RESMİ METİN

Borç ödemeden aciz vesikası


Madde 143 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/40 md.) Alacaklı alacağının tamamını alamamış ve aciz vesikası düzenlenmesi için gerekli şartlar yerine gelmişse, icra dairesi kalan 24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanunun 29 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “Sıra cetveline karşı 142 nci madde uyarınca şikâyet veya itiraz yapılmışsa,” ibaresi “Sıra cetvelinin düzenlenmesi üzerine” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya “bankanın kesin” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve süresiz” ibaresi eklenmiştir. 58

miktar için hemen bir aciz vesikası düzenleyip alacaklıya ve bir suretini de borçluya verir; bu belgeler hiçbir harç ve vergiye tâbi değildir. Aciz vesikasının bir nüshası da her il merkezinde Adalet Bakanlığınca tespit edilen icra dairesi tarafından tutulan özel sicile kaydedilmek üzere bu icra dairesine gönderilir. Aciz vesikası sicili aleni olup ne şekilde tutulacağı ve hangi hususları içereceği Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle belirlenir. Bu vesika ile 105 inci maddedeki vesika borcun ikrarını mutazammın senet mahiyetinde olup alacaklıya 277 nci maddede yazılı hakları verir. Alacaklı aciz vesikasını aldığı tarihten bir sene içinde takibe teşebbüs ederse yeniden ödeme emri tebliğine lüzum yoktur. Aciz vesikasında yazılı alacak miktarı için faiz istenemez. Kefiller, müşterek borçlular ve borcu tekeffül edenler bu miktar için vermeğe mecbur oldukları faizlerden dolayı borçluya rücü edemezler. (Değişik altıncı fıkra: 17/7/2003-4949/40 md.) Bu borç, borçluya karşı, aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Borçlunun mirasçıları, mirasın açılmasından itibaren bir sene içinde alacaklı hakkını aramamışsa, borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilirler. (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/40 md.) Borçlu, aciz vesikasını düzenlemiş olan icra dairesine borcunu işlemiş faizleriyle birlikte her zaman ödeyebilir. İcra dairesi ödenen parayı alacaklıya verir veya gerektiğinde 9 uncu madde hükümleri dahilinde bir bankaya yatırır. Borcun bu şekilde tamamının ödenmesinden sonra aciz vesikası sicilden terkin edilir ve borçluya borcunu ödeyerek aciz vesikasını sicilden terkin ettirdiğine dair bir belge verilir. Aynı şekilde, icra takibi batıl ise veya iptal edilirse yahut borçlunun borçlu olmadığı mahkeme kararıyla sabit olursa ya da alacaklı icra takibini geri alırsa, aciz vesikası sicilden terkin edilir ve borçluya buna ilişkin bir belge verilir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 143. maddesi, cebri icra sürecinin nihai ve en dramatik sonuçlarından birini, paraya çevirme (satış) aşaması sonunda alacaklının alacağına tam olarak kavuşamaması durumunda düzenlenen "kesin borç ödemeden aciz vesikası" kurumunu düzenlemektedir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu belge ile icra takibini sonuçsuz kalan alacaklıya maddi ve usuli hukuk bakımından çok güçlü yeni imtiyazlar bahşettiğini, aciz vesikasının icra takibinin iflasla bittiği anlamına gelmediğini, aksine alacaklının hukuki statüsünün güçlenerek beklemeye geçtiği yeni bir evreyi simgelediğini ifade etmektedir [1]. Bu madde, bir yandan alacaklıya takip kolaylıkları sağlarken diğer yandan borçlunun piyasadaki kredibilitesini "aciz vesikası sicili" vasıtasıyla kısıtlayan çok boyutlu bir yaptırım mekanizmasıdır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Aciz Vesikası: Haczedilen ve satılan malların bedelinin takip konusu borcu tamamen karşılamadığını resmi olarak tevsik eden ve icra dairesince harçsız/vergisiz olarak düzenlenen kesin belgedir.
  • Borcun İkrarını Mutazammın Senet: İİK m. 68 anlamında borçlunun borcu kayıtsız şartsız kabul ettiğini gösteren, alacaklıya itirazın kesin kaldırılması yolunu açan en güçlü hukuki ispat vasıtasıdır.
  • Aciz Vesikası Sicili: Adalet Bakanlığı tarafından her il merkezinde tutulan, borçluların aczini üçüncü kişilere alenileştiren resmi piyasa kayıt sistemidir.
  • Yirmi Yıllık Zamanaşımı: Genel hükümlerdeki (TBK) on yıllık zamanaşımını uzatan; aciz vesikasına bağlanan borcun, belgenin düzenlenme tarihinden itibaren yirmi yıl boyunca hukuken tahsil edilebilir kalmasını sağlayan özel ve uzun süredir.
  • Terkin: Borcun işlemiş faizleriyle birlikte sonradan tamamen ödenmesi veya takibin iptal edilmesi hallerinde, borçlunun adının aciz vesikası sicilinden (kara listeden) resmi olarak silinmesi işlemidir.

