde o malı sattırarak bedelinden öncelikle tatmin olma yetkisi
veren ayni haktır (teslim şartlı rehin, ticari işletme rehni, araç rehni vb.).
- Merhun: Rehin hakkına konu olan, güvence olarak verilmiş rehinli
taşınır maldır.
- Üçüncü Şahıs Tarafından Verilmiş / Mülkiyeti Geçmiş: Asıl borçlu ile
rehinli malın malikinin farklı kişiler olması durumudur. Malı teminat olarak
veren kişi (rehin veren üçüncü şahıs) veya rehinli malı sonradan satın alan
yeni malik bu kavram içindedir.
- Sonra Gelen Rehin Hakkı Sahibi: Aynı taşınır mal üzerinde, takip yapan
alacaklıdan daha alt sırada (sonraki tarihte) rehin hakkı tesis etmiş olan
diğer alacaklılardır.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 145, genel takip talebinin unsurlarını sayan İİK m. 58 ile doğrudan bir
atıf ve tamamlama ilişkisi içindedir. Madde 58'deki asgari şartlar sağlanmadan
145. maddedeki özel şartlar tek başına anlam ifade etmez. Ayrıca bu madde,
kendisine dayanılarak düzenlenecek "ödeme emrini" ilgilendiren İİK m. 146
hükmünün asli öncülüdür. Zira takip talebinde gösterilen üçüncü şahıslara m.
146 uyarınca ödeme emri gönderilecektir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan,
İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, üçüncü kişilerin ve sonra gelen rehin
alacaklılarının isimlerinin takip talebine yazılmasının, Türk Medeni Kanunu'nun
(TMK) mülkiyet ve sınırlı ayni hakların korunmasına ilişkin maddi hukuk
kurallarının icra usul hukukuna yansıması olduğunu, bu bildirimin
yapılmamasının o kişilerin hukuki dinlenilme haklarını ihlal edeceğini
belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B'ye 500.000 TL borç vermiş ve bu borcun
teminatı olarak B'nin arkadaşı olan C'ye ait bir otomobil üzerine noterde rehin
sözleşmesi kurularak trafik siciline işlenmiştir. Borç vadesinde ödenmeyince A,
taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatır. İİK m. 145
uyarınca, A'nın icra dairesine vereceği takip talebinde sadece asıl borçlu B'yi
göstermesi yetmez; "merhunun (otomobilin) mülkiyeti üçüncü şahsa ait"
olduğundan, malik C'nin ismini ve adresini de mutlaka takip talebine "rehin
veren üçüncü şahıs" sıfatıyla eklemek zorundadır.
(kurmaca senaryo) Şirket D, E Bankasından kredi çekmiş ve fabrikasındaki
ticari plakalı bir aracı rehnetmiştir. Aynı araç üzerinde daha sonra F şahsı da
2. sıradan rehin kurmuştur. E Bankası takibe geçtiğinde, İİK m. 145 gereğince
icra müdürlüğüne vereceği takip talebinde, asıl borçlu D'nin yanı sıra, araç
üzerinde "sonra gelen rehin hakkı sahibi" olan F'nin ismini de dosyaya
bildirmekle yükümlüdür.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde, bilhassa araç rehinlerinin veya ticari işletme
rehinlerinin takibe konulması aşamasında UYAP sistemi üzerinden takip talebi
hazırlanırken en çok düşülen hatalardan biri, rehin veren üçüncü kişilerin
sisteme "ilgililer" sekmesinden taraf olarak eklenmesinin unutulmasıdır. Talih
Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, avukatların üçüncü şahıs maliki
takip talebinde göstermemesi halinde icra dairesinin bu kişiye ödeme emri
gönderemeyeceğini; ödeme emri gönderilmemiş (hukuki dinlenilme hakkı
tanınmamış) bir üçüncü şahsın malının satılamayacağını, şayet yanlışlıkla
satılırsa bu durumun mutlak bir ihalenin feshi ve memur muamelesini şikâyet
sebebi oluşturacağını meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır. Takipten önce
güncel bir sicil kaydı (EGM/Trafik veya TAUBİS) alınarak takyidatların
incelenmesi zaruridir.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 145 hükmü, ayni hak sahiplerinin korunması felsefesine dayanmakla
birlikte, kanun metninde kullanılan "merhun" gibi arkaik terimler günümüz hukuk
Türkçesi ve anlama kolaylığı açısından acilen "rehinli mal" olarak
güncellenmelidir. Maddenin içerik bağlamındaki en büyük defosu ise alacaklıya
yüklenen ağır araştırma külfetidir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku
eserinde, taşınmazlarda (tapuda) veya araçlarda (trafikte) sicil aleniyeti
bulunmakla birlikte; bir sicile tabi olmayan (teslim şartlı) taşınır
rehinlerinde alacaklının, mal üzerinde kendisinden "sonra gelen rehin hakkı
sahiplerini" veya malın mülkiyetinin elden ele değiştiğini takip talebinde
bilebilmesinin fiilen ve hukuken imkânsız olabildiğini; bu yükümlülüğün sicile
tabi olmayan taşınırlar bakımından gerçekçi olmadığını ve alacaklı aleyhine
haksız şekli itirazlara zemin hazırladığını eleştirel bir dille ifade
etmektedir. Bu yükümlülüğün "sicile kayıtlı taşınırlar bakımından" şeklinde
