1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 111/a maddesi, 2021 yılında 7343 sayılı Kanun
ile icra hukukumuza dâhil edilen ve cebri icra sistematiğinde adeta bir
paradigma değişikliği yaratan "borçluya rızaen satış yetkisi verilmesi"
müessesesini düzenlemektedir. Geleneksel icra hukukunda, haczedilen mallar
devlet eliyle (icra dairesince) ve çoğunlukla gerçek piyasa değerinin çok
altındaki bedellerle (muhammen bedelin %50'si üzerinden başlayan ihalelerle)
satılmaktaydı. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde
ile borçlunun mülkiyet hakkını korumayı, malın piyasa rayiç değerine en yakın
bedelle satılmasını teşvik etmeyi ve dolayısıyla hem borçlunun borç yükünden en
az zararla kurtulmasını hem de alacaklının alacağına daha yüksek oranda
kavuşmasını amaçladığını ifade etmektedir. Bu kurum, cebri icranın katı
kuralları arasına serbest piyasa dinamiklerinin ve rıziliğin (sözleşme
serbestisinin) entegre edildiği modern bir tahsilat yöntemidir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Rızaen Satış Yetkisi: Borçlunun, hacizli malını icra dairesinin açık
artırması (cebri satış) yerine, kendi bulacağı bir alıcıya kanundaki sınırlar
dâhilinde pazarlık usulüyle satabilme serbestisidir.
- Yedi Günlük Talep Süresi: Borçlunun, rızaen satış yetkisini
kullanabilmek için kıymet takdiri raporunun kendisine tebliğinden itibaren icra
dairesine başvurması gereken hak düşürücü süredir.
- On Beş Günlük Süre: Kıymet takdirinin kesinleşmesi üzerine, icra
müdürünün cebri satış işlemlerini durdurarak borçluya alıcı bulması ve alıcının
bedeli dosyaya yatırması için verdiği kesin yasal mühlettir.
- Bedel Alt Sınırı (%90 Kuralı): Rızai satışta malın satılabileceği en
düşük bedeldir. Bu bedel, malın takdir edilen değerinin (muhammen kıymetinin)
en az %90'ı olmalıdır. Eğer o mal üzerinde satışı isteyenden daha öncelikli
(rüçhanlı) alacaklılar varsa ve bu alacakların toplamı %90'dan fazlaysa, alt
sınır bu rüçhanlı alacakların toplamı + o aşamaya kadar yapılan takip
masrafları tutarıdır.
- İcra Mahkemesinin Onayı: Alıcının parayı dosyaya yatırması üzerine,
işlemin kanuni şartlara uygun olup olmadığının icra mahkemesince 10 gün içinde
incelenip onaylanmasıdır. Mülkiyet, mahkemenin bu kabul kararıyla alıcıya
geçer.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 111/a, her şeyden önce hacizli malların değerinin belirlenmesini
düzenleyen İİK m. 87 ve m. 128/a (Kıymet Takdiri) hükümleriyle kopmaz bir usuli
bağa sahiptir; zira kıymet takdiri kesinleşmeden rızaen satış süreci (15 günlük
süre) başlatılamaz. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku
çalışmasında, bu maddenin özel hukuk sözleşmeleri (satım akdi) ile icra
hukukunun kamusal yetkilerini sentezlediğini, alıcı ile borçlu arasındaki
anlaşmanın ancak icra mahkemesinin vereceği "onay kararı" ile ayni bir etki
(mülkiyetin devri) doğurabilen yenilik doğurucu (inşai) bir işlem niteliği
taşıdığını belirtmektedir. Ayrıca maddedeki, rızaen satış prosedürü boyunca İİK
m. 106'da düzenlenen "alacaklının satış isteme süresinin işlemeyeceği" kuralı,
sürelerin durması ve haczin düşmesinin önlenmesi bakımından sistematik bir
güvence normudur.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Borçlu A'nın dairesine alacaklı B tarafından haciz konulmuş
ve kıymet takdiri yapılarak dairenin değeri 2.000.000 TL olarak belirlenmiştir.
Daire üzerinde başkaca bir rehin veya haciz yoktur. A, kıymet takdiri raporunu
tebliğ aldığı tarihten itibaren 5. gün icra dairesine başvurarak rızaen satış
yetkisi ister. Kıymet takdiri kesinleşince icra müdürü A'ya 15 gün süre verir.
A, daireyi almak isteyen C ile 1.900.000 TL'ye anlaşır. İİK m. 111/a uyarınca
yasal alt sınır 2.000.000 TL'nin %90'ı olan 1.800.000 TL (ve artı dosya
masrafları) olduğundan, anlaşılan 1.900.000 TL bedel kanuni şarta uygundur. C,
bu parayı 15 günlük süre içinde icra dosyasına yatırır. İcra mahkemesi dosyayı
inceler, satışı onaylar, mülkiyet C'ye geçer ve dairedeki tüm hacizler fek
edilir (kaldırılır).
