1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 107. maddesi, cebri icra sürecinin "paraya
çevirme" (satış) safhasında alacaklıların aktif dava ehliyetini, yani satışı
talep etme hakkının kimlere ait olduğunu düzenleyen usul hükmüdür. İcra
hukukunda bir mal üzerine birden fazla alacaklı tarafından haciz konulması ve
"dereceler" (sıralar) oluşması oldukça yaygındır. Kanun koyucu, ilk haczi
koyduran alacaklının (birinci derecenin) pasif kalarak veya borçluyla gizli bir
anlaşma yaparak malın satılmasını engellemesini ve diğer alacaklıları mağdur
etmesini önlemek amacıyla bu hükmü getirmiştir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku
eserinde, bu maddenin icra takibinde tekelciliği kırdığını, hacze iştirak eden
veya alt sıralarda yer alan her alacaklıya bağımsız bir "satış isteme hakkı"
tanıyarak paraya çevirme sürecini güvence altına aldığını ifade etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Mensup Olduğu Derece Namına: Satış talebinde bulunan bir alacaklının,
işlemi sadece kendi şahsı için değil, aynı iştirak derecesinde (aynı sırada)
bulunduğu tüm alacaklılar adına yapmış sayılmasıdır. Bu taleple birlikte o
derecedeki herkes için satış süresi kesilmiş ve işlem başlamış olur.
- Evvelki Dereceden Artacak Bedeller İçin Muteber Haciz: İİK m. 100'deki
sıkı şartları (mukaddem tarihli resmi belge vb.) taşımadığı için ilk hacze aynı
derecede iştirak edemeyen, ancak "ikinci, üçüncü" derece olarak sıraya giren
alacaklıların durumudur. Bu alacaklılar, ancak üst sıradakiler alacağını
tamamen aldıktan sonra artan bir para olursa tatmin edilebilirler.
- Satış İsteme Hakkının Bağımsızlığı: Birinci derecedeki alacaklının
satışı talep etmesini beklemeksizin, alt sıradaki alacaklıların da kendi
inisiyatifleriyle satış avansını yatırıp ihaleyi başlatabilmesidir.
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 107 hükmü, doğrudan doğruya hacze iştirak derecelerini düzenleyen İİK m.
100 ve satış isteme sürelerini düzenleyen İİK m. 106 ile organik bir bütünlük
içindedir. M. 100 ile oluşturulan sıranın (derecenin) paraya çevirme
aşamasındaki işleyişi m. 107 ile sağlanır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan,
İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, alt sıradaki alacaklıya satış isteme hakkı
verilmesinin, İİK m. 110'da düzenlenen "süresinde satış istenmemesi sebebiyle
haczin düşmesi" tehlikesine karşı diğer alacaklıları koruyan yegâne usuli
emniyet sübabı olduğunu belirtmektedir. Ayrıca bu madde, paraların
paylaştırılması aşamasını düzenleyen İİK m. 138 ve m. 140 (Sıra Cetveli)
müesseselerinin de öncül (hazırlayıcı) normudur.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Borçlu A'nın arsası üzerine, alacaklı B birinci sıradan,
alacaklı C ise ikinci sıradan (evvelki dereceden artacak bedel için) haciz
koydurmuştur. Alacaklı B, borçlu A ile şifahi olarak anlaşmış ve haczin
düşmesine (1 yıl dolmasına) ramak kalmasına rağmen satış masraflarını
yatırmayıp ihaleyi talep etmemiştir. İkinci sıradaki alacaklı C, B'nin keyfini
beklemek zorunda değildir. C, İİK m. 107 uyarınca satış avansını icra dairesine
yatırarak arsanın satışını ister. Arsa satılır, para icra kasasına girer; önce
birinci sıradaki B'nin alacağı ödenir, artan para (ikinci derece namına satışı
isteyen) C'ye verilir.
(kurmaca senaryo) Alacaklı D ve E, borçlu F'nin aynı banka hesabındaki
paraya/aracına aynı derecede (birlikte) iştirak etmişlerdir. İkisi de birinci
sıradadır. Alacaklı D vefat etmiş ve mirasçıları dosyayı uzun süre takipsiz
bırakmıştır. Alacaklı E, mensup olduğu derece (birinci derece) namına İİK m.
