1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 138. maddesi, cebri icra sürecinin paraya
çevirme (satış) aşamasından sonra gelen ve icranın nihai gayesi olan "paraların
paylaştırılması" (tahsilat) safhasının temel kurallarını düzenlemektedir.
Haczedilen malların satılmasıyla elde edilen bedelin alacaklılara ne zaman,
hangi sırayla ve hangi kesintiler yapıldıktan sonra ödeneceği bu maddenin
çerçevesinde belirlenir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun
bu madde ile "ortak masraflar" ile "bireysel takip masrafları" arasında kesin
bir sınır çizdiğini, bütün alacaklıların menfaatine hizmet eden muhafaza ve
satış masraflarının, diğer tüm alacaklardan ve hatta imtiyazlı alacaklardan
dahi önce ödenmesi gerektiğini sistemin temel bir adalet ve mantık kuralı
olarak benimsediğini ifade etmektedir. Hüküm ayrıca, icra vekâlet ücretinin
hukuki niteliğini ve geçici hacizler için ayrılan payların akıbetini de kurala
bağlamaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Hisselerine Göre Paylaştırma / Avans Olarak Dağıtma: Haczedilen
malların tamamı satıldığında elde edilen bedelin, dosyadaki alacaklılara alacak
miktarları oranında (garameten) dağıtılmasıdır. Malların bir kısmı satılmış ve
diğerlerinin satışı bekleniyorsa, beklemeksizin mevcut paranın avans
niteliğinde ön dağıtıma tabi tutulmasıdır.
- Bütün Alacaklıları Alakadar Eden Masraflar (Ortak Masraflar): Haczin
yapılması, malın muhafaza edilmesi (yediemin ücreti), kıymet takdiri, ilan ve
ihalenin yapılması gibi o malın paraya çevrilmesini ve tüm alacaklıların o
paradan yararlanmasını sağlayan zorunlu genel masraflardır.
- Takip Masrafları: Sadece o takibi başlatan alacaklının kendi dosyasını
yürütmek için yaptığı (tebligat, harç vb.) bireysel masraflardır. Bunlar ortak
masraf sayılmaz, alacaklının kendi asıl alacağına eklenir.
- İcra Vekâlet Ücreti: Avukatla takip edilen işlerde, avukatlık asgari
ücret tarifesi üzerinden icra müdürünce re'sen hesaplanan ve takip masraflarına
dâhil edilerek borçludan tahsil edilen yasal ücrettir.
- Muvakkat (Geçici) Haciz: İtirazın geçici kaldırılması gibi durumlarda
konulan, henüz kesinleşmemiş haciz türüdür. Bu hacze isabet eden para
alacaklıya ödenmez, durum netleşene kadar bankada bekletilir.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 138 hükmü, satış bedelinin alacaklıların tamamını karşılamaması
durumunda devreye giren İİK m. 140 (Sıra Cetveli) düzenlemesinin öncül
normudur. Sıra cetvelinin yapılabilmesi için öncelikle m. 138 uyarınca ortak
masrafların brüt satış bedelinden düşülmesi ve dağıtılacak "saf (net) bedelin"
bulunması gerekir. Vekâlet ücretine ilişkin fıkra ise, 1136 sayılı Avukatlık
Kanunu'nun vekâlet ücretine ilişkin genel hükümleriyle icra hukukunun kesişim
noktasıdır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku
çalışmasında, bütün alacaklıları alakadar eden masrafların, rüçhanlı (rehinli)
alacaklardan dahi önce ve imtiyazsız olarak en baştan satış bedelinden
kesilmesinin, icra teşkilatının işleyebilmesi ve malların muhafaza edilebilmesi
için mecburi bir usuli öncelik olduğunu belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Borçlu A'ya ait araç, alacaklı B'nin başlattığı takipte
500.000 TL'ye icra yoluyla satılmıştır. Bu satış gerçekleşene kadar aracın
çekici ve yediemin otopark masrafı, kıymet takdiri bilirkişi ücreti ve satış
ilan masrafı toplam 30.000 TL tutmuştur. İİK m. 138 uyarınca, öncelikle bu
30.000 TL'lik "ortak masraf" 500.000 TL'den kesilir. Kalan 470.000 TL, alacaklı
B'nin asıl alacağı, faizi, kendi bireysel tebligat (takip) masrafları ve
vekâlet ücreti toplamına mahsuben kendisine ödenir.