(kurmaca senaryo) Borçlu D'ye ait aracın değeri 1.000.000 TL olarak takdir
edilmiştir. Aracın üzerinde E Bankasının 950.000 TL'lik rüçhanlı (öncelikli)
rehin hakkı bulunmaktadır. Borçlu D rızaen satış yetkisi almış ve aracı F'ye
910.000 TL'ye (muhammen bedelin %90'ı olan 900.000 TL'yi geçtiği düşüncesiyle)
satmak üzere anlaşmıştır. F parayı dosyaya yatırır. Ancak icra mahkemesi,
yasanın "rüçhanlı alacakların toplamından hangisi fazla ise o miktar
geçerlidir" kuralı gereği, alt sınırın 950.000 TL (rehin bedeli) + masraflar
olması gerektiğini tespit eder. Anlaşılan bedel bu alt sınırın altında kaldığı
için icra mahkemesi rızai satışı reddeder ve yatırılan parayı F'ye iade eder.
Cebri satış süreci kaldığı yerden devam eder.
6. Pratik Uygulama Notları
Borçlu vekilliği yapan meslektaşların, rızaen satış kurumunu işletebilmeleri
için "kıymet takdirinin tebliği" aşamasında çok uyanık olmaları şarttır.
Tebliğden itibaren 7 günlük hak düşürücü süre kaçırılırsa, borçlunun artık bu
yetkiyi talep etme hakkı kalmaz. Alacaklı vekilleri ise, borçlunun bulduğu
alıcının yatırdığı bedelin, o güne kadar yapılan tebligat, bilirkişi, ilan,
muhafaza ve vekâlet ücreti gibi "tüm takip masraflarını" karşılayıp
karşılamadığını dosya hesabından titizlikle kontrol etmelidir. Talih Uyar,
İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, borçlu ile anlaşan alıcının belirlenen
bedeli mutlaka "borçluya verilen 15 günlük yasal mühlet içinde" doğrudan icra
dairesinin banka hesabına (dosyaya) nakden yatırması gerektiğini, taraflar
arasındaki harici sözleşmelerin veya sonradan yapılacak ödeme vaatlerinin icra
müdürünce ve icra mahkemesince kesinlikle dikkate alınmayacağını meslektaşlara
önemle hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun borçluya kendi malını gerçek değerinden satma imkânı tanıyarak
"mülkiyetin korunması" ve "ahde vefa" ilkelerine saygı göstermesi felsefi
olarak çok ileri ve isabetli bir adımdır. Ancak maddenin lafzı ve içerdiği
süreler, özellikle gayrimenkul satışlarında gayri pragmatiktir
(uygulanabilirlikten uzaktır). Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde,
borçluya alıcı bulması, alıcının bankadan konut kredisi veya finansman
ayarlaması ve milyonlarca liralık bedeli dosyaya nakden yatırması için tanınan
"on beş günlük" sürenin gerçek piyasa koşullarında son derece yetersiz
olduğunu; bu sürenin darlığı sebebiyle iyi niyetli birçok rızai satış
girişiminin akamete uğradığını eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmektedir.
Ayrıca, açık artırmada (e-satışta) %50 değer üzerinden mal alabilme ihtimali
varken, piyasadaki bir yatırımcının rızai satışla aynı mala en az %90 bedel
ödemeye ikna edilmesinin yarattığı ekonomik tezat, müessesenin işlerliğini
ciddi şekilde zedelemektedir. Sürenin en az 30 veya 45 güne çıkarılması ve
konut kredisi teminat mektuplarının da nakit ödeme yerine kabul edilebileceği
yönünde bir ikincil mevzuat düzenlemesi yapılması zaruridir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 111/a maddesi, 2021 yılında 7343 sayılı Kanun ile icra hukukumuza dâhil edilen ve cebri icra sistematiğinde adeta bir paradigma değişikliği yaratan "borçluya rızaen satış yetkisi verilmesi" müessesesini düzenlemektedir. Geleneksel icra hukukunda, haczedilen mallar devlet eliyle (icra dairesince) ve çoğunlukla gerçek piyasa değerinin çok altındaki bedellerle (muhammen bedelin %50'si üzerinden başlayan ihalelerle) satılmaktaydı. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile borçlunun mülkiyet hakkını korumayı, malın piyasa rayiç değerine en yakın bedelle satılmasını teşvik etmeyi ve dolayısıyla hem borçlunun borç yükünden en az zararla kurtulmasını hem de alacaklının alacağına daha yüksek oranda kavuşmasını amaçladığını ifade etmektedir. Bu kurum, cebri icranın katı kuralları arasına serbest piyasa dinamiklerinin ve rıziliğin (sözleşme serbestisinin) entegre edildiği modern bir tahsilat yöntemidir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 111/a, her şeyden önce hacizli malların değerinin belirlenmesini düzenleyen İİK m. 87 ve m. 128/a (Kıymet Takdiri) hükümleriyle kopmaz bir usuli bağa sahiptir; zira kıymet takdiri kesinleşmeden rızaen satış süreci (15 günlük süre) başlatılamaz. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, bu maddenin özel hukuk sözleşmeleri (satım akdi) ile icra hukukunun kamusal yetkilerini sentezlediğini, alıcı ile borçlu arasındaki anlaşmanın ancak icra mahkemesinin vereceği "onay kararı" ile ayni bir etki (mülkiyetin devri) doğurabilen yenilik doğurucu (inşai) bir işlem niteliği taşıdığını belirtmektedir. Ayrıca maddedeki, rızaen satış prosedürü boyunca İİK m. 106'da düzenlenen "alacaklının satış isteme süresinin işlemeyeceği" kuralı, sürelerin durması ve haczin düşmesinin önlenmesi bakımından sistematik bir güvence normudur.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Borçlu A'nın dairesine alacaklı B tarafından haciz konulmuş ve kıymet takdiri yapılarak dairenin değeri 2.000.000 TL olarak belirlenmiştir. Daire üzerinde başkaca bir rehin veya haciz yoktur. A, kıymet takdiri raporunu tebliğ aldığı tarihten itibaren 5. gün icra dairesine başvurarak rızaen satış yetkisi ister. Kıymet takdiri kesinleşince icra müdürü A'ya 15 gün süre verir. A, daireyi almak isteyen C ile 1.900.000 TL'ye anlaşır. İİK m. 111/a uyarınca yasal alt sınır 2.000.000 TL'nin %90'ı olan 1.800.000 TL (ve artı dosya masrafları) olduğundan, anlaşılan 1.900.000 TL bedel kanuni şarta uygundur. C, bu parayı 15 günlük süre içinde icra dosyasına yatırır. İcra mahkemesi dosyayı inceler, satışı onaylar, mülkiyet C'ye geçer ve dairedeki tüm hacizler fek edilir (kaldırılır).
(kurmaca senaryo) Borçlu D'ye ait aracın değeri 1.000.000 TL olarak takdir edilmiştir. Aracın üzerinde E Bankasının 950.000 TL'lik rüçhanlı (öncelikli) rehin hakkı bulunmaktadır. Borçlu D rızaen satış yetkisi almış ve aracı F'ye 910.000 TL'ye (muhammen bedelin %90'ı olan 900.000 TL'yi geçtiği düşüncesiyle) satmak üzere anlaşmıştır. F parayı dosyaya yatırır. Ancak icra mahkemesi, yasanın "rüçhanlı alacakların toplamından hangisi fazla ise o miktar geçerlidir" kuralı gereği, alt sınırın 950.000 TL (rehin bedeli) + masraflar olması gerektiğini tespit eder. Anlaşılan bedel bu alt sınırın altında kaldığı için icra mahkemesi rızai satışı reddeder ve yatırılan parayı F'ye iade eder. Cebri satış süreci kaldığı yerden devam eder.
6. Pratik Uygulama Notları
Borçlu vekilliği yapan meslektaşların, rızaen satış kurumunu işletebilmeleri için "kıymet takdirinin tebliği" aşamasında çok uyanık olmaları şarttır. Tebliğden itibaren 7 günlük hak düşürücü süre kaçırılırsa, borçlunun artık bu yetkiyi talep etme hakkı kalmaz. Alacaklı vekilleri ise, borçlunun bulduğu alıcının yatırdığı bedelin, o güne kadar yapılan tebligat, bilirkişi, ilan, muhafaza ve vekâlet ücreti gibi "tüm takip masraflarını" karşılayıp karşılamadığını dosya hesabından titizlikle kontrol etmelidir. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, borçlu ile anlaşan alıcının belirlenen bedeli mutlaka "borçluya verilen 15 günlük yasal mühlet içinde" doğrudan icra dairesinin banka hesabına (dosyaya) nakden yatırması gerektiğini, taraflar arasındaki harici sözleşmelerin veya sonradan yapılacak ödeme vaatlerinin icra müdürünce ve icra mahkemesince kesinlikle dikkate alınmayacağını meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun borçluya kendi malını gerçek değerinden satma imkânı tanıyarak "mülkiyetin korunması" ve "ahde vefa" ilkelerine saygı göstermesi felsefi olarak çok ileri ve isabetli bir adımdır. Ancak maddenin lafzı ve içerdiği süreler, özellikle gayrimenkul satışlarında gayri pragmatiktir (uygulanabilirlikten uzaktır). Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, borçluya alıcı bulması, alıcının bankadan konut kredisi veya finansman ayarlaması ve milyonlarca liralık bedeli dosyaya nakden yatırması için tanınan "on beş günlük" sürenin gerçek piyasa koşullarında son derece yetersiz olduğunu; bu sürenin darlığı sebebiyle iyi niyetli birçok rızai satış girişiminin akamete uğradığını eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmektedir. Ayrıca, açık artırmada (e-satışta) %50 değer üzerinden mal alabilme ihtimali varken, piyasadaki bir yatırımcının rızai satışla aynı mala en az %90 bedel ödemeye ikna edilmesinin yarattığı ekonomik tezat, müessesenin işlerliğini ciddi şekilde zedelemektedir. Sürenin en az 30 veya 45 güne çıkarılması ve konut kredisi teminat mektuplarının da nakit ödeme yerine kabul edilebileceği yönünde bir ikincil mevzuat düzenlemesi yapılması zaruridir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)