1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 110. maddesi, cebri icra sürecinde alacaklının
hareketsiz kalmasının en ağır usuli yaptırımını, yani "haczin düşmesini
(kalkmasını)" düzenleyen temel kuraldır. İcra hukukunda haciz, borçlunun
malvarlığına sonsuza dek el koyma amacı taşımaz; nihai hedef malın paraya
çevrilerek alacağın tahsil edilmesidir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde,
kanun koyucunun bu madde ile borçlunun mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlamanın
makul ve kanuni bir süreyle sınırlandırılmasını amaçladığını, alacaklının
süresi içinde satış istememesi halinde borçlunun mallarının yersiz yere hacizli
kalmasının önüne geçildiğini ifade etmektedir. Hüküm, icra takiplerinin
sürüncemede bırakılmasını engelleyen bir tasfiye mekanizmasıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Kanuni Müddet İçinde Satışın İstenmemesi: İİK m. 106'da belirlenen (ve
2021 değişikliği ile her mal için 1 yıl olarak eşitlenen) süre zarfında,
alacaklının malın ihaleye çıkarılmasını usulüne uygun ve masrafını peşin
yatırarak talep etmemesi durumudur. Bu sürenin geçmesiyle haciz "kendiliğinden"
(kanun gereği) kalkar.
- Talebin Geri Alınması (Vazgeçme): Alacaklının, daha önce usulüne uygun
olarak yaptığı satış talebinden feragat etmesidir. Kanun, satış aşamasını
oyuncak haline getirmemek için bu geri alma hakkını "bir defa" ile
sınırlandırmıştır.
- Sicili Tutan İdarenin Terkin İşlemi: Tapu, trafik veya gemi sicili gibi
resmi kayıtlarda yer alan haciz şerhlerinin, sürenin dolması üzerine icra
dairesiyle yapılacak yazışma sonucunda (veya UYAP entegrasyonuyla) sicil
müdürlüğünce silinmesidir.
- Giderlerden Sorumluluk: Haczin süresinde satış istenmemesi sebebiyle
düşmesine neden olan (ihmalkâr davranan) alacaklının, o malın haczi, çekici
masrafı ve yediemin ücreti gibi muhafaza giderlerini borçluya yansıtamayacağı,
bu bedelleri bizzat kendi cebinden karşılayacağı kuralıdır.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 110 hükmü, satış isteme sürelerini ve giderlerin yatırılmasını zorunlu
kılan İİK m. 106 ile ayrılmaz bir "sebep-sonuç" ilişkisi içindedir. M. 106 bir
yükümlülük getirirken, m. 110 bu yükümlülüğe uyulmamasının müeyyidesini
(yaptırımını) gösterir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas
Hukuku çalışmasında, 2021 yılında yapılan yasal değişiklikle (7343 s. Kanun)
masrafların yatırılmamasına ilişkin yaptırımın İİK m. 106 bünyesine
taşındığını, m. 110'un ise doğrudan doğruya sürenin kaçırılması veya talebin
geri alınması hallerine özgülendiğini belirterek, bu iki maddenin icra
hukukunda paraya çevirme aşamasının anayasası niteliğinde olduğunu
vurgulamaktadır. Ayrıca, giderlerden alacaklının sorumlu tutulması, "haksız
takip masraflarından borçlu sorumlu tutulamaz" temel ilkesi (İİK m. 59) ile tam
bir sistematik uyum içindedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A'nın talebi üzerine, borçlu B'nin adına kayıtlı
araca 1 Ocak tarihinde yakalamalı haciz konulmuş ve araç yediemin otoparkına
çekilmiştir. Alacaklı A, borçlu B ile haricen anlaşma umuduyla 1 yıl boyunca
(bir sonraki yılın 1 Ocak tarihine kadar) satış talebinde bulunmamıştır. İİK m.
110 uyarınca araç üzerindeki haciz 2 Ocak itibarıyla kendiliğinden kalkar.
Üstelik araç otoparkta 1 yıl boyunca yattığı için biriken devasa yediemin ve
çekici ücretinden, haczin düşmesine sebebiyet veren alacaklı A sorumlu olur ve
bu masrafları borçlu B'den talep edemez.