107 gereği aracın satışını talep eder. Satış gerçekleştiğinde bedel, D ve E
arasında alacakları oranında garameten paylaştırılır; D'nin hareketsiz kalması
satışı engellemez.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada meslektaşların karşılaştığı en stratejik durumlardan biri "alt
sıradan hacizli" dosyaların akıbetidir. Eğer müvekkilinizin alacağı 2. veya 3.
sırada yer alıyorsa ve satılacak malın değeri (kıymet takdiri) üst sıradaki
dosyaları kapattıktan sonra müvekkilinize de para bırakacak kadar yüksekse, ilk
haciz alacaklısının satışı istemesini beklemek büyük bir hatadır. Talih Uyar,
İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, alt derece alacaklılarının vekillerinin
dosyayı atıl bırakmak yerine İİK m. 107'nin verdiği yetkiyi derhal kullanarak
kıymet takdiri ve satış avansını bizzat yatırmaları gerektiğini, aksi takdirde
haczin düşme süresinin dolabileceğini meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır.
Alt sıradaki alacaklı satışı istese dahi, yaptığı bu satış ve muhafaza
masrafları İİK m. 138 gereği tüm alacaklılardan önce "öncelikli masraf" olarak
kendisine iade edileceği için, satış istemenin maddi bir zararı/riski yoktur.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 107, hukuki tekelciliği önleme ve alt sıradaki alacaklıya inisiyatif
verme açısından teorik olarak son derece adil ve mantıklı bir düzenlemedir.
Ancak bu teorik hak, uygulamada karşılaşılan ekonomik gerçeklerle (İİK m. 106
ve m. 138 ile birlikte okunduğunda) adeta bir paradoksa dönüşmektedir. Ejder
Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, alt sıradaki bir alacaklıya satışı
isteme hakkı verilmesinin güzel olduğunu, ancak yüz binlerce liralık satış ve
muhafaza avansını peşin yatırmak zorunda kalan (m. 106) alt sıra alacaklısının,
satış sonucu elde edilen paranın tamamen birinci sıradaki alacaklıya (bankaya
veya rehin sahibine) gitmesini izlemek zorunda kalmasının usul ekonomisi ve
hakkaniyetle çeliştiğini eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmektedir. Zira alt
sıradaki alacaklı, çoğu zaman birinci sıradakinin tahsilat yapması için kendi
cebinden masraf yapan bir "gönüllü finansör" konumuna düşmektedir. Kanun
koyucunun, alt derece alacaklıları tarafından istenen satışlarda avans yükünü
hafifletecek veya üst sıradaki alacaklıları da masrafa ortak edecek dengeleyici
bir rücu mekanizması kurması gereklidir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 107. maddesi, cebri icra sürecinin "paraya çevirme" (satış) safhasında alacaklıların aktif dava ehliyetini, yani satışı talep etme hakkının kimlere ait olduğunu düzenleyen usul hükmüdür. İcra hukukunda bir mal üzerine birden fazla alacaklı tarafından haciz konulması ve "dereceler" (sıralar) oluşması oldukça yaygındır. Kanun koyucu, ilk haczi koyduran alacaklının (birinci derecenin) pasif kalarak veya borçluyla gizli bir anlaşma yaparak malın satılmasını engellemesini ve diğer alacaklıları mağdur etmesini önlemek amacıyla bu hükmü getirmiştir. Kuru, İcra ve İflas Hukuku eserinde, bu maddenin icra takibinde tekelciliği kırdığını, hacze iştirak eden veya alt sıralarda yer alan her alacaklıya bağımsız bir "satış isteme hakkı" tanıyarak paraya çevirme sürecini güvence altına aldığını ifade etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
İİK m. 107 hükmü, doğrudan doğruya hacze iştirak derecelerini düzenleyen İİK m. 100 ve satış isteme sürelerini düzenleyen İİK m. 106 ile organik bir bütünlük içindedir. M. 100 ile oluşturulan sıranın (derecenin) paraya çevirme aşamasındaki işleyişi m. 107 ile sağlanır. Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan, İcra ve İflas Hukuku çalışmasında, alt sıradaki alacaklıya satış isteme hakkı verilmesinin, İİK m. 110'da düzenlenen "süresinde satış istenmemesi sebebiyle haczin düşmesi" tehlikesine karşı diğer alacaklıları koruyan yegâne usuli emniyet sübabı olduğunu belirtmektedir. Ayrıca bu madde, paraların paylaştırılması aşamasını düzenleyen İİK m. 138 ve m. 140 (Sıra Cetveli) müesseselerinin de öncül (hazırlayıcı) normudur.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Borçlu A'nın arsası üzerine, alacaklı B birinci sıradan, alacaklı C ise ikinci sıradan (evvelki dereceden artacak bedel için) haciz koydurmuştur. Alacaklı B, borçlu A ile şifahi olarak anlaşmış ve haczin düşmesine (1 yıl dolmasına) ramak kalmasına rağmen satış masraflarını yatırmayıp ihaleyi talep etmemiştir. İkinci sıradaki alacaklı C, B'nin keyfini beklemek zorunda değildir. C, İİK m. 107 uyarınca satış avansını icra dairesine yatırarak arsanın satışını ister. Arsa satılır, para icra kasasına girer; önce birinci sıradaki B'nin alacağı ödenir, artan para (ikinci derece namına satışı isteyen) C'ye verilir.