sınırlandırılması rasyonel bir yasa değişikliği olacaktır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 145. maddesi, "Taşınır Rehninin Paraya Çevrilmesi" yoluyla yapılacak ilamsız takiplerin başlangıç aşamasını, yani takip talebinin zorunlu unsurlarını düzenleyen özel bir usul normudur. Kanunumuzda yer alan "önce rehne başvurma zorunluluğu" (İİK m. 45) ilkesi gereğince, alacağı bir taşınır rehni ile güvence altına alınmış olan alacaklı, kural olarak doğrudan haciz veya iflas yoluyla takip yapamaz; öncelikle elindeki rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurmak zorundadır. İşte İİK m. 145, bu mecburi takip yolunun usuli kapısını aralar. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile genel haciz yolundaki takip talebi unsurlarına ek olarak, rehin hukukunun doğasından kaynaklanan "ayni hak sahiplerini" de sürece dâhil etmeyi amaçladığını, böylece cebri icra sürecinde hiçbir hakkın gizli kalmamasının ve mülkiyet güvenliğinin sağlandığını ifade etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 145, genel takip talebinin unsurlarını sayan İİK m. 58 ile doğrudan bir atıf ve tamamlama ilişkisi içindedir. Madde 58'deki asgari şartlar sağlanmadan 145. maddedeki özel şartlar tek başına anlam ifade etmez. Ayrıca bu madde, kendisine dayanılarak düzenlenecek "ödeme emrini" ilgilendiren İİK m. 146 hükmünün asli öncülüdür. Zira takip talebinde gösterilen üçüncü şahıslara m. 146 uyarınca ödeme emri gönderilecektir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, üçüncü kişilerin ve sonra gelen rehin alacaklılarının isimlerinin takip talebine yazılmasının, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) mülkiyet ve sınırlı ayni hakların korunmasına ilişkin maddi hukuk kurallarının icra usul hukukuna yansıması olduğunu, bu bildirimin yapılmamasının o kişilerin hukuki dinlenilme haklarını ihlal edeceğini belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B'ye 500.000 TL borç vermiş ve bu borcun teminatı olarak B'nin arkadaşı olan C'ye ait bir otomobil üzerine noterde rehin sözleşmesi kurularak trafik siciline işlenmiştir. Borç vadesinde ödenmeyince A, taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatır. İİK m. 145 uyarınca, A'nın icra dairesine vereceği takip talebinde sadece asıl borçlu B'yi göstermesi yetmez; "merhunun (otomobilin) mülkiyeti üçüncü şahsa ait" olduğundan, malik C'nin ismini ve adresini de mutlaka takip talebine "rehin veren üçüncü şahıs" sıfatıyla eklemek zorundadır.
(kurmaca senaryo) Şirket D, E Bankasından kredi çekmiş ve fabrikasındaki ticari plakalı bir aracı rehnetmiştir. Aynı araç üzerinde daha sonra F şahsı da 2. sıradan rehin kurmuştur. E Bankası takibe geçtiğinde, İİK m. 145 gereğince icra müdürlüğüne vereceği takip talebinde, asıl borçlu D'nin yanı sıra, araç üzerinde "sonra gelen rehin hakkı sahibi" olan F'nin ismini de dosyaya bildirmekle yükümlüdür.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde, bilhassa araç rehinlerinin veya ticari işletme rehinlerinin takibe konulması aşamasında UYAP sistemi üzerinden takip talebi hazırlanırken en çok düşülen hatalardan biri, rehin veren üçüncü kişilerin sisteme "ilgililer" sekmesinden taraf olarak eklenmesinin unutulmasıdır. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, avukatların üçüncü şahıs maliki takip talebinde göstermemesi halinde icra dairesinin bu kişiye ödeme emri gönderemeyeceğini; ödeme emri gönderilmemiş (hukuki dinlenilme hakkı tanınmamış) bir üçüncü şahsın malının satılamayacağını, şayet yanlışlıkla satılırsa bu durumun mutlak bir ihalenin feshi ve memur muamelesini şikâyet sebebi oluşturacağını meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır. Takipten önce güncel bir sicil kaydı (EGM/Trafik veya TAUBİS) alınarak takyidatların incelenmesi zaruridir.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 145 hükmü, ayni hak sahiplerinin korunması felsefesine dayanmakla birlikte, kanun metninde kullanılan "merhun" gibi arkaik terimler günümüz hukuk Türkçesi ve anlama kolaylığı açısından acilen "rehinli mal" olarak güncellenmelidir. Maddenin içerik bağlamındaki en büyük defosu ise alacaklıya yüklenen ağır araştırma külfetidir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, taşınmazlarda (tapuda) veya araçlarda (trafikte) sicil aleniyeti bulunmakla birlikte; bir sicile tabi olmayan (teslim şartlı) taşınır rehinlerinde alacaklının, mal üzerinde kendisinden "sonra gelen rehin hakkı sahiplerini" veya malın mülkiyetinin elden ele değiştiğini takip talebinde bilebilmesinin fiilen ve hukuken imkânsız olabildiğini; bu yükümlülüğün sicile tabi olmayan taşınırlar bakımından gerçekçi olmadığını ve alacaklı aleyhine haksız şekli itirazlara zemin hazırladığını eleştirel bir dille ifade etmektedir. Bu yükümlülüğün "sicile kayıtlı taşınırlar bakımından" şeklinde sınırlandırılması rasyonel bir yasa değişikliği olacaktır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)