3. Sistematik İlişkiler

İİK m. 143 hükmü, icra hukukunun pek çok temel müessesesiyle doğrudan köprü kurar. Haciz aşamasında mal bulunamaması halinde tutulan "haciz tutanağının" geçici aciz vesikası sayılmasını düzenleyen İİK m. 105 ile tamamlayıcı bir ilişki içindedir. En önemli sistematik işlevi ise, maddi hukukta düzenlenen ve borçlunun mal kaçırma kastıyla yaptığı işlemlerin iptali için açılacak "tasarrufun iptali davasının" (İİK m. 277) ön şartı (dava şartı) olmasıdır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, aciz vesikasının İİK m. 68 kapsamında "borç ikrarını içeren senet" sayılmasının, alacaklıya ileride (örneğin yıllar sonra) başlatacağı yeni bir ilamsız takipte borçlunun olası itirazını icra mahkemesinde derhal bertaraf etme imkânı tanıyan müthiş bir usuli kalkan olduğunu belirtmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Alacaklı A, borçlu B'ye karşı yürüttüğü icra takibinde B'nin bilinen tüm mallarını haczedip sattırmış, ancak asıl alacağının 500.000 TL'lik kısmı ödenememiştir. İcra müdürü A'ya İİK m. 143 uyarınca 500.000 TL'lik bir kesin aciz vesikası verir. A, daha sonra yaptığı araştırmada borçlu B'nin icra takibinden hemen önce yazlık evini muvazaalı olarak (mal kaçırmak amacıyla) yakın arkadaşı C'ye devrettiğini öğrenir. A, elindeki bu kesin aciz vesikasına dayanarak derhal Asliye Hukuk Mahkemesinde B ve C aleyhine İİK m. 277 uyarınca "tasarrufun iptali davası" açar ve davanın kabulü ile o yazlık evin satış bedelinden bakiye alacağını tahsil etme hakkını elde eder.

(kurmaca senaryo) Alacaklı D, borçlu E hakkında aldığı aciz vesikasının üzerinden 8 ay geçtikten sonra, E'nin yeni bir işe girdiğini ve düzenli maaş almaya başladığını tespit eder. D, İİK m. 143 uyarınca aciz vesikasını aldığı tarihten itibaren henüz "bir sene" geçmediği için, icra dairesine başvurur. Dosyaya yeniden tebligat masrafı yatırmaya veya borçlu E'ye "yeniden bir ödeme emri" göndermeye gerek kalmaksızın, doğrudan doğruya E'nin maaşına haciz konulmasını talep eder ve bu haczi uygulatır.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık pratiğinde aciz vesikası, tahsilatsızlıkla kapanan bir dosyanın ölü belgesi değil, bilakis ilerisi için çok stratejik bir hukuki enstrümandır. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, meslektaşların satış sonrası dosyada bakiye alacak kalmışsa icra müdürünün "kendiliğinden" aciz vesikası düzenlemesini beklememeleri, derhal talep açarak bu vesikayı bizzat teslim almaları gerektiğini; zira bu belgenin harç ve vergiden muaf olduğunu, ilerideki takiplerde ispat yükünü tamamen alacaklı lehine çevirdiğini ve yirmi yıllık devasa bir zamanaşımı zırhı sağladığını meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır [1]. Ayrıca, bu belgenin UYAP üzerinden sicile doğru işlenip işlenmediğinin kontrol edilmesi, borçlunun ticari kredibilitesini (banka nezdindeki sicilini) bozarak onu ödemeye zorlamak açısından son derece etkili bir fiili baskı unsurudur.

7. Eleştirel Değerlendirme

İİK m. 143, alacaklıyı koruyan güçlü bir norm olmakla birlikte, kanunlaştırma tekniği bakımından kendi içinde derin bir lafzi ve mantıksal çelişki barındırmaktadır. Maddenin dördüncü fıkrasında "Aciz vesikasında yazılı alacak miktarı için faiz istenemez" gibi son derece kesin, borçluyu koruyan bir yasak getirilmişken; 2003 yılında aynı maddeye eklenen yedinci fıkrada, borçlunun sicilden adını sildirebilmesi (terkin) için borcunu "işlemiş faizleriyle birlikte her zaman ödeyebileceği" belirtilmiştir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bir yandan faiz istenemeyeceğini emredip, diğer yandan belgenin iptali için işlemiş faizin ödenmesini şart koşmasının büyük bir kanunlaştırma çelişkisi olduğunu; bu krizin Yargıtay içtihatlarıyla "faiz yasağının borçluya karşı değil, borçlunun diğer alacaklılarına karşı (sıra cetvelinde faizden dolayı rakip alacaklıların payını küçültmemek adına) geçerli olduğu" şeklinde yorumlanarak aşılmaya çalışıldığını, ancak bu durumun yasa metnini anlamsızlaştırdığını ve maddenin acilen kendi içinde tutarlı, tek ve net bir faiz rejimine kavuşturulması gerektiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.