(kurmaca senaryo) Alacaklı C ile vekili Avukat D, kendi aralarında yaptıkları
sözleşmede icra takibi için %20 oranında vekâlet ücreti kararlaştırmışlardır.
Borçlu E'den tahsilat yapıldığında, icra müdürü Avukat D'nin borçludan alacağı
vekâlet ücretini hesaplarken C ile D arasındaki %20'lik özel sözleşmeyi dikkate
almaz. İİK m. 138/3 uyarınca, icra müdürü o yılki resmi Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesine (örneğin %12 oranına) göre hesaplama yapar ve bu rakamı takip
masraflarına dâhil ederek borçludan tahsil eder. Özel sözleşmedeki fark, sadece
alacaklı C ile vekili D'nin kendi iç ilişkisini bağlar.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada avukatların en çok karşılaştığı sorunlardan biri, derece kararı
(sıra cetveli) veya paylaştırma yapılırken icra müdürlüklerinin "ortak masraf"
ile "takip masrafını" birbirine karıştırmasıdır. Talih Uyar, İcra ve İflas
Kanunu Şerhi eserinde, bir alacaklının sadece kendi takibini kesinleştirmek
için yaptığı haciz ihbarnamesi masrafı veya borçluya çıkardığı tebligat
masrafının kesinlikle "bütün alacaklıları alakadar eden masraf"
sayılamayacağını; ortak masrafın yalnızca o malın satılmasına ve muhafazasına
yönelik nesnel giderler olduğunu, avukatların paylaştırma cetvellerini
incelerken bu ayrıma dikkat ederek haksız kesintilere karşı şikâyet yoluna (İİK
m. 16) gitmeleri gerektiğini meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 138'in masrafların tasnifine ve vekâlet ücretinin tarifeye bağlanmasına
ilişkin yaklaşımı, icra hukukunda eşitlik ve belirlilik ilkelerine büyük katkı
sağlamaktadır. Ancak, maddenin dördüncü fıkrasında yer alan muvakkat (geçici)
hacizler için ayrılan hisselerin "vaziyet anlaşılıncaya kadar sağlam bir
bankaya" yatırılması kuralı, günümüz enflasyonist ekonomik koşullarında eksik
ve borçlu/alacaklı aleyhine sonuçlar doğuran bir düzenlemedir. Ejder Yılmaz,
İcra ve İflas Hukuku eserinde, geçici haciz paylarının veya uyuşmazlıklı
bedellerin aylar hatta yıllarca süren davalar boyunca icra dairelerinin veya
bankaların vadesiz/nemasız hesaplarında bekletilmesinin paranın reel değerini
erittiğini; bu nedenle yasa metnine bu tür ayrılan hisselerin mutlak surette
"en yüksek faiz getiren vadeli hesaplarda veya devlet tahvilinde
nemalandırılarak" muhafaza edileceğine dair emredici bir hüküm eklenmesinin,
tarafların mülkiyet haklarının korunması açısından hukuki bir zorunluluk
olduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Ayrıca, icra müdürünün
vekâlet ücretini tarifeden re'sen hesaplaması doğru bir uygulama olmakla
birlikte, tarifedeki düşük oranlar genellikle alacaklıların gerçek hukuki
destek maliyetlerini karşılamaktan uzak kalmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 138. maddesi, cebri icra sürecinin paraya çevirme (satış) aşamasından sonra gelen ve icranın nihai gayesi olan "paraların paylaştırılması" (tahsilat) safhasının temel kurallarını düzenlemektedir. Haczedilen malların satılmasıyla elde edilen bedelin alacaklılara ne zaman, hangi sırayla ve hangi kesintiler yapıldıktan sonra ödeneceği bu maddenin çerçevesinde belirlenir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile "ortak masraflar" ile "bireysel takip masrafları" arasında kesin bir sınır çizdiğini, bütün alacaklıların menfaatine hizmet eden muhafaza ve satış masraflarının, diğer tüm alacaklardan ve hatta imtiyazlı alacaklardan dahi önce ödenmesi gerektiğini sistemin temel bir adalet ve mantık kuralı olarak benimsediğini ifade etmektedir. Hüküm ayrıca, icra vekâlet ücretinin hukuki niteliğini ve geçici hacizler için ayrılan payların akıbetini de kurala bağlamaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 138 hükmü, satış bedelinin alacaklıların tamamını karşılamaması durumunda devreye giren İİK m. 140 (Sıra Cetveli) düzenlemesinin öncül normudur. Sıra cetvelinin yapılabilmesi için öncelikle m. 138 uyarınca