(kurmaca senaryo) Alacaklı D ve E, borçlu F'nin aynı banka hesabındaki paraya/aracına aynı derecede (birlikte) iştirak etmişlerdir. İkisi de birinci sıradadır. Alacaklı D vefat etmiş ve mirasçıları dosyayı uzun süre takipsiz bırakmıştır. Alacaklı E, mensup olduğu derece (birinci derece) namına İİK m. 107 gereği aracın satışını talep eder. Satış gerçekleştiğinde bedel, D ve E arasında alacakları oranında garameten paylaştırılır; D'nin hareketsiz kalması satışı engellemez.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada meslektaşların karşılaştığı en stratejik durumlardan biri "alt sıradan hacizli" dosyaların akıbetidir. Eğer müvekkilinizin alacağı 2. veya 3. sırada yer alıyorsa ve satılacak malın değeri (kıymet takdiri) üst sıradaki dosyaları kapattıktan sonra müvekkilinize de para bırakacak kadar yüksekse, ilk haciz alacaklısının satışı istemesini beklemek büyük bir hatadır. Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi eserinde, alt derece alacaklılarının vekillerinin dosyayı atıl bırakmak yerine İİK m. 107'nin verdiği yetkiyi derhal kullanarak kıymet takdiri ve satış avansını bizzat yatırmaları gerektiğini, aksi takdirde haczin düşme süresinin dolabileceğini meslektaşlara önemle hatırlatmaktadır. Alt sıradaki alacaklı satışı istese dahi, yaptığı bu satış ve muhafaza masrafları İİK m. 138 gereği tüm alacaklılardan önce "öncelikli masraf" olarak kendisine iade edileceği için, satış istemenin maddi bir zararı/riski yoktur.
7. Eleştirel Değerlendirme
İİK m. 107, hukuki tekelciliği önleme ve alt sıradaki alacaklıya inisiyatif verme açısından teorik olarak son derece adil ve mantıklı bir düzenlemedir. Ancak bu teorik hak, uygulamada karşılaşılan ekonomik gerçeklerle (İİK m. 106 ve m. 138 ile birlikte okunduğunda) adeta bir paradoksa dönüşmektedir. Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku eserinde, alt sıradaki bir alacaklıya satışı isteme hakkı verilmesinin güzel olduğunu, ancak yüz binlerce liralık satış ve muhafaza avansını peşin yatırmak zorunda kalan (m. 106) alt sıra alacaklısının, satış sonucu elde edilen paranın tamamen birinci sıradaki alacaklıya (bankaya veya rehin sahibine) gitmesini izlemek zorunda kalmasının usul ekonomisi ve hakkaniyetle çeliştiğini eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmektedir. Zira alt sıradaki alacaklı, çoğu zaman birinci sıradakinin tahsilat yapması için kendi cebinden masraf yapan bir "gönüllü finansör" konumuna düşmektedir. Kanun koyucunun, alt derece alacaklıları tarafından istenen satışlarda avans yükünü hafifletecek veya üst sıradaki alacaklıları da masrafa ortak edecek dengeleyici bir rücu mekanizması kurması gereklidir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)