(kurmaca senaryo) Alacaklı C, borçlu D'nin taşınmazına haciz koydurmuş ve 5.
ayda usulüne uygun şekilde satış masraflarını da yatırarak satışı talep
etmiştir. Borçlu D, borcun yarısını ödeyerek satışın durdurulmasını rica etmiş,
C de "satış talebini" geri almıştır. Ancak D kalan borcu ödememiştir. C, haciz
tarihinden itibaren 1 yıllık süre dolmadan 11. ayda yeniden satış talep
edebilir. Zira İİK m. 110'a göre satış talebi bir defaya mahsus geri alınabilir
ve kanuni süre (1 yıl) içinde yenilenebilir. Ancak C bu ikinci talebini de geri
alırsa, hakkını tüketmiş olur ve haciz düşer.
6. Pratik Uygulama Notları
Bir avukat olarak mesleki sorumluluğun (malpraktis) en çok doğduğu yer İİK m.
110 uyarınca "haczin düşürülmesi" durumudur. Alacaklı vekilleri, UYAP üzerinden
e-haciz koydukları veya fiilen muhafaza altına aldıkları malların 1 yıllık
satış isteme sürelerini ajandalarına çok dikkatli işlemelidir. Talih Uyar,
İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, sürenin geçmesiyle haczin kanun gereği
(ex lege) ve kendiliğinden kalktığını, icra müdürünün haczin kalktığına dair
sonradan vereceği kararın kurucu değil, sadece durumu tespit edici (açıklayıcı)
bir işlem olduğunu, bu nedenle 1 yıl 1 gün geçtikten sonra yatırılacak satış
avansının düşmüş bir haczi asla diriltemeyeceğini meslektaşlara önemle
hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 110 hükmü, kâğıt üzerinde borçlunun mülkiyet hakkını koruyan güçlü bir
usul kuralı olsa da, uygulamanın dijitalleşme hızı bu kuralın fiili işleyişinin
gerisinde kalmaktadır. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca resmi sicile kayıtlı
malların haczinin kalktığı "icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda"
tespit edilmekte ve terkin edilmektedir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku
eserinde, UYAP gibi muazzam bir bilişim ağının bulunduğu günümüzde, 1 yıllık
satış süresi dolan hacizlerin sicillerden (Tapu, TAKBİS, POLNET) otomatik
olarak silinmesi gerektiğini; uygulamada icra dairelerinin veya borçluların
"müzekkere" yazmayı unutması sebebiyle hukuken düşmüş (ölmüş) on binlerce
"hayalet haczin" hala sicillerde görünmeye devam ettiğini haklı olarak
eleştirmektedir. Hukuken kalkmış bir haczin, sırf bürokratik hantallık
sebebiyle sicilde görünmeye devam etmesi mülkiyet hakkının fiili bir ihlalidir;
sistem süre dolduğunda haczi sicilden anında ve otomatik olarak terkin edecek
şekilde programlanmalıdır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 110. maddesi, cebri icra sürecinde alacaklının hareketsiz kalmasının en ağır usuli yaptırımını, yani "haczin düşmesini (kalkmasını)" düzenleyen temel kuraldır. İcra hukukunda haciz, borçlunun malvarlığına sonsuza dek el koyma amacı taşımaz; nihai hedef malın paraya çevrilerek alacağın tahsil edilmesidir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile borçlunun mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlamanın makul ve kanuni bir süreyle sınırlandırılmasını amaçladığını, alacaklının süresi içinde satış istememesi halinde borçlunun mallarının yersiz yere hacizli kalmasının önüne geçildiğini ifade etmektedir. Hüküm, icra takiplerinin sürüncemede bırakılmasını engelleyen bir tasfiye mekanizmasıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 110 hükmü, satış isteme sürelerini ve giderlerin yatırılmasını zorunlu kılan İİK m. 106 ile ayrılmaz bir "sebep-sonuç" ilişkisi içindedir. M. 106 bir yükümlülük getirirken, m. 110 bu yükümlülüğe uyulmamasının müeyyidesini (yaptırımını) gösterir. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, 2021 yılında yapılan yasal değişiklikle (7343 s. Kanun) masrafların yatırılmamasına ilişkin yaptırımın İİK m. 106 bünyesine taşındığını, m. 110'un ise doğrudan doğruya sürenin kaçırılması veya talebin geri alınması hallerine özgülendiğini belirterek, bu iki maddenin icra hukukunda paraya çevirme aşamasının anayasası niteliğinde olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca, giderlerden alacaklının sorumlu tutulması, "haksız takip masraflarından borçlu sorumlu tutulamaz" temel ilkesi (İİK m. 59) ile tam bir sistematik uyum içindedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacaklı A'nın talebi üzerine, borçlu B'nin adına kayıtlı araca 1 Ocak tarihinde yakalamalı haciz konulmuş ve araç yediemin otoparkına çekilmiştir. Alacaklı A, borçlu B ile haricen anlaşma umuduyla 1 yıl boyunca (bir sonraki yılın 1 Ocak tarihine kadar) satış talebinde bulunmamıştır. İİK m. 110 uyarınca araç üzerindeki haciz 2 Ocak itibarıyla kendiliğinden kalkar. Üstelik araç otoparkta 1 yıl boyunca yattığı için biriken devasa yediemin ve çekici ücretinden, haczin düşmesine sebebiyet veren alacaklı A sorumlu olur ve bu masrafları borçlu B'den talep edemez.
(kurmaca senaryo) Alacaklı C, borçlu D'nin taşınmazına haciz koydurmuş ve 5. ayda usulüne uygun şekilde satış masraflarını da yatırarak satışı talep etmiştir. Borçlu D, borcun yarısını ödeyerek satışın durdurulmasını rica etmiş, C de "satış talebini" geri almıştır. Ancak D kalan borcu ödememiştir. C, haciz tarihinden itibaren 1 yıllık süre dolmadan 11. ayda yeniden satış talep edebilir. Zira İİK m. 110'a göre satış talebi bir defaya mahsus geri alınabilir ve kanuni süre (1 yıl) içinde yenilenebilir. Ancak C bu ikinci talebini de geri alırsa, hakkını tüketmiş olur ve haciz düşer.
6. Pratik Uygulama Notları
Bir avukat olarak mesleki sorumluluğun (malpraktis) en çok doğduğu yer İİK m. 110 uyarınca "haczin düşürülmesi" durumudur. Alacaklı vekilleri, UYAP üzerinden e-haciz koydukları veya fiilen muhafaza altına aldıkları malların 1 yıllık satış isteme sürelerini ajandalarına çok dikkatli işlemelidir. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, sürenin geçmesiyle haczin kanun gereği (ex lege) ve kendiliğinden kalktığını, icra müdürünün haczin kalktığına dair sonradan vereceği kararın kurucu değil, sadece durumu tespit edici (açıklayıcı) bir işlem olduğunu, bu nedenle 1 yıl 1 gün geçtikten sonra yatırılacak satış avansının düşmüş bir haczi asla diriltemeyeceğini meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 110 hükmü, kâğıt üzerinde borçlunun mülkiyet hakkını koruyan güçlü bir usul kuralı olsa da, uygulamanın dijitalleşme hızı bu kuralın fiili işleyişinin gerisinde kalmaktadır. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca resmi sicile kayıtlı malların haczinin kalktığı "icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda" tespit edilmekte ve terkin edilmektedir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, UYAP gibi muazzam bir bilişim ağının bulunduğu günümüzde, 1 yıllık satış süresi dolan hacizlerin sicillerden (Tapu, TAKBİS, POLNET) otomatik olarak silinmesi gerektiğini; uygulamada icra dairelerinin veya borçluların "müzekkere" yazmayı unutması sebebiyle hukuken düşmüş (ölmüş) on binlerce "hayalet haczin" hala sicillerde görünmeye devam ettiğini haklı olarak eleştirmektedir. Hukuken kalkmış bir haczin, sırf bürokratik hantallık sebebiyle sicilde görünmeye devam etmesi mülkiyet hakkının fiili bir ihlalidir; sistem süre dolduğunda haczi sicilden anında ve otomatik olarak terkin edecek şekilde programlanmalıdır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)