ortak masrafların brüt satış bedelinden düşülmesi ve dağıtılacak "saf (net) bedelin" bulunması gerekir. Vekâlet ücretine ilişkin fıkra ise, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun vekâlet ücretine ilişkin genel hükümleriyle icra hukukunun kesişim noktasıdır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bütün alacaklıları alakadar eden masrafların, rüçhanlı (rehinli) alacaklardan dahi önce ve imtiyazsız olarak en baştan satış bedelinden kesilmesinin, icra teşkilatının işleyebilmesi ve malların muhafaza edilebilmesi için mecburi bir usuli öncelik olduğunu belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Borçlu A'ya ait araç, alacaklı B'nin başlattığı takipte 500.000 TL'ye icra yoluyla satılmıştır. Bu satış gerçekleşene kadar aracın çekici ve yediemin otopark masrafı, kıymet takdiri bilirkişi ücreti ve satış ilan masrafı toplam 30.000 TL tutmuştur. İİK m. 138 uyarınca, öncelikle bu 30.000 TL'lik "ortak masraf" 500.000 TL'den kesilir. Kalan 470.000 TL, alacaklı B'nin asıl alacağı, faizi, kendi bireysel tebligat (takip) masrafları ve vekâlet ücreti toplamına mahsuben kendisine ödenir.
(kurmaca senaryo) Alacaklı C ile vekili Avukat D, kendi aralarında yaptıkları sözleşmede icra takibi için %20 oranında vekâlet ücreti kararlaştırmışlardır. Borçlu E'den tahsilat yapıldığında, icra müdürü Avukat D'nin borçludan alacağı vekâlet ücretini hesaplarken C ile D arasındaki %20'lik özel sözleşmeyi dikkate almaz. İİK m. 138/3 uyarınca, icra müdürü o yılki resmi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine (örneğin %12 oranına) göre hesaplama yapar ve bu rakamı takip masraflarına dâhil ederek borçludan tahsil eder. Özel sözleşmedeki fark, sadece alacaklı C ile vekili D'nin kendi iç ilişkisini bağlar.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada avukatların en çok karşılaştığı sorunlardan biri, derece kararı (sıra cetveli) veya paylaştırma yapılırken icra müdürlüklerinin "ortak masraf" ile "takip masrafını" birbirine karıştırmasıdır. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, bir alacaklının sadece kendi takibini kesinleştirmek için yaptığı haciz ihbarnamesi masrafı veya borçluya çıkardığı tebligat masrafının kesinlikle "bütün alacaklıları alakadar eden masraf" sayılamayacağını; ortak masrafın yalnızca o malın satılmasına ve muhafazasına yönelik nesnel giderler olduğunu, avukatların paylaştırma cetvellerini incelerken bu ayrıma dikkat ederek haksız kesintilere karşı şikâyet yoluna (İİK m. 16) gitmeleri gerektiğini meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 138'in masrafların tasnifine ve vekâlet ücretinin tarifeye bağlanmasına ilişkin yaklaşımı, icra hukukunda eşitlik ve belirlilik ilkelerine büyük katkı sağlamaktadır. Ancak, maddenin dördüncü fıkrasında yer alan muvakkat (geçici) hacizler için ayrılan hisselerin "vaziyet anlaşılıncaya kadar sağlam bir bankaya" yatırılması kuralı, günümüz enflasyonist ekonomik koşullarında eksik ve borçlu/alacaklı aleyhine sonuçlar doğuran bir düzenlemedir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, geçici haciz paylarının veya uyuşmazlıklı bedellerin aylar hatta yıllarca süren davalar boyunca icra dairelerinin veya bankaların vadesiz/nemasız hesaplarında bekletilmesinin paranın reel değerini erittiğini; bu nedenle yasa metnine bu tür ayrılan hisselerin mutlak surette "en yüksek faiz getiren vadeli hesaplarda veya devlet tahvilinde nemalandırılarak" muhafaza edileceğine dair emredici bir hüküm eklenmesinin, tarafların mülkiyet haklarının korunması açısından hukuki bir zorunluluk olduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Ayrıca, icra müdürünün vekâlet ücretini tarifeden re'sen hesaplaması doğru bir uygulama olmakla birlikte, tarifedeki düşük oranlar genellikle alacaklıların gerçek hukuki destek maliyetlerini karşılamaktan uzak